Connect with us

Bitkisel Üretim

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri – Buğdaygil Yem Bitkileri

Buğdaygil Yem Bitkileri

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri

Yem bitkileri 3 grup altında toplanmaktadır: Bu yazımızda Buğdaygil Yem Bitkileri üzerine bilgi vereceğiz.

1. Baklagil Yem Bitkileri
2. Buğdaygil Yem Bitkileri
3. Diğer Yem Bitkileri

Buğdaygil Yem Bitkileri

Buğdaygil yem bitkileri oldukça geniş bir bitki grubu olup, yaklaşık 600 cins ve 500 tür içerir. Bunların 3\4’ünün tarımı yapılmaktadır. Buğdaygil yem bitkileri, baklagillerle karşılaştırıldığında proteince fakir, karbonhidratlar yönünden zengindirler.



Buğdaygil Yem Bitkileri

1. Salkım Otları:

Kültürü yapılan salkım otları içerisinde en yaygın olan Çayır Salkım otlarıdır. Çayır salkım otu çok yıllık serin iklim bitkisidir. Normal ömrü 6-10 yıl arasında olup, drenajı iyi verimli toprakları sever, kuraklıktan hoşlanmaz. Meraların
kurulmasında yaygın olarak kullanılır. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde, besin madde oranı diğerlerine göre çok yüksektir. Bu dönemde kuru maddesinde %18-19 ham protein kapsar. THBM %69 ulaşır, Selüloz %25 tir. Gelişme durup otlar tohuma kalınca besin değeri düşer, ham protein %9.5, THBM %69, Selüloz %50 ye çıkar. Çatır salkım otu ile kurulan meralarda otlayan hayvanların özellikle süt ineklerinin ek yemlerle desteklenmesi gerekir. Yurdumuzda çayır salkım otunun buğdaygil yem bitkileri içerisinde fazla önemi yoktur.

2. Domuz Ayrığı:

Uzun ömürlü çok yıllık bitkidir. Sıcağa dayanıklı olup, fakir topraklar da yetişebilir.

Yurdumuzda özellikle İç Anadolu ve Marmara bölgesinin doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Domuz ayrığı hem çayırların biçilerek hem de meralarda otlatılarak yedirilebilen lezzetli buğdaygil yem bitkileri içerisindedir. Domuz ayrığının en önemli kusuru büyüme hızı fazla olduğundan çabuk kartlaşıp lezzetini ve besin değerini kaybetmesidir. Çiçek açmanın hemen başında çayırların biçilmesi ve yeterince otlatılarak bu sorunun önlemi alınmış olur.

3. Çim:

Çim cinsine göre 2 önemli yem bitkisi mevcuttur. Bunlar İngiliz ve İtalyan çimidir. Yurdumuzun birçok bölgelerinde doğal bitki örtüsü içerisinde yer almaktadır. Çimlerin iki türüde kısa süreli çayırlarda ve meralarda yer alır. İtalyan çimi uzun boylu oluşu ve ilk yıl yüksek ot verimi nedeni ile tercih edilmektedir. Kaliteli ot için çim türleri, daneleri sertleşmeden süt olumu devresinde iken biçilmelidir.

4. Kelp Kuyruğu:

Kelp Kuyruğu serin ve nemli iklimlerden hoşlanan, Memleketimizin özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ nun doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Çok yıllık olup ömrü 5-6 yıl, boyu 1m’ye ulaşabilir, geç büyüyen bir ot türüdür. Çayırda ki diğer otlar biçilme çağına geldiklerinde, kelp kuyruğu körpe olacağından çayır kalitesi yüksektir. Kelp Kuyruğu besin maddesi bakımından yonca ve korunga’ya göre düşüktür, ancak dünyanın birçok yörelerinde çok tutulmaktadır. Bunun nedenleri, yonca ve üçgül için fazla olan asitli topraklarda yetişebilmesi, tohumların ucuz ve kaliteli olması, kolay tutması, rüzgara ve benzeri etkenlere dayanıklı olması’dır.

5. Çayır Tilki Kuyruğu:

Serin iklimi ve nemli toprakları sever, kuraklığa dayanıksızdır. Taban suyu yüksek arazilerde iyi yetişir. Yurdumuzda Marmara, Ege, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinin doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Hem mera hem de çayır bitkisi olarak kullanılabilir, otlatılmaya ve biçilmeye dayanıklı değildir, otu lezzetli ve besin değeri yüksektir.

