Connect with us

Sağlık

ABD’de maymun çiçeği nedeniyle halk sağlığı acil durumu ilan edildi

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), 23 Temmuz’da maymun çiçeği virüsü nedeniyle Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) ilan etmesinin ardından ABD’de maymun çiçeği virüsü salgını nedeniyle halk sağlığı acil durumu ilan etti.
ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanı Xavier Becerra yaptığı açıklamada, maymun çiçeği virüsü salgını nedeniyle ABD’de halk sağlığı acil durumu ilan edildiğini duyurarak, “Bu virüsle mücadelede bir sonraki seviyeye hazırız. Her Amerikalıyı maymun çiçeğini ciddiye almaya ve bu virüsle mücadele etmemize yardımcı olmak için sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.

Acil durumun ilan edilmesi ile virüs ile mücadelede acil durum fonlarına erişim kolaylaşacak, sağlık kurumlarının vakalar ve aşılar hakkında daha fazla veri toplamasına izin verilecek ve aşı dağıtımı hızlandırılacak. ABD’de maymun çiçeği vakaları 6 bin 600’ü aşarken, hastaların neredeyse tamamı erkeklerden oluşuyor. ABD’deki vakaların 4’de 1’i New York eyaletinde bulunurken, California ve Illinois, geçtiğimiz pazartesi günü maymun çiçeği nedeniyle acil durum ilan etmişti.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, bu yıl dünya çapında en az 26 bin 200 maymun çiçeği vakası tespit edildi. ABD’de maymun çiçeği tespit edilen vakaların ortalama yaşın 35 olduğu ifade edilerek, şu ana kadar ABD’de 5 çocukta virüsün tespit edildiği aktarıldı.

Rumico

Advertisement

Sağlık

Romatoid artrit hakkında doğru sanılan 12 hatalı bilgi

Türkiye’de her yüz kişiden 1’ini etkisi altına alan romatoid artrit genellikle el ve ayaklardaki küçük eklemleri tutsa da diz, omuz ve kalça gibi büyük eklemler de sıklıkla hastalık tablosuna ekleniyor. Kronik bir hastalık olan romatoid artrit tedavi edilmediğinde eklemlerde şekil ve fonksiyon kaybı gelişebiliyor. Uzun süre tedavisiz kalan hastalar eklemlerde oluşan kalıcı hasarlar nedeniyle günlük işlerini dahi yapmalarını önleyebilecek şiddetle gelişebilen ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi ciddi sorunlarla baş etmek zorunda kalabiliyor. Bu nedenle erken dönemde tanı konulması ve uygun tedavisi romatoid artrit hastalığında son derece önem taşıyor.Toplumdaki yaygın inanışın aksine, günümüzde yaşanan tıbbi gelişmeler sayesinde erken tanı ile tedavi uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor ve hastalık kontrol altına alınabiliyor. Ancak toplumda romatoid artrit hakkında doğru bilinen bazı hatalı bilgiler var ki tedaviden etkin sonuç alınmasını önleyebiliyor. Romatoid artrit hakkında doğru sanılan 12 hatalı bilgiyi Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak açıkladı:

1- Romatoid artrit sadece ileri yaşta görülür

DOĞRUSU:Toplumdaki yaygın inanışın aksine, romatoid artrit sadece ileri yaşta görülmüyor. En sık 30-50 yaş aralığında gelişmekle birlikte çocukluk dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunu etkileyebiliyor.

2-Eklemlerde mutlaka şekil bozukluğu gelişir

DOĞRUSU:Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, tedaviye erken başlandığında ve hastanın tedavisini düzenli alması durumunda romatoid artrit hastalığında eklemlerde şekil ve fonksiyon kaybı görülmediğini belirterek, “Ancak özellikle tedavisi gecikmiş hastalarda kalıcı şekil ve fonksiyon kayıpları oluşabiliyor” diyor.

Advertisement

3- omatoid artrit kalıtsaldır

DOĞRUSU:Romatoid artritte bazı genetik değişimler hastalığa yatkınlık oluşturuyor. Ancak aile içinde hastalık görülme oranı artsa da, romatoid artrit hastadan çocuğuna doğrudan geçmiyor.

4- Özel diyetler ve takviyelerle düzelir

DOĞRUSU:Romatoid artrit sadece bazı özel diyetlerle düzelen bir hastalık değil. Ancak tedavilerin yanında hastaların klinik durumu ve ek hastalıkları göz önüne alınarak diyette yapılan bazı düzenlemeler ve takviyeler semptomların hafiflemesinde fayda sağlıyor.

