Connect with us

Bitkisel Üretim

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri – Baklagil Yem Bitkileri

Baklagil Yem Bitkileri

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri

Yem bitkileri 3 grup altında toplanmaktadır: Bu yazımızda Baklagil Yem Bitkileri üzerine bilgi vereceğiz.

1. Baklagil Yem Bitkileri
2. Buğdaygil Yem Bitkileri
3. Diğer Yem Bitkileri

Baklagil Yem Bitkileri

1. Yonca:

Hem tropikal, hemde ılıman iklim kuşaklarında kolayca yetişen yonca, dünyanın hemen hemen tüm yörelerinde en fazla üretilen bir baklagil yem bitkileri içerisinde yer almaktadır. Derine giden kök sistemi sayesinde yarı kurak iklim kuşaklarında da rahatlıkla yetişebilmektedir. Yonca, drenajı iyi olan fazla asitli olmayan toprakları sever. İlk ekildiği yıldan sonraki hasatlarında iklim, toprak ve sulama şartlarına bağlı olarak yılda 3-7 biçim verir, çok yıllık bitki olup 10-15 yıl normal verimini sürdürür.



Yonca biçilerek tarlada veya ahırda taze olarak yedirilebildiği gibi kuru ot veya slaj gibi kışlık yemlerin yapımında da kullanılır. Kurutulmadan yedirilmesi Ruminant hayvanlarda şişkinliğe yol açacaktır, bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır. Yonca, baklagil otlarının daha önce belirtilen tüm besin madde üstünlüklerini taşır. Başka bir deyişle Protein, Vitamin ve Mineral maddelerce zengin olup lezzetlidir ve hayvanlar tarafından sevilerek yenmektedir. Sığır ve koyunlarda verilecek yoncanın en uygun biçim zamanı, çiçeklenmenin ilk 1\10-1\2’lik dönemleri arası olup, genellikle yarısına yakın yapılması önerilir.

Yonca, et ve süt sığırları ile koyunlar için çok iyi bir kaba yemdir. Tahıl dane yemleri ile birlikte verildiklerinde herhangi bir protein ek yemine gerek olmadan tüm ihtiyacı karşılayabilir.

2. üçgül:

Üçgüller tek ve çok yıllık türleri içerisinde bulunduran 300’e yakın bitki türü bulunan geniş kapsamlı bir cinstir. Çoğunlukla ince saplı ve bol yapraklı olan üçgüller hayvanlar için yüksek besleme değerine sahiptir.

Üçgül türleri içerisinde en yaygın olanları “Çayır Üçgülü ile Ak Üçgül” bitkisi olarak çok yaygındır. Çayır üçgülü ve ak üçgül çok yıllık olup, ömürleri uzun değildir 3-4 yılı geçmez, besin maddeleri bakımından yoncaya yakın hatta bazı besin maddelerinde yoncadan üstündür.

Çayır üçgülü daha çok biçmek için, ak üçgül ise mera kurmada yani otlatmak için ekilir. Çayır üçgülü, yonca ve korunga kadar kartlaşmadığı için daha geç biçilir. Gerek çayır üçgülü, gerekse ak üçgül tek başına ekilebildiği gibi karışık olarak ta ekilebilir. Üçgüller hemen her sınıf hayvan tarafından sevilerek yenmektedir.

3. Korunga:

Çok yıllık bitki olup yem değeri yüksektir, aynı zamanda çorak ve zayıf toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerini düzelten, toprak verimliliğini arttırma ve iyi bir bal özü olma gibi önemli özellikleri olan değerli bir yem bitkisidir. Proteince zengin (%17) olan korunganın kıraç koşullarda yapay mera karışımlarında önemli bir yeri olup baklagil yem bitkileri içerisinde toprak ıslahı bakımından en önemli bitkilerdendir. En iyi ılıman iklimde yetişmekle birlikte kurağa ve soğuğa karşı dayanıklı, toprak istekleri bakımından oldukça kanatkardır. En iyi ekim zamanı erken ilkbahar olup, ılıman bölgelerde sonbahar dır. Taze veya kuru olarak tüketilmesi hayvanlarda şişkinlik yapmaz.

