Connect with us

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Bakan Pakdemirli, Çiftçimizin ‘Biz Zarar Ediyoruz’ Dediği Bir Ürün Yok

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Bayındır’da düzenlenen Küçük Menderes Havzası Tarım ve Orman Sektör Buluşması’na katıldı.

Burada çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, toplantıda çiftçilerin beklentilerini dinleyerek sorularını cevapladı.

Yaptığı konuşmada dünyada genel fiyatlama ile ilgili kriz olduğunu, bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Pakdemirli, üreticinin de tüketicinin de bu konuda bedel ödediğini vurguladı. Bakan Pakdemirli, çözüm için sözleşmeli üretimi işaret etti.

GENEL FİYATLAMA YAPISI İLE ALAKALI GENEL BİR KRİZ VAR

“Dünyada ister istemez gıda fiyatlarında bir artış var” diyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

Advertisement

“Gerek yemde, gerek gübrede, gerek tarımsal hammaddede, gerekse petrol malzemelerinden tutun da çeliğe kadar birçok fiyatta artış var. Dünyanın gıda üretimi ile alakalı bir sıkıntısı yok. Buradaki ana sıkıntı şu; pandemi ile ilgili endişeler, fiyatları artırıyor. Bunlar da bizim tarımsal girdilerimizin fiyatlarını artırıyor. Gübrenin ana hammaddesi doğalgaz. Doğalgazın fiyatı arttıkça ister istemez gübrenin fiyatı da artıyor. Ancak artışlar olması gerekenin çok üstünde ama endişeler henüz dünyadan çekilmemiş olmasının vermiş olduğu bir genel fiyatlama yapısı ile alakalı genel bir kriz var. Biz de burada başta üretici olmak üzere tüketiciyi koruma gayesiyle Toprak Mahsulleri Ofisi, yem hammaddeleri satışına temmuzda başladı. 3 senedir besicimize, üreticimize vadeli şekilde bunları vermeyi sağlama konusunda adım atmıştık. Şimdi bunu daha da genişlettik. Bugünkü toplantının neticesinde burada da atılması gereken ekstra adımlar varsa hep birlikte atıyor oluruz.”

HIZLI BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYORUZ

Küresel belirsizlik, ihracat yapılan ülkelerdeki iklim kaynaklı üretim azalışı, girdi maliyetlerinin de stok endişeleri ile birleşince maliyet konusunda artış olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Bu, üreticiyi etkilediği gibi tüketiciyi de etkiliyor. Gıda fiyatlarındaki artış için çözüm çalışmaları Gıda Komitemiz başta olmak üzere, Ekonomik Koordinasyon Kurulumuz başta olmak üzere hepsine hızlı bir şekilde çalışıyoruz. Bugün itibariyle konulan, konuşulan ve yapılan teşhislerin hepsinde doğruluk payı vardır ama bazıları biraz yüzeysel. Artık bizim yapısal bir şey yapmamız lazım. Yeni bir sayfa üzerinden bu işi götürmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

G20 ÜLKELERİNİN ANA MESELELERİNDEN BİR TANESİ BU

Üreticinin, “En çok alın terini ben döküyorum, ancak istediğim kadar alamıyorum. Pazarda 20 lira” dediğini, tüketicinin de “Ben istediğim kalitedeki ürünü haklı bir fiyat seviyesinden alamıyorum. Üreticideki fiyatla bana geldiği fiyat arasında büyük fark var” dediğini ifade eden Bakan Pakdemirli, “Bu mesele sadece Türkiye’nin meselesi değil. Geçen hafta G20 toplantıları için İtalya’ya gittim ve inanın bütün G20 ülkelerinin ana meselelerinden bir tanesi bu. Tohumdan çatala kadar olan zincirdeki meseleyi çözmek, aradaki seviyeleri daha iyi noktaya getirebilmek. Çiftçimiz haklı olarak ‘En çok alın terini ben döküyorum. Ben yeterince kazanamıyorum’ diyor. Aradakilere sorsanız belki onlar da benzer şeyler söyler ama en nihayetinde burada bir bedel ödeniyor. Bana sorarsanız tüketici tarafından da bir bedel ödeniyor, üretici tarafından da ödeniyor” diye konuştu.