5-Sadece ilaç kullanmak yeterlidir

Advertisement

DOĞRUSU:“Romatoid artritte tanı konulduğu anda medikal tedavi başlanmalı” uyarısında bulunan Dr. Esra Dilşat Bayrak, “İlaç tedavisinin yanı sıra hastalığı tetikleyecek ve tedaviyi olumsuz etkileyecek faktörlere de dikkat edilmeli. Sigara mutlaka bırakılmalı, uygun diyet ve egzersize başlanmalı” diyor.

6- Kovid aşısı romatoid artriti kötüleştirir

DOĞRUSU:Yapılan çalışmalarda Kovid aşılarının romatizmal hastalıkları kötüleştirmediği gösterilmiş. Üstelik riskli hasta grubunda yer aldıkları için hastaların aşılamalarını düzenli olarak yaptırmaları çok önemli. Aşılama süresince romatizma ilaçlarının kullanımıyla ilgili de mutlaka doktorlarıyla görüşmeleri gerekiyor.

7-Romatoid artrite kaplıca tedavisi iyi gelir

DOĞRUSU:Sanılanın aksine, romatoid artrit gibi iltihaplı eklem hastalıklarında kaplıca ve sıcak uygulamalar önerilmiyor. Bunun nedeni ise sıcak uygulamaların eklemdeki ödem ve iltihabı artırarak hastalığın alevlenmesine neden olması. Osteoartrit, yani kireçlenme hastaları ise bu tedavilerden fayda görebiliyorlar.

Advertisement

8-Romatoid artrit sadece eklemleri etkiler

DOĞRUSU:Romatoid artrit en sık el ile ayağın eklemlerinde ağrı ve şişlikle başlasa da, bu sorunların yanında göz (özellikle göz kuruluğu), akciğer (akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğer yapısında bozulma), kalp damar hastalıkları, kan sayımı bozuklukları, cilt döküntüsü ve böbrek tutulumu gibi birçok sistemik bulgu da görülebiliyor.

9- Egzersiz yapmak hastalığı kötü etkiler

DOĞRUSU:Romatoid artrit hastalığında özellikle aerobik ve direnç egzersizleri yapılması ağrıyı azaltıyor ve eklem fonksiyonunun korunmasında fayda sağlıyor. Romatoloji Uzmanı Dr. Esra Dilşat Bayrak, düzenli yapılan sporun ayrıca uzun dönemde gelişebilecek olan eklem kısıtlanmalarını da önlediğine işaret ederek, “Bu nedenle hastalar eklem tutulum bölgeleri ve ek hastalıkları da göz önüne alınarak doktorlarının önereceği şekilde egzersiz yapmalılar” diyor.

10- Romatoid artritin tedavisi yoktur

Advertisement

DOĞRUSU:Romatoid artrit tedavisinde çok uzun yıllardır hastalığı durduran ilaçlar kullanılıyor ve çok başarılı sonuçlar elde ediliyor. İlk basamak tedaviye yeterli yanıt alınamadığı durumlarda ise daha yeni teknolojiye sahip biyolojik tedavilere geçildiğini vurgulayan Dr. Esra Dilşat Bayrak, günümüzde hem hafif hem ağır hastalık grubu için çok çeşitli tedavi seçenekleri bulunduğuna dikkat çekiyor.

11- Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri çoktur ve risklidir

DOĞRUSU:Romatoloji Uzmanı Dr.Esra Dilşat Bayrak, “Romatoid artrit tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar yıllardır tecrübe ettiğimiz, güvenlik çalışmaları yapılmış olan ilaçlardır” diyerek, şöyle devam ediyor: “Ancak tabii ki her ilaçta olduğu gibi yan etkilerin izlenmesi gerekiyor. Hastalar ilaçlara başladıktan sonra önce 1. ay daha sonra da 3 ayda bir kan kontrolleri ve muayene ile kontrol ediliyorlar. Uzun süredir ilaç kullanan ve yan etki görülmeyen hastalarda bu süreler daha da uzatılıyor.”

12- Kendinizi iyi hissediyorsanız ilaçları kesebilirsiniz

DOĞRUSU:Romatoid artrit kronik bir hastalık olduğu için tamamen iyileşmek mümkün olmuyor. İlaçlara başlandıktan bir süre sonra şikayetler düzeliyor, ancak bu durum ilaç tedavisi sayesinde gerçekleşiyor. İlacı kesen hastalarda kısa bir süre sonra semptomlar şiddetli bir şekilde geri dönüyor. Tedavinin devamında hastalık iyi seyrediyorsa ilaç dozları ve sayısı azaltılabiliyor, ancak birçok durumda tamamen ilaç kesme önerilmiyor.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Sağlık

Meme kanserinde beslenme şekli hastalığı yavaşlatıyor

Meme kanseri kadınlarda görülen en yaygın kanser türü olarak biliniyor. Birçok faktör meme kanserinde risk oluşturabiliyor. Genetik faktörler kadar çevresel faktörler de meme kanserinde önemli rol oynuyor. Yapılan araştırmalarda beslenme düzeninin ve obezitenin meme kanseri riskini, nüksü ve sağkalımı önemli ölçüde etkilediğine vurgu yapan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Çitgez, beslenmenin meme kanserinde dikkat edilmesi gereken konulardan biri olduğunun altını çizdi.

