Connect with us

Ekonomi

Türkiye’de Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi. Dış ekonomik göstergelerden biri olan döviz kurundaki değişmeler, iç ekonomik göstergelerden biri olan fiyatlardaki değişmeyi etkileyebilmektedir. Döviz kurundaki değişmeler yoluyla, ithal girdiye bağımlı olan ülkelerde fiyat istikrarsızlıkları görülebilmektedir. Teorik olarak değerlendirildiğinde, bir ekonomide para arzının artması, fiyatları genel düzeyini yükselterek, döviz kurunu artırmaktadır. Klasikler iktisatçılara göre, tam istihdam varsayımı ve miktar teorisi geçerlidir. Bir ekonomide para arzındaki artış, fiyatlar genel düzeyini artırmaktadır. Kısaca, bir ülkede fiyat artışı olması ihracatı azaltıcı yönde etki doğurmaktadır (Alacahan, 2011: 142). Bir ülkede ihracatın azalması ise döviz talebini artırmaktadır. Klasiklere göre; enflasyonu durdurmak için para arzının azaltılması gerekmektedir. Para arzının azaltılması için para politikası araçları kullanılmalı ve ekonomiye doğrudan bir müdahale olmamalıdır (Parasız, 2001: 42).



Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Keynes’e göre ise, bir ekonomide üretim ve istihdam düzeyini toplam talep düzeyi belirlemektedir. Klasik görüşün tersine, toplam talep toplam arzı belirlemektedir. Keynesyen yaklaşımda ekonomi eksik istihdamda da dengeye gelebilmektedir. Eksik istihdamda döviz kurları artar ve ulusal para değer kaybeder. Bunun sonucu ihracatın artıp, ithalatın azalması ülkenin ithal ikame üretim alanlarında toplam talebin yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum çoğaltan mekanizmasıyla ekonomiye yansımaktadır (Alacahan, 2011: 144). Paracı yaklaşıma göre ise; parasal genişleme oranı ile enflasyon oranı arasındaki ilişkiyi etkileyen faktörlerin en başında beklentiler gelmektedir. Politika belirleyiciler enflasyonu düşürmek için ekonomideki para miktarını daraltma yoluna gitmektedirler. Daralma başladığında piyasa aktörleri geçmiş deneyimleri sayesinde fiyatlara yönelik beklenti ve davranışlar oluşturmaktadır.

Enflasyon birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi Türkiye’de de her dönemde en önemli ekonomik sorunların başında gelmektedir. Yüksek ve kalıcı enflasyonun ekonomik ve sosyal açıdan birçok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır(Ermişoğlu, 2011: 4). Türkiye’de özellikle 1940–1943 yılları arasındaki dönemde tüketici fiyat endekslerinde oldukça yüksek bir artış gözlemlenmiştir. Bu yükseliş Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın etkisini en çok hissettiği döneme rastlamaktadır. Türkiye’de “Planlı Dönem” başlangıcı olarak bilinen 1960’lı yıllar ise, düşük enflasyonlu bir ekonomi politikasının oldukça başarılı uygulandığı yıllar olarak tanımlanabilmektedir.



24 Ocak Kararları

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı istikrar politika paketi olan “24 Ocak Kararları” ile fiyat artışlarındaki genişleme ile sağlanan talep fazlalığından kaynaklanan enflasyonu durdurmak için iç talebi kısma eğilimine gidilmiştir (TCMB, 2001). Türkiye’de 1990’lı yıllar boyunca enflasyon oranın da sürekli artış görülmüştür. Bunun nedenleri arasında, bütçe açığının büyümesi, büyümeye paralel olarak kamunun iç borç stokunun sürekli artış göstermesi sayılabilir. Türkiye 2000’li yılların başlarında “Enflasyonu Düşürme Programı” uygulamaya koymuştur. Bu program ile ülkede uzun süre yüksek enflasyonun yaşanması nedeniyle, enflasyonla mücadele programı uygulanması sözü verilmiş. Ancak bu programlar ya yarıda kalmış ya da başarısız olmuştur.