4. Fiğ:

Dünyanın çeşitli yörelerinde, tropikal veya karasal iklimin hüküm sürdüğü topraklarda yarı kurak alanlara kadar çok geniş alanlarda tarımı yapılmaktadır. Yurdumuzda en fazla tanınan, Adi fiğ, Macar fiğ ve Burçak çeşitleridir. Fiğler hayvan beslenmesinde danelerin olduğu kadar otlarından da, taze ve kuru ot, slaj ve saman olarak yararlanılan yem bitkisidir. Fiğler tek yıllık bitkilerdir.Otları besin madde kapsamı bakımından , yonca ve korunga gibi önde gelen diğer baklagil yem bitkileri kadar zengindir.

Fiğin tadı biraz acıdır ama hayvanlar bu acılığa kolayca alışır ve diğer yemlerle karıştırılarak iştahla tüketilir. Hayvanda şişme yapmaz , çok fazla yedirilirse süt ve tereyağının tadını bozar, hayvanlarda kabızlığa yol açar.

4.1. Macar Fiği:

Soğuğa ve kuraklığa dayanıklı tek yıllık bir fiğ türüdür. Doğu Anadolu ve Orta Anadolu da kışa en iyi dayanan baklagil yem bitkileri içerisindedir. Kıyı bölgelerimizde zayıf geliştiği için Macar fiği yerine adi fiğ tercih edilmelidir. Kışı sert geçen bölgelerde erken ekim yapılarak kışa yeşermiş girmeleri sağlanmalıdır. Kuru ot üretimi amacıyla başarıyla tarımı yapılır. Yarı yatık gelişmesi nedeni ile arpa, yulaf, çavdar karışımı olarak ekilebilir.

4.2. Adi Fiğ:

Yurdumuzda en fazla yetiştirilen yem bitkilerinden birisidir. Genel olarak yağışı 300-500 mm olan yarı kurak bölgelerde nemli ve serin yerlerde iyi gelişir ve ot olarak iyi ürün verir. Soğuğa fazla dayanıklı olmadığından her bölge de kışlık ekilmez, erken ilkbahar ekimi yapılır. Kurak Bölgelerimizde Tahıl-Nadas sistemi uygulanarak tarla 15 ay boş bırakılır, nadas aylarında saf fiğ veya fiğ karışımı ekileceği saptanmıştır. Orta Anadolu’da yapılan bir araştırmada nadas yılında ortalama 250kg\da kuru ot alınmıştır, bundan sonra ekilen tahılların veriminde belirgin bir azalma meydana gelmemiştir.

4.3. Burçak:

En fazla yetiştirilen yem bitkilerinden biri olup, danesi için üretilen bitkidir. Kurağa dayanımı oldukça iyidir, kışa dayanımı da iyi olmasına rağmen yurdumuzda yazlık ekim yapılır. Taneleri her türlü hayvanın beslenmesinde kullanılır. Uzun süre ve çok fazla yedirilmesi toksik etki yapar, yeme katılan burçak oranı %10-15 geçmemelidir.



5. Bezelye:

Tarla bezelyesi veya yem bezelyesi olarak tanınan, kısıtlı ölçülerde yeşil ve kuru ot üretimi, otlatmak veya yeşil gübre için yetiştirilir. Tek yıllık bir baklagil yem bitkileri sınıfına dahildir. Birçok yörede “Külür veya kürül” isimleri ile tarımı yapılmaktadır. Esas olarak otu ve tanesi için yetiştirilir, tüm çiftlik hayvanlarının beslenmesinde başarı ile kullanılır.
Tanede protein oranı (%20 – %30) yüksek, kırıldıktan sonra kaba yemler ile karıştırılabilir. Batı Avrupa ülkelerinde soyanın yerine yem rasyonlarında kullanılır. Sığırlarda günde 3-4 kg kuru bezelyenin süt verimi ve kalitesini olumsuz yönde etkilemediği belirlenmiştir.Saf veya tahıllarla karışım halinde ekilen yem bezelyeleri mera bitkisi olarak kullanılır. Hayvanları şişirme tehlikesi olduğundan tahıllar ile karışım halinde verilmelidir.

6. Taş Toncası ve Türleri:

Taşyoncası cinsine bağlı 20 kadar tür vardır. Bunların içerisinde tarımsal amaçla yetiştirilen Sarıtaş Yoncası ve Aktaş Yoncası dır. İki çeşitte tarısal özellikleri ve yetiştirme teknikleri bakımından birbirine benzerlik göstermektedir. Otu kurutularak veya silo yemi olarak değerlendirilir, ayrıca verimli mera bitkisi olarak kabul edilir. Yurdumuzun kurak bölgelerinde üzerinde durulması gereken yem bitkilerinden birisidir. Gelişmiş taşyoncaları hayvanlar için oldukça lezzetli, besleyici, ve şişirme tehlikesi bulunmayan bir otlak olarak kullanılabilir. Islah çalışmalarında bitkinin fazla boylanmasına fırsat verilmemelidir, aksi halde bitkiler hızla uzar, kabalaşır ve odunlaşır hayvanlar tarafından yenilmez. Taşyoncasının içerisinde bulunan kumarin maddesi iyi depolanmadığında dikumarine (zehirli) dönüşür ve bunları tüketen hayvanda iç ve dış kanama meydana gelir ve hayvan ölebilir. Bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır.

Diğer Baklagil Yem Bitkileri

1. Sarı Çiçekli Gazal Boynuzu:

Uzun ömürlü çok yıllık yem bitkisidir. Kurağa ve soğuğa oldukça dayanıklıdır. Akdeniz çevresinde çok geniş bir form zenginliği vardır.Toprak seçiciliği yoktur, mera bitkisi olarak değerli bir bitkidir. Şişirme özelliği olmadığından saf veya karışım halinde güvenle kullanılabilir. Otu hayvanlar tarafından sevilerek yenir, oyun besleme değeri yüksektir. Ham Protein oranı yonca ve çayır üçgülüne eşittir.

2. Alaca Taç Otu:

Akdeniz çevresinde ve Kafkaslara uzanan alanda bulunur.önceleri süsü bitkisi olan, daha sonra yem bitkisi olarak önem kazanmıştır.Uzun ömürlü, kuvvetli kök sap sistemine sahip bir bitkidir. Bitki boyu 1-1,5m, çiçekleri şemsiye şeklinde renkleri beyazdan-mora kadar değişir. Hayvanlar için zararlı olan toksik maddesi içermez.
Yoncadan daha az besleme değerine sahiptir.

3. Nohut Geveni:

Son yıllarda yem bitkisi olarak önem kazanmaya başlamıştır. Uzun ömürlü, çok yıllık, soğuğa dayanıklı baklagil yem bitkileri sınıfındadır. Toprak asitliliğine ve alkaliliğine karşı yoncadan daha dayanıklıdır. Ekimden sonra yonca ve korungaya göre zayıf gelişir. Hayvanlarda şişkinlik yapmaması nedeni ile mera bitkisi olarak
kullanılabilir.

4. Mürdümük:

Özellikle Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde önem taşırlar. Tarımsal açıdan önemli mürdümükler, adi mürdümük, nohut mürüdümüğü, tüylü mürdümüktür. Adi mürdümük Yurdumuzun bazı yörelerinde “Cılban” adı altında tarımı yapılır. Kışa dayanımları yüksek olmadığından, ilkbahar da ekilir. Nohut mürdümüğü, adi mürdümüğe çok benzer. Akdeniz çevresinden kökenini alan ve yatık gelişen tek yıllık, otu lezzetli, besleyici olmasına karşın tohumları zehirlidir.

5. Soya Fasülyesi:

Kuzey Amerika’da ekilen soyanın büyük bir bölümü kuru veya yeşil ot üretimi amacı ile kullanılmıştır. Daha sonra tanelerindeki yağ ve protein değeri anlaşıldıktan sonra yem bitkisi olarak değeri azalmıştır. Otundan ve danesinden yararlanılabilen çok değerli yem bitkisi olmasına rağmen, bugüne kadar yurdumuzda yeterince değerlendirilememiştir. Tarım Bakanlığı bu konuya el atarak ekim alanlarını yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Eğer bunda başarılı olunursa hayvancılığımız çok değerli yem kaynağına kavuşmuş olacaktır. Soya biçilerek yedirilecekse, otlar ve ilk baklalar henüz sertleşmeden biçilmesi gerekir. Mera olarak otlatılacaksa, mısır, darı veya sudan otu ile karışık ekilirler.

6. Çemen:

Akdeniz havzasının doğal bitkisidir. Otu ve daneleri yem bitkisi olarak kısıtlı ölçülerde kullanılır. Yurdumuzun birçok yöresinde küçük ölçülerde tarımı yapılır. Çemen gıda sanayisinde de çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Örtü altı yetiştiriciliği ve ülkemizin durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu her geçen gün modern teknoloji ile gelişmektedir. Farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemizin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde örtü altı sebzeciliği yoğun olarak yapılmaktadır. Sonlarda yetiştirilen en önemli sebzeler domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun ve kabaktır.

Bu dersimizde siz üreticilerimize daha fazla gelir getirecek olan örtü altı sebzeciliğini tanıtarak bazı önemli sebzelerin yetiştirme tekniğini aktarmaya çalışacağız.

Bundan böyle kış mevsimi boyunca sebze üretimine devam edeceğiz.

Unutmayalım ki Seracılık; Bilgi, Sermaye ve Çalışma gerektiren bir yetiştirme sistemidir.



Örtü Altı Yetiştiriciliği Nedir?

Dış iklim faktörlerinin etkisini kaldırarak, gerekli özel çevre koşullarının yaratılması ile alçak ve yüksek sistemler içinde yapılan sebze; meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliğine genel anlamda “Örtü Altı Yetiştiriciliği” denmektedir.

Bu sistemler için de cam ya da plastikle örtülü yüksek yapılar “SERA” olarak adlandırılmaktadır.

Ülkemizim Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu olarak seracılık 1940’lı yıllarda Antalya’da başlamış; bugün Samandağı’ndan Yalova’ya kadar kıyılarımız boyunca yaygınlık kazanmıştır.

İlk yıllarda yavaş gelişmesine rağmen büyük tüketim merkezlerine kolay ve çabuk ulaşımın sağlanması; ve örtü materyali olarak plastiğin kullanılması ile hızlanan örtü altı üretimimiz 1970’li yıllarda en yüksek düzeye ulaşmıştır.

Öte yandan kıyılardan uzaklaştıkça iklimin uygun olduğu vadilerde ve sıcak su kaynakları bulunan yörelerimizde; örtü altı tarımı doğanın sağladığı avantajlar ile gün geçtikçe kendini gösteren daha bilinçli bir işletmecilik ile büyük ilerlemeler kaydetmektedir.

300.000 DEKAR SERA

Başlangıçta Akdeniz bölgesinde yoğunlaşan örtü altı yetiştiriciliği; son yıllarda Çukurova‘da alçak ve yüksek plastik tüneller şeklinde yaygınlaşmaya başlamış örtülü alanlarımız bugün 300.000 dekarın üzerine çıkmıştır.

Fazla Ürün Fazla Gelir

Örtü altı yetiştiriciliği diğer tarım kolları arasında, yüksek tesis ve işletme giderleri gerektiren; daha fazla teknik bilgi ve beceri ile, sürekli ve daha çok uğraşı isteyen bir işletme biçimidir.

Ancak; açık tarla ziraatine nazaran 5-6 kat daha fazla ürün getirir ve bunun karşılığında 8-10 kat daha fazla gelir elde edilir.

Bütün Sebzeler Serada Yetiştirilebilir

Bugün örtü altı yetiştiriciliğinde (biberde çok az olmak üzere) tamamı F1 hibrit sebze tohumları kullanılmakta; Ekim ayından itibaren (tarla ürünü çıkıncaya kadar) her türlü sebzeyi cam ve plastik seralarda üretmek mümkün olmaktadır.

İlk Sırada Domates Gelir

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimde birinci sırayı domates alır. Bunu hıyar, biber, patlıcan, kavun, kabak ve karpuz takip eder. Ancak, Çukurova yöresinde alçak plastik tünellerde karpuz üretimi hakimdir.



Serada Üretim 3 Dönemde Yapılır

  1. Sonbahar dönemi,
  2. Kış (tek mahsül) dönemi,
  3. İlkbahar dönemi

Plastik seralarda yalda iki mahsul yetiştirilmesi ısıtma masraflarından kaçınmak açısından uygundur. Ancak, cam seralarda genellikle Tek Mahsul yetiştiriciliği yapılır.

Başarı Size Bağlı

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimin ilk halkasını uygun toprak hazırlığı teşkil eder. Doğru çeşit seçimi ve ucuz’ bir ısıtma ile teknik bilgi ve beceri bu üretim kolunu ancak cazip hale getirir. Aksi halde tesis masrafları çok yüksek olan bu sektörde beklenen gelişme sürdürülemez.

Şimdi beraberce seralarımızda yoğun yetiştiriciliği yapılan önemli sebzelerimizin yetiştirme tekniklerini ayrı ayrı ele alalım.

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!