Advertisement

SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ TÜRKİYE’DE, ÇOK DAHA YAYGIN HALE GETİRMELİYİZ

“Biz birkaç yüzyıllık metotlarla buradaki zinciri kurmaya çalışıyoruz” diyen Bakan Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Halbuki sözleşmeli üretim diye bir kavram var. Sözleşmeli üretimi Türkiye’de, çok daha yaygın, çok daha iyi bir hale getirmemiz lazım. Türkiye’de sözleşmeli üretim, kayıtlı olarak yüzde 5 ama mesela Amerika’da bitkisel üretimde yüzde 80’lerde. Biz bununla ilgili bir dijital tarım pazarı ve bir platform kurduk. Platforumu yeniliyoruz. Sözleşmeli üretimde bu işin kayıtlı hale getirilmesi gerek. Sözleşmeli üretim bugün şu veya bu şekilde var. Sebze-meyve tacirleri borçlandırma usulü ile üreticileri bir sözleşmeli üretim içerisine alıyor ama tek taraflı bir dikte ile tek taraflı bir dayatma ile bu iş yürüyor. ‘Domates, piyasada sözleşmeli üretimdeki fiyattan daha ucuz olduğu için almak istemiyorlar’ gibi bir duruma giriyor mesele. Yani burada sözleşmeli üretimi mutlaka çok daha iyi bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Bunun üreticiye, tüketiciye, devlete faydası var. Uzun zaman içerisinde enflasyonun düşmesine faydası olacak sözleşmeli üretimi, mutlaka bu işin içerisine dahil etmemiz lazım. Hemen bir günde tüm sistem değişecek diye bir şey yok ama gönüllülük esası ile çalışacak bir meseledir. Çiftçimiz eğer razı olursa o şartlara baştan girecek ama aynı zamanda finansman da sağlayacak. Gübresini alacak, tohumunu alacak, ilacını alacak ve bir şekilde yoluna devam edecek. Hasat günü satacağı ürününü fiyatını baştan bilecek.”

“En iyi örnek şeker pancarında”

Sözleşmeli üretimin önemine değinmeye devam eden Bakan Pakdemirli, “Bu salondakilerin çoğu maalesef üretim yaptığı ürünlerin fiyatını bilmeden bu işin üretimini yapıyor. Halbuki ürünlerin fiyatlarını bilsek buna katlanıp katlanmayacağımıza o an karar vermek bizlerin elinde diye düşünüyorum. Türkiye’de bunun en iyi örneğini şeker pancarında görüyoruz ve sonuç itibariyle hem üreticiye hem tüketiciye fayda sağlayacak bir mevzudur. Gıda Fiyatları İzleme Kurulumuz, Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz ve Gıda Komitemiz özellikle gıda fiyatlarının bu değişen ortamda ve defakto oluşmuş, hem dünya fiyatları olsun hem de zincirdeki verimsizlikler olsun; bunların üzerine gidiyor ve gitmeye de kararlı” dedi.

Advertisement

ÇİFTÇİMİZİN ‘BİZ ZARAR EDİYORUZ’ DEDİĞİ BİR ÜRÜN YOK

Bakan Pakdemirli, “Desteklerin ne kadar verimli olduğu tartışılır ama destekleri ne kadar artırırsak bugün üretim de o kadar artıyor. Daha verimlisi olabilir ama bugün itibariyle desteklerin artışı ile beraber Türkiye’nin verimi artıyor. ‘Destek bizden, üretmek sizden, bereket de Allah’tan’ diyoruz. Son 3 senede, Türkiye tarımsal üretimde büyüyor ve büyümeye de devam ediyor. Allah’a şükürler olsun bugün itibariyle piyasada çiftçimizin ‘Biz zarar ediyoruz’ dediği bir ürün yoktur. Besicilik ve yetiştiricilerimizin zaman zaman maliyetlerin altına düştüğü dönemler olabiliyor ama bunlarla ilgili tedbirleri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz. 2021’de 24 milyar lira desteğimizi verdik. Bu sene bu destek daha da fazla olacak. Birçok destek kaleminde artış oldu. Bu desteklerin 10 mislini vermek isterim ama elbette sınırlarımız var ama bugün itibariyle çok rahatlıkla şunu söyleyebilirim; toplumda eğer kayrılan bir kesim varsa çiftçi kesimidir. Bunu yapmamız gerekiyor. İmkanlar çerçevesinde daha da yapmamız gerekiyor” dedi.