Advertisement
Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Sonuç olarak, ekonomik birimler enflasyonist bir ortam içinde faaliyet sürdürme yönünde mekanizmalar geliştirmeye başlamışlardır(TCMB, 2002). 2001 yılında Merkez Bankası Kanunu değiştirilerek para politikasında “Örtük Enflasyon Hedeflemesi” benimsenmiş ve şartlar oluşturulduğunda “Açık Enflasyon Hedeflemesi”ne geçileceği belirtilmiştir. Sıkı maliye politikalarının uygulanan para politikalarını desteklemesi sonucunda gelecek dönem enflasyon beklentileri hızla gerilemiş. Aynı zamanda beklentiler hedeflere daha çok yaklaşmıştır (Ermişoğlu, 2011: 9). 2002–2005 yılları arası dönemde enflasyonla mücadele konusunda elde edilen başarının ardından, 2006 yılında açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmiştir. Bu süreç bir yansıması olarak Türkiye ekonomisinde şokları beraberinde getirmiştir. Türkiye’de enflasyon hedeflemesi rejiminde meydana gelen en ciddi ilk şok, 2006 yılı Mayıs ayından itibaren olmuştur.

Bu tarihten sonra uluslararası sermaye koşullarının gelişmekte olan ülkeler aleyhine değişmiştir. Bu değişim sonucunda Türkiye’nin de dâhil olduğu birçok ülkeden sermaye çıkışlarının yaşanması olmuştur. Bu sorunlar birleşerek enflasyonu yükseltmiş ve enflasyon beklentileri hedeflerin çok üstüne çıkmıştır (TCMB, 2008). Yüksek enflasyon ekonomik istikrarı bozmuş, uzun bir dönem yüzde 50 üzerinde seyretmiştir. Bugün gelinen noktada ise özellikle 2008 yılı sonrası için yüzde 10’ların altında seyretmiştir. Bu durum ülkenin ekonomik istikrarı açısından oldukça önemli bir olgudur (Acar, 2013: 19).

1 Mayıs 1981 yılından sonra tek kur uygulamasına geçilmiş

24 Ocak Kararları ile Türkiye’nin içine düşmüş bulunduğu ekonomik durumu düzenlemek amaçlanmıştır. Bunun yanında, 1980’li yıllardan beri ekonomide gerçekleştirilemeyen piyasa mekanizmasının rolünü artırmak hedeflenmiştir(Ay, 2007: 117). 1 Mayıs 1981 yılından sonra tek kur uygulamasına geçilmiş, döviz kurları TCMB tarafından günlük olarak ilan edilmeye başlanmıştır. Uluslararası piyasalar ve para piyasasındaki gelişmelere göre 1981’de 164 kez, 1982’de 245 kez, 1983’te 246 kez kurlar değiştirilmiştir. Yani kurlar her iş günü yeniden tespit edilmiştir (Arat, 2003: 39). 1984’te Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkında karar çıkartılmıştır. Çıkartılan 28 ve 30 sayılı kararlar ile de Türkiye’de uygulanan kambiyo rejimi serbestleştirilmiştir (İnandım, 2005: 54).

Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi

1988 yılından sonra döviz kurlarının piyasa koşulları altında tespit edilmesi sistemine geçilmiştir. 1991 yılında Türk Lirası reel olarak yüzde 5–7 oranında değer kaybetmiştir. 1992 yılında kur politikası Türk lirasının 1989–1990 yıllarındaki gibi değer kazanmasına izin vermemiştir. Açıklanan döviz kuru sepeti reel olarak yüzde 2 oranında değerlenmiştir. 1993’ün son aylarından itibaren piyasadaki fazla TL. Likiditesi ve açık pozisyon kapamaya yönelik döviz talebi, döviz kurları üzerinde baskı oluşturmuştur (Uğurlu, 2006: 25).