‘Antioksidan içeren besinler tüketilmeli’

Meyve ve sebzeler zengin vitamin ve mineral içeriği bakımından meme kanseriyle mücadelede tüketilmesi gereken yiyeceklerin başında geliyor. Özellikle vitamin C ve vitamin E’nin antioksidan rolü biliniyor. Brokoli, ıspanak ve beyaz lahana gibi antioksidan içeren sebzeleri meme kanserli hastaların beslenmesinde önerdiklerini dile getiren Çitgez, “Bunun yanı sıra yaban mersini, üzüm, çilek, kiraz gibi kırmızı meyveler de antioksidandan zengin besinler. Son yıllarda çok sık gündeme gelen D vitamini yine meme kanserli hastalarda da çok önemli rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda D vitamini eksikliği saptanmış meme kanserli hastalarda kanser nüks etme riskinin arttığı gözlenmiş. Kemoterapi ve diğer onkolojik tedaviler sonrasında kemik sağlığının korunması açısından da D vitamini kritik bir öneme sahip” diye ekledi.

Bu yiyeceklere dikkat!

Meme kanseri ile mücadelede doğru beslenme olumlu, yanlış beslenme ise olumsuz yönde etki yapıyor. Buna göre yoğun tuz tüketimi, salamura besinler, işlenmiş gıdalar, kızartılmış et tüketimi önerilmiyor. Bu yiyeceklerin meme kanserinin yanı sıra birçok kanser türünde de risk faktörü oluşturduğuna dikkat çeken Çitgez, şöyle devam etti:

Advertisement
Alıntı Metni


‘Hayvansal yağlardan uzak durulmalı’

Meme kanserli hastalarda yağ tüketimi önemli. Yüksek miktarda hayvansal kaynaklı yağ tüketimi önerilmiyor. Meme kanserli hastalara doymamış yağ asidinden zengin besinlerin önerildiğini söyleyen Çitgez, “Yağlar A,D,E ve K vitaminlerinin emilmesine aracılık eder. Doymamış yağ asitlerinden omega 3 ve 6 yağ asidi vücutta üretilemez. Kanser hastalarında önerilmekle birlikte kalp hastalıklarında, yüksek kolesterolü bulunan hastalarda da omega 3 vitamini ile zenginleşmiş beslenme önerilmekte. Vücut için gerekli olan omega 3 ve omega 6 yağ asidinden zengin deniz ürünlerinin tüketimi meme kanserli hastalarda haftada iki kez besin planına eklenmeli” açıklamasında bulundu.

Şekerli gıdalara ‘dur’ deyin

“Meme kanserinde fazla şeker tüketimine özellikle dikkat edilmeli. Özellikle yüksek düzeyde işlenmiş şeker içeren gıdalardan uzak durulmalı. Normal miktarlarda alınan doğal kaynaklı şekerin zararı olmamakla birlikte fazla ve kontrolsüz şeker tüketimi vücuttaki yağ dokusunun artmasına ve dolaylı yoldan östrojen artışına neden oluyor. Bunun da fazla üretilen östrojen hormonuna bağlı olarak hastalarda insülin direnci ve tip2 diyabet hastalığına yatkınlığa sebep oluyor” Çitgez, şunları söyledi: “Diyabete ve obeziteye yatkınlık artar. Diyabet ve obezite meme kanseri de dahil birçok kanser türünde risk faktörü. Öte yandan beslenmenin yanı sıra sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazı fiziksel aktivite. Örneğin haftada ortalama 2-3 saatlik yürüyüş vücut kitle indeksinin korunması amacıyla da öneriliyor.”

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Sağlık

Antep fıstığı tüketmenin daha önce hiç duymadığınız 14 faydası

Sakız ağacı ailesinden olan Antep fıstığı aslında bir meyvedir. Kuru yemiş olarak tüketilen sert kabuklu meyve Anadolu’da Şam fıstığı olarak da bilinmekte, üreticisine kazandırdığı için de yeşil altın veya altın ağacı olarak adlandırılmaktadır. Meyvenin oluşumu ve gelişimi diğer meyvelere göre biraz farklıdır.

Mineral ve vitamin deposu

Mineral ve vitamin açısından zengin olan Antep fıstığı, enerji içeriği yüksek olması nedeniyle helva, baklava ve sütlü tatlılar ile atıştırmalık yiyeceklerde kullanılmaktadır. Sporcular için önerilen bir besin olan Antep fıstığı protein, yağ ve yağ asitleri ile antioksidan içeriği nedeniyle besleyici değeri yüksektir. Antep fıstığının besin değeri fındık, ceviz ve badem gibi sert kabuklu kuru yemişlerle karşılaştırıldığında bu yemiş daha düşük bir yağ ve enerji içeriğine sahiptir. Diğerlerine göre lif düzeyi de yüksek olduğu için sindirimi daha kolaydır. B1, B6, E ve A vitaminleri ile demir, potasyum, beta-karoten, toplam fitosterol ve lutein değerleri açısından kabuklu yemişlerde birinci sıradadır. Ayrıca Antep fıstığının yağı da kozmetik sanayinde kullanılmaktadır.

İşte Antep fıstığı tüketmenin faydaları

1- Antep fıstığının tüketimi ile ilgili yapılan araştırmalarda hastalıklardan korunmaya yardımcı bir besin olarak ön plana çıkmaktadır. Az miktarda tüketiminin dengeli beslenmeye katkısının olduğu ve birçok sorunun ortaya çıkmasını engellediği belirlenmiştir. Vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve protein içingünde 50 gram tüketilmesi önerilmektedir.

Advertisement

2- İçeriğinde amino asitlerin yüzde 2’sini oluşturan L-arginin arter genişletici özelliğine sahiptir. Damar esnekliğini koruyarak kan akışının artmasını desteklemektedir.

3- Bitkisel protein nedeniyle antioksidan flavonoidler, doymamış yağ asitleri ve içeriğindeki posa sebebiyle karbonhidrat toleransını iyileştirdiği ve tokluk kan şekerini dengelediği için tüketimi şeker hastalarına önerilmektedir. Pirinç ve makarna gibi karbonhidrat kaynaklarına eklenerek tüketildiğinde vücuttaki glukoz seviyesini düşürdüğü belirlenmiştir. Antep fıstığı diyabet riskini düşüren etkenlerden biridir.

4- Uzun süre tokluk hissinin sağlayan ve yemek sonrası kan glikoz konsantrasyonlarının düşmesine etki eden Antep fıstığı, düşük glisemik indekse sahip bir besindir.

5- Yapılan bir çalışmada ise Omega yağ asitleri yönünden zengin olan Antep fıstığı tüketiminin kan plazmalarında HDL artışından dolayı kolesterol seviyesinin azalmasına katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Doymamış yağ asitleri kötü kolesterolü (LDL) azaltmaktadır.

6- Damar tıkanıklığı ile ilgili hastalıkların önlenmesinde rolü vardır. Ayrıca koroner kalp hastalıkları riskinin azaltılmasına önemlidir. Sodyum içeriğinin düşük; potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineral içeriğinin ise yüksek olmasından dolayı kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunur.

Advertisement

7- Kilo kontrolünde önemli bir yere sahiptir. Yapılan araştırmalarda çok sık Antep fıstığı tüketen kişilerin zayıf olduğu ortaya çıkmıştır.

8- Afrodizyak etkisi olan Antep fıstığının erkeklerde cinselliği büyük ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

9- İçeriğindeki bakır nedeniyle demirin vücutta kolay bir şekilde emilimini sağladığı için kansızlığa iyi gelebilmektedir. B6 vitamini nedeniyle de kandaki oksijenin taşınmasına yardımcı olabilmektedir.

10- B6 vitamini sinir sisteminin düzenli çalışması için gerekli olan bir vitamindir. B6 sinir sisteminin ihtiyacı olan birçok aminoasidin yapılmasına yardım etmektedir.

11- İçeriğindeki B6 vitamini sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunarak hastalıklara yakalanma riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır.

Advertisement

12- İçeriğindeki yüksek E vitamininin antioksidan özelliği sayesinde Alzheimer hastalığının seyrinin yavaşlatılmasında rol oynamaktadır, hücre yenilenmesine katkı sağlamaktadır.

13- Zengin mineral ve vitamin içeriği nedeniyle özellikle çocukların tüketmesi gereken bir yemiştir. Sağlıklı bir fiziksel gelişim için çocukların beslenme programına eklenmelidir.

14- Antep fıstığındaki A vitamini kemik gelişimi ile büyüme ve kanserden korumada rol oynamaktadır.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Trendler