Connect with us

Bitkisel Üretim

Ahududu Yetiştiriciliği

Ahududu Yetiştiriciliği - 1

Ahududu yetiştiriciliği çok kolay ve bakım işleri masrafsız  olan bir meyvedir. Ahududu, diğer adıyla frambuaz bitkisi; latince adı Rubus idaeus olan, çalı formunda gelişen, soğuk ılıman ılıman bir meyvecilik türüdür ve üzümsü meyveler grubunda yer alır.  Çok hızlı gelişip ürüne yattıklarından, dikimden kısa bir süre sonra, bitkiler üzerinden meyve toplamak mümkündür. Ancak bahçenin tam verime yayması için bitkilerin en az 4. yaşına ulaşması gerekir.Tam verime yatan bir ahududu bahçesinin ömrü; tekniğine uygun ve her yıl düzenli budama yapmak kaydıyla 10 yıl kadar sürmektedir.

Ahududu Yetiştiriciliği

Bitkileri Türkiye’nin kuzeyinde batıdan doğuya uzanan bir kuşak boyunca, genellikle 1000 m ve daha fazla yükseklerde bulunur. Bitkileri, hava oransal nemi fazla olan yerlerde doğal olarak bulunurlar. Bu yörelerde bulunan halk tarafından çeşitli isimler altında (ağaç çileği, ayı üzümü, more, mudimak, kavuklu çilek, kırmızı böğürtlen v.b.) tanınırlar.

Son yıllarda Ülkemizde derin dondurma tekniklerinin geliştirilmesiyle, yurt dışına ihraç edilen dondurulmuş ürünler içinde ahududu önemli bir paya sahiptir. Bu nedenle ahududu soğuk depo işletmeleri tarafından aranılan bir ürün olmuştur. Yüksek fiyatla alıcı bulmaktadır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Ekolojik Durum

İklim:

Ahududu genelde bol güneşli, rüzgardan korunmuş, yeterli toprak rutubeti olan yerler ahudutları için en uygun alanları oluştururlar. Ahududu genel olarak soğuk, ılıman iklim bölgelerinin bitkileridir. Ancak bazı çeşitleri sıcak ılıman iklim bölgelerine adapte olabilmektedirler.

Kış aylarında şiddetli donlara (-20C°, -25C°’ye kadar) oldukça dayanıklıdır. Meyve olgunluk dönemi Haziran–Ağustos aylarında gerçekleşmektedir. Ahududu yetiştiriciliğinde hava oransal neminin genellikle yüksek olması istenir. Kışları çok ılık, yazları çok sıcak ve kurak olan bölgelerde ahududu yetiştiriciliği yapılmamalıdır. Yüksek oranda hava nemine karşılık bahçenin iyi havalanması, hava akımının sağlanması da gerekmektedir.

İlkbahar aylarında uzun süren sis olayları da tozlanma ve döllenme üzerinde olumsuz yönde etkileri olmaktadır. Bu gibi durumlarda şekilsiz meyve, eksik meyve tutumu, kalitesiz meyve ve verim az olur.

Ahududu yetiştiriciliğinde güneşlenmenin de büyük önemi vardır. Yeterli güneşlenme, daha iyi bir sürgün gelişimi sağlar, sürgünlerin pişkinleşmesini ve kışa daha kuvvetli girmelerine yardımcı olur. Böylece sürgünlerin şiddetli donlara dayanıklılıkları artar. İyi bir güneşlenme meyve kalitesini ve verimliliğini de artırır. Gölgede yetişen ahududu sürgünleri uzun boylu ancak cılız, boğum araları uzun, donlara ve hastalıklara hassas olurlar.

Toprak:

Ahududular orta veya orta-küçük çalılardır ve özel bir toprak isteği göstermezler. Bununla beraber, ahududu yetiştiriciliği organik maddelerce zengin topraklarda daha iyi olur. Ayrıca, derin, geçirgen, yarı asit, hafif veya orta bünyeli, su tutma kapasitesi yüksek topraklarda başarılı şekilde yapılır.

Sürekli toprak nemi sağlanmalıdır. Bu nedenle drenajı sağlanmış, ağır bünyeli topraklarda da uyum sağlamaktadır. Toprak reaksiyonu hafif asit veya nötr (pH = 6-7) olmalıdır.

Toprak derinliği en az 1 metre olmalıdır. Toprak hazırlığında toprak 30-35 cm derinlikten işlenmesi yeterlidir. Toprak işleme sırasında organik gübrelemenin beraber yapılmasında yarar vardır. Takip eden uygulama N, P, K gübrelemesidir. Bunun da sonbahar sonunda veya kış sonundan önce toprak analizi sonunda gerekli miktarlarda uygulanmalıdır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Çeşit Seçimi

  • Çeşit bulunduğu iklim ve toprak özelliğine uygun,
  • Verimli ve hastalıklara dayanıklı,
  • Pazarın aradığı bir çeşit,
  • Yola ve taşımaya dayanıklı,
  • Bitkisi kuvvetli gelişen,
  • Ayrıca meyveler taze olarak veya meyve işleyen bir kuruluşa pazarlanması durumlarında farklı çeşit gerektirmektedir.
  • Çeşidi, özelliği ve kaynağı belli olmayan fidanlar ile bahçe kurulmamalıdır.

Bu tip fidanlarla çeşitler karıştığı için meyvenin pazar değeri ve verim düşmekte, pazarlamada güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

Yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan bazı ahududu çeşitlerinin özellikleri:

Heritage: Bitkisi oldukça güçlü gelişen, verimli, dik büyüyen bitkiye sahiptir. Geç döneme kadar meyve hasadı olan, farklı bölgelerde iyi adaptasyon olma özelliğindedir. Meyvesi orta iri, sert, orta kırmızı renk, tat orta, derin dondurulmaya uygun, serin bölgelerde geç olgunlaşmaktadır.

Meeker: Güçlü gelişen bitki, makineli hasada uygun, meyve iri, kırmızı renkli meyve, orta sertlikte kaliteli meyve, taze ve işlemeye uygundur.

Tulameen: Oldukça verimli, bitkileri çok güçlü gelişmekte. Makineli hasada uygun, hem sofralık hem de sanayide işlemeye uygun bir çeşittir. Meyve çok iri, konik, parlak, kırmızı, sert ve yüksek kalitelidir.

Willamette: Güçlü gelişen bitkilere sahip, farklı bölgelere adapte olma özelliği iyi, hastalık ve zararlılara dayanıklı bir çeşittir. Makineli hasada uygundur. Sıcak bölgelerde yetiştirildiğinde sonbahar ürünü alınabilmektedir. Meyve iri, konik, koyu kırmızı, sert, işlemeye çok uygun, tadı çok iyi. Kök çürüklüğüne hassastır.



Ahududu Yetiştirme Tekniği

Fidan üretimi diğer meyve türlerinde olduğu gibi ahududuları aşılama tekniği uygulanmamaktadır. Ahududu gövde çelikleri çok farklı uygulamalara rağmen köklenmesi mümkün olmamaktadır.

Çelikle çoğaltma ile de ahududu fidanı üretilememektedir. Ayrıca ahududu tohumları ile üretim, hem tohumlar zor çimlenmekte, hem de tohumlardan çıkan bitkiler ana bitkiye benzememektedir.

Ahududu fidanı üretimi;

1 – Kök sürgünleriyle,

2 – Kök çelikleriyle ve

3 – Doku kültürü yöntemi ile fidan üretimi ile yapılır.

Kök sürgünleri ile fidan üretimi Ahududu bitkisinin kök boğazı ve kökte bulunan gözlerden her yıl yeni sürgünler çıkmaktadır. İlkbaharda topraktan çıkan sürgünler gelişme mevsimi boyunca büyürler. Geç sonbaharda yapraklarını döktükten sonra erken ilkbahara kadar bunlar köklü olarak sökülür ve fidan olarak kullanılırlar.

Kışları sert geçen bölgelerde ilkbaharda söküm daha uygundur. Kök sürgünleri ile fidan üretiminde sağlıklı ana bitkiler ile, gerekir ise sterilize edilmiş alanlarda damızlıklar kurulur. Bu damızlıklarda bakım en iyi şekilde yapılır. Meyve dalcıkları henüz çiçekte iken kesilir ve her 4-5 yılda bir, fidanlık yeri değiştirilmelidir.

Kök çelikleri ile fidan üretimi Ahududu bitkilerinin gövde çelikleri ile üretimi mümkün olmamakla beraber kök çelikleri ile fidan üretimi sağlanabilmektedir. Kök çelikleri sonbaharda yaprak dökümünden, ilkbaharda gözlerin sürmesine kadar geçen dinlenme döneminde alınırlar. 2 mm’den 10 mm’ye kadar değişen kalınlıklarda kök parçalarından yararlanılır. Çelikler 5-10 cm boyunda hazırlanırlar. Kök parçalarının alınıp çelik yapılmaları ve dikilmelerine kadar, çok nemli ortamlarda tutulmaları ve kurumalarının önlenmesi gerekir.

Kök çelikleri arazide 60-80 cm aralıklarla ve 3-5cm. Derinlikte açılan çizilere yan yana ve yatay olarak dizilir üstleri toprak ile kapatılır. Çeliklerin dikildiği yer hafif bünyeli, organik ve ticari gübrelerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu çelikler üzerindeki gözler ilkbaharda sürer ve yaz boyunca gelişerek sonbaharın sonlarında dikime hazır fidan haline gelirler.

Doku kültürü yöntemi ile fidan üretimi Ahududu fidan üretiminde, en modern, en sağlıklı ve en hızlı yöntem, doku kültürü tekniğidir. Kontrollü şartlarda sağlıklı olarak büyütülen ana bitkilerin büyüme noktalarından 0.1-0.3 mm. Kadar küçük parçalar alınarak sterilize edilmiş tüplerde özel besin ortamlarına konulurlar.

Sıcaklık, nem ve ışık yönünden iyi şartların sağlandığı büyüme odaları veya dolaplarında. Parçacıklar içinde bulundukları özel ortamda çoğalır ve küçük bitkicikler oluşur. Bunlar belirli bir süre sonra alınarak küçük saksılara daha sonrada büyük saksılara alınıp dış şartlara alıştırılarak büyütülürler.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Toprak Hazırlama

Bahçe kurulacak yerin iklim özellikleri, ahududu bitkilerinin yetiştiriciliğine uygun olmalıdır. Toprak analizi yaptırılarak gerektiğinde toprak bünyesi uygun hale getirilir.

Bahçenin ilkbahar ve özellikle yaz aylarında sürekli sulanacağı düşünülmelidir. Dolayısıyla, su kaynaklarına yakınlığı, sulama suyu temini durumuna göre sulama yöntem ve tesisine karar verilir.

Bahçe toprağının hazırlığına yaz aylarından başlanır. Derin bir sürüm, gerekirse krizma yapılır. Toprak analizi yaptırılarak verilecek gübre miktarları belirlenir. Genel olarak topraklar organik maddece fakir olduklarından 3-5 ton çiftlik gübresi verilerek ikinci bir sürüm yapılır.

Gübrelemeden sonra, toprak işlenerek gübrenin toprağa karışması sağlanmalıdır. Toprak işlendikten sonra gerekiyorsa toprak fümigasyonu yapılmalıdır.

Ahududu Yetiştiriciliği için Bahçe Tesisi ve Dikim

Ahududu bahçesi kışları çok sert geçmeyen bölgelerde geç sonbahar ve kış aylarında tesis edilir. Bu uygulamayla fidanların ilkbahar gelişme dönemine daha kuvvetli ve hazırlıklı girmesini sağlar. Ancak kış aylarında şiddetli don olayları görülen bölgelerde erken ilkbahar dikimi daha uygundur. İlkbahar dikimlerinde de fazla gecikilmemesi gerekmektedir. Ahududu fidanları bahçeye, kökleri ot, saman, perlit, torf gibi malzemeler ile nemliliğini koruyarak getirilmelidir. Bahçenin bir kenarına hendek açılır ve sıralanarak dikime kadar burada tutulurlar.

Ahududu bahçelerindeki sıra aralıkları 2-2.5 m olmalıdır. Sıra üzeri aralıkları 0.4-1.0 m aralıklarla dikim yapıldığında maksimum verime daha kısa sürede ulaşılır. Dikilecek ahududu fidanlarında önce kök tuvaleti yapılır. Yaralı, kuru ve çok uzun kökler kesilir. Daha sonra, önceden hazırlanmış ve toprak gübre karışımı doldurulmuş çukurdan yaklaşık 20-30 cm derinliğe kadar toprak alınır. Dikim derinliği fidanın kök boğumunun tamamı toprak içinde kalacak şekilde ayarlanır. Fidan bu şekilde hazırlanan çukura dikimi yapıldıktan sonra, fidanın dip kısmına konan toprak ayak ile sıkıştırılır.

Dikimin hemen ardından fidanlara can suyu verilir. Dikimi yapılan fidanın tepesi 20-30 cm’den kesilir. Bu durumda ilk meyveler kök bölgesinden çıkacak sürgünlerden ertesi yılın yaz aylarında alınır. Ancak fidanın tepesi 40-60 cm’den kesilir ise aynı yılın yaz aylarında meyveler alınır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Budama

Dikim Budaması Dikimden hemen sonra fidanlar 20-30 cm yüksekliğinde kesilirler. İlkbaharda 2-3 veya 4 adet kuvvetli gelişen dip sürgünler bırakılır diğerleri dipten çıkarılır. Ayıklama yaparken bırakılan dallar arasında en az 20-25 cm kadar mesafe bırakılmalıdır. Kış Budaması Ahudutları taç kısımları ile 2 yıllık toprakaltı kök kısımları ile çok yıllık bir bitkidir. Bırakılan çubuklar birinci yıl olgunlaşır, ikinci yıl meyve verdikten sonra kururlar. Bu dallar hasattan sonra veya sonbaharda toprak yüzeyine yakın bir yerden kesilip tellerden temizlenmelidir. Kök dibinden çıkan yeni sürgünlerden ertesi yıl için her kümede en kuvvetli gelişen 3-4 yeni sürgün bırakılır diğerleri yine temizlenirler.

Kış budaması için en uygun zaman sonbahar veya ilkbahar başıdır. Devamlı meyve veren çeşitlerde sonbahar ürünü gelişme göstermektedir ki bu da Eylül’den ilk donlara kadar devam etmektedir. Bu nedenle budama işlemi oldukça basittir, çünkü bitkinin tüm toprak üstü kısmı yaklaşan kışa doğru kesilerek uzaklaştırılır. Takip eden ilkbaharda yeni sürgünler gelişirler ki bunlar zayıf ve incedir. Her bir metre sıra üzerinde bir düzineden fazlası kesilmelidir.

Yaz Budaması

Yazın tepe alma yapıldığı gibi, fazla dalların da ayıklanması gerekmektedir. Çok sıcak aylarda tepe alma sakıncalıdır. Zayıf ve yere yakın dallar kesilir. Genel olarak iri meyveler kuvvetli dallarda 15 cm uzunluğundaki meyve dalcıklarında olmaktadır. Bu nedenle budama yaparken bu özellik göz önünde bulundurulmalıdır. O halde budama yapılırken fazladan oluşan koltukların bir kısmını temizleyip meyve dalcıklarını kuvvetlendirmek gerekmektedir.

Budama ile meyve sayısını biraz azaltsa da meyve irileşmekte ve kalite yükseldiği için pazar değerini artırmaktadır. Gençleştirme Budaması Ahudutlarında gençleştirme budaması da yapılmalıdır. Yıllar geçtikçe kök kısmı yaşlanmaya yüz tutar, yeni dallar azalır ve böylece verimde ve kalite de azalmalar görülür. Bunu ortadan kaldırmak için, 5-6 yılda bir ahudutlarının toprak altındaki yaşlı kök kısmı kesilir. Kesimden hemen sonra bitkilerin bulundukları yerlere (ocaklara) bol miktarda çiftlik gübresi ve ticari gübre (azot, fosfor ve potaslı gübre) verilmelidir. Bu işlemler ile ahudutlarının ömrü uzatılmış olur. Aynı tesiste 12-15 yıl yetiştiricilik yapılabilir.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Gübreleme

Gübrelemede, bahçe toprağı analiz yaptırılarak gerekli gübreleme yapılmalıdır. Ancak analiz yapılmaması durumunda yıllık gübre ihtiyaçları; 4 -10 kg saf azot karşılığı azotlu gübre. 5 –7 kg saf fosfor karşılığı fosforlu gübre. 8 -12 kg saf potasyum karşılığı potasyumlu gübre verilir.

Tam verim çağındaki bahçelerde bu miktarlar ilk dikim yıllarında 1/3’ ü, ikinci yılda ½’ si olarak verilmelidir. Azotlu gübreler genelde amonyum sülfat olarak verilir ancak pH= 5.5 ve daha düşük ise amonyum nitrat olarak verilmelidir. Gerekirse kireçleme yapılarak pH 6-7 ye yükseltilir.

Azotlu gübreler ahududu bitkilerine erken ilkbaharda ve meyve gelişimi sırasında olmak üzere iki defada verilir. Azotlu gübreler sulama veya yağış öncesi, bitkilerin kök bölgelerine serpilerek verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler gerektiğinde yılda veya iki yılda bir uygulanır. Uygulama sonbahar kış aylarında, fosforlu ve potasyumlu gübreler bitkilerin kök bölgeleri hizalarına toprağa 20-30 cm derinliğe gömülerek uygulanır.

Ahududu Yetiştiriciliği ve Sulama

Ahududu meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama, önemli faktörlerden birisidir. Sürekli toprak nemi isteğinde olan ahududu bitkileri için sulama önemli bir konudur. Yağışların yetersiz olduğu dönemlerde sulama zorunlu olarak yapılmalıdır. Özellikle hasat zamanında daha fazla sulama gerekir. Ancak ahududu bitkisi kökleri kuraklığa olduğu kadar aşırı suya da duyarlıdır.

Az geçirimli topraklarda fazla su birikimi köklerde hastalıklara ve ölümlere sebep olur. Aşırı sulama susuzluk kadar zararlı olabilir. Sulama; karık, yağmurlama veya damla sulama şeklinde yapılır. Ancak hasat döneminde yağmurlama sulama yönteminden kaçınılmalıdır.

Ahududu Yetiştiriciliğinde Verim

Ahududu yetiştiriciliği tekniğine uygun şekilde yapıldığında, tam verim çağındaki 1 dekar ahududu bahçesinden 1,5-2,0 ton meyve almak mümkündür.



Ahududu Yetiştiriciliği Hasat ve Ambalajlama

Ahududu meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi gereken bir meyvedir. Bu nedenle ahududu hasadı, ambalajı ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir. Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek daha koyu renk alması ile anlaşılır.

Derin dondurma ve gıda sanayi için ahududu tipik rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir. Ahududu meyveleri saplarından kolayca ayrılmaya başladıktan sonra sabah erken saatlerde hasadı yapılmalıdır. Haftada 2-3 defa hasadı yapılmaktadır (Şekil 13). Sıcak ve kuru havalarda daha sık hasat edilebilir. Ahududu hasadı için günün serin saatleri tercih edilmelidir. Genellikle sabah 8-10 arası en uygun saatlerdir. Hasat edilen meyveler en kısa zamanda serin, gölge bir yere taşınmalı, mümkünse hemen soğuk depoya konulmalıdır.

Gıda endüstrisi kuruluşlarına işlenmeye gönderilecek meyveler 0.5–1.0 kg’lık kutulardan 3-5 kg’lık küçük kasalara kadar daha büyük kaplara doğrudan toplanır. Bu kapların seçiminde alıcı fabrikanın talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Taze olarak pazarlanacak meyveler 100, 250 veya 500 g’lık küçük plastik kaplara toplanır. Bu kaplar ile büyük kasalara dizilerek bu şekilde nakliyeye hazır duruma gelmiş olur. Ambalaj kaplarının altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler. Hasat edilen bu meyveler en kısa zamanda serin bir yere alınmalıdır.

Ahududu meyvelerinin uzun süre taze olarak muhafazaları genel olarak düşünülemez. Ancak olağanüstü durumlarda –0.5°C veya 0°C’de %85-90 oransal nem koşullarında 5-7 gün süreyle depolanabilir. Muhafazayı kısıtlayan en önemli faktör meyvelerin çürümeleridir. Bir işçi 1 saatte ortalama 4-6 kg ahududu meyvesi toplayabilir.

Ahududu Yetiştiriciliğinde Meyvenin Değerlendirilmesi

Ahududu meyveleri çok çeşitli şekillerde değerlendirilirler. İstenirse krema ile veya diğer meyveler ile birlikte hazırlanan meyve salatası şeklinde tüketilir. Derin dondurularak muhafazaya alınan meyveler uzun süre farklı değerlendirmeler için hazır tutulur.

Ahududu meyveleri pasta endüstrisinin aranan meyvelerindendir. Ayrıca meyveler kurutularak değişik şekillerde kullanılmak üzere (meyve çayı gibi) uzun süre saklanabilirler. Ahududu meyveleri meyve suyu, konsantre ve likör olarak da kullanılmaktadır. Reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisinde önemli yer tutar. Özellikle kendine özgü güzel kokuları nedeniyle meyve tozu ve meyve esansı imalatında da değerli bir ham maddedir. Son yıllarda hızla gelişen ve tüketimleri artan dondurma ve meyveli yoğurt üretiminde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ahududu Yetiştiriciliği Takvimi

Dikim zamanı: Mart’ın ilk haftasına kadar veya Kasım-Aralık

Meyve olgunlaşma ve Hasat zamanı: 20 Haziran – 1 Temmuz

Kuruyan dalların çıkarılması: Ekim – Kasım

Bahçedeki fazla sürgünlerin çıkarılması, sulama: İlkbahar ve yaz boyunca

Sürgün uçlarının alınması: Erken ilkbahar

 

Kaynak: https://extension.psu.edu/red-raspberry-production

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Antep Fıstığı Yetiştiriciliği ve Detayları - Rumico Türkiye

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Bitki Besleme - Sulama

Yağmurlama Sulama Yöntemi Nedir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yağmurlama Sulama Sistemi

Yağmurlama Sulama Yöntemi

Bu yazımızda “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere anlatmaya çalışacağız.



Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randımanlı olmamaktadır.

Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama sulamadır.

Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ NEDİR?

Suyu toprak yüzeyine belirli bir basınç altında ince damlacıklar biçiminde, yağmur şeklinde püskürten meme veya başlıkların yer aldığı borulardan oluşan sisteme “Yağmurlama Sulama Yöntemi” adı verilir.

Yağmurlama sulamada su, basınç altında yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay bir yağmur halinde arazi yüzeyine uygulanır.

Suyu toprağa yağmur şeklinde püskürten meme ve başlıklardan oluşan sisteme yağmurlama denir.

Yöntemin uygulanabilmesi için ana boru ve lateral hatlardan oluşan bir su iletim sistemine ve basıncı sağlayan bir sisteme gerek vardır. Basınç genellikle pompaj birimi ile sağlanmaktadır.

Sistemi yağmurlama başlıkları tamamlar. Sulanacak bitkiye, toprağa ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişik tiplerde yağmurlama başlığı kullanılır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN UYGULAMA KOŞULLARI NELERDİR

Yağmurlama sulama sistemleri uygun biçimde işletilirse sulama suyu ihtiyaçları yüzey sulamalara göre önemli ölçüde az olmaktadır. özellikle yüzeyi düzgün olmayan, eğimli, sızdırma hızı yüksek olanlarda, sığ köklü bitkilerin sulanmasında başarılı sonuçlar vermektedir.



Yağmurlama sulama yönteminde, belirli bir ilk yatırım ve enerji giderleri gereklidir. Bu giderler yöntem uygulanarak, tarımsal ürün artışıyla karşılanabilirse yağmurlama sulama sistemleri gelişebilir.

Yağmurlama sulama yöntemleri daha az işçilik gerektirdikleri için, işçiliğin pahalı olduğu yerlerde geniş uygulama alanı bulmuşlardır.

Enerji maliyetlerinin yüksekliği ve bakım-onarım yönünden bazı sorunlar bulunması sistemin en önemli dezavantajlarıdır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMLERİNİN İŞLETME SİSTEMLERİ NELERDİR

1. Taşınabilir Sistemler

Bu sistemde motopomp ünitesi ana boru ve lateraller taşınabilmektedir. Yurdumuzda en yaygın uygulanan bu sistemdir.

2. Yarı Taşınabilir Sistemler

Motopomp ünitesi ve anaboru hattı sabit, lateraller hareketlidir. Genelde anaboru hattı toprak altına gömülüdür. Bu sistem meyve ve sebzeliklerin sulanmasında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

3. Taşınmayan (Sabit) Sistemler

Bu sistemde motopomp, anaboru ve lateraller sabittir.

Son yıllarda yağmurlama sulama unsurlarından boru hatları ve yağmurlama başlıklarında önemli değişiklikler olmuştur. Kullanılan sistem daha ucuza mal edilmeğe başlanmış, kullanım kolaylığı sağlanmış böylece de daha yaygın uygulamaya başlanmıştır.

Yağmurlama sulama yönteminin uygulanmasında yağmurlama başlıkları da çok önemlidir. Geniş ıslatma çaplarına sahip olan büyük (gün) yağmurlama başlıkları uygulamada tercih edilirler. Ancak bunlar yüksek işletme basınçlarında iyi sonuç vermektedirler. İşletme basıncı yüksek olmayan olanlarda uygulanırsa toprak ve bitkide zararlı etkenler ortaya çıkabilmektedir.



Enerji maliyetlerinin çok yükselmesi sonucu, düşük basınçla çalışabilecek biçimde Sprink denilen küçük yağmurlama başlıkları geliştirilerek kullanılmağa başlanmıştır. Meyve bahçeleri, bağ, sera bitkilerinin sulanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Suyun yalnız küçük başlıklar çevresine uygulanması ile su tasarrufu sağlarlar.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ UYGULAMASINDA NELER BİLİNMELİDİR

Yağmurlama sulama yöntemlerinin özellikle projelendirilmesiyle gerekli olan bilgiler şunlardır:

1. Toprakların kullanılabilir su tutma kapasitesi

Bitkiler, toprakta tarla kapasitesi ile devamlı solma noktası arasında bulunan sudan yararlanabilirler. Bu nem miktarına, toprakların “kullanılabilir su tutma kapasitesi” veya “elverişli kapasite”denir. Buda toprağın bünyesine göre değişmektedir.

2. Bitkilerin Etkili Kök Derinlikleri

Bitkilerin normal gelişmeleri için ihtiyaç duydukları suyun % 80 inin alındığı kök derinliğine “Etkili Kök Derinliği” denir. Bu değer sulamada ıslatılacak toprak derinliğini oluşturur ve bitki çeşidine göre genellikle 30- 180 santimetre arasında değişir.

3. Ürünler için sulama suyu ihtiyaçları

Ürünler Bir defada verilecek

Su miktarı Sulama

(Ha/mm) ( Ha/m3 ) Sulama sayısı aralıkları(gün)

Tahıllar 100-150 1000-1500 2-3 20-30

Sebzeler 20-70 200-700 12-20 5-10

Meyvelikler 70-100 700-1000 4-5 20-25

Fidanlıklar 50-80 500-800 8-10 10-15

Yonca 100-125 1000-1250 4-8 20-30

4. Toprakların Su Alma (İnfiltrasyon) Hızları

Toprakların su alma hızının bilinmesi sulamada önemlidir. Toprağın su alma hızına; toprağın yapı ve bünyesi, topraktaki organik madde miktarı, nem miktarı, bitki örtüsü, arazinin eğimi, uygulanan sulama yöntemi, toprağın sıkışması ve çatlaması, toprakta ve suda bulunan tuzların cinsi ve miktarı gibi sebepler etki eder.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN YARARLARI VE SAKINCALARI NELERDİR

Yağmurlama sulama metodunun, yüzeysel sulama metotlarına göre üstünleri şunlardır.



1. Su kullanma randımanı yüksektir. Sulama suyunun az olduğu yerlerde bu sudan azami yararlanılabilir.

2. Meyilli, arazi şekilleri (topoğrafya) bozuk yerlerde erozyona neden olmadan sulama yapılabilir.

3. Tohum çimlenme zamanında toprağın kaymak bağlaması nedeniyle bitkinin toprak üstüne çıkmama durumunu ortadan kaldırır.

4. İşletme masrafından ve işçilikten tasarruf sağlanır.

5. Toprak derinliği az ve sığ, geçirgen topraklarda en uygun sulama sistemidir.

6. özellikle denize yakın yerlerde rüzgarla taşınan tuzlu suların bitkilere bıraktığı tuz zerreleri, tozlar ve zararlı haşereler, yağmurlama ile yıkanabilir.

7. Yağmurlama sulama ile kontrollü su verme imkanı olduğundan; taban suyu yüksek, drenaj sorunu olan yerlerde en uygun sulama metodu olmaktadır.

8. Tarla hendeklerine gerek kalmadığından, ekim alanı artmakta ve tarımsal işletmeler kolay yürütülmektedir.

9. Eriyebilir suni gübreler; sulama suyu ile birlikte işçiliğe gerek kalmadan bitkilere verilebilir.

10. Sebze, narenciye bağ ve diğer meyvelikler dondan ve sıcaktan korunabilmektedir.

Bütün bu yararlarının yanında yağmurlama sulama yönteminin:

1. İlk tesis masrafı özellikle sabit sistemlerde çok yüksektir.

2. Su dağılımına rüzgarın olumsuz etkisi vardır.

3. Pompaj için güç gereklidir. Bu da yakıt sarfiyatı ve masraf gerektirir.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ İLE TOPRAK NASIL GÜBRELENİR

Yağmurlama yoluyla yapılan sulamada ticari gübreler sulama suyu ile birlikte bitkilere verilebilir.



Bu şekilde gübrelerin sulama suyuyla toprağa aktarılması uygulamada çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

– İşçiliği azaltır

– Gübrenin toprağa homojen olarak dağılımını sağlar

– Alet ve ekipmanların daha ekonomik olarak kullanılmasını sağlar

– Uygun zamanda ve miktarda gübreleme imkanı sağlar

– Ürünün kalite ve miktarının artmasını sağlar

Bu düzenle gübre atıldıktan sonra sulamaya devam edilerek boru ve başlıklardaki gübreler temizlenir. Aynı zamanda yapraklar üzerinde biriken gübre çözeltileri de yıkanmış olur.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ YERLEŞTİRMEDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

– Ana boru hattı hâkim eğim doğrultusunda yerleştirilmelidir

– Yağmurlama lateralleri hakim meyile dik ve imkan nispetinde tesviye eğrilerine paralel doğrultuda olmalıdır.

– Rüzgar hızının fazla olduğu yerlerde lateraller hakim rüzgar yönüne dik gelecek biçimde yerleştirilmelidir.

– Çok uzun yağmurlama laterallerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Laterallerin kısa olması işçiliği azaltır ve eşit su dağılımı sağlar.

– Laterallerin ana hat üzerinde ki hareketi en az iş gücüne ihtiyaç gösterecek biçimde düzenlenmelidir.

– Lateral hareketlerinin kolay ve birlikte çalışan başlık sayılarında ki değişimin az olması için sistem imkan oranında kare veya dikdörtgen şeklinde düzenlenmelidir.

– Sistemin boru büyüklükleri ve tertibi, yıllık masrafları en aza indirecek biçimde olmalıdır.

– İmkanların izin vermesi durumunda, uygun ve ekonomik boru çapları

seçimine imkan vereceğinden, pompaj ünitesi alanın ortasına yerleştirilmelidir.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI VE BAKIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde, basınç denemesi yapılıp daha sonra boruların üstü kapatılmalıdır.

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde borular kışı hafif geçen yörelerde en az 40, ağır geçen yörelerde en az 70 cm. derinliğe gömülmektedir.



– Motor elektrikle çalışıyorsa mutlaka toprak hattı yapılmalıdır.

– Borular taşınırken elektrik tellerine dokunmamasına dikkat edilmelidir.

– Sistemi önce küçük debide çalıştırıp Lateral ve ara borular su ile doldurulmalı, körtapayı çok kısa bir süre açarak boru hattının temizlenmesi sağlanmalıdır.

– Yabancı maddelerin girmemesi ve yağmurlayıcı memelerin tıkanmaması için pompa emme borusuna süzgeç takılmalıdır.

– Laterallerin yer değiştirme zamanı mutlaka belirlenmelidir.

– Yağmurlama dağılımının uygun olması için rüzgar durumuna göre laterallerin konum durumları iyi ayarlanmalıdır.

– Boruların ve yağmurlama başlıklarının yağlanmasında gres veya benzeri yağlar kullanılmalıdır.

– Sulama işi bittiğinde contalar kurulanarak bir kutuda saklanmalıdır.

– Sabit sistemlerde sezon sonunda boruların suyu boşaltılmalıdır.

– Boruların kolay sökülüp takılması için borular birbirine takılırken ek yerleri ve contaları sabunlu bezle silinmelidir.



Devamını Oku

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Trendler