1994 yılında istikrar programı uygulanmaya başlanmış ve enflasyonun düşürülmesi amacıyla nominal kur çapa olarak kullanılmıştır(Arat, 2003: 42). Nisan 1994 tarihinden itibaren uygulamaya konulan ekonomik program çerçevesinde dalgalanmalara izin verilmiştir. Kurların Merkez Bankası tarafından her ay içerisinde belirlenecek bir bant içerisinde serbest olarak dalgalanması şeklinde olmuştur. Reel döviz kurları söz konusu bu döneminde göreli bir istikrara sahip olmuş görünse de kriz dönemlerinde önemli oranlarda dalgalanma göstermiştir. ABD doları Türk lirası karşısında yüzde 40 oranında değer kazanmıştır. Dalgalı kur rejimine geçişle birlikte nominal döviz kuru Kasım 2001 tarihine kadar yükselmiştir. Sonuç olarak, Türk lirası 2001’de reel olarak yüzde 15–25 oranında değer kaybetmiştir (Yılmazer, 2010: 241).



Dalgalı döviz kuru uygulaması

Dalgalı döviz kuru uygulamasında döviz kurları bir politika aracı ya da hedef değildir. Ve piyasada arz ve talep koşulları tarafından belirlenmektedir. Döviz piyasasında sağlıksız fiyat oluşmasının gözlenmesi üzerine, döviz likiditesini desteklemiş döviz piyasasının sağlıklı çalışması sağlanmıştır. Bu amaçla 10 Mart 2009 tarihinden itibaren günlük 50 milyon dolarlık döviz satım ihalelerine yeniden başlanmıştır. Bu ihaleler 2 Nisan 2009 tarihine kadar devam etmiştir. 18 ihale gerçekleşmiş ve toplam 900 milyon dolar satılmıştır. Merkez Bankası, küresel ekonomideki belirsizliklerin yüksek seviyelerde olduğu 2009 yılında döviz rezervlerini kullanmıştır. Döviz rezervlerinin öncelikli olarak kullanım amacı bankacılık sisteminde döviz likiditesini desteklemek olmuştur (Yılancı, 2010: 25).

Advertisement

TCMB küresel krizin reel sektör üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla da 5 Aralık 2008 tarihinden itibaren yeni düzenlemeler yapmıştır. Bu amaçla kredi limitlerini yükseltmiş ve kullanım kolaylığı getirmiştir. 20 Mart 2009 ve 17 Nisan 2009 tarihlerinde kredi kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. 20 Şubat 2009 tarihinde döviz piyasasında döviz likiditesi akışkanlığının artırılması sağlanmıştır. Bu artış finansal sistemdeki akışkanlığı ve kredi piyasalarının etkin çalışmasını desteklemek için yapılmıştır. Bu artış ile bankacılık sistemine sağlanan döviz likidite imkan koşulları yeniden düzenlenmiştir (Uzun, 2010: 38).

Kaynak: E. Y. Bozdağlıoğlu & M. Yılmaz/ Türkiye’de Enflasyon ve Döviz Kuru ilişkisi: 1994-2014 Yılları Arası Bir İnceleme

Ekonomi

Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 28 Ekim 2021 güncel altın fiyatları

Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 28 Ekim 2021 güncel altın fiyatları

Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 28 Ekim 2021 anlık ve güncel çeyrek altın kuru fiyatları…

Haftaya  1.793 dolar seviyesinde başladıktan sonra salı günü 1.810 dolara kadar tırmanan altının onsu bugün 1.801 dolar seviyesinde yer alıyor.

Dolar/TL kurunun 9,80’nin üzerini görmesiyle haftaya 567 TL civarında başlayan altının gramı dolar fiyatlarındaki gerilemeyle 551 TL seviyesinde yer alıyor.

GÜNCEL ALTIN FİYATLARI

Aynı dakikalarda çeyrek altın 901 lira,  Cumhuriyet altını 3.593 lirada bulunuyor.

Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, bugün 2021’in dördüncü ve son enflasyon raporunu açıklamak üzere basın toplantısı düzenleyecek. Toplantı saat 10.30’da başlayacak.

Kavcıoğlu, Merkez Bankası’nın 200 baz puanlık faiz indirimi kararının ardından ilk kez kameralar karşısına geçecek.

Rumico

Devamını Oku

Ekonomi

Dolar kuru bugün ne kadar? (28 Ekim 2021 dolar – euro fiyatları)

Dolar kuru bugün ne kadar? (28 Ekim 2021 dolar - euro fiyatları)

Dolar – euro kaç TL? Dolar kuru en son ne kadar oldu? Bankalararası piyasada döviz kurlarında son durum.

Haftanın ilk saatlerinde 9,84’le rekor kırarak başladıktan sonra, 3 gündür gerileyen dolar/TL, bugün 9,52 civarında işlem görüyor.

Euro/TL ise 11,05’in hemen altında el değiştiriyor.

SÜRPRİZ FAİZ KARARI SONRASI İLK BULUŞMA

Türkiye’de piyasaların yarım gün açık olduğu yeni günde önemli gündem maddeleri bulunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın dördüncü ve son “Enflasyon Raporu’nu açıklayacak. Para Politikası Kurulu (PPK) özeti ve turizm istatistikleri de öne çıkan gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Advertisement

Yurt dışında da yoğun bir veri akışı bulunuyor. Almanya işsizlik ve enflasyon rakamları, Euro Bölgesi güven endeksleri ve ABD büyüme piyasaların merakla beklediği veriler arasında yer alıyor.

Avrupa Merkez Bankası(ECB) faiz kararı ve sonrasında gelecek açıklamalar piyasalar tarafından yakından izlenecek.

Rumico

Devamını Oku

Ekonomi

Bitcoin, Ethereum ve Altcoin’lerde son durum ne? 28 Ekim 2021 BTC, Dogecoin ve XRP kaç dolar/TL oldu?)

Bitcoin, Ethereum ve Altcoin’lerde son durum ne? 28 Ekim 2021 BTC, Dogecoin ve XRP kaç dolar/TL oldu?)

Kripto para piyasaları son 24 sert düştü. Peki Bitcoin, Ethereum ve Altcoin’lerde son durum ne? BTC, ETH ve XRP kaç dolar/TL oldu? İşte ayrıntılar…

Kripto para piyasaları haftalardır devam eden yükselme ivmesini şimdilik kaybetti gibi duruyor.

Dünün ardından piyasalar bugün de düşüş gösterdi. Kripto para piyasaları son 24 saatte yüzde 5.1 gerileyerek 2.6 trilyon dolara indi.

Coingecko’da yer alan bilgilere göre Bitcoin günler sonra 60 bin doların altını gördü. Saat 08.40 itibariyle BTC’nin fiyatı yüzde 3.3 azalarak 58 bin 985 dolar oldu. Böylece BTC 24 saat içerisinde hem 60 bin hem 59 bin doların altına indi. BTC’nin piyasa hakimiyeti ise yüzde 42.76’ya yükseldi.

Ethereum cephesindeki kayıp BTC’yi geride bıraktı. ETH’nin fiyatı yüzde 6.2 düşüş gösterdi. ETH’nin 4 bin 6 dolara indi.

Advertisement

Ripple ise adeta kabusu yaşadı. XRP’nin fiyatı yüzde 9.3 indi ve 1.01 dolar oldu. Ripple böylece yeniden 1 dolar sınırına geriledi.

Dogecoin’deki düşüş ise yüzde 5 seviyelerinde oldu. DOGE’un fiyatı 25 cent.

BOYNUZ KULAĞI GEÇTİ

Son dönemlerin popüler projