Connect with us

Bitkisel Üretim

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri – Buğdaygil Yem Bitkileri

Buğdaygil Yem Bitkileri

Türkiye’de Yetiştirilen Yem Bitkileri

Yem bitkileri 3 grup altında toplanmaktadır: Bu yazımızda Buğdaygil Yem Bitkileri üzerine bilgi vereceğiz.

1. Baklagil Yem Bitkileri
2. Buğdaygil Yem Bitkileri
3. Diğer Yem Bitkileri

Buğdaygil Yem Bitkileri

Buğdaygil yem bitkileri oldukça geniş bir bitki grubu olup, yaklaşık 600 cins ve 500 tür içerir. Bunların 3\4’ünün tarımı yapılmaktadır. Buğdaygil yem bitkileri, baklagillerle karşılaştırıldığında proteince fakir, karbonhidratlar yönünden zengindirler.



Buğdaygil Yem Bitkileri

1. Salkım Otları:

Kültürü yapılan salkım otları içerisinde en yaygın olan Çayır Salkım otlarıdır. Çayır salkım otu çok yıllık serin iklim bitkisidir. Normal ömrü 6-10 yıl arasında olup, drenajı iyi verimli toprakları sever, kuraklıktan hoşlanmaz. Meraların
kurulmasında yaygın olarak kullanılır. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde, besin madde oranı diğerlerine göre çok yüksektir. Bu dönemde kuru maddesinde %18-19 ham protein kapsar. THBM %69 ulaşır, Selüloz %25 tir. Gelişme durup otlar tohuma kalınca besin değeri düşer, ham protein %9.5, THBM %69, Selüloz %50 ye çıkar. Çatır salkım otu ile kurulan meralarda otlayan hayvanların özellikle süt ineklerinin ek yemlerle desteklenmesi gerekir. Yurdumuzda çayır salkım otunun buğdaygil yem bitkileri içerisinde fazla önemi yoktur.

2. Domuz Ayrığı:

Uzun ömürlü çok yıllık bitkidir. Sıcağa dayanıklı olup, fakir topraklar da yetişebilir.

Yurdumuzda özellikle İç Anadolu ve Marmara bölgesinin doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Domuz ayrığı hem çayırların biçilerek hem de meralarda otlatılarak yedirilebilen lezzetli buğdaygil yem bitkileri içerisindedir. Domuz ayrığının en önemli kusuru büyüme hızı fazla olduğundan çabuk kartlaşıp lezzetini ve besin değerini kaybetmesidir. Çiçek açmanın hemen başında çayırların biçilmesi ve yeterince otlatılarak bu sorunun önlemi alınmış olur.

3. Çim:

Çim cinsine göre 2 önemli yem bitkisi mevcuttur. Bunlar İngiliz ve İtalyan çimidir. Yurdumuzun birçok bölgelerinde doğal bitki örtüsü içerisinde yer almaktadır. Çimlerin iki türüde kısa süreli çayırlarda ve meralarda yer alır. İtalyan çimi uzun boylu oluşu ve ilk yıl yüksek ot verimi nedeni ile tercih edilmektedir. Kaliteli ot için çim türleri, daneleri sertleşmeden süt olumu devresinde iken biçilmelidir.

4. Kelp Kuyruğu:

Kelp Kuyruğu serin ve nemli iklimlerden hoşlanan, Memleketimizin özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ nun doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Çok yıllık olup ömrü 5-6 yıl, boyu 1m’ye ulaşabilir, geç büyüyen bir ot türüdür. Çayırda ki diğer otlar biçilme çağına geldiklerinde, kelp kuyruğu körpe olacağından çayır kalitesi yüksektir. Kelp Kuyruğu besin maddesi bakımından yonca ve korunga’ya göre düşüktür, ancak dünyanın birçok yörelerinde çok tutulmaktadır. Bunun nedenleri, yonca ve üçgül için fazla olan asitli topraklarda yetişebilmesi, tohumların ucuz ve kaliteli olması, kolay tutması, rüzgara ve benzeri etkenlere dayanıklı olması’dır.

5. Çayır Tilki Kuyruğu:

Serin iklimi ve nemli toprakları sever, kuraklığa dayanıksızdır. Taban suyu yüksek arazilerde iyi yetişir. Yurdumuzda Marmara, Ege, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinin doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Hem mera hem de çayır bitkisi olarak kullanılabilir, otlatılmaya ve biçilmeye dayanıklı değildir, otu lezzetli ve besin değeri yüksektir.

6. Yulaf ve Çeşitleri:

Bu gruba giren bitki sayısı çok fazla değildir. En önemlileri çayır yulafı ve adi yulaf’ tır. Çayır yulafı çok yıllık, adi yulaf ise tek yıllıktır. Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun doğal bitki örtüsü içerisinde yer alır. Yulaf çeşitleri genellikle çayır alanlarında kullanılır, biçilerek yedirilir. Yulaf, yonca ve üçgül ile karışık olarak ekilirler, başta süt sığırlarında ve diğer çiftlik hayvanları için lezzetli ve kaliteli bir buğdaygil yem bitkileri arasındadır.

7. Yumak Çeşitleri:

Çok fazla çeşitleri olan (yaklaşık 100), çok yıllıkları yem bitkisi olarak kullanılır. Tek yıllıklar değersiz yabancı otları oluştururlar. Yurdumuzda Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara bölgesinin çayır ve meralarında çeşitli yumak türlerine rastlanır. Yumak otları besin madde değeri bakımından yüksektir. Baklagiller ile karışık ekilmesi, hem lezzetli hem de protein oranı yüksektir.

8. Brom Otu:

Cinsleri içerisinde en yaygın olanı kılçıksız brom dur. Çok yıllık olup kurak ve sıcaklığa dayanıklı olduğu gibi soğuğa dayanıklılığı da iyidir. Normal ömrü 3-4 yıl olup, en yüksek verim 2. yılında alınmaktadır. Her sınıf hayvan için kaliteli ve lezzetli bir buğdaygil yem bitkileri içinde sınıflandırılmaktadır. Hem çayır, hem de mera bitkisi olarak oldukça iyidir. Lezzet bakımından buğdaygil otları içerisinde sayılıdır ve besin değerini, lezzetini büyümenin geç dönemlerine kadar korur. Genel olarak baklagiller ve yonca ile karışık ekilir. Karışık ekilen çayır ve meraların ömürleri 1-2 yıl daha uzun olmaktadır.

9. Köpek Dişi:

Sıcak iklim bitkisi olarak bilinmesine rağmen, yurdumuzda başta Ege, İç Anadolu ve Doğu Anadolu olmak üzere her yerde rastlanmaktadır. Çoğunlukla mera tesisinde kullanılır, çünkü biçilecek kadar büyümezler. Köpek dişi ile kurulmuş meralarda bitki örtüsü yeterince sık olmakta fakat otlatma süresi uzun sürmez, sık otlatmak ot verimini arttırır.

10. Darı Çeşitleri:

Bunlar hızlı büyüyen sıcak iklim tahılı olup, en önemlileri Steria (İtalyan Darısı) grubuna giren darılardır. Otun kalitesi diğer buğdaygil yem bitkileri ile karşılaştırıldığında düşük olmasına rağmen geç ekilse bile yeterli derecede ürün verebilmektedir. Bu nedenle diğer otların kıt olduğu dönemlerde hem hasıl olarak biçmek için hem de rotasyon
meraların kurulmasında kullanılmaktadır.



11. Sorgum Çeşitleri:

Sorgumlar uzun zamandır tarımı yapılabilen, en önemli çeşitleri tek yıllık Koca Darı ve Sudan Otu, çok yıllıklardan ise Halep Otu’dur. İklim koşullarına çok elverişli olmasına karşın, besin değerinin mısırla aynı olduğu sorghumun,
Türkiye’de yeterince yetiştirildiği söylenemez. Yeşil olarak yedirilmek için genellikle biçilmekle beraber geçici meraların kurulmasında da yaralanılabilir. Yeşil ve taze sorghum otları tek başına yedirildiklerinde, bünyesinde bulunan Prussik Asit hayvanları öldürebilecek kadar kuvvetli toksik etki yapabilir. Bitki olgunluk devresine ulaşınca veya otlar kurutulunca bu etki kaybolur, aynı şekilde yeşil darı slaj yapıldığında da bu etki yok olmaktadır. Sorghum otları başta A ve mineral maddeler olmak üzere bazı besin maddelerince fakirdirler. Bu açıkları kapatmak için özellikle sulak bölgelerde soya fasulyesi veya yemlik bezelye ile karışık ekilmelidir.

12. Mısır Hasılları:

Mısır bitkisinin yeşil hali “mısır hasılı” olarak adlandırılır. Bugün A.B.D de hasıl olarak veya slaj yapımında kullanılmak üzere çok miktarda mısır ekilmekte ve “Kral Mısır veya Altın Tahıl” adıyla anılmaktadır. Yurdumuzda bu amaçla ekilen mısır miktarı çok azdır. Fakat mısır ekiminin yaygın olduğu yerlerde çapa artığı olarak önemli miktarda hasıl mısır elde edilmektedir. Mısır hasılı protein yönünden fakir, karbonhidrat (en yüksek enerji değerine sahip), ve Vitamin A ve D bakımından zengindir. Protein eksikliğini gidermek için baklagiller ile karışık ekilebilir. Mısır hasılı özellikle et ve süt hayvanları tarafından uzun süre bıkmadan ve iştahla yedikleri buğdaygil yem bitkileri içinde yer almaktadır. Hayvanlar üzerinde bazı olumsuz etkileri vardır, et ve süt hayvanlarında ishale yol açar, süt verimini arttırmakla beraber sütü sulandırır, yağ oranını düşürür, tereyağına yumuşaklık vererek kalitesini bozar, besi sığırlarında etin kalitesi üzerinde olumlu etkisi vardır. Mısır slaj üretiminde en çok kullanılan bitkidir.

13. Tahıl Hasılları:

Buğday, Arpa, Yulaf, Çavdar gibi tahıllar yeşil buğdaygil yem bitkileri olarak bazen tek başına, bazen de baklagiller ile karışık yedirilirler. Buğdaygiller içerisinde hasıl olarak yetiştirilmeye en elverişlisi yulaf ve arpa, elverişsizi çavdardır. Tahıl hasılları her sınıf hayvan için kaliteli yemlerdendir. En çok süt sığırları için önemlidir. Çünkü ucuz ve kaliteli yem olmakla kalmaz, süt verimini ve sütün vitamin A düzeyini attırır. Tahıl hasılları mısır hasılından farklı olarak gaz yapıcı olduklarından, ilk defa tek başına fazla miktarda yedirilmemeli, önce kuru ot gibi diğer kaba yemlerle birlikte verilerek alışmaları sağlanmalıdır. Ayrıca hasıllar biçildikten sonra mümkünse biraz soldurulduktan sonra verilnelidir. Aksi takdirde çok sulu hasıllar hayvanın fizyolojik dengesini olumsuz yönde etkiler ve örneğin süt verimini düşürebilir.

Buğdaygil Yem Bitkileri

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Örtü altı yetiştiriciliği ve ülkemizin durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu her geçen gün modern teknoloji ile gelişmektedir. Farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemizin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde örtü altı sebzeciliği yoğun olarak yapılmaktadır. Sonlarda yetiştirilen en önemli sebzeler domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun ve kabaktır.

Bu dersimizde siz üreticilerimize daha fazla gelir getirecek olan örtü altı sebzeciliğini tanıtarak bazı önemli sebzelerin yetiştirme tekniğini aktarmaya çalışacağız.

Bundan böyle kış mevsimi boyunca sebze üretimine devam edeceğiz.

Unutmayalım ki Seracılık; Bilgi, Sermaye ve Çalışma gerektiren bir yetiştirme sistemidir.



Örtü Altı Yetiştiriciliği Nedir?

Dış iklim faktörlerinin etkisini kaldırarak, gerekli özel çevre koşullarının yaratılması ile alçak ve yüksek sistemler içinde yapılan sebze; meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliğine genel anlamda “Örtü Altı Yetiştiriciliği” denmektedir.

Bu sistemler için de cam ya da plastikle örtülü yüksek yapılar “SERA” olarak adlandırılmaktadır.

Ülkemizim Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu olarak seracılık 1940’lı yıllarda Antalya’da başlamış; bugün Samandağı’ndan Yalova’ya kadar kıyılarımız boyunca yaygınlık kazanmıştır.

İlk yıllarda yavaş gelişmesine rağmen büyük tüketim merkezlerine kolay ve çabuk ulaşımın sağlanması; ve örtü materyali olarak plastiğin kullanılması ile hızlanan örtü altı üretimimiz 1970’li yıllarda en yüksek düzeye ulaşmıştır.

Öte yandan kıyılardan uzaklaştıkça iklimin uygun olduğu vadilerde ve sıcak su kaynakları bulunan yörelerimizde; örtü altı tarımı doğanın sağladığı avantajlar ile gün geçtikçe kendini gösteren daha bilinçli bir işletmecilik ile büyük ilerlemeler kaydetmektedir.

300.000 DEKAR SERA

Başlangıçta Akdeniz bölgesinde yoğunlaşan örtü altı yetiştiriciliği; son yıllarda Çukurova‘da alçak ve yüksek plastik tüneller şeklinde yaygınlaşmaya başlamış örtülü alanlarımız bugün 300.000 dekarın üzerine çıkmıştır.

Fazla Ürün Fazla Gelir

Örtü altı yetiştiriciliği diğer tarım kolları arasında, yüksek tesis ve işletme giderleri gerektiren; daha fazla teknik bilgi ve beceri ile, sürekli ve daha çok uğraşı isteyen bir işletme biçimidir.

Ancak; açık tarla ziraatine nazaran 5-6 kat daha fazla ürün getirir ve bunun karşılığında 8-10 kat daha fazla gelir elde edilir.

Bütün Sebzeler Serada Yetiştirilebilir

Bugün örtü altı yetiştiriciliğinde (biberde çok az olmak üzere) tamamı F1 hibrit sebze tohumları kullanılmakta; Ekim ayından itibaren (tarla ürünü çıkıncaya kadar) her türlü sebzeyi cam ve plastik seralarda üretmek mümkün olmaktadır.

İlk Sırada Domates Gelir

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimde birinci sırayı domates alır. Bunu hıyar, biber, patlıcan, kavun, kabak ve karpuz takip eder. Ancak, Çukurova yöresinde alçak plastik tünellerde karpuz üretimi hakimdir.



Serada Üretim 3 Dönemde Yapılır

  1. Sonbahar dönemi,
  2. Kış (tek mahsül) dönemi,
  3. İlkbahar dönemi

Plastik seralarda yalda iki mahsul yetiştirilmesi ısıtma masraflarından kaçınmak açısından uygundur. Ancak, cam seralarda genellikle Tek Mahsul yetiştiriciliği yapılır.

Başarı Size Bağlı

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimin ilk halkasını uygun toprak hazırlığı teşkil eder. Doğru çeşit seçimi ve ucuz’ bir ısıtma ile teknik bilgi ve beceri bu üretim kolunu ancak cazip hale getirir. Aksi halde tesis masrafları çok yüksek olan bu sektörde beklenen gelişme sürdürülemez.

Şimdi beraberce seralarımızda yoğun yetiştiriciliği yapılan önemli sebzelerimizin yetiştirme tekniklerini ayrı ayrı ele alalım.

Devamını Oku

Trendler