Connect with us

Bitkisel Üretim

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği

Antep fıstığı yetiştiriciliği yazları uzun, sıcak, kurak ve kışları nispeten soğuk olan bölgelerde ekonomik olarak yapılabilmektedir.

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : İklim İsteği

Antep fıstığı yetiştiriciliği için önemli faktörlerden birisi sıcaklıktır. Yaz aylarında meyvenin gelişmesi ve olgunlaşması için oldukça fazla ve uzun süre yüksek sıcaklık; kış aylarında ise belli bir süre düşük sıcaklığa ihtiyaç gösterir. Ancak kış soğuklarının -15 °C ve daha fazla düşme ihtimalinin olduğu alanlarda meyve gözlerinde zararlar olabilir.

Ülkemizde Antep fıstıkları Mart sonu-Nisan ayının başlarında uyanmakta, genellikle Nisan ayının ilk yarısında çiçek açmaktadır. Bu dönemdeki düşük sıcaklıklar çiçeklere ve genç yapraklara büyük zarar verebilmektedir. Yeni bahçe tesis edilirken, özellikle soğuk hava akımının olduğu yerlerde bahçe kurulmamalıdır.

Çiçeklenme periyotunda uzun süre devam eden serin ve yağışlı hava, erkek ağaçların çiçek tozlarının yayılmasını olumsuz etkilemektedir.



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Toprak İsteği

Antep fıstığı kuvvetli kök yapısı nedeniyle başka hiçbir bitkinin yetişemeyeceği sahalarda yaşayabilmekte, hatta ürün de verebilmektedir. Antep fıstığının bu özelliği, bazı yanlış düşüncelere yol açmaktadır. Halk arasında “antep fıstığı, mutlaka kötü karakterli topraklara dikilir” gibi yanlış bir anlayış vardır. Halbuki bütün meyve türlerinde olduğu gibi antep fıstığı yetiştiriciliği nisbeten derin, süzek, tınlı ve kısmen kireçli topraklarda yapılmalıdır.

Dikilen fidanın çabuk gelişmesi, erken meyveye yatması, bol ve düzenli ürün verebilmesi için; toprak şartlarının istenilen nitelikte olması ve bakım işlerinin iyi yapılması gerekir.

Antep Fıstığı Ağacı Genel Görünümü

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Bahçe Tesisi

Araziye kaç metre dikim aralığı verilecekse enine ve boyuna olarak çizilir. Çizgilerin birbirlerini kestikleri yerler, çukurların açılacakları noktalardır. Antep fıstığı yetiştiriciliği çöğür anacı ile kurulan tesislerde sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri 8-10 m olmalıdır. Sulanabilen alanlarda dikim aralıkları 6-8 m olabilir.

Arazide bitki yerleri işaretlendikten sonra, 40-50 cm genişliğinde 60-80 cm derinliğinde çukurlar açılır. Traktörün kuyruk miline bağlanan burgu ile açılan çukurların dip kısımları ve kenarları çok sertleştiğinden; fidan köklerinin gelişebilmesi için bu kısımların mutlaka yumuşatılması gerekir.

Çöğürlerin yaralı kısımları kesilir, hafif bir kök budaması yapılır. Çukurların dibine 1-2 kürek yanmış ahır gübresi ve 100-150 gram 15-15-15 (üç onbeş) gübresiyle karıştırılmış üst toprak atılır. Ahır gübresinin kesinlikle yanmış olması gerekir. Çöğürün derin dikilmesinin sakıncası yoktur.

Dikimden hemen sonra bir can suyu verilmeli ve bunlar yaz aylarında en az iki kez sulanmalıdır. Ayrıca dikilen çöğürlerin üzerine evcik yapılarak tutma oranı artırılabilir.

Antep fıstığı bahçelerinde taştan yapılmış evcik

Antep fıstığında dikim, sonbahar veya ilkbaharda yapılabilir. Ancak kışları çok sert geçmeyen yerlerde sonbahar dikimi tercih edilmelidir. Çünkü sonbahar dikiminde bitkilerin arazide tutma şansı artmaktadır.

Aşılı fidanla dikim yapılacaksa, dikimde aşı yerinin toprak yüzeyinde kalması gerekmektedir. Aşı yeri toprak altında kalan fidanlar kurumaktadır. Dikimle birlikte düzgün gövde ve taç oluşumu için bitkilerin dibine herek dikilmelidir. Dikim yapılırken 8 veya 11 dişi ağaca 1 erkek ağaç gelecek şekilde ayarlama yapılmalıdır.

Çöğürlerin dikimini müteakip

Yağmurların kesilmesinden sonra, ilkbaharda ve sonbaharda kontur sürümleri yapılarak, çöğürlerin etrafı çapalanır. Yaz ayları çok sıcak geçen bölgelerde mutlaka evcik yapılmalıdır. Aksi halde, Temmuz ve Ağustos ayı sıcaklıkları çöğürleri kurutmaktadır. Sonbaharda yaprak dökümünden önce kuruyan dallar ayıklanır, gövde ve dip kısımlardan çıkan istenmeyen taze sürgünler tırnak bırakılmadan kesilir.

Birinci yılda yapılan bakım işleri, ikinci yıl tekrar yapılır. Tutmayan çöğürlerin yerlerine ilkbaharda yenileri dikilir. Tutan çöğürlerin evcikleri ikinci yılın sonbaharında kaldırılır. Yeniden dikilen çöğürlerin ise tekrar evcikleri yapılır.

Birinci ve ikinci yılda uygulanan bakım işlemleri, üçüncü yıl aynen tekrarlanır. Çöğürler baş parmak kalınlığını aldığı zaman aşı yapılmalıdır. Bu süre çöğürlerin dikiminden 3-4 yıl sonra olmaktadır.



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Döllenme Biyolojisi

Antep fıstığının erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı ağaçlar üzerinde bulunur. Antep fıstığında meyvenin yenilen kısmı tohumu olduğundan, meyve eldesi için tozlanma ve döllenme zorunludur. Döllenmeyen çiçekler dökülür veya bunlardan içi boş (fıs) meyveler meydana gelir, dolayısıyla verim doğrudan etkilenir.

Döllenme yetersizliğinin birçok nedeni olmakla birlikte, en önemli neden, çiçek tozu yetersizliğidir. Neticede antep fıstığı bahçelerimizde çiçek ve küçük meyve dökümleri sık sık görülmekte ve üreticilerimiz zarara uğramaktadır. Normal bir antep fıstığı çiçek salkımında ortalama olarak 120 adet çiçek bulunur.

Antep Fıstığı erkek ve dişi çiçek uyumu

Bunun 20 tanesi meyve bağlarsa, bu orta derecede bir verime karşı gelir. Şayet salkımda 40 tane meyve olmuşsa, bu da oldukça yüksek mahsul demektir. Halbuki salkım seyrelmesi gösteren meyve salkımlarında, 1-6 meyve kalmaktadır. Tüm bunların en önemli nedeni, üreticilerimizin bahçelerine erkek ağaç dikmemeleridir.

Antep fıstığı bahçelerinde genel olarak, 8-11 dişi ağaca 1 erkek ağaç hesaplanmalıdır. Erkek ağaçlar ürün vermediğinden, üreticilerimiz bunlara bahçelerinde yer vermemekte veya çok az yer vermektedirler.

Üreticilerimiz bahçelerindeki erkek ağaçlara kayıp değil kazanç gözüyle baktıkları taktirde yukarıda anlatılan çiçek ve meyve dökümleri olmayacaktır. Aksi taktirde bu dökümler, her ürün yılında kaçınılmazdır.

Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü

Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü’nde yapılan çalışmalarla, standart çeşitlerimiz için uygun erkek tipler belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda;

– Uzun ve Halebi çeşitleri için Uygur erkeği,

– Siirt ve Kırmızı çeşitleri için Atlı erkeği,

– Ohadi çeşidi için de Kaşka erkeği tozlayıcı olarak uygun görülmüştür.

Bahçeye yeterince erkek aşılanmamış ise veya erkekler toz vermeye başlamamışsa, içli meyve elde etmek için mutlaka yapay tozlama yapılmalıdır.

Tülbent torbayla yapay tozlamanın yapılışı

Yapay tozlama, çiçeklenme başlangıcında toplanan erkek çiçek salkımlarının dişi ağaçlara asılması şeklinde uygulanabilir. Ya da toplanan erkek çiçek salkımları, havada gerilmiş bir ince elek teli üzerine konularak bunların çiçek tozlarını saçması sağlanır.

Salkımlardan çıkan çiçek tozlarının kolayca toplanması için, elek telinin altına parlak kağıt serilir ve bunun üzerine dökülen çiçek tozları alınır. 100 gram un içerisine 1-2 gram çiçek tozu karıştırılır. Hazırlanan çiçek tozu-un karışımı pamuklu tülbent torba içerisine konularak orta büyüklükteki bir ağaca verilir; veya karışım sırt atomizörleri veya traktöre bağlanan atomizörlerle geniş alanlara uygulanır.

Yapay tozlama için, dişi çiçeklerin çiçek tozunu kabul edici olgunlukta (reseptif) olmaları gerekir.

Sırt atomizörüyle yapay tozlamanın yapılışı 



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Aşıya Hazırlama ve Aşılama

Antep fıstığı, ülkemizde üç şekilde çoğaltılmaktadır. Birincisi, doğada kendiliğinden yetişen ve kültür çeşitlerine anaç olabilecek antep fıstığı, buttum, melengiç ve atlantik sakızı türlerinin yerinde aşılanması; ikincisi bu türlerin tohumlarının ekilmesiyle elde edilen çöğürlerin üretim bahçelerine dikilerek aşılanması; üçüncüsü ise aşılı tüplü fidanların doğrudan bahçeye dikilmesi suretiyle bahçe tesisidir.

Antep fıstığı anaçlarının bazı türleri (buttum, atlantik sakızı, mutica sakızı, kültür çeşitlerinin tohumlarından çıkan anaçlar) doğada tek gövdeli olara; bazı türleri de (melengiç, filistin sakızı) çok gövdeli (ocak şeklinde) olarak bulunurlar. Çok gövdeli ve tek gövdeli anaçların aşıya hazırlıkları farklı olmaktadır.

Ocak Halindeki Anaçların Aşıya Hazırlanması

– Genellikle bir ocakta yirmi gövdecik bulunabilir. Budama mevsiminden önce ocak çevresindeki topraklar çapa ile temizlenerek, gövdeciklerin çıkış yerleri ortaya çıkarılır.

– Bu gövdeciklerden, düzgün, pürüzsüz ve 2-4 cm çapında olabilenlerden 3-5 tanesi bırakılarak, diğerleri testere ile ana gövdeyle birleştikleri yerden çıkarılırlar.