6. Yulaf ve Çeşitleri:

Bu gruba giren bitki sayısı çok fazla değildir. En önemlileri çayır yulafı ve adi yulaf’ tır. Çayır yulafı çok yıllık, adi yulaf ise tek yıllıktır. Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Yulaf çeşitleri genellikle çayır alanlarında kullanılır, biçilerek yedirilir. Yulaf, yonca ve üçgül ile karışık olarak ekilirler, başta süt sığırlarında ve diğer çiftlik hayvanları için lezzetli ve kaliteli bir buğdaygil yem bitkileri arasındadır.

7. Yumak Çeşitleri:

Çok fazla çeşitleri olan (yaklaşık 100), çok yıllıkları yem bitkisi olarak kullanılır. Tek yıllıklar değersiz yabancı otları oluştururlar. Yurdumuzda Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara bölgesinin çayır ve meralarında çeşitli yumak türlerine rastlanır. Yumak otları besin madde değeri bakımından yüksektir. Baklagiller ile karışık ekilmesi, hem lezzetli hem de protein oranı yüksektir.

8. Brom Otu:

Cinsleri içerisinde en yaygın olanı kılçıksız brom dur. Çok yıllık olup kurak ve sıcaklığa dayanıklı olduğu gibi soğuğa dayanıklılığı da iyidir. Normal ömrü 3-4 yıl olup, en yüksek verim 2. yılında alınmaktadır. Her sınıf hayvan için kaliteli ve lezzetli bir buğdaygil yem bitkileri içinde sınıflandırılmaktadır. Hem çayır, hem de mera bitkisi olarak oldukça iyidir. Lezzet bakımından buğdaygil otları içerisinde sayılıdır ve besin değerini, lezzetini büyümenin geç dönemlerine kadar korur. Genel olarak baklagiller ve yonca ile karışık ekilir. Karışık ekilen çayır ve meraların ömürleri 1-2 yıl daha uzun olmaktadır.

9. Köpek Dişi:

Sıcak iklim bitkisi olarak bilinmesine rağmen, yurdumuzda başta Ege, İç Anadolu ve Doğu Anadolu olmak üzere her yerde rastlanmaktadır. Çoğunlukla mera tesisinde kullanılır, çünkü biçilecek kadar büyümezler. Köpek dişi ile kurulmuş meralarda bitki örtüsü yeterince sık olmakta fakat otlatma süresi uzun sürmez, sık otlatmak ot verimini arttırır.

10. Darı Çeşitleri:

Bunlar hızlı büyüyen sıcak iklim tahılı olup, en önemlileri Steria (İtalyan Darısı) grubuna giren darılardır. Otun kalitesi diğer buğdaygil yem bitkileri ile karşılaştırıldığında düşük olmasına rağmen geç ekilse bile yeterli derecede ürün verebilmektedir. Bu nedenle diğer otların kıt olduğu dönemlerde hem hasıl olarak biçmek için hem de rotasyon
meraların kurulmasında kullanılmaktadır.



11. Sorgum Çeşitleri:

Sorgumlar uzun zamandır tarımı yapılabilen, en önemli çeşitleri tek yıllık Koca Darı ve Sudan Otu, çok yıllıklardan ise Halep Otu’dur. İklim koşullarına çok elverişli olmasına karşın, besin değerinin mısırla aynı olduğu sorghumun,
Türkiye’de yeterince yetiştirildiği söylenemez. Yeşil olarak yedirilmek için genellikle biçilmekle beraber geçici meraların kurulmasında da yaralanılabilir. Yeşil ve taze sorghum otları tek başına yedirildiklerinde, bünyesinde bulunan Prussik Asit hayvanları öldürebilecek kadar kuvvetli toksik etki yapabilir. Bitki olgunluk devresine ulaşınca veya otlar kurutulunca bu etki kaybolur, aynı şekilde yeşil darı slaj yapıldığında da bu etki yok olmaktadır. Sorghum otları başta A ve mineral maddeler olmak üzere bazı besin maddelerince fakirdirler. Bu açıkları kapatmak için özellikle sulak bölgelerde soya fasulyesi veya yemlik bezelye ile karışık ekilmelidir.

12. Mısır Hasılları:

Mısır bitkisinin yeşil hali “mısır hasılı” olarak adlandırılır. Bugün A.B.D de hasıl olarak veya slaj yapımında kullanılmak üzere çok miktarda mısır ekilmekte ve “Kral Mısır veya Altın Tahıl” adıyla anılmaktadır. Yurdumuzda bu amaçla ekilen mısır miktarı çok azdır. Fakat mısır ekiminin yaygın olduğu yerlerde çapa artığı olarak önemli miktarda hasıl mısır elde edilmektedir. Mısır hasılı protein yönünden fakir, karbonhidrat (en yüksek enerji değerine sahip), ve Vitamin A ve D bakımından zengindir. Protein eksikliğini gidermek için baklagiller ile karışık ekilebilir. Mısır hasılı özellikle et ve süt hayvanları tarafından uzun süre bıkmadan ve iştahla yedikleri buğdaygil yem bitkileri içinde yer almaktadır. Hayvanlar üzerinde bazı olumsuz etkileri vardır, et ve süt hayvanlarında ishale yol açar, süt verimini arttırmakla beraber sütü sulandırır, yağ oranını düşürür, tereyağına yumuşaklık vererek kalitesini bozar, besi sığırlarında etin kalitesi üzerinde olumlu etkisi vardır. Mısır slaj üretiminde en çok kullanılan bitkidir.

13. Tahıl Hasılları:

Buğday, Arpa, Yulaf, Çavdar gibi tahıllar yeşil buğdaygil yem bitkileri olarak bazen tek başına, bazen de baklagiller ile karışık yedirilirler. Buğdaygiller içerisinde hasıl olarak yetiştirilmeye en elverişlisi yulaf ve arpa, elverişsizi çavdardır. Tahıl hasılları her sınıf hayvan için kaliteli yemlerdendir. En çok süt sığırları için önemlidir. Çünkü ucuz ve kaliteli yem olmakla kalmaz, süt verimini ve sütün vitamin A düzeyini attırır. Tahıl hasılları mısır hasılından farklı olarak gaz yapıcı olduklarından, ilk defa tek başına fazla miktarda yedirilmemeli, önce kuru ot gibi diğer kaba yemlerle birlikte verilerek alışmaları sağlanmalıdır. Ayrıca hasıllar biçildikten sonra mümkünse biraz soldurulduktan sonra verilnelidir. Aksi takdirde çok sulu hasıllar hayvanın fizyolojik dengesini olumsuz yönde etkiler ve örneğin süt verimini düşürebilir.

Buğdaygil Yem Bitkileri

Bitki Besleme - Sulama

Yağmurlama Sulama Yöntemi Nedir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yağmurlama Sulama Sistemi

Yağmurlama Sulama Yöntemi

Bu yazımızda “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere anlatmaya çalışacağız.



Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randımanlı olmamaktadır.

Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama sulamadır.

Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ NEDİR?

Suyu toprak yüzeyine belirli bir basınç altında ince damlacıklar biçiminde, yağmur şeklinde püskürten meme veya başlıkların yer aldığı borulardan oluşan sisteme “Yağmurlama Sulama Yöntemi” adı verilir.

Yağmurlama sulamada su, basınç altında yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay bir yağmur halinde arazi yüzeyine uygulanır.

Suyu toprağa yağmur şeklinde püskürten meme ve başlıklardan oluşan sisteme yağmurlama denir.

Yöntemin uygulanabilmesi için ana boru ve lateral hatlardan oluşan bir su iletim sistemine ve basıncı sağlayan bir sisteme gerek vardır. Basınç genellikle pompaj birimi ile sağlanmaktadır.

Sistemi yağmurlama başlıkları tamamlar. Sulanacak bitkiye, toprağa ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişik tiplerde yağmurlama başlığı kullanılır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN UYGULAMA KOŞULLARI NELERDİR

Yağmurlama sulama sistemleri uygun biçimde işletilirse sulama suyu ihtiyaçları yüzey sulamalara göre önemli ölçüde az olmaktadır. özellikle yüzeyi düzgün olmayan, eğimli, sızdırma hızı yüksek olanlarda, sığ köklü bitkilerin sulanmasında başarılı sonuçlar vermektedir.



Yağmurlama sulama yönteminde, belirli bir ilk yatırım ve enerji giderleri gereklidir. Bu giderler yöntem uygulanarak, tarımsal ürün artışıyla karşılanabilirse yağmurlama sulama sistemleri gelişebilir.

Yağmurlama sulama yöntemleri daha az işçilik gerektirdikleri için, işçiliğin pahalı olduğu yerlerde geniş uygulama alanı bulmuşlardır.

Enerji maliyetlerinin yüksekliği ve bakım-onarım yönünden bazı sorunlar bulunması sistemin en önemli dezavantajlarıdır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMLERİNİN İŞLETME SİSTEMLERİ NELERDİR

1. Taşınabilir Sistemler

Bu sistemde motopomp ünitesi ana boru ve lateraller taşınabilmektedir. Yurdumuzda en yaygın uygulanan bu sistemdir.

2. Yarı Taşınabilir Sistemler

Motopomp ünitesi ve anaboru hattı sabit, lateraller hareketlidir. Genelde anaboru hattı toprak altına gömülüdür. Bu sistem meyve ve sebzeliklerin sulanmasında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

3. Taşınmayan (Sabit) Sistemler

Bu sistemde motopomp, anaboru ve lateraller sabittir.

Son yıllarda yağmurlama sulama unsurlarından boru hatları ve yağmurlama başlıklarında önemli değişiklikler olmuştur. Kullanılan sistem daha ucuza mal edilmeğe başlanmış, kullanım kolaylığı sağlanmış böylece de daha yaygın uygulamaya başlanmıştır.

Yağmurlama sulama yönteminin uygulanmasında yağmurlama başlıkları da çok önemlidir. Geniş ıslatma çaplarına sahip olan büyük (gün) yağmurlama başlıkları uygulamada tercih edilirler. Ancak bunlar yüksek işletme basınçlarında iyi sonuç vermektedirler. İşletme basıncı yüksek olmayan olanlarda uygulanırsa toprak ve bitkide zararlı etkenler ortaya çıkabilmektedir.



Enerji maliyetlerinin çok yükselmesi sonucu, düşük basınçla çalışabilecek biçimde Sprink denilen küçük yağmurlama başlıkları geliştirilerek kullanılmağa başlanmıştır. Meyve bahçeleri, bağ, sera bitkilerinin sulanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Suyun yalnız küçük başlıklar çevresine uygulanması ile su tasarrufu sağlarlar.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ UYGULAMASINDA NELER BİLİNMELİDİR

Yağmurlama sulama yöntemlerinin özellikle projelendirilmesiyle gerekli olan bilgiler şunlardır:

1. Toprakların kullanılabilir su tutma kapasitesi

Bitkiler, toprakta tarla kapasitesi ile devamlı solma noktası arasında bulunan sudan yararlanabilirler. Bu nem miktarına, toprakların “kullanılabilir su tutma kapasitesi” veya “elverişli kapasite”denir. Buda toprağın bünyesine göre değişmektedir.

2. Bitkilerin Etkili Kök Derinlikleri

Bitkilerin normal gelişmeleri için ihtiyaç duydukları suyun % 80 inin alındığı kök derinliğine “Etkili Kök Derinliği” denir. Bu değer sulamada ıslatılacak toprak derinliğini oluşturur ve bitki çeşidine göre genellikle 30- 180 santimetre arasında değişir.

3. Ürünler için sulama suyu ihtiyaçları

Ürünler Bir defada verilecek

Su miktarı Sulama

(Ha/mm) ( Ha/m3 ) Sulama sayısı aralıkları(gün)

Tahıllar 100-150 1000-1500 2-3 20-30

Sebzeler 20-70 200-700 12-20 5-10

Meyvelikler 70-100 700-1000 4-5 20-25

Fidanlıklar 50-80 500-800 8-10 10-15

Yonca 100-125 1000-1250 4-8 20-30

4. Toprakların Su Alma (İnfiltrasyon) Hızları

Toprakların su alma hızının bilinmesi sulamada önemlidir. Toprağın su alma hızına; toprağın yapı ve bünyesi, topraktaki organik madde miktarı, nem miktarı, bitki örtüsü, arazinin eğimi, uygulanan sulama yöntemi, toprağın sıkışması ve çatlaması, toprakta ve suda bulunan tuzların cinsi ve miktarı gibi sebepler etki eder.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN YARARLARI VE SAKINCALARI NELERDİR

Yağmurlama sulama metodunun, yüzeysel sulama metotlarına göre üstünleri şunlardır.



1. Su kullanma randımanı yüksektir. Sulama suyunun az olduğu yerlerde bu sudan azami yararlanılabilir.

2. Meyilli, arazi şekilleri (topoğrafya) bozuk yerlerde erozyona neden olmadan sulama yapılabilir.

3. Tohum çimlenme zamanında toprağın kaymak bağlaması nedeniyle bitkinin toprak üstüne çıkmama durumunu ortadan kaldırır.

4. İşletme masrafından ve işçilikten tasarruf sağlanır.

5. Toprak derinliği az ve sığ, geçirgen topraklarda en uygun sulama sistemidir.

6. özellikle denize yakın yerlerde rüzgarla taşınan tuzlu suların bitkilere bıraktığı tuz zerreleri, tozlar ve zararlı haşereler, yağmurlama ile yıkanabilir.

7. Yağmurlama sulama ile kontrollü su verme imkanı olduğundan; taban suyu yüksek, drenaj sorunu olan yerlerde en uygun sulama metodu olmaktadır.

8. Tarla hendeklerine gerek kalmadığından, ekim alanı artmakta ve tarımsal işletmeler kolay yürütülmektedir.

9. Eriyebilir suni gübreler; sulama suyu ile birlikte işçiliğe gerek kalmadan bitkilere verilebilir.

10. Sebze, narenciye bağ ve diğer meyvelikler dondan ve sıcaktan korunabilmektedir.

Bütün bu yararlarının yanında yağmurlama sulama yönteminin:

1. İlk tesis masrafı özellikle sabit sistemlerde çok yüksektir.

2. Su dağılımına rüzgarın olumsuz etkisi vardır.

3. Pompaj için güç gereklidir. Bu da yakıt sarfiyatı ve masraf gerektirir.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ İLE TOPRAK NASIL GÜBRELENİR

Yağmurlama yoluyla yapılan sulamada ticari gübreler sulama suyu ile birlikte bitkilere verilebilir.



Bu şekilde gübrelerin sulama suyuyla toprağa aktarılması uygulamada çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

– İşçiliği azaltır

– Gübrenin toprağa homojen olarak dağılımını sağlar

– Alet ve ekipmanların daha ekonomik olarak kullanılmasını sağlar

– Uygun zamanda ve miktarda gübreleme imkanı sağlar

– Ürünün kalite ve miktarının artmasını sağlar

Bu düzenle gübre atıldıktan sonra sulamaya devam edilerek boru ve başlıklardaki gübreler temizlenir. Aynı zamanda yapraklar üzerinde biriken gübre çözeltileri de yıkanmış olur.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ YERLEŞTİRMEDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

– Ana boru hattı hâkim eğim doğrultusunda yerleştirilmelidir

– Yağmurlama lateralleri hakim meyile dik ve imkan nispetinde tesviye eğrilerine paralel doğrultuda olmalıdır.

– Rüzgar hızının fazla olduğu yerlerde lateraller hakim rüzgar yönüne dik gelecek biçimde yerleştirilmelidir.

– Çok uzun yağmurlama laterallerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Laterallerin kısa olması işçiliği azaltır ve eşit su dağılımı sağlar.

– Laterallerin ana hat üzerinde ki hareketi en az iş gücüne ihtiyaç gösterecek biçimde düzenlenmelidir.

– Lateral hareketlerinin kolay ve birlikte çalışan başlık sayılarında ki değişimin az olması için sistem imkan oranında kare veya dikdörtgen şeklinde düzenlenmelidir.

– Sistemin boru büyüklükleri ve tertibi, yıllık masrafları en aza indirecek biçimde olmalıdır.

– İmkanların izin vermesi durumunda, uygun ve ekonomik boru çapları

seçimine imkan vereceğinden, pompaj ünitesi alanın ortasına yerleştirilmelidir.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI VE BAKIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde, basınç denemesi yapılıp daha sonra boruların üstü kapatılmalıdır.

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde borular kışı hafif geçen yörelerde en az 40, ağır geçen yörelerde en az 70 cm. derinliğe gömülmektedir.



– Motor elektrikle çalışıyorsa mutlaka toprak hattı yapılmalıdır.

– Borular taşınırken elektrik tellerine dokunmamasına dikkat edilmelidir.

– Sistemi önce küçük debide çalıştırıp Lateral ve ara borular su ile doldurulmalı, körtapayı çok kısa bir süre açarak boru hattının temizlenmesi sağlanmalıdır.

– Yabancı maddelerin girmemesi ve yağmurlayıcı memelerin tıkanmaması için pompa emme borusuna süzgeç takılmalıdır.

– Laterallerin yer değiştirme zamanı mutlaka belirlenmelidir.

– Yağmurlama dağılımının uygun olması için rüzgar durumuna göre laterallerin konum durumları iyi ayarlanmalıdır.

– Boruların ve yağmurlama başlıklarının yağlanmasında gres veya benzeri yağlar kullanılmalıdır.

– Sulama işi bittiğinde contalar kurulanarak bir kutuda saklanmalıdır.

– Sabit sistemlerde sezon sonunda boruların suyu boşaltılmalıdır.

– Boruların kolay sökülüp takılması için borular birbirine takılırken ek yerleri ve contaları sabunlu bezle silinmelidir.



Devamını Oku

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Trendler