Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

ESK’ndan İbretlik Rapor: Türkiye Küçülüyor Brezilya Rekor Kırıyor

canlı hayvan ve et ithalatı

İhracat ve ithalat rakamları hayvancılıkta endişe yaratırken Et ve Süt Kurumu 2017 Yılı Sektör Değerlendirme Raporu’nda canlı hayvan ve et ithalatı hakkında çok çarpıcı bilgiler yer aldı. Rapora göre Türkiye ithalatta rekor kırarken üretimde küçüldü. Brezilya ise ucuz yem ile üretimle ihracat rekorları kırdı.

Türkiye hayvancılıkta kötü bir sınav veriyor. İhracat ve ithalat rakamları hayvancılıkta endişe yaratırken Et ve Süt Kurumu 2017 Yılı Sektör Değerlendirme Raporu’nda çok çarpıcı bilgiler yer aldı. Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, bugünkü köşesinde, bu raporun ayrıntılarını kaleme aldı.

İşte o yazı…



Canlı Hayvan ve Et ithalatı

“Seçim meydanlarında en çok konuşulan konulardan birisi de Hayvancılık . Özellikle canlı hayvan ve et ithalatı çok tartışılıyor. Bu konuda en çok konuşan isimlerden birisi kuşkusuz Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba.

Göreve geldiğinden bu yana canlı hayvan et ithalatı konusunda çok farklı açıklamalar yapan Fakıbaba, önce ithalatın 3 yılda, sonra 2023’te sona ereceğini iddia etti. En son açıklamasında ise, “ithalatı biz değil siz bitireceksiniz” diyerek bu konudaki politikasızlığı çok açık olarak ortaya koydu.

Bu tartışmalar devam ederken Et ve Süt Kurumu 2017 Yılı Sektör Değerlendirme Raporu yayınlandı. Rapora göre, küçükbaş ve büyükbaş canlı hayvan ihracatı tamamen sıfırlanırken, 2017 yılında küçükbaş canlı hayvan ve et ithalatı yüzde 4581 oranında artarken, büyükbaş hayvan ithalatındaki artış yüzde 72 olarak gerçekleşti. Kasaplık canlı hayvan ve et ithalatı büyükbaş için yüzde 397, damızlık küçükbaş ithalatı ise yüzde 757 oranında artarak rekor üstüne rekor kırdı.

Raporda Hayvancılık konusunda çok ayrıntılı değerlendirmeler var. Özellikle Brezilya’nın üretim ve ihracattaki artışı, Türkiye’nin ise ithalatla nasıl küçüldüğü açıkça ortaya konuluyor.

Canlı hayvan ve et ithalatı ile ilgili değerlendirmeleri özetleyerek paylaşıyoruz:

 AMERİKA, BREZİLYA VE ARJANTİN KÜRESEL ET ÜRETİMİNİ ARTIRIYOR

Küresel büyükbaş et üretimi 2017 yılında özellikle ABD, Brezilya ve Arjantin’in etkisiyle yüzde 2’den daha az büyüyerek yaklaşık 62 milyon tona ulaştı. Brezilya ekonomisindeki toparlanma ile paralel artış gösteren iç talep yükselişi ve Asya ülkelerine yapılan yüksek ihracat Brezilya’daki üretim artışının başlıca nedenleridir. Arjantin üretimi, ihracat vergilerinin ve para liberalizasyonunun kaldırılması, böylece ihracat talebinin kolaylaştırılması suretiyle genişlemiştir. Avustralya ve Güney Afrika’da kuraklık kaynaklı stok tasfiyesinden sonra sürüler tekrar oluşturulmaya başlandığı için bu bölgelerde büyükbaş et üretimi düştü. Üreticiler yeni sürüler için inek ve düveleri elde tuttuğu için Yeni Zelanda’da da üretim bir miktar geriledi.

2017’de küresel büyükbaş eti ihracatı yüzde 2 artarak 9,6 milyon tona ulaştı. Güney Amerika, Hindistan ve ABD’den yapılan sevkiyatlar, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki zayıf arzdan dolayı düşen ihracatı dengeledi. Doğu Asya’da, özellikle Çin’de büyüyen tüketim, ihracatı adeta yüzdürmektedir. Bununla birlikte, Mısır (döviz devalüasyonu) ve Rusya (sınırlı satın alma gücü ve diğer etler ile rekabet) gibi diğer büyük ithalatçılardan gelen talep 2017’de zayıfladı.

2017 yılı dünya toplam et üretimi 324,8 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Toplam et üretiminde; en büyük payı yüzde 36 ile domuz eti (117 milyon ton) alırken, kanatlı eti yüzde 36 (118,2 milyon ton), büyükbaş eti yüzde 21 (69,5 milyon ton), küçükbaş eti yüzde 5 (14,5 milyon ton) paya sahiptir. Toplam kırmızı et üretiminde; en büyük payı yüzde 58 ile domuz eti alırken, büyükbaş eti yüzde 35, küçükbaş eti yüzde 7 paya sahiptir.

 BREZİLYA UCUZ YEM İLE ÜRETİMDE VE İHRACATTA REKOR KIRIYOR

Brezilya ucuz yem, rekabet gücü ve uygun hava koşulları avantajı ile büyükbaş et üretiminde ve ihracatında büyük bir atak yaptı. Et ve Süt Kurumu Raporu’na göre, 2017 yılında dünya büyükbaş eti (sığır ve manda) üretimi 69,5 milyon ton oldu. Dünya üretiminin yüzde 52’sini ABD, Brezilya, Avrupa Birliği ve Çin gerçekleştiriyor. Amerika’nın 2017 yılı büyükbaş et üretimi 12 milyon 109 bin ton olurken Brezilya 9 milyon 450 bin tonla ikinci oldu. Avrupa Birliği 7 milyon 795 bin ton ile üçüncü sırada yer aldı.

ABD ve Kanada’da üretim, kesim sayısı ve ortalama karkas ağırlıklarındaki artış ile genişledi. 3 yıl sürekli düşüşten sonra Brezilya ve Arjantin’in öncülüğünde Güney Amerika’daki üretim yüzde 2,1 oranında artarak yaklaşık 16 milyon tona çıktı. Brezilya’daki üreticiler ucuz yem, rekabetçi üretim ortamı ve uygun hava koşullarının avantajlarından yararlanmışlardır. Arjantin’de, yaklaşık 4 yıldır sürü genişletme çalışmaları devam etmektedir. Çin’de, sığır eti üretiminin istikrarlı yerel fiyatlar ve ekonomik olmayan süt ineklerinin kesilmesiyle desteklenerek, yüzde 1 artışla 7,1 milyon tona ulaştı. Ayrıca, Çin’in Hayvancılık faaliyetlerini yeniden yapılandırması, bazı küçük ölçekli çiftlik sahiplerinin sektörden çıkmalarını hızlandırarak kesim için daha fazla sığır sağladı.

İhracatta da Brezilya’nın önemli ağırlığı var. Brezilya, 2017 yılında 1 milyon 641 bin ton büyükbaş hayvan eti ihracatı ile Hindistan’dan sonra ikinci sırada. İhracattaki payı yüzde 18. Hindistan 1 milyon 690 bin ton ile yüzde 18.5 paya sahip. Dünya toplam büyükbaş et ihracatı 2017’de 9 milyon 118 bin ton oldu.

 TÜRKİYE İTHALATTA REKOR KIRARKEN, ÜRETİMDE KÜÇÜLDÜ

Et ve Süt Kurumu 2017 Sektör Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye hayvancılığın hemen her alanında ithalatta rekor kırdı. Et üretimi ise 2016 yılına göre geriledi.

Rapordaki bilgilere göre, 2012-2017 döneminde ortalama karkas ağırlığı sığırda yüzde 4 azalarak 274 kilograma, koyunda yüzde 9’luk azalışla 19 kilograma düştü.

2017 yılında bir önceki yıla göre kesilen hayvan sayısı sığır için yüzde 7,6’lık azalışla 3 milyon 600 bin, manda için yüzde 308,5 artışla 6 bin 123, koyun için yüzde 26 artışla 5 milyon 134 bin, keçi için yüzde 17,8 artışla 2 milyon 68 bin baş olarak gerçekleşti.



Türkiye kırmızı et üretimi 2017 yılında 1 milyon 126 bin ton ile bir önceki yıla göre yüzde 4 azaldı. Büyükbaş eti üretimi yüzde 7 azalarak 988 bin ton, küçükbaş eti üretimi yüzde 21 artarak 137 bin ton oldu.

TÜİK Verileri

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından üçer aylık dönemler halinde açıklanan verilere göre, 2017 yılında toplam kırmızı et üretimi 1 milyon 126 bin ton ile bir önceki yıla göre yüzde 4 oranında düşerken Kurban Bayramı’nı kapsayan 3.çeyrekte kırmızı et üretimi bir önceki yılın 3.çeyreğine göre yüzde 14,3 oranında düştü.

Raporda, 2010 yılından itibaren besilik ve kasaplık hayvan ithalatı yapılmaya başlandığı belirtilerek, 2017 yılında bir önceki yıla göre; kilogram bazında toplam canlı ve et hayvan ithalatı nın yüzde 98, büyükbaş hayvan ithalatının yüzde 91, küçükbaş hayvan ithalatının ise yüzde 4581 arttığı bilgisine yer verildi.

İthalatla ilgili olarak Raporda şu değerlendirmeye yer verildi. ” Büyükbaş hayvan ithalatındaki artış daha çok besilik ithalatından kaynaklı olup büyükbaş için yüzde 72 olarak gerçekleşmiştir. Kasaplık ithalatı büyükbaş için yüzde 397 artmıştır. 2017 yılında damızlık küçükbaş ithalatı yüzde 757 oranında artmıştır.”

 İTHALAT URUGUAY VE BREZİLYA’DAN

Et ve Süt Kurumu Raporu’na göre, 2017 yılında gerçekleşen büyükbaş ithalatının çoğunluğu besilik olmak üzere; yüzde 35’i Uruguay, yüzde 19’u Brezilya, yüzde 9’u Çek Cumhuriyeti’nden yapıldı. Damızlık sığır ithalatının yüzde 30’u Almanya, yüzde 19’u Çek Cumhuriyeti, yüzde 17’si Avusturya’dan sağlandı. Kasaplık sığır ithalatının yüzde 50’si Brezilya ve İspanya’dan yapıldı. 20I7 yılında canlı olarak ithal edilen küçükbaş hayvanların tamamına yakını damızlık olmayan hayvanlar olup bunların yüzde 85’i Avustralya’dan getirildi.

Canlı Hayvan ve Et ithalatı

Türkiye 2017 yılında toplamda 666 bin 802 baş besilik, 113 bin 566 baş damızlık ve 108 bin 939 baş kasaplık olmak üzere toplamda 889 bin 307 büyükbaş hayvan ithalatı yaptı. Bu ithalat için 1 milyar 149 milyon 194 bin 644 dolar ödedi. Aynı dönemde 280 bin 669 küçükbaş hayvan ithalatına 37 milyon 312 bin dolar ödendi. Hayvan ithalatına toplamda 1 milyar 186 milyon 507 bin 897 dolar ödendi.

İşlenmemiş kırmızı et ithalatı ise 2017 yılında 18 bin 857 ton olurken bunun için ödenen döviz miktarı 85 milyon 190 bin dolar oldu.2017 yılında kırmızı et ithalatlarının yüzde 83’ü Polonya, yüzde 14’ü Fransa’dan yapıldı.


 CANLI KÜÇÜKBAŞ VE BÜYÜKBAŞ İHRACATI SIFIR

Et ve Süt Kurumu Raporu’na göre Türkiye, 2017 yılında canlı büyükbaş ve küçükbaş hayvan ihracatı yapamadı. Yani ihracatta sıfır çekti. İşlenmemiş kırmızı et ihracatı ise 101 ton olarak gerçekleşti. Büyükbaş eti ihracatının kilogram bazında yüzde 83’ü kemikli et olurken, toplam ihracat yüzde 2I azaldı. Özetle, Brezilya, hayvancılıkta sahip olduğu avantajları doğru politikalarla zirveye tırmandı. Türkiye, sahip olduğu avantajları bir yana bırakarak ithalatta ısrar ederek hayvancılığını bitirme noktasına getirdi. Yanlış politikaların Türkiye’yi getirdiği nokta sıfır ihracat, rekor ithalat oldu. Bu böyle devam edemez.”

Kaynak: Dünya Gazetesi

Editör: Ali Ekber Yıldırım

Büyükbaş Hayvancılık

Sığırlarda vitamin ve mineral eksikliğinin performans üzerine etkisi

Sığırlarda vitamin ve mineral eksikliğinin performans üzerine etkisi

Sığırlarda vitamin ve mineral eksikliğinin performans üzerine etkisi

Sığırlarda vitamin ve mineral eksikliğinin performans üzerine etkisi büyük öneme sahip. Ruminant hayvanlarda vitamin ve mineral desteği büyümeden gelişmeye; üremeden bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine kadar birçok yaşamsal fonksiyona katkı sağlıyor.



Tüm canlılar gibi hayvanlar da normal yaşam fonksiyonlarını sürdürebilmek için vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duymaktadır. Geviş getiren hayvan olarak bilinen ruminant hayvanlar için de vitaminler; büyüme, gelişme, üreme, kısacası tüm yaşamsal ve verime ait metabolik faaliyetlerin normal seyri için büyük önem taşıyor.

Vitaminleri gereksinim duydukları düzeyde almamaları hayvanların yaşamsal fonksiyonlarının yanı sıra performanslarında da gerilemelere neden oluyor. Hayvanlarda vitaminler kadar önem taşıyan minerallerin de üreme, tırnak kalitesi, bağışıklık sistemi, enzim yapısı, ozmotik basıncın dengelenmesi; steroit hormon sentezi, doku pigmentasyonu gibi birçok önemli metabolik faaliyetin işlevi için gerekli olduğu bilinmektedir.

İnsanlar gibi hayvanlar için de gerekli olan vitamin ve mineraller büyümeden gelişmeye; üremeden bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine kadar birçok noktada yaşam fonksiyonlarının işlevi için önem taşıyor. Hayvan vücudunda sentezlenemeyen ve organizmada meydana gelen tüm metabolik faaliyetler içinde; kendine has spesifik görevleri olan vitaminlerin bazı çeşitleri stresle baş etmede de etkin rol oynuyor.



Sığırlarda vitamin ve mineral eksikliği: Makro ve mikro mineraller

Vitaminler kadar öneme sahip, makro ve mikro olarak ikiye ayrılan minerallerin ise son derece dengeli bir şekilde; hayvanlara verilmesi gerekiyor. Bir başka deyişle, vitaminler ruminant hayvanlarda metabolizmayı destekliyor. Ruminant hayvanlar için de vitamin ve mineral desteğinin hayati önem taşımaktadır.

"<yoastmark

Sığırlarda vitamin ve mineral dengesi; büyüme, gelişme, üreme, kısacası tüm yaşamsal ve verime ait metabolik faaliyetlerin normal seyrinde kritik rol oynuyor. Vitaminleri gereksinim duydukları düzeyde almamaları hayvanların yaşamsal fonksiyonlarının yanı sıra performanslarında da gerilemelere neden oluyor.

Bazı vitaminler stresle baş etmede de etkili oluyor. Ruminant hayvanlarda B grubu vitaminler rumendeki mikroorganizmalar tarafından sentezlense de bu mikroorganizmaların da vitamine ihtiyaç duyduğu göz ardı edilmemelidir.

Herhangi bir kalorisi olmayan vitaminler bu nedenle bir enerji kaynağı da değil. Ancak bu vitaminler, yemlerle alınan besin maddelerinin metabolize edilmesine yardımcı olarak, metabolizmanın sorunsuz bir şekilde çalışmasına destek oluyor. İlave olarak vitaminler, diğer besin maddelerinin sindirilmesini, emilmesini ve metabolize edilmesini de mümkün kılıyor.



Büyüme, gebelik ve ateşli hastalık durumunda vitamin gereksinimi artmaktadır. Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak sınıflandırılmaktadırlar. Yani, yağda eriyen vitaminler hiçbir şekilde dışarı atılmadan vücutta depolanmaktadırlar. Yağda eriyen A, D, E ve K vitaminleri yağlarla beraber safra tuzları ile oluşturdukları miseller halinde emiliyor.

Gen düzenlenmesi, bağışıklık sistemi ve göz sağlığı için gerekli olan A vitamininin eksikliğinde üreme performansında düşme, mastitis ve bağışıklık sisteminde zayıflama oluşuyor.

D vitamini kalsiyum ve fosfor metabolizması için önem taşıyor. Yani, D vitamini eksikliğinde büyümede gerileme; iştah kaybı, kemik ve eklem problemleri ile üreme problemleri görülüyor.

Antioksidan etkisine sahip E vitamininin eksikliğinde de üreme problemleri ve bağışıklık sisteminde zayıflama meydana geliyor.

K vitamini kanın pıhtılaşmasında etkin rol oynamaktadır. Lakin, K vitamini eksikliği halinde kan pıhtılaşmasında gecikme yaşanıyor. Ruminant hayvanlarda büyüme, gebelik ve ateşli hastalık durumlarında ise vitamin gereksinimi artıyor.

Eksik vitamin alımı üremede yavaşlama ve enfeksiyona neden oluyor

Suda eriyen vitaminler olan Tiamin (B1), Riboflavin (B2), Piridoksin (B6), Niasin, Kolin, Folik asit, Biyotin, Pantotenik asit, Siyanokobalamin (B12) ve C vitaminleri yağda eriyenlerin aksine hiçbir zaman vücutta depolanmıyor ve idrarla dışarı atılıyor. Bu nedenle hayvanların bu vitaminleri günlük olarak almaları gerekiyor. Suda eriyen bu vitaminler arasında sadece B12 vitamini vücutta depolanmaktadır.



Biyotin karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması için önemlidir. Lakin, eksikliğinde kıl ve tırnak yapılarında bozulmalar oluşuyor.

Yağ metabolizması ve yağların taşınması için gerekli olan kolinin eksikliğinde ise; büyümede yavaşlama ve üreme performansında gerileme yaşanıyor.

Folik asit, nükleik ve amino asit metabolizması için gerekiyor. Dolayısıyla, eksikliğinde üreme performansında düşüş meydana geliyor.

Enerji metabolizması için gerekli olan niasinin eksikliğinde; enerji metabolizmasında yavaşlama ve büyümede gerileme görülüyor.

Pantotenik asit, karbonhidrat ve yağ metabolizması için gereklidir. Bu yüzden, eksikliğinde enfeksiyon oluşarak parazitozlara karşı direnç azalıyor.

Riboflavin (B2), enerji metabolizması için önemlidir. Bu yüzden, eksikliğinde görme bozuklukları, büyümede yavaşlama, deri ve tırnak yapısında bozulma meydana geliyor.

Aminoasit metabolizması için önem taşıyan Piridoksin (B6) eksikliğinde kıl yapısında ve protein metabolizmasında bozulmalar görülebiliyor.

Vitamin B12, nükleik asit ve amino asit metabolizması için gerekiyor. Bununla birlikte, Vitamin B12 eksikliğinde ise sindirim sistemi mukozasında bozulmalar yaşanıyor.

Tiamin (B1), karbonhidrat ve protein metabolizması için ayrıca önem taşıyor.

Vitamin C ise antioksidan etkisi ile birlikte amino asit metabolizması için gerekiyor.

Mineraller bağışıklık sistemi ve birçok önemli metabolik faaliyetin işlevi için gerekli



Ruminant hayvanlarda vitaminler kadar önem taşıyan minerallerin üreme, tırnak kalitesi; bağışıklık sistemi, enzim yapısı, ozmotik basıncın dengelenmesi, steroit hormon sentezi; doku pigmentasyonu gibi birçok önemli metabolik faaliyetlerin işlevi için gereklidir.

Makro (Ca, P, Mg, Na, K) ve mikro (Fe, Zn, Mn, Cu, Se, I, Co Cr) olarak ikiye ayrılan minerallerin; aynen vitaminler gibi son derece dengeli bir şekilde hayvanlara verilmesi gerekiyor.

Makro mineraller; kas, organ, kan hücreleri ve yumuşak doku oluşumunda görev alır; bununla birlikte, mikro mineraller ve Cl vücutta ozmotik basıncı ayarlar. Makro mineraller ayrıca yumuşak dokularda elektrolit olarak da bulunurlar. Bağışıklık sistemini destekleyen mineraller birbirlerine karşı da etki gösterir. Örnek olarak, Kalsiyum ve P, kemik ve iskelet oluşumunda birlikte etki gösterirken; Fe Cu ve Co hemoglobin sentezinde birlikte etki gösteren minerallerdir.



Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık

Türk süt ürünleri ihracatında Çin zirvenin yeni sahibi

Türk süt ürünleri ihracatında Çin zirvenin yeni sahibi

Türk süt ürünleri ihracatında Çin zirvenin yeni sahibi

Türk süt ürünleri ihracatında Çin zirvenin yeni sahibi. Çin’e süt ürünleri ihracatında yükseliş sürüyor. Türk süt ürünleri sektörü, 2021 yılının Ocak – Şubat döneminde gerçekleştirdiği 9,3 milyon dolarlık ihracatla; Çin’i en fazla ihracat yaptığı ülkeler listesinde zirveye taşıdı. Sektör, Çin’e ihracat vizesini 2020 yılında almıştı.



Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit, 2021 yılının ilk iki ayında yakaladıkları 9,3 milyon dolarlık ihracat başarısının yıl boyunca devam edeceğini öngördüklerini dile getirdi.

Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde yürütülen çalışmalar neticesinde, Çin’e süt ve süt ürünleri ihracatının önündeki engelin geçen yıl Mayıs ayında kalkmasının ardından, Türk süt ürünleri ihracatçıları pazara hızlı giriş yaptı.

Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye’nin, 2020 yılının Mayıs-Aralık döneminde Çin’e süt ürünleri ve mamulleri ihracatı 14,6 milyon dolara ulaştı.

Bu ülkede kalıcı olmak isteyen ihracatçılar tanıtım faaliyetleri ve karşılıklı iş birlikleriyle pazar payını artırdı. Dolayısıyla 2021 yılının Ocak-Şubat döneminde Çin’e yapılan ihracat ise 9,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Çin’e ihracatta peynir altı suyu 8,3 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Türk süt ürünleri raflardaki yerini aldı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit, süt ürünleri sektöründe 54 firmamızın Çin’e ihracat izin aldığını ve ihracatın hızlı bir şekilde başladığını söyledi.



Çin’in dünyanın en büyük tüketicilerden biri olduğuna dikkati çeken Girit, “İlk başlarda süt tozu ile başlamıştık. Sanayi kısmına gönderiyorduk. Peynir altı suyu da ihracatımızda bu ülkeye ilk sırada. Ancak sevindirici olan Türk firmalarının başarılarıyla artık raflarda da yer alıyoruz. Son tüketiciye kadar ulaştırabiliyoruz.” dedi.

Egeli firmaların pazarda çok başarılı olduğunu, bölgedeki bir firmanın Çin’e mozarella peyniri ihraç ettiğini dile getiren Girit, firmaların katma değeri yüksek ürünlerle pazardan daha fazla pay almasını istediklerini söyledi.

Girit, sözlerini şöyle tamamladı:

“Daha önceki beyanatlarımızda Çin pazarında kalıcı olmak istediğimizi söylemiştik. Ayrıca, kalıcı olduğumuz gibi pazardaki payımız da giderek artıyor. Bu arada Çin’in 6 milyar dolarlık süt ürünleri ithalatına bakıldığında küçük bir miktar olsa da bizim için önemli.

Yılın ilk ayında yakaladığımız 9,3 milyon dolarlık ihracat başarısının yıl boyunca devam edeceğini öngörüyoruz. Böylelikle uzun vadede ise bu rakamları katlamak istiyoruz. Çin pazarı sayesinde süt üreticilerimizin nefes alacağına inanıyoruz.”

Süt ürünleri ihracatı 301 milyon dolar olmuştu

Türkiye’nin süt ürünleri ihracatı 2020 yılında 301 milyon dolar olurken; Irak, 61 milyon dolarlık tutarla ihracat yapılan ülkeler arasında zirvede yer almıştı. Türkiye, Suudi Arabistan’a 42 milyon dolarlık, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ise; 22 milyon dolarlık süt ürünleri ihraç etmişti. Sonuçta Çin, 14,5 milyon dolarlık ihracatla listede 7. Sırada yer bulmuştu.

2021 yılının Ocak – Şubat döneminde Türkiye’nin süt ürünleri ihracatı; yüzde 26’lık artışla 32,8 milyon dolardan 41,2 milyon dolara çıktı. Böylelikle Çin, 9,3 milyon dolarlık tutarla zirvenin yeni sahibi olurken, Irak 7,1 milyon dolarlık Türk süt ürünleri tercih etti. Bununla birlikte Birleşik Arap Emirlikleri’ne süt ürünleri ihracatımız ise; 3,4 milyon dolar oldu.



Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Devamını Oku

Trendler