SİZİN BİR DERDİNİZ VARSA BİZİM DE DERDİMİZ VAR

“İster istemez bakanlık ile çiftçi arasında zaman zaman mesafe hissedilebiliyor” diyen Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz de dedik ki, ‘Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var. Siz gece uyumuyorsanız biz de gece uyumuyoruz.’ Bugün itibariyle ‘Türkiye en iyi günlerini yaşıyor’ diyemeyiz. Hepimizin ağzında maskeler var. Zor bir dönemde birlikte icra ediyoruz. ‘Pandemi ha bugün gidecek, ha yarın gidecek’ derken, pandemi henüz ne ülkemizi ne de dünyayı terk etmiş değil. Belli bir süre buna alışmak ve bununla yaşamak durumundayız. Allah’a şükürler olsun hem Türk milleti hem de Türk çiftçisi kendini bu konuya çok hızlı bir şekilde adapte etti. Geçen yıl, cumhuriyet tarihinde pandemi döneminde üretim rekorlarını kırdık. Çiftçimizin eline birer diplomatik pasaport verdik. Herkes evindeyken çiftçimiz çıktı ve ahırına, serasına, tarlasına girdi. Hasadını veya dikimini yaptı.”

Advertisement

BASINÇLI SULAMA SİSTEMLERİNE MUTLAKA BAŞVURUN

Türkiye çapında çok önemli bir kuraklıkla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, “Yangınlarla da sellerle de mücadele ettik. Kayıplarımız, şehitlerimiz oldu. Mücadeleye devam ediyoruz. Biz ülkemizin çiftçisine, üretimine, bereketine her zaman güven duyuyoruz. 2050 yılına kadar iklim değişikliği sebebiyle üretimde yüzde 10 ile yüzde 25 verim kaybı yaşayacağız. Bunların hepsinin üstesinden nasıl geleceğimize birlikte oturup karar vermemiz lazım. Artık teknolojiyi kullanıyor olmamız lazım. Konuyu bilen ehil çiftçilerimizle beraber üretimi artırmamız lazım. Basınçlı sulama sistemlerine mutlaka başvurun. Bunun yüzde 50’si hibe. Kuraklıkla alakalı borç ertelemelerini yaptık. Sigortalardaki hasar paylarını yüzde 80’e çıkardık. Su sıkıntısı olan havzalarda ilave destekler verildi” sözlerine yer verdi.

Rumico

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Bakan Pakdemirli; “Kalıcı Çözümler Üretmek İçin İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Olarak Birlikte Hareket Etmeliyiz”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla İİT 8. Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı gerçekleştirildi.

Bir önceki toplantının başkanlığını yürüten Kazakistan’ı temsilen Kazakistan Tarım Bakan Yardımcısı Jenis Oserbay, İİT 8. Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı’nın başkanlığını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye devretti.

Konferansın açılışında konuşan Pakdemirli, toplantının bu seneki temasının “Gıda güvenliğinin tesisi için gıda sistemlerinin geliştirilmesi” olduğunu bildirdi.

Bu toplantı sayesinde uzun vadeli vizyonları görüşüp sürdürülebilir çözüm önerileri sunabilme imkânı bulduklarını aktaran Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Umuyorum ki bu toplantı ülkelerimiz için hayırlı olur, özellikle de küresel dayanışmanın önemini fark ettiğimiz şu zamanlarda. İslam İşbirliği Teşkilatı, İslam dünyasının ortak sesi olmak amacıyla barış ve kalkınma için kurulmuştur. Bugün dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Müslümanlar, ne yazık ki potansiyellerine paralel olarak siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyinde hak ettiği yerde değildirler. İnsanlığın bugünkü gelişmişlik düzeyinin temelleri İslam coğrafyasında atılmış olsa da bugün Müslümanların yaşadığı sorunların sebeplerini iyi düşünmek gerekir. Aksi takdirde sadece şikayet ederek, sadece konuşarak bir yere varamayız. Hele ki çözümü başkalarından beklersek elde edecek hiçbir şeyimiz yok.”

Advertisement

Pakdemirli, İslam medeniyetini hak ettiği yere getirmenin Müslümanların sorumluluğunda olduğunu aktararak, eksiklerin üzerine yoğunlaşıp 1 milyar 700 milyon Müslümanın ve tüm insanlığın sorunlarına çözüm bulacak somut çalışmalar ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

“KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMEK İÇİN İİT ÜLKELERİ OLARAK BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ”

Bekir Pakdemirli, Türkiye ile İİT arasındaki ilişkinin, kurulduğu günden bu yana her zaman güçlü olduğunu ve önemini bugüne kadar sürdürdüğünü kaydetti.

Müslüman ülkelerin ekonomik ve bilimsel kalkınmasına katkıda bulunmayı hedefleyen İİT’de aktif rol almaktan gurur duyduklarını ifade eden Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sektörümüz; 10 yılı aşkın süredir gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, iklim değişikliği, doğal afetler ve son olarak da Kovid-19 gibi birçok faktörden olumsuz etkileniyor. Dünya, 2030 yılına kadar açlığı ve yetersiz beslenmeyi sona erdirme taahhütlerinden ne yazı ki uzaklaşmaktadır. Somut ve cesur adımlar atmazsak açlığı ortadan kaldıramayız. Son verilere bakıldığında dünyanın yaklaşık yüzde 10’u açlıkla karşı karşıya, yaklaşık her 3 kişiden biri yeterli gıdaya ulaşamıyor. Dünyada yetersiz beslenen nüfusun yarıdan fazlası Asya’da ve üçte birinden fazlası ise Afrika’da yaşıyor. Rakamlar, çözmemiz gereken daha çok sorunumuz olduğunu gösteriyor.”

Advertisement

Pakdemirli, gıda güvenliğinin sağlanmasının hem ulusal hem de küresel düzeyde iyi bir planlama gerektirdiğine işaret ederek, “Gıda güvenliğini sağlamak için yeterli gıda üretimini sağlamak tek başına yeterli değildir. Paranızın olması her zaman yiyecek alabileceğiniz anlamına gelmez. Gıdanın yeterli miktarda üretilebilmesi kadar kolay ulaşılabilir olması da büyük önem taşımaktadır. Gıda güvenliği, ülkelerimizde genel güvenliğin ve refahın sağlanmasında en önemli faktördür. Bir gıda güvenliği sorunu varsa bu tüm ülkelerin sorunu olmalı ve kalıcı çözümler üretmek için İİT ülkeleri olarak birlikte hareket etmeliyiz.” diye konuştu.

“KARŞILIKLI GÜVEN VE BAĞLARIMIZI GÜÇLENDİRMELİYİZ”

Bakan Pakdemirli, son gelişmelerin, gıda güvenliği ve tarım konusundaki sorumluluklarının her zamankinden çok daha önemli olduğuna işaret ettiğini aktararak, “İklim değişikliğinin etkileriyle uğraşmak zorundayız ve küresel gıda krizi çok yakında kapımızı çalabilir. Bunun sebebi de kuraklık, sel, orman yangınları olacaktır.” dedi.

Salgının mevcut sorunları daha da kötü hale getirdiğini belirten Pakdemirli, “Bu zorlukları göz önünde bulundurarak, mevcut gıda sistemini sürdürülebilir bir sisteme dönüştürmek için ortak çabalarımızı hızlandırmalıyız. Bu nedenle nasıl ürettiğimize, dağıttığımıza, ticaret yaptığımıza ve tükettiğimize bütüncül bir yaklaşımla bakmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Pakdemirli, İİT bölgesinin, kapasitesi ve iş gücü açısından yüksek bir tarımsal potansiyele sahip olduğuna işaret ederek, “İİT üyesi ülkeler, dört kıtada yer almaktadır. Sadece toprak büyüklüğü ve doğal kaynaklar açısından değil, ekonomik ve tarımsal gelişmişlik düzeyi açısından da farklılık gösteriyoruz. Birçok İİT üyesi ülke için tarım, önde gelen sektörlerden birisidir ve gelir elde etmek, refahı artırmak ve açlığı ortadan kaldırmak için kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.

Advertisement

Bölgede tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının 200 milyonun üzerinde olduğunu, bunun da dünya tarım istihdamının yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu aktaran Pakdemirli, İİT bölgesinin toplam GSYH’si içinde tarımsal ortalamanın payının yüzde 10’un altında olduğunu söyledi.

Pakdemirli, bölgede yetersiz beslenme, açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalan milyonlarca insanın bulunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İİT üyesi ülkelerde yaşayan yaklaşık 350 milyon Müslüman, aşırı yoksulluk koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu olumsuz durum göz önüne alındığında, yapısal dönüşümü, tarımsal piyasa istikrarını ve doğal kaynakların verimli kullanımını geliştirmek için iş birliği yapmalıyız. Bu nedenle güvenli, müreffeh ve birleşik bir uluslararası toplumun hayati unsurları olan karşılıklı güven ve bağlarımızı güçlendirmeliyiz.”

Bu yürek burkan gerçeğin arkasında farklı sebepler olabileceğini belirten Pakdemirli, “Ekonomilerimizi büyütürken toplumsal refahı artırmazsak adaleti tesis etmemiz mümkün olmayacaktır. Bu nedenle hayatımızın her alanına dokunan gıda güvenliğine diğer konularda olduğu gibi özel bir önem vermeliyiz.” dedi.

Bu arada, Pakdemirli’nin konuşmasının ardından basına kapalı yapılan toplantının sonunda basın toplantısı da gerçekleştirilecek.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Bu hasatta herkes kazandı

Taze meyve sebze sektöründe kayıp ve israfı azaltmayı amaçlayan “Gönüllü Son Hasat Projesi”nde üreticiler tarafından tarlada bırakılan patlıcanlar, gönüllüler tarafından tarladan toplandı ve ihtiyaç sahiplerinin sofralarında lezzet şölenine dönüştürüldü.

Konak Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü’nün yürütücüsü olduğu, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Spor Toto Kulübü Başkanlığı ve Uluslararası Damla Gönüllüleri Derneği’nin partner olarak yer aldığı “Gönüllü Son Hasat Projesi”nde Ekim ayında Menemen’de bahçelerde kalan patlıcanlar, Uluslararası Damla Gönüllüleri Derneği üyesi öğrenciler tarafından hasat edildi.

“Gönüllü Son Hasat Projesi”ni tüm paydaşlarının kazandığı bir proje olarak tanımlayan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Tarlada kalan hasat edilmeyen ürünler meyve ve sebzelerimize zarar veren organizmaların kış mevsiminde bahçelerde konaklama yapmalarına neden oluyor. Burada kışı geçiren organizmalar sonraki dönemde yeni ürünlere büyük zarar veriyor. Son hasat projesiyle üreticilerimizin bahçelerinde ürün bırakmamaları gereğine bir kez daha vurgu yapılırken, bu ürünler ihtiyaç sahipleriyle buluşturuluyor. Üreticilerimiz açısından bilinç oluşturulurken, ihtiyaç sahiplerinin yüzlerinin gülmesini sağlıyoruz. Bu tür sosyal sorumluluk projelerinde bundan sonraki süreçte de yer almaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Özen: “İsrafı önleyeceğiz gıdamıza sahip çıkacağız”

“Gönüllü Son Hasat Projesi”nde Üreticinin farklı nedenlerden dolayı toplamadığı ürünleri, tarladan toplayıp ihtiyaç sahiplerine dağıttıklarını vurgulayan İzmir Tarım İl Müdürü Mustafa Özen, “Bu sayede birkaç şeyi birden sağlamış oluyoruz. Türkiye’de üretilen ürünlerin 3’te biri tüketime sunulmadan israf ediliyor. Birincisi biz bu israfı önleyerek gıdamıza sahip çıkacağız. İkincisi bu ürünler tarlada kalırsa toprağa zarar verecek, bunu engellemiş olacağız. Üçüncüsü ihtiyaç sahiplerine ürünleri ulaştırmış olacağız. Dördüncüsü ve en önemlisi de gençleri tarımla, bitkiyle, ürünle tanıştırma, toprakla buluşturma hedefimiz var. Buna da ulaşmış sayılıyoruz. Beşincisi de üreticilerimizin ne kadar zor şartlarda üretim yaptığını tarımı devam ettirdiğini yerinde görmek çok önemli” şeklinde konuştu.

Advertisement

İzmir’de 150 bin çiftçinin üretim yaptığını, bu sadece 4,5 milyon İzmirlinin karnını bu üretimle doyduğunu anlatan Özen, “Vatandaşlarımız her gün karınlarını doyurdukları için üreticilerimize teşekkür etmeliler diye bir sloganımız var. Pazar değeri olmasa bile bu ürünlere ihtiyacı olan vatandaşlarımız var. Üreticilerimizden ya kendileri ya da bizler kanalıyla bu ürünleri tarlada bırakmamalarını rica ediyoruz. Gençliğimizi israfla ilgili bilinçlendirmemiz gerekiyor. Gençler ne kadar bilinçli olursa bizlerin de yarına dair endişelerimiz azalır” ifadelerinde bulundu. 

