Connect with us

Bitkisel Üretim

Ahududu Yetiştiriciliği

Ahududu Yetiştiriciliği - 1

Ahududu yetiştiriciliği çok kolay ve bakım işleri masrafsız  olan bir meyvedir. Ahududu, diğer adıyla frambuaz bitkisi; latince adı Rubus idaeus olan, çalı formunda gelişen, soğuk ılıman ılıman bir meyvecilik türüdür ve üzümsü meyveler grubunda yer alır.  Çok hızlı gelişip ürüne yattıklarından, dikimden kısa bir süre sonra, bitkiler üzerinden meyve toplamak mümkündür. Ancak bahçenin tam verime yayması için bitkilerin en az 4. yaşına ulaşması gerekir.Tam verime yatan bir ahududu bahçesinin ömrü; tekniğine uygun ve her yıl düzenli budama yapmak kaydıyla 10 yıl kadar sürmektedir.

Ahududu Yetiştiriciliği

Bitkileri Türkiye’nin kuzeyinde batıdan doğuya uzanan bir kuşak boyunca, genellikle 1000 m ve daha fazla yükseklerde bulunur. Bitkileri, hava oransal nemi fazla olan yerlerde doğal olarak bulunurlar. Bu yörelerde bulunan halk tarafından çeşitli isimler altında (ağaç çileği, ayı üzümü, more, mudimak, kavuklu çilek, kırmızı böğürtlen v.b.) tanınırlar.

Son yıllarda Ülkemizde derin dondurma tekniklerinin geliştirilmesiyle, yurt dışına ihraç edilen dondurulmuş ürünler içinde ahududu önemli bir paya sahiptir. Bu nedenle ahududu soğuk depo işletmeleri tarafından aranılan bir ürün olmuştur. Yüksek fiyatla alıcı bulmaktadır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Ekolojik Durum

İklim:

Ahududu genelde bol güneşli, rüzgardan korunmuş, yeterli toprak rutubeti olan yerler ahudutları için en uygun alanları oluştururlar. Ahududu genel olarak soğuk, ılıman iklim bölgelerinin bitkileridir. Ancak bazı çeşitleri sıcak ılıman iklim bölgelerine adapte olabilmektedirler.

Kış aylarında şiddetli donlara (-20C°, -25C°’ye kadar) oldukça dayanıklıdır. Meyve olgunluk dönemi Haziran–Ağustos aylarında gerçekleşmektedir. Ahududu yetiştiriciliğinde hava oransal neminin genellikle yüksek olması istenir. Kışları çok ılık, yazları çok sıcak ve kurak olan bölgelerde ahududu yetiştiriciliği yapılmamalıdır. Yüksek oranda hava nemine karşılık bahçenin iyi havalanması, hava akımının sağlanması da gerekmektedir.

İlkbahar aylarında uzun süren sis olayları da tozlanma ve döllenme üzerinde olumsuz yönde etkileri olmaktadır. Bu gibi durumlarda şekilsiz meyve, eksik meyve tutumu, kalitesiz meyve ve verim az olur.

Ahududu yetiştiriciliğinde güneşlenmenin de büyük önemi vardır. Yeterli güneşlenme, daha iyi bir sürgün gelişimi sağlar, sürgünlerin pişkinleşmesini ve kışa daha kuvvetli girmelerine yardımcı olur. Böylece sürgünlerin şiddetli donlara dayanıklılıkları artar. İyi bir güneşlenme meyve kalitesini ve verimliliğini de artırır. Gölgede yetişen ahududu sürgünleri uzun boylu ancak cılız, boğum araları uzun, donlara ve hastalıklara hassas olurlar.

Toprak:

Ahududular orta veya orta-küçük çalılardır ve özel bir toprak isteği göstermezler. Bununla beraber, ahududu yetiştiriciliği organik maddelerce zengin topraklarda daha iyi olur. Ayrıca, derin, geçirgen, yarı asit, hafif veya orta bünyeli, su tutma kapasitesi yüksek topraklarda başarılı şekilde yapılır.

Sürekli toprak nemi sağlanmalıdır. Bu nedenle drenajı sağlanmış, ağır bünyeli topraklarda da uyum sağlamaktadır. Toprak reaksiyonu hafif asit veya nötr (pH = 6-7) olmalıdır.

Toprak derinliği en az 1 metre olmalıdır. Toprak hazırlığında toprak 30-35 cm derinlikten işlenmesi yeterlidir. Toprak işleme sırasında organik gübrelemenin beraber yapılmasında yarar vardır. Takip eden uygulama N, P, K gübrelemesidir. Bunun da sonbahar sonunda veya kış sonundan önce toprak analizi sonunda gerekli miktarlarda uygulanmalıdır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Çeşit Seçimi

  • Çeşit bulunduğu iklim ve toprak özelliğine uygun,
  • Verimli ve hastalıklara dayanıklı,
  • Pazarın aradığı bir çeşit,
  • Yola ve taşımaya dayanıklı,
  • Bitkisi kuvvetli gelişen,
  • Ayrıca meyveler taze olarak veya meyve işleyen bir kuruluşa pazarlanması durumlarında farklı çeşit gerektirmektedir.
  • Çeşidi, özelliği ve kaynağı belli olmayan fidanlar ile bahçe kurulmamalıdır.

Bu tip fidanlarla çeşitler karıştığı için meyvenin pazar değeri ve verim düşmekte, pazarlamada güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

Yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan bazı ahududu çeşitlerinin özellikleri:

Heritage: Bitkisi oldukça güçlü gelişen, verimli, dik büyüyen bitkiye sahiptir. Geç döneme kadar meyve hasadı olan, farklı bölgelerde iyi adaptasyon olma özelliğindedir. Meyvesi orta iri, sert, orta kırmızı renk, tat orta, derin dondurulmaya uygun, serin bölgelerde geç olgunlaşmaktadır.

Meeker: Güçlü gelişen bitki, makineli hasada uygun, meyve iri, kırmızı renkli meyve, orta sertlikte kaliteli meyve, taze ve işlemeye uygundur.

Tulameen: Oldukça verimli, bitkileri çok güçlü gelişmekte. Makineli hasada uygun, hem sofralık hem de sanayide işlemeye uygun bir çeşittir. Meyve çok iri, konik, parlak, kırmızı, sert ve yüksek kalitelidir.

Willamette: Güçlü gelişen bitkilere sahip, farklı bölgelere adapte olma özelliği iyi, hastalık ve zararlılara dayanıklı bir çeşittir. Makineli hasada uygundur. Sıcak bölgelerde yetiştirildiğinde sonbahar ürünü alınabilmektedir. Meyve iri, konik, koyu kırmızı, sert, işlemeye çok uygun, tadı çok iyi. Kök çürüklüğüne hassastır.



Ahududu Yetiştirme Tekniği

Fidan üretimi diğer meyve türlerinde olduğu gibi ahududuları aşılama tekniği uygulanmamaktadır. Ahududu gövde çelikleri çok farklı uygulamalara rağmen köklenmesi mümkün olmamaktadır.

Çelikle çoğaltma ile de ahududu fidanı üretilememektedir. Ayrıca ahududu tohumları ile üretim, hem tohumlar zor çimlenmekte, hem de tohumlardan çıkan bitkiler ana bitkiye benzememektedir.

Ahududu fidanı üretimi;

1 – Kök sürgünleriyle,

2 – Kök çelikleriyle ve

3 – Doku kültürü yöntemi ile fidan üretimi ile yapılır.

Kök sürgünleri ile fidan üretimi Ahududu bitkisinin kök boğazı ve kökte bulunan gözlerden her yıl yeni sürgünler çıkmaktadır. İlkbaharda topraktan çıkan sürgünler gelişme mevsimi boyunca büyürler. Geç sonbaharda yapraklarını döktükten sonra erken ilkbahara kadar bunlar köklü olarak sökülür ve fidan olarak kullanılırlar.

Kışları sert geçen bölgelerde ilkbaharda söküm daha uygundur. Kök sürgünleri ile fidan üretiminde sağlıklı ana bitkiler ile, gerekir ise sterilize edilmiş alanlarda damızlıklar kurulur. Bu damızlıklarda bakım en iyi şekilde yapılır. Meyve dalcıkları henüz çiçekte iken kesilir ve her 4-5 yılda bir, fidanlık yeri değiştirilmelidir.

Kök çelikleri ile fidan üretimi Ahududu bitkilerinin gövde çelikleri ile üretimi mümkün olmamakla beraber kök çelikleri ile fidan üretimi sağlanabilmektedir. Kök çelikleri sonbaharda yaprak dökümünden, ilkbaharda gözlerin sürmesine kadar geçen dinlenme döneminde alınırlar. 2 mm’den 10 mm’ye kadar değişen kalınlıklarda kök parçalarından yararlanılır. Çelikler 5-10 cm boyunda hazırlanırlar. Kök parçalarının alınıp çelik yapılmaları ve dikilmelerine kadar, çok nemli ortamlarda tutulmaları ve kurumalarının önlenmesi gerekir.

Kök çelikleri arazide 60-80 cm aralıklarla ve 3-5cm. Derinlikte açılan çizilere yan yana ve yatay olarak dizilir üstleri toprak ile kapatılır. Çeliklerin dikildiği yer hafif bünyeli, organik ve ticari gübrelerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu çelikler üzerindeki gözler ilkbaharda sürer ve yaz boyunca gelişerek sonbaharın sonlarında dikime hazır fidan haline gelirler.

Doku kültürü yöntemi ile fidan üretimi Ahududu fidan üretiminde, en modern, en sağlıklı ve en hızlı yöntem, doku kültürü tekniğidir. Kontrollü şartlarda sağlıklı olarak büyütülen ana bitkilerin büyüme noktalarından 0.1-0.3 mm. Kadar küçük parçalar alınarak sterilize edilmiş tüplerde özel besin ortamlarına konulurlar.

Sıcaklık, nem ve ışık yönünden iyi şartların sağlandığı büyüme odaları veya dolaplarında. Parçacıklar içinde bulundukları özel ortamda çoğalır ve küçük bitkicikler oluşur. Bunlar belirli bir süre sonra alınarak küçük saksılara daha sonrada büyük saksılara alınıp dış şartlara alıştırılarak büyütülürler.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Toprak Hazırlama

Bahçe kurulacak yerin iklim özellikleri, ahududu bitkilerinin yetiştiriciliğine uygun olmalıdır. Toprak analizi yaptırılarak gerektiğinde toprak bünyesi uygun hale getirilir.

Bahçenin ilkbahar ve özellikle yaz aylarında sürekli sulanacağı düşünülmelidir. Dolayısıyla, su kaynaklarına yakınlığı, sulama suyu temini durumuna göre sulama yöntem ve tesisine karar verilir.

Bahçe toprağının hazırlığına yaz aylarından başlanır. Derin bir sürüm, gerekirse krizma yapılır. Toprak analizi yaptırılarak verilecek gübre miktarları belirlenir. Genel olarak topraklar organik maddece fakir olduklarından 3-5 ton çiftlik gübresi verilerek ikinci bir sürüm yapılır.

Gübrelemeden sonra, toprak işlenerek gübrenin toprağa karışması sağlanmalıdır. Toprak işlendikten sonra gerekiyorsa toprak fümigasyonu yapılmalıdır.

Ahududu Yetiştiriciliği için Bahçe Tesisi ve Dikim

Ahududu bahçesi kışları çok sert geçmeyen bölgelerde geç sonbahar ve kış aylarında tesis edilir. Bu uygulamayla fidanların ilkbahar gelişme dönemine daha kuvvetli ve hazırlıklı girmesini sağlar. Ancak kış aylarında şiddetli don olayları görülen bölgelerde erken ilkbahar dikimi daha uygundur. İlkbahar dikimlerinde de fazla gecikilmemesi gerekmektedir. Ahududu fidanları bahçeye, kökleri ot, saman, perlit, torf gibi malzemeler ile nemliliğini koruyarak getirilmelidir. Bahçenin bir kenarına hendek açılır ve sıralanarak dikime kadar burada tutulurlar.

Ahududu bahçelerindeki sıra aralıkları 2-2.5 m olmalıdır. Sıra üzeri aralıkları 0.4-1.0 m aralıklarla dikim yapıldığında maksimum verime daha kısa sürede ulaşılır. Dikilecek ahududu fidanlarında önce kök tuvaleti yapılır. Yaralı, kuru ve çok uzun kökler kesilir. Daha sonra, önceden hazırlanmış ve toprak gübre karışımı doldurulmuş çukurdan yaklaşık 20-30 cm derinliğe kadar toprak alınır. Dikim derinliği fidanın kök boğumunun tamamı toprak içinde kalacak şekilde ayarlanır. Fidan bu şekilde hazırlanan çukura dikimi yapıldıktan sonra, fidanın dip kısmına konan toprak ayak ile sıkıştırılır.

Dikimin hemen ardından fidanlara can suyu verilir. Dikimi yapılan fidanın tepesi 20-30 cm’den kesilir. Bu durumda ilk meyveler kök bölgesinden çıkacak sürgünlerden ertesi yılın yaz aylarında alınır. Ancak fidanın tepesi 40-60 cm’den kesilir ise aynı yılın yaz aylarında meyveler alınır.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Budama

Dikim Budaması Dikimden hemen sonra fidanlar 20-30 cm yüksekliğinde kesilirler. İlkbaharda 2-3 veya 4 adet kuvvetli gelişen dip sürgünler bırakılır diğerleri dipten çıkarılır. Ayıklama yaparken bırakılan dallar arasında en az 20-25 cm kadar mesafe bırakılmalıdır. Kış Budaması Ahudutları taç kısımları ile 2 yıllık toprakaltı kök kısımları ile çok yıllık bir bitkidir. Bırakılan çubuklar birinci yıl olgunlaşır, ikinci yıl meyve verdikten sonra kururlar. Bu dallar hasattan sonra veya sonbaharda toprak yüzeyine yakın bir yerden kesilip tellerden temizlenmelidir. Kök dibinden çıkan yeni sürgünlerden ertesi yıl için her kümede en kuvvetli gelişen 3-4 yeni sürgün bırakılır diğerleri yine temizlenirler.

Kış budaması için en uygun zaman sonbahar veya ilkbahar başıdır. Devamlı meyve veren çeşitlerde sonbahar ürünü gelişme göstermektedir ki bu da Eylül’den ilk donlara kadar devam etmektedir. Bu nedenle budama işlemi oldukça basittir, çünkü bitkinin tüm toprak üstü kısmı yaklaşan kışa doğru kesilerek uzaklaştırılır. Takip eden ilkbaharda yeni sürgünler gelişirler ki bunlar zayıf ve incedir. Her bir metre sıra üzerinde bir düzineden fazlası kesilmelidir.

Yaz Budaması

Yazın tepe alma yapıldığı gibi, fazla dalların da ayıklanması gerekmektedir. Çok sıcak aylarda tepe alma sakıncalıdır. Zayıf ve yere yakın dallar kesilir. Genel olarak iri meyveler kuvvetli dallarda 15 cm uzunluğundaki meyve dalcıklarında olmaktadır. Bu nedenle budama yaparken bu özellik göz önünde bulundurulmalıdır. O halde budama yapılırken fazladan oluşan koltukların bir kısmını temizleyip meyve dalcıklarını kuvvetlendirmek gerekmektedir.

Budama ile meyve sayısını biraz azaltsa da meyve irileşmekte ve kalite yükseldiği için pazar değerini artırmaktadır. Gençleştirme Budaması Ahudutlarında gençleştirme budaması da yapılmalıdır. Yıllar geçtikçe kök kısmı yaşlanmaya yüz tutar, yeni dallar azalır ve böylece verimde ve kalite de azalmalar görülür. Bunu ortadan kaldırmak için, 5-6 yılda bir ahudutlarının toprak altındaki yaşlı kök kısmı kesilir. Kesimden hemen sonra bitkilerin bulundukları yerlere (ocaklara) bol miktarda çiftlik gübresi ve ticari gübre (azot, fosfor ve potaslı gübre) verilmelidir. Bu işlemler ile ahudutlarının ömrü uzatılmış olur. Aynı tesiste 12-15 yıl yetiştiricilik yapılabilir.



Ahududu Yetiştiriciliği ve Gübreleme

Gübrelemede, bahçe toprağı analiz yaptırılarak gerekli gübreleme yapılmalıdır. Ancak analiz yapılmaması durumunda yıllık gübre ihtiyaçları; 4 -10 kg saf azot karşılığı azotlu gübre. 5 –7 kg saf fosfor karşılığı fosforlu gübre. 8 -12 kg saf potasyum karşılığı potasyumlu gübre verilir.

Tam verim çağındaki bahçelerde bu miktarlar ilk dikim yıllarında 1/3’ ü, ikinci yılda ½’ si olarak verilmelidir. Azotlu gübreler genelde amonyum sülfat olarak verilir ancak pH= 5.5 ve daha düşük ise amonyum nitrat olarak verilmelidir. Gerekirse kireçleme yapılarak pH 6-7 ye yükseltilir.

Azotlu gübreler ahududu bitkilerine erken ilkbaharda ve meyve gelişimi sırasında olmak üzere iki defada verilir. Azotlu gübreler sulama veya yağış öncesi, bitkilerin kök bölgelerine serpilerek verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler gerektiğinde yılda veya iki yılda bir uygulanır. Uygulama sonbahar kış aylarında, fosforlu ve potasyumlu gübreler bitkilerin kök bölgeleri hizalarına toprağa 20-30 cm derinliğe gömülerek uygulanır.

Ahududu Yetiştiriciliği ve Sulama

Ahududu meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama, önemli faktörlerden birisidir. Sürekli toprak nemi isteğinde olan ahududu bitkileri için sulama önemli bir konudur. Yağışların yetersiz olduğu dönemlerde sulama zorunlu olarak yapılmalıdır. Özellikle hasat zamanında daha fazla sulama gerekir. Ancak ahududu bitkisi kökleri kuraklığa olduğu kadar aşırı suya da duyarlıdır.

Az geçirimli topraklarda fazla su birikimi köklerde hastalıklara ve ölümlere sebep olur. Aşırı sulama susuzluk kadar zararlı olabilir. Sulama; karık, yağmurlama veya damla sulama şeklinde yapılır. Ancak hasat döneminde yağmurlama sulama yönteminden kaçınılmalıdır.

Ahududu Yetiştiriciliğinde Verim

Ahududu yetiştiriciliği tekniğine uygun şekilde yapıldığında, tam verim çağındaki 1 dekar ahududu bahçesinden 1,5-2,0 ton meyve almak mümkündür.



Ahududu Yetiştiriciliği Hasat ve Ambalajlama

Ahududu meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi gereken bir meyvedir. Bu nedenle ahududu hasadı, ambalajı ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir. Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek daha koyu renk alması ile anlaşılır.

Derin dondurma ve gıda sanayi için ahududu tipik rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir. Ahududu meyveleri saplarından kolayca ayrılmaya başladıktan sonra sabah erken saatlerde hasadı yapılmalıdır. Haftada 2-3 defa hasadı yapılmaktadır (Şekil 13). Sıcak ve kuru havalarda daha sık hasat edilebilir. Ahududu hasadı için günün serin saatleri tercih edilmelidir. Genellikle sabah 8-10 arası en uygun saatlerdir. Hasat edilen meyveler en kısa zamanda serin, gölge bir yere taşınmalı, mümkünse hemen soğuk depoya konulmalıdır.

Gıda endüstrisi kuruluşlarına işlenmeye gönderilecek meyveler 0.5–1.0 kg’lık kutulardan 3-5 kg’lık küçük kasalara kadar daha büyük kaplara doğrudan toplanır. Bu kapların seçiminde alıcı fabrikanın talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Taze olarak pazarlanacak meyveler 100, 250 veya 500 g’lık küçük plastik kaplara toplanır. Bu kaplar ile büyük kasalara dizilerek bu şekilde nakliyeye hazır duruma gelmiş olur. Ambalaj kaplarının altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler. Hasat edilen bu meyveler en kısa zamanda serin bir yere alınmalıdır.

Ahududu meyvelerinin uzun süre taze olarak muhafazaları genel olarak düşünülemez. Ancak olağanüstü durumlarda –0.5°C veya 0°C’de %85-90 oransal nem koşullarında 5-7 gün süreyle depolanabilir. Muhafazayı kısıtlayan en önemli faktör meyvelerin çürümeleridir. Bir işçi 1 saatte ortalama 4-6 kg ahududu meyvesi toplayabilir.

Ahududu Yetiştiriciliğinde Meyvenin Değerlendirilmesi

Ahududu meyveleri çok çeşitli şekillerde değerlendirilirler. İstenirse krema ile veya diğer meyveler ile birlikte hazırlanan meyve salatası şeklinde tüketilir. Derin dondurularak muhafazaya alınan meyveler uzun süre farklı değerlendirmeler için hazır tutulur.

Ahududu meyveleri pasta endüstrisinin aranan meyvelerindendir. Ayrıca meyveler kurutularak değişik şekillerde kullanılmak üzere (meyve çayı gibi) uzun süre saklanabilirler. Ahududu meyveleri meyve suyu, konsantre ve likör olarak da kullanılmaktadır. Reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisinde önemli yer tutar. Özellikle kendine özgü güzel kokuları nedeniyle meyve tozu ve meyve esansı imalatında da değerli bir ham maddedir. Son yıllarda hızla gelişen ve tüketimleri artan dondurma ve meyveli yoğurt üretiminde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ahududu Yetiştiriciliği Takvimi

Dikim zamanı: Mart’ın ilk haftasına kadar veya Kasım-Aralık

Meyve olgunlaşma ve Hasat zamanı: 20 Haziran – 1 Temmuz

Kuruyan dalların çıkarılması: Ekim – Kasım

Bahçedeki fazla sürgünlerin çıkarılması, sulama: İlkbahar ve yaz boyunca

Sürgün uçlarının alınması: Erken ilkbahar

 

Kaynak: https://extension.psu.edu/red-raspberry-production

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Antep Fıstığı Yetiştiriciliği ve Detayları - Rumico Türkiye

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Örtü altı yetiştiriciliği ve ülkemizin durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu her geçen gün modern teknoloji ile gelişmektedir. Farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemizin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde örtü altı sebzeciliği yoğun olarak yapılmaktadır. Sonlarda yetiştirilen en önemli sebzeler domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun ve kabaktır.

Bu dersimizde siz üreticilerimize daha fazla gelir getirecek olan örtü altı sebzeciliğini tanıtarak bazı önemli sebzelerin yetiştirme tekniğini aktarmaya çalışacağız.

Bundan böyle kış mevsimi boyunca sebze üretimine devam edeceğiz.

Unutmayalım ki Seracılık; Bilgi, Sermaye ve Çalışma gerektiren bir yetiştirme sistemidir.



Örtü Altı Yetiştiriciliği Nedir?

Dış iklim faktörlerinin etkisini kaldırarak, gerekli özel çevre koşullarının yaratılması ile alçak ve yüksek sistemler içinde yapılan sebze; meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliğine genel anlamda “Örtü Altı Yetiştiriciliği” denmektedir.

Bu sistemler için de cam ya da plastikle örtülü yüksek yapılar “SERA” olarak adlandırılmaktadır.

Ülkemizim Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu olarak seracılık 1940’lı yıllarda Antalya’da başlamış; bugün Samandağı’ndan Yalova’ya kadar kıyılarımız boyunca yaygınlık kazanmıştır.

İlk yıllarda yavaş gelişmesine rağmen büyük tüketim merkezlerine kolay ve çabuk ulaşımın sağlanması; ve örtü materyali olarak plastiğin kullanılması ile hızlanan örtü altı üretimimiz 1970’li yıllarda en yüksek düzeye ulaşmıştır.

Öte yandan kıyılardan uzaklaştıkça iklimin uygun olduğu vadilerde ve sıcak su kaynakları bulunan yörelerimizde; örtü altı tarımı doğanın sağladığı avantajlar ile gün geçtikçe kendini gösteren daha bilinçli bir işletmecilik ile büyük ilerlemeler kaydetmektedir.

300.000 DEKAR SERA

Başlangıçta Akdeniz bölgesinde yoğunlaşan örtü altı yetiştiriciliği; son yıllarda Çukurova‘da alçak ve yüksek plastik tüneller şeklinde yaygınlaşmaya başlamış örtülü alanlarımız bugün 300.000 dekarın üzerine çıkmıştır.

Fazla Ürün Fazla Gelir

Örtü altı yetiştiriciliği diğer tarım kolları arasında, yüksek tesis ve işletme giderleri gerektiren; daha fazla teknik bilgi ve beceri ile, sürekli ve daha çok uğraşı isteyen bir işletme biçimidir.

Ancak; açık tarla ziraatine nazaran 5-6 kat daha fazla ürün getirir ve bunun karşılığında 8-10 kat daha fazla gelir elde edilir.

Bütün Sebzeler Serada Yetiştirilebilir

Bugün örtü altı yetiştiriciliğinde (biberde çok az olmak üzere) tamamı F1 hibrit sebze tohumları kullanılmakta; Ekim ayından itibaren (tarla ürünü çıkıncaya kadar) her türlü sebzeyi cam ve plastik seralarda üretmek mümkün olmaktadır.

İlk Sırada Domates Gelir

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimde birinci sırayı domates alır. Bunu hıyar, biber, patlıcan, kavun, kabak ve karpuz takip eder. Ancak, Çukurova yöresinde alçak plastik tünellerde karpuz üretimi hakimdir.



Serada Üretim 3 Dönemde Yapılır

  1. Sonbahar dönemi,
  2. Kış (tek mahsül) dönemi,
  3. İlkbahar dönemi

Plastik seralarda yalda iki mahsul yetiştirilmesi ısıtma masraflarından kaçınmak açısından uygundur. Ancak, cam seralarda genellikle Tek Mahsul yetiştiriciliği yapılır.

Başarı Size Bağlı

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimin ilk halkasını uygun toprak hazırlığı teşkil eder. Doğru çeşit seçimi ve ucuz’ bir ısıtma ile teknik bilgi ve beceri bu üretim kolunu ancak cazip hale getirir. Aksi halde tesis masrafları çok yüksek olan bu sektörde beklenen gelişme sürdürülemez.

Şimdi beraberce seralarımızda yoğun yetiştiriciliği yapılan önemli sebzelerimizin yetiştirme tekniklerini ayrı ayrı ele alalım.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri nasıl olmalıdır.

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri Nasıl Olmalıdır

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri

Seralarda yıllık bakım işlemleri üretimin sürekliliği ve masraflar açısından çok önemlidir.

1. Seranın Temizliği

Seralarda yıllık bakım işlemleri içerisinde ilk olarak seranın temizliği gelmektedir. Yıl boyunca yetiştirilen bitkilerin vejetasyon süresi sonunda seradan uzaklaştırılması işlemidir. Bitki artıkları sera yakınında yığın halinde bırakılmamalıdır.

2. Drenaj

Serada fazla sulama ve yağış sularının neden olduğu toprak yüzeyindeki ve bitki kök bölgesindeki fazla suyun topraktan uzaklaştırılmasına drenaj denir. Sera içi ve dışı drenaj yapılmalıdır.

Drenajın yararları:

  • İyi bir kök gelişmesi için havadar bir toprak sağlanabilir.
  • Yüksek toprak neminden kaynaklanan bakteriyel ve fungal hastalıkların önüne geçilebilir.
  • Aşırı nemden kaynaklanan toprak sıcaklığındaki düşme önlenebilir.
  • Kolay yıkanma şansı getireceği için topraktaki tuz birikimini azaltır.
  • Bitkilerde istenmeyen yumuşaklığın önüne geçilir.



3. Tuzluluk

Seralarda monokültür yapıldığından gübreleme, üretim tekniği ve kapalı alan olması nedeniyle sera topraklarında tuzluluk birikimi meydana gelir.

Tuzluluğun nedenleri:

  • Monokültür uygulaması sonucu yetiştirilen bitkilerin kullanmadıkları besin maddelerinin birikimi,
  • Sera topraklarının yağmur sularıyla yıkanmaması,
  • Sera topraklarında su hareketinin aşağıdan yukarıya doğru olması ve besin maddelerinin yüzeyde birikmesi,
  • İyi sulama suyu özelliği taşımayan sularla sulanması gibi faktörler sera toprak tuzluluğunu arttırır.

Toprak tuzluluğunu gidermenin yolları:

  • Yaz aylarında göllendirme yapılması,
  • Organik madde miktarının arttırılması,
  • Her yıl 2-3 cm sera üst toprağının atılması ile giderilebilir.

4. Toprağın Fiziksel Yapısının Düzeltilmesi

(Organik Gübreleme)

Topraktaki organik madde düzeyinin arttırılması ile aşağıdaki faydalar sağlanmış olur.

  • Toprağın besin maddelerince zenginleşmesini sağlar,
  • Toprağa humus kazandırılır,
  • Toprağın su tutma kapasitesini arttırır,
  • Toprağa fazla su girmesi sağlar,
  • Toprağı tavda tutar,
  • Toprağın sıcaklığını düzenler,
  • Toprağın PH’ sını düzenler,
  • Toprağa devamlı azot ve karbon sağlar,
  • Topraktaki erimez fosforu erir duruma getirir,
  • Topraktaki mikroorganizma sayısını arttırır.

Seralarda organik madde miktarı %5-10 civarında olmalıdır. Bu miktarda 5-30 ton hayvan gübresi ile sağlanabilir.

Fazla Organik Gübre kullanılmasının nedenleri:

  • Yaz aylarındaki yüksek sıcaklıklarda organik maddelerde parçalanma ve kayıplar daha fazladır,
  • Seralarda bitki artığı bırakılmaması,
  • Bitki ömrü uzun ve verim fazla olduğu için organik madde tüketiminin artması,
  • Dezenfeksiyon işleminin yapılması sırasında yararlı mikro organizmaların yok olması,
  • Örtü materyali nedeni ile yağmurun kazandırdığı azottan yararlanamama,

Çiftlik Gübresi: At, koyun, keçi, sığır ve manda gibi hayvanların gübreleridir. Bunların seraya verilmeden önce iyi bir şekilde yanmış olması, yabancı ot tohumları ve hastalık içermemesi istenir.

Yeşil Gübre: Genellikle bu amaç için mısır bitkisi kullanılır. Mısır yüksek sıcaklıkta yetiştirilecek tek bitkidir. Hastalık ve zararlılara fazla konukçuluk etmemesi; diğer yeşil gübre bitkilerinden daha fazla toprakta kalması; yeşil aksamının daha fazla olması; kök sisteminin fazla derine gitmesi gibi nedenlerle toprağı kabartması; tuzu direk kökleriyle alması ve çok hızlı gelişmesi gibi nedenlerle iyi bir yeşil gübreleme bitkisidir. Ekimden 1,5-2 ay sonra bitkiler çiçeklenmeye, tepe püskülü oluştuğu dönemde mısırın parçalanması işlemine geçilir ve toprağa karıştırılır.

Kompost: Çeşitli hayvansal ve bitkisel artıkların bir araya getirilip humusa dönüştürülmesi işlemidir.

Yapay (Organik Gübre): Genelde çiftlik gübresi olmadığı, amonyaklı bir gübrenin samana karıştırılması ile hazırlanır.



5. Dezenfeksiyon

Monokültür tarımının istenmeyen sonuçlarını yok etmek, hastalık ve zararlılardan arındırmak için, toprağın çeşitli yollarla ısıtılması ve ilaçlanması işlemine denir. Isıtma yoluyla dezenfeksiyonda yüksek nem ve sıcaklık olduğundan, çoğu hastalık ve zararlılar ölür.

Dezenfeksiyon işlemi esnasında dikkat edilecek hususlar:

  • Dezenfeksiyondan önce toprak, bitki kalıntılarından arındırılır,
  • Yabancı ot tohumlarının çimlenmesi için toprak iyice sulanır,
  • Kimyasallarla dezenfeksiyonda toprak sıcaklığı 15-30 oC arasında olmalıdır,
  • Gübre, kum vb toprağa ilavesi düşünülen her türlü materyal dezenfeksiyon öncesi verilmelidir,
  • Sera toprağında ayrışmamış organik madde bulunmamalıdır,
  • Ekim-dikim esnasında dezenfektan toprağı terk etmiş olmalıdır,
  • Temiz harçta yetiştirilen fideler kullanılmalıdır.

Dezenfekte edilen toprakların tekrar kirlenmemesi için;

  • Seralarda %10’ luk formaldehite bandırılmış paspaslara basılarak girilmelidir,
  • Kullanılan alet-malzeme dezenfekte edilmelidir,
  • Temiz harçta yetiştirilmiş fideler kullanılmalıdır,
  • Sulama suyu hastalıklardan temiz olmalıdır,
  • Sera cam ve çerçeveleri dezenfekte edilmelidir,
  • İşçiler çalışırken eldiven kullanabilirler.

Kimyasal Dezenfeksiyon: Formaldehit, kloropikrin ve vapam gibi maddelerle yapılabilir.

6. İnorganik Gübreleme

Seralarda organik gübrelemenin sonucunda yapılan bir işlemdir. İnorganik gübrelemede aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Gübrenin suda çözünürlüğüne,
  • Kompoze gübre kullanmaktan kaçınılması,
  • Sülfat ve klorid içeren gübreleri kullanmaktan kaçınılmasına dikkat edilmelidir.

Kaynak: ALATA BAHÇE KÜLTÜRLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!