– Melengiç ağaçlarında aşılar çok yükseğe yapılmaz. Genel olarak aşı yeri topraktan 30-40 cm yukarıdadır. Budama döneminde, aşı yapılacak düzgün bir yer belirlenerek; buraya kadar olan yan dallar, gövdecikle kesiştiği yerden makas veya testere ile kesilir.

– Aşı yapılacak yerin üzerindeki dalların hepsini budama mevsiminde kesmek hatalıdır. Gövdecikte su hareketinin olması ve böylece anacın daha iyi kabuk vermesi için her gövdecikte birkaç tane dal kalmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra bu küçük dallardan sadece bir tanesi (soluk dalı) bırakılıp, diğerleri kesilecektir.

Tek Gövdeli Anaçların Aşıya Hazırlanması

– Ağacın taç genişliği ve gövde kalınlığı dikkate alınarak budama 1-3 yıl içerisinde tamamlanmalıdır.

– Gövdeden çıkan ana dallar budanmayıp, ağacın büyüklüğüne göre ikinci veya üçüncü derecedeki dallar budanmalıdır.

– Kesilen her dalın ucunda mutlaka bir soluk dalı bırakılmalıdır. Aksi halde, o dal kuruyabilmektedir.

– Ağacın büyüklüğüne göre 1 veya 3 tane dal hafif azaltılarak; dalların ucundaki soluk dalına ek olarak, ağacın soluk dalı olarak bırakılmalıdır.

– Budanan ağaçların dallarından ilkbaharda, fazla miktarda taze sürgünler çıkar. Bu sürgünlerden, dalın kalınlığına göre 2-4 tanesi, çepeçevre dalı saracak şekilde bırakılarak, diğerleri Mayıs ayında temizlenmelidir. Böylece bu sürgünlerin gelişimi artar ve daha kısa sürede aşıya gelirler. Eğer bu sürgünlerin hepsi de dalın ucunda bırakılıp, diğer kısmında hiç bırakılmazsa, dalın o yönünde kuruluk olacaktır. Ayıklama yapılınca sürgünlerin bazıları o yıl aşıya gelebilmektedir. Ama ertesi yıl hemen hemen tümü aşıya hazır hale gelir. Aşılamada ağacın taç genişliğine göre aşı sayısı değişir. Aşı sayısını azaltmayıp, aşı yapılmak üzere bırakılan her sürgüne bir aşı yapılmalıdır.

Aşılama

Antep fıstığı aşılarında kalem aşısı kullanmayıp, göz aşıları kullanılmaktadır. Aşı ile ilgili yapılan çalışmalarda; Mart ayında tomurcukların kabarmaya başlamasından yapraklanmaya kadar olan devrede yongalı göz aşısının; Haziran ayında ise sürgün (T) göz aşısının iyi netice verdiği bulunmuştur.

Aşı Kalemi Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

– Aşı kalemi pişkinleşmiş olmalı ve üzerinde meyve gözü bulunmamalıdır.

– Ağacın yan dallarının ucunda bulunan sürgünler, aşı kalemi olarak alınmaz. Bu dallarda bulunan sürgünler, ağacın gelişimini ve gelecek yıllarda ürün verecek olan yeni dalların oluşumunu sağlayacaklardır. Bu nedenle, aşı kalemi gövdeye yakın olan yıllık sürgünlerden kesilmelidir.

– Uyur gözlerin uyanmasıyla, doğrudan gövdeden çıkan sürgünler obur dallardır. Bunların gözleri olgunlaştığında aşı kalemi olarak kullanılmazlar.

– Aşı kalemi alınacak damızlık ağaçlar verimli, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı, standartlara ve bölge ekolojisine uygun olmalıdır.

– Sürgün göz aşısı için kullanılacak aşı kalemleri günün serin saatlerinde kesilmeli; ve hemen yaprak sapının 1-1.5 cm’si kalem üzerinde kalacak şekilde yaprak ayaları kesilmelidir.

– Uzak mesafelere gönderilen aşı kalemlerinin iki ucu ılık parafine batırılıp, ambalajlanmalıdır.



“T” Aşısının Yapılışı

İlk olarak, anacın kabuğu bıçakla T şeklinde çizilir. T nin anaç kalınlığına göre 1-1,5 cm kadar olan üst çizgisi, daha sonra 2-2,5 cm olan orta çizgisi çizilir. Bu çizimlerde bıçak, odun dokusuna dokundurulmamalıdır. Aksi halde reçine çıkar ve gözle gövde arasında bir tabaka oluşturarak kaynaşmayı engeller.

T çizildikten sonra, aşı gözü kalemden çıkarılır (Altı sivri, üstü düz olacak şekilde). Çıkarılan aşı gözü üzerinde büyüme konisi (öz) bulunmalıdır. Aksi halde, yapılan aşı tutmayacaktır. Çıkarılan göz, aşı bıçağı yardımı ile daha önce çizilen T’ ye, yaprak sapından tutularak yerleştirilir. Aşı gözünün üst tarafı ile T’ nin üst tarafı arasında boşluk kalmamalıdır.

Aşı yapıldıktan sonra, hafif ıslatılmış rafya, plastik aşı bandı veya pamuk ipliği ile bağlanmalıdır. Bağlama işine üstten başlanır, sarma yapılarak alttaki çizginin sonuna kadar inilir. Sonunda ilmek yapılarak hava almayacak şekilde bağlama yapılır. Aşı yapılıp bağlandıktan sonra üzerinden 30-40 cm’lik tırnak bırakılarak üst taraf kesilir. Tırnağın ucunda, özellikle güney tarafında soluk dalı bırakılır.

“T” aşısının bağlanması

Aşıların tutup tutmadığı, 10-15 gün sonra belli olabilir. Eğer göz irileşmiş, kabarmış, kabuk rengi parlak ve dokunulduğunda yaprak sapı düşüyor ise, aşı tutmuş demektir.

Göz buruşmuş, kahverengileşmiş, yaprak sapı kurumuş ve dokunulduğunda kopmuyor ise aşı tutmamıştır. Yapılan aşının tutmadığı durumlarda, ağaçta kabuk kalkıyor ise hemen aşı yapılan yerin altına tekrar aşı yapılabilir.

“T” aşısının yapılmış hali

Aşı Sonrası Bakım

Aşı sonrası bakımı mutlaka yapılmalıdır. Aşıdan 20-25 gün sonra aşı bağı gevşetilmeli; aşı sürgünleri 20-25 cm. olunca aşı bağları sökülerek, aşı sürgünü anaca yatık sekiz (∞)biçiminde bağlanmalıdır.

Aşı yerinin altından çıkan sürgünlerin tamamı ve aşı yerinin üstünden çıkanların ise bir kısmı temizlenmeli; aşı sürgünü kalınlığının anaç kalınlığına yaklaştığı sonbaharda, tırnaklar mutlaka kesilmelidir.



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Toprak İşleme

Antep fıstığı yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlarda, sulama imkanı olmadığı gibi; gerek yağışın azlığı ve gerekse kuraklıktan dolayı toprak işleme büyük önem kazanmaktadır. Bu durumda ya sulama yapmak ya da yağışla düşen suyu toprakta muhafaza etmek gerekir. Bu amaçla da toprak işleme yapılmalıdır.

Antep fıstığı yetiştiriciliği toprak işleme şu şekilde yapılmaktadır:

Kış aylarına girerken 3 veya 5 şoklu pullukla derin olarak yapılan kontur (çapraz) sürüm; yağmur sularının toprağın alt katmanlarına inmesini sağlamaktadır. Yapılması gereken önemli bir sürümdür. Bu sürümün kontur olarak yapılması ve son sürümün eğime dik olması, suyun toprakta tutulmasını arttırmaktadır. Bununla birlikte, yüzey akışını ve erozyonla toprak kaybını da azaltmaktadır.

İlkbaharda 5 soklu pulluk, kültivatör veya kazayağıyla yüzeysel olarak yapılan kontur sürüm, yabancı ot kontrolünü sağlar. İlkbahar sürümü genellikle 2 kez yapılır. Bunların birincisi Nisan ayında yapılır. Bu sürüm, kış yağmurlarından sonra bol miktarda çıkan yabancı otların temizlenmesini sağlamaya yöneliktir. İlkbaharda yapılan ikinci sürüm ise yine kültivatör veya kazayağıyla, yağmurların kesilmesinden hemen sonra (Mayıs ayı) ve toprak tavında iken yapılır. Bu sürümle birlikte bahçeye tapan çekilmelidir.

Killi toprak yapısına sahip bahçelerde toprak neminin azalmasıyla birlikte, özellikle Temmuz ayında yüzeyden başlayarak aşağıya doğru toprakta yarılmalar meydana gelmektedir. Bu yarıklardan toprak neminin kaybolmaması için; Temmuz ayında kültüvatör veya kazayağıyla birlikte tapan çekilerek, yapılacak olan son bir sürümle toprak işleme tamamlanmış olur.

Sürüm yapılamayan yerler (ağaçların gövde çevresi) ilkbaharda bellenmeli veya çapalanmalıdır.

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Gübreleme

Antep fıstığı meyvesini, yoğunlaştırılmış enerji hapı olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynağın oluşumu için, bitkinin yeterince beslenmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi antep fıstığında düzensiz meyve verme (periyodisite) ve buna bağlı olarak ürün azlığı, yetiştiricilikte karşılaşılan önemli sorunların başında gelmektedir. Bitkinin yeterli ve dengeli beslenememesi sonucunda, bitki gelişiminin tam olmaması, verim düşüklüğü ve kalite bozukluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Antep fıstığında görülen periyodisitenin (düzensiz verim), bitkinin beslenmesi ile ilgili olduğunu belirten birçok araştırma mevcuttur. Besin elementlerince fakir, kıraç ve susuz arazilerde yetişen antep fıstığının mutlaka gübrelenmesi gerekir.

Yapılacak toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre en uygun gübre dozları ortaya çıkarılmalıdır. Ancak yapılan araştırmalarda 35-40 yaşlarındaki bir antep fıstığı ağacına saf olarak verilen 800 gram azot; 600 gram fosfor; 400 gram potasyum ve 50-60 kg ahır gübresi, verimi % 40 civarında arttırmaktadır.

Şubat ayında ağaç gövdesinin yaklaşık 1 m çapındaki kısmının dışında kalan taç izdüşüm alanına 2-5 kg arasında olmak üzere; Amonyum sülfat gübresi serpilerek, hemen toprağa karıştırılmalıdır. Yağışın az olduğu bölgelerde Ocak ayında da verilebilir.

Ocak ayında, mümkün olduğu kadar derine verilmek üzere, ya ağacın taç iz düşümüne açılacak 20-30 cm derinliğinde; 25-30 cm genişliğindeki banta, ya da bahçelerde ağacın taç izdüşüm kenarına traktöre bağlı pullukla açılacak hatlara; Fosforlu ve potasyumlu gübre ve bunların üzerine de ahır gübresi uygulanıp, üzeri toprakla kapatılmalıdır.

Tam Verimdeki Ağaçlar

Tam verimdeki ağaçlara fosforlu gübre olarak, ağaç başına 2 kg triple süper fosfat uygulanabilir. Açılan bant, triple süper fosfat gübresi üzerine 60 kg yanmış ahır gübresi verilerek kapatılmalıdır. Bölge toprağı potasyum yönünden genellikle yeterli olmasına karşın, eksikliğin olduğu yerler de vardır. Yapılacak toprak ve yaprak analizlerine göre eksikliğin görüldüğü bahçelerde, fosfor uygulamasıyla birlikte ağaç başına 0.5-1.5 kg potasyum sülfat verilmelidir.

Gübre uygulaması için pullukla açılan hatlar

Bunların yanısıra ticari olarak piyasada bulunan 15-15-15 kompoze gübresi de azot, fosfor ve potasyum kaynağı olarak kullanılabilmektedir.

Çiftçilerimiz genellikle gübre kullanmaktan kaçınmaktadırlar. Ancak, zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılacak gübreleme, antep fıstığının gelişiminde büyük oranda katkı sağlamakta, verimi arttırıp periyodisiteyi azaltmaktadır.

Uygulamada görülen hataların başında fosforlu gübrelerin derine verilmediği görülmüştür. Ayrıca, çiftlik gübresinin toprak yüzeyine serpilip, öylece bırakıldığı, azotlu gübrelerin de toprağa karıştırılmadığı görülmüştür. Bu şekilde yanlış uygulama sonrasında “Ben ağaçlarımı gübreledim, ama netice alamadım” denilmektedir. Uygulamalar zamanında ve tam olarak yapılırsa önemli faydalar sağlanacaktır.



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Budama

Budama, ağaca şekil vermek, verilen şeklin devamını sağlamak ağaçta fizyolojik dengeyi oluşturarak düzenli bir verim almak için yapılır. Bununla birlikte, yaşlanmış ağaçları gençleştirerek bunlardan bir süre daha verim almak amacıyla yapılmaktadır. Tüm meyve ağaçlarında olduğu gibi, antep fıstığı ağaçlarında da budama üç aşamada yapılmalıdır.

Genç Ağaçlarda Şekil Budaması

Antep fıstığı ağaçları reçineli olduklarından, aşırı dal kesiminden hoşlanmazlar. Bu nedenle ileri dönemlerde kalın dal kesimine meydan vermemek için budamanın fidan devresinde başlatılması gerekmektedir.

Bahçe tesisi aşılı tüplü fidan ile yapılmış ise, dikimden 2-3 yıl sonra. Çöğür dikilerek yapılan tesislerde ise aşılamadan 2-3 yıl sonra şekil budaması yapılmalıdır.

Fidan fazla boylanmışsa, birinci yılın sonbaharında 80-90 cm’den tepesi kesilir. Ertesi yıl sürgünler oluşur. Bunlarda şekil budaması 2. yılda yapılabilir. Fidan fazla boylanmamış ise, bu işlemler birer yıl sonraya bırakılır. Bir yıl önce tepesi kesilen fidan, ertesi yıl fazla sayıda sürgün vermektedir.

Değişik doruk dallı terbiye şeklinin oluşturulması

Bu sürgünlerden gövde üzerinde 15-20 cm aralıklarla; mümkün olduğunca eşit dağılanlardan üç tanesi, bir de dik gelişen doruk dal bırakılarak diğerleri kesilir.

Ağaç üzerinde bırakılan dalların düzenli gelişmesi sağlanır. Seçilen her ana dal, bir ağaç gibi düşünülerek, aynı sistem bunlara da uygulanır.

Gelişmiş Ağaçlarda Ürün Budaması

Gelişmiş antep fıstığı ağaçlarında budama, genel olarak verimli yılın sonunda yapılır. Budama, yaşlanmış, zayıf gelişen 3-4 yaşlı dal çıkarma ve kuru dal seyreltme şeklinde yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan budama ağaçta genç dal gelişimini teşvik etmektedir. Antep fıstıklarında ürün 1 yaşlı dallardan alındığından, ağaç sürgün oluşturmaya teşvik edilmelidir. Bunun için mutlaka her yıl düzenli budama yapılmalıdır.

Yapılan düzenli budamalar neticesinde hem ağacın ekonomik ömrü uzamakta, hem verim kısmen artmakta (% 12 kadar), hem de kalite iyileşmektedir.

Antep fıstığı bahçelerinde görülen önemli budama hatalarından biri, sürümde kolaylık sağlaması açısından toprağa yakın dalların sürekli olarak çıkarılmasıdır. Bu şekilde kesilen ağaçlarda taç yüksekliği çok fazla olmakta, ağaç dibini gölgeleyememekte ve toprak neminin kaybolmasını engelleyememektedir.

Halbuki yere yakın, taç oluşturularak ve doruk dalı korunarak budanan ağaçlar, hem dibini gölgelemekte. Hem aşırı sıcakların gövde ana dalları yakması veya dolu zararından dolayı zararlanma engellenmektedir.

İyi budanmış ağaçta yıllık sürgün ve meyve salkımları

Gençleştirme Budaması

Yaşlı ve zayıf gelişen ağaçlarda kuvvetli gelişen sürgün az olacağından, yeni sürgün oluşumunu teşvik etmek amacıyla yaşlı dal kesimi yapılmaktadır. Bu işlem 2-3 yılda tamamlanmalıdır.

Sürgün gelişimi sağlandıktan sonra ağacın taç yapısını bozmadan, yeterli havalanma ve ışıktan yararlanma için, sık gelişen sürgünler seyreltilmelidir. Yeni oluşan sürgünlerin merkezden uzaklaşmaması ve yan gözlerden çıkan sürgünlerin yeterli düzeyde kuvvetli olması için sürgün uçları kesilmelidir.

Gençleştirme amacıyla yapılan budamada ağaçta, ana dallarda ve kesim yapılan her dalda mutlaka soluk dalı bırakılmalıdır. Kesim yapılan her yere aşı macunu sürülmelidir.



Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Sulama

Yağışla birlikte verim çağındaki antep fıstığının yıllık su ihtiyacı 750-800 mm. arasındadır. Hazirandan başlayıp Ağustos ayı sonuna kadar, o yılki yağışa ek olarak 20 gün ara ile sulama yapılması. Ve her sulamada 110-150 cm derinliğe kadar toprağın ıslatılması. Antep fıstığında gelişmeyi arttırıp periyodisitenin kısmen önlenmesine etkili olmaktadır.

Üreticilerin çoğu, sulama yapıldığı taktirde ağaçlarının kuruyacağını sanmaktadırlar. Antep fıstığı Araştırma Enstitüsü deneme bahçelerinde 25 yıldan bu yana sulama yapılmasına karşın, sulama kaynaklı ağaç kurumalarına rastlanmamıştır.

Fakat sulama suyunun gövde ile temas etmesi durumunda, kök boğazı çürüklüğü zararından dolayı ağaçlarda kurumalar meydana gelebilmektedir. Suyun ağacın gövdesine değmeyecek şekilde, taç izdüşümünün dışına verilmesi durumunda herhangi bir zararlanma görülmemektedir.

Antep fıstığında salma sulamanın yapılışı

Antep Fıstığı Yetiştiriciliği : Hasat ve Depolama

Hasat

Ülkemizde antep fıstığı hasadı elle yapılmaktadır. Hasat dönemi başlamadan önce ağaç altları temizlenir. Toprak bastırılır. Bu şekilde yere düşen meyvelerin zarar görmeleri önlenir. Hasat esnasında önce yere düşen meyveler toplanır, sonra ağaç altına şallar serilir. Üç ayak merdivenler yardımı ile hasat yapılır.

Hasat edilen meyvelerin ayıklanıp, kurutulduğu yerlere sergi yerleri denilmektedir. Sergi yerleri genellikle antep fıstığı bahçelerinin içerisinde olur. Meyveler burada güneşte kurutulur. Uygun hava koşullarında 3-4 günde antep fıstıklarının nem oranı %3-5’e düşmektedir. Sergi yerlerinde kurutma esnasında, meyvelerin toprakla temasının kesilmesi için, kurutulacak fıstıklar mutlaka uygun bir bez üzerine serilmelidir.

Kurutma işlemi ürün kalitesini doğrudan etkiler. Sergi yerlerinde kurutmaya alınan antep fıstıklarının serim kalınlığı 3-5 cm’yi geçmemelidir. İyi ve homojen bir kurutma sağlamak için, yavaşça karıştırma yapılmalıdır.

Depolama

Antep fıstığının bileşiminde %50’den fazla yağ, %20’den fazla protein bulunmaktadır. Taze antep fıstığında %40-50, kuru kırmızı kabuklu antep fıstığında da %3-5 oranında nem bulunmaktadır. Ürünü depolama süresince, sıcaklık, nem ve ışık meyve kalitesi üzerine etkili olmaktadır.

Depo sıcaklığı ve nem düzeyinin, deponun her tarafında aynı olması için, depo havasının hareket halinde olması gerekmektedir. Uygun bir hava hareketinin sağlanabilmesi için, istifler arasında 10-20 cm duvar ve tavan arasında 30-35 cm, boşluk bırakılmalıdır. Çuvallar doğrudan ambar tavanı ile temas ettirilmemelidir. Depo tabanı tahta ızgara ile kaplı olmalıdır.

Ürünün nem içeriğinin düzenli düşük kalabilmesi için depo koşullarındaki nem oranın düşük olması (% 50-60) gerekmektedir. Kuru kırmızı kabuklu olarak muhafaza şeklinde kalite kaybı daha az olmaktadır. Ürünün kendine özgü depolama koşullarına uyulmadığı takdirde bozulmalar hızlanmaktadır.

Kuru kırmızı kabuklu antep fıstığı sergi yerlerinde kurutulduktan sonra, işlenerek pazarlanıncaya kadar ambarlarda muhafaza edilir. Antep fıstığının bir yıldan daha uzun bir sürede kalitesinin bozulmadan saklanabilmesi için en uygun depolama sıcaklığı 0 ile 10C arasındadır.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yazın

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Bitki Besleme - Sulama

Yağmurlama Sulama Yöntemi Nedir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yağmurlama Sulama Sistemi

Yağmurlama Sulama Yöntemi

Bu yazımızda “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere anlatmaya çalışacağız.



Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randımanlı olmamaktadır.

Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama sulamadır.

Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ NEDİR?

Suyu toprak yüzeyine belirli bir basınç altında ince damlacıklar biçiminde, yağmur şeklinde püskürten meme veya başlıkların yer aldığı borulardan oluşan sisteme “Yağmurlama Sulama Yöntemi” adı verilir.

Yağmurlama sulamada su, basınç altında yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay bir yağmur halinde arazi yüzeyine uygulanır.

Suyu toprağa yağmur şeklinde püskürten meme ve başlıklardan oluşan sisteme yağmurlama denir.

Yöntemin uygulanabilmesi için ana boru ve lateral hatlardan oluşan bir su iletim sistemine ve basıncı sağlayan bir sisteme gerek vardır. Basınç genellikle pompaj birimi ile sağlanmaktadır.

Sistemi yağmurlama başlıkları tamamlar. Sulanacak bitkiye, toprağa ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişik tiplerde yağmurlama başlığı kullanılır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN UYGULAMA KOŞULLARI NELERDİR

Yağmurlama sulama sistemleri uygun biçimde işletilirse sulama suyu ihtiyaçları yüzey sulamalara göre önemli ölçüde az olmaktadır. özellikle yüzeyi düzgün olmayan, eğimli, sızdırma hızı yüksek olanlarda, sığ köklü bitkilerin sulanmasında başarılı sonuçlar vermektedir.



Yağmurlama sulama yönteminde, belirli bir ilk yatırım ve enerji giderleri gereklidir. Bu giderler yöntem uygulanarak, tarımsal ürün artışıyla karşılanabilirse yağmurlama sulama sistemleri gelişebilir.

Yağmurlama sulama yöntemleri daha az işçilik gerektirdikleri için, işçiliğin pahalı olduğu yerlerde geniş uygulama alanı bulmuşlardır.

Enerji maliyetlerinin yüksekliği ve bakım-onarım yönünden bazı sorunlar bulunması sistemin en önemli dezavantajlarıdır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMLERİNİN İŞLETME SİSTEMLERİ NELERDİR

1. Taşınabilir Sistemler

Bu sistemde motopomp ünitesi ana boru ve lateraller taşınabilmektedir. Yurdumuzda en yaygın uygulanan bu sistemdir.

2. Yarı Taşınabilir Sistemler

Motopomp ünitesi ve anaboru hattı sabit, lateraller hareketlidir. Genelde anaboru hattı toprak altına gömülüdür. Bu sistem meyve ve sebzeliklerin sulanmasında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

3. Taşınmayan (Sabit) Sistemler

Bu sistemde motopomp, anaboru ve lateraller sabittir.

Son yıllarda yağmurlama sulama unsurlarından boru hatları ve yağmurlama başlıklarında önemli değişiklikler olmuştur. Kullanılan sistem daha ucuza mal edilmeğe başlanmış, kullanım kolaylığı sağlanmış böylece de daha yaygın uygulamaya başlanmıştır.

Yağmurlama sulama yönteminin uygulanmasında yağmurlama başlıkları da çok önemlidir. Geniş ıslatma çaplarına sahip olan büyük (gün) yağmurlama başlıkları uygulamada tercih edilirler. Ancak bunlar yüksek işletme basınçlarında iyi sonuç vermektedirler. İşletme basıncı yüksek olmayan olanlarda uygulanırsa toprak ve bitkide zararlı etkenler ortaya çıkabilmektedir.



Enerji maliyetlerinin çok yükselmesi sonucu, düşük basınçla çalışabilecek biçimde Sprink denilen küçük yağmurlama başlıkları geliştirilerek kullanılmağa başlanmıştır. Meyve bahçeleri, bağ, sera bitkilerinin sulanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Suyun yalnız küçük başlıklar çevresine uygulanması ile su tasarrufu sağlarlar.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ UYGULAMASINDA NELER BİLİNMELİDİR

Yağmurlama sulama yöntemlerinin özellikle projelendirilmesiyle gerekli olan bilgiler şunlardır:

1. Toprakların kullanılabilir su tutma kapasitesi

Bitkiler, toprakta tarla kapasitesi ile devamlı solma noktası arasında bulunan sudan yararlanabilirler. Bu nem miktarına, toprakların “kullanılabilir su tutma kapasitesi” veya “elverişli kapasite”denir. Buda toprağın bünyesine göre değişmektedir.

2. Bitkilerin Etkili Kök Derinlikleri

Bitkilerin normal gelişmeleri için ihtiyaç duydukları suyun % 80 inin alındığı kök derinliğine “Etkili Kök Derinliği” denir. Bu değer sulamada ıslatılacak toprak derinliğini oluşturur ve bitki çeşidine göre genellikle 30- 180 santimetre arasında değişir.

3. Ürünler için sulama suyu ihtiyaçları

Ürünler Bir defada verilecek

Su miktarı Sulama

(Ha/mm) ( Ha/m3 ) Sulama sayısı aralıkları(gün)

Tahıllar 100-150 1000-1500 2-3 20-30

Sebzeler 20-70 200-700 12-20 5-10

Meyvelikler 70-100 700-1000 4-5 20-25

Fidanlıklar 50-80 500-800 8-10 10-15

Yonca 100-125 1000-1250 4-8 20-30

4. Toprakların Su Alma (İnfiltrasyon) Hızları

Toprakların su alma hızının bilinmesi sulamada önemlidir. Toprağın su alma hızına; toprağın yapı ve bünyesi, topraktaki organik madde miktarı, nem miktarı, bitki örtüsü, arazinin eğimi, uygulanan sulama yöntemi, toprağın sıkışması ve çatlaması, toprakta ve suda bulunan tuzların cinsi ve miktarı gibi sebepler etki eder.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN YARARLARI VE SAKINCALARI NELERDİR

Yağmurlama sulama metodunun, yüzeysel sulama metotlarına göre üstünleri şunlardır.



1. Su kullanma randımanı yüksektir. Sulama suyunun az olduğu yerlerde bu sudan azami yararlanılabilir.

2. Meyilli, arazi şekilleri (topoğrafya) bozuk yerlerde erozyona neden olmadan sulama yapılabilir.

3. Tohum çimlenme zamanında toprağın kaymak bağlaması nedeniyle bitkinin toprak üstüne çıkmama durumunu ortadan kaldırır.

4. İşletme masrafından ve işçilikten tasarruf sağlanır.

5. Toprak derinliği az ve sığ, geçirgen topraklarda en uygun sulama sistemidir.

6. özellikle denize yakın yerlerde rüzgarla taşınan tuzlu suların bitkilere bıraktığı tuz zerreleri, tozlar ve zararlı haşereler, yağmurlama ile yıkanabilir.

7. Yağmurlama sulama ile kontrollü su verme imkanı olduğundan; taban suyu yüksek, drenaj sorunu olan yerlerde en uygun sulama metodu olmaktadır.

8. Tarla hendeklerine gerek kalmadığından, ekim alanı artmakta ve tarımsal işletmeler kolay yürütülmektedir.

9. Eriyebilir suni gübreler; sulama suyu ile birlikte işçiliğe gerek kalmadan bitkilere verilebilir.

10. Sebze, narenciye bağ ve diğer meyvelikler dondan ve sıcaktan korunabilmektedir.

Bütün bu yararlarının yanında yağmurlama sulama yönteminin:

1. İlk tesis masrafı özellikle sabit sistemlerde çok yüksektir.

2. Su dağılımına rüzgarın olumsuz etkisi vardır.

3. Pompaj için güç gereklidir. Bu da yakıt sarfiyatı ve masraf gerektirir.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ İLE TOPRAK NASIL GÜBRELENİR

Yağmurlama yoluyla yapılan sulamada ticari gübreler sulama suyu ile birlikte bitkilere verilebilir.



Bu şekilde gübrelerin sulama suyuyla toprağa aktarılması uygulamada çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

– İşçiliği azaltır

– Gübrenin toprağa homojen olarak dağılımını sağlar

– Alet ve ekipmanların daha ekonomik olarak kullanılmasını sağlar

– Uygun zamanda ve miktarda gübreleme imkanı sağlar

– Ürünün kalite ve miktarının artmasını sağlar

Bu düzenle gübre atıldıktan sonra sulamaya devam edilerek boru ve başlıklardaki gübreler temizlenir. Aynı zamanda yapraklar üzerinde biriken gübre çözeltileri de yıkanmış olur.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ YERLEŞTİRMEDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

– Ana boru hattı hâkim eğim doğrultusunda yerleştirilmelidir

– Yağmurlama lateralleri hakim meyile dik ve imkan nispetinde tesviye eğrilerine paralel doğrultuda olmalıdır.

– Rüzgar hızının fazla olduğu yerlerde lateraller hakim rüzgar yönüne dik gelecek biçimde yerleştirilmelidir.

– Çok uzun yağmurlama laterallerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Laterallerin kısa olması işçiliği azaltır ve eşit su dağılımı sağlar.

– Laterallerin ana hat üzerinde ki hareketi en az iş gücüne ihtiyaç gösterecek biçimde düzenlenmelidir.

– Lateral hareketlerinin kolay ve birlikte çalışan başlık sayılarında ki değişimin az olması için sistem imkan oranında kare veya dikdörtgen şeklinde düzenlenmelidir.

– Sistemin boru büyüklükleri ve tertibi, yıllık masrafları en aza indirecek biçimde olmalıdır.

– İmkanların izin vermesi durumunda, uygun ve ekonomik boru çapları

seçimine imkan vereceğinden, pompaj ünitesi alanın ortasına yerleştirilmelidir.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI VE BAKIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde, basınç denemesi yapılıp daha sonra boruların üstü kapatılmalıdır.

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde borular kışı hafif geçen yörelerde en az 40, ağır geçen yörelerde en az 70 cm. derinliğe gömülmektedir.



– Motor elektrikle çalışıyorsa mutlaka toprak hattı yapılmalıdır.

– Borular taşınırken elektrik tellerine dokunmamasına dikkat edilmelidir.

– Sistemi önce küçük debide çalıştırıp Lateral ve ara borular su ile doldurulmalı, körtapayı çok kısa bir süre açarak boru hattının temizlenmesi sağlanmalıdır.

– Yabancı maddelerin girmemesi ve yağmurlayıcı memelerin tıkanmaması için pompa emme borusuna süzgeç takılmalıdır.

– Laterallerin yer değiştirme zamanı mutlaka belirlenmelidir.

– Yağmurlama dağılımının uygun olması için rüzgar durumuna göre laterallerin konum durumları iyi ayarlanmalıdır.

– Boruların ve yağmurlama başlıklarının yağlanmasında gres veya benzeri yağlar kullanılmalıdır.

– Sulama işi bittiğinde contalar kurulanarak bir kutuda saklanmalıdır.

– Sabit sistemlerde sezon sonunda boruların suyu boşaltılmalıdır.

– Boruların kolay sökülüp takılması için borular birbirine takılırken ek yerleri ve contaları sabunlu bezle silinmelidir.



Devamını Oku

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Trendler