“Gönüllü Son Hasat Projesi”nin ilk ayağında Kınık’ta bahçeden domates toplanırken, ikinci durak Selçuk oldu. Selçuk’ta şeftali bahçesinde son hasat yapılırken, Eylül ayında Gümüldür’de mandalina bahçesi “Gönüllü Son Hasat Projesi” gönüllülerinin buluşma noktası oldu. Menemen İğnedere’deki patlıcan hasatı projenin dördüncü etkinliği oldu.

Türkiye 2020 yılında 55 milyon ton taze meyve sebze üretirken, bu üretimin yüzde 50’lik dilimi nihai tüketiciyle buluşabiliyor. “Gönüllü Son Hasat Projesi”yle kayıp olacak taze gıdaların tekrar insan tüketimine yönlendirilmesi sağlanırken, hem üreticide hem de tüketicide gıda kayıplarının ve israfın önlenmesi bilincini yerleştiriliyor. Gönüllüler; özellikle pandemi sürecinde kırsalda keyifli zaman geçirirken bir nevi ekolojik terapi almaları sağlanıyor.

Menemen İğnedere Mahallesi’nde patlıcan üreticisi Tahsin Uslu’nun bahçesinde gerçekleştirilen “Gönüllü Son Hasat Projesi Patlıcan Hasatı”na İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, Konak Tarım ve Orman İlçe Müdürü Ruhşan Özdemir Çiftçi, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kırıcı, Uluslararası Damla Gönüllüleri Derneği üyesi üniversite öğrencileri katıldı.

 

Advertisement

 

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

İslam İşbirliği Teşkilatı 8. Gıda Güvenliği Ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, ülkemizin ev sahipliğinde 25-27 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İTT) 8. Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansına katılım sağlayan ülke temsilcileriyle bir araya geldi.

Bakan Pakdemirli; Bangladeş Gıda Bakanı Sadhan Chandra Majumder, Filistin Tarım Bakanı Rıad Attarı, Gambiya Tarım Bakanı Amıe Fabureh, Kamerun Tarım Ve Kırsal Kalkınma Bakanı Gabriel Mbaırobe, Maldivler Balıkçılık, Deniz Kaynakları Ve Tarım Bakanı Hussaın Rashed Hassan, Moritanya Tarım Bakanı/Sidina Ould Sidi Mohamed Ould Ahmed Ely, Nijerya Tarım Ve Kırsal Kalkınma Bakanı Dr. Mohammad Mahmood Abubakar ve Tacikistan Tarım Bakanı Ziyozoda Sulaimo ile görüştü.

Bakan Pakdemirli, görüşmelerde Türkiye’nin tarım alanında her türlü işbirliğine hazır olduğunu  belirterek, ülkeler arasında her düzeyde yakın temas ve iş birliğinin önemine dikkati çekti.

“ÜLKELERİN İKİLİ TİCARETİ DAHA GENİŞ BİR ÜRÜN YELPAZESİNİ KAPSAYACAK ŞEKİLDE DENGELİ OLARAK ARTIRMASI GEREKİR”

Ülkeler arasında her düzeyde yakın temasın ve işbirliğinin önemine dikkat çeken Bakan Pakdemirli, ülkelerin arasındaki ticaret hacmini yükseltmenin ve potansiyeli arttırmanın yine o ülkelerin elinde olduğunu belirtti.

Advertisement

Ülkelerin ikili ticareti daha geniş bir ürün yelpazesini kapsayacak şekilde dengeli olarak artırması gerektiğine vurgu yapan Pakdemirli, tarımın bütün alanlarında her türlü desteğe açık olduklarını söyledi.

Türkiye’nin önemli bir tarım ülkesi olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli, ülkelerin tarım alanındaki potansiyelini göstermek açısından birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli ayrıca mevkidaşlarına içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde, güvenilir gıdayı üretmek kadar, güvenilir gıdaya ulaşmanın ve sürdürülebilirliğini sağlamanın da çok büyük önem kazandığını ifade ederek şu şekilde konuştu:

“Ziyaretinize vesile olan Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınma temalı bu toplantımızın da amacı, bu konudaki sorunlara yönelik çözüm önerisi arayışlarını İslam Dünyasının gündeminde tutmak ve bu konunun önemini vurgulamaktır”

Görüşmelerde ayrıca orman yangınlarına da dikkat çeken Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Ankara’da düzenlenecek olan “Geleceğe Nefes Seferberliği” etkinliğine katılımcı ülkeleri davet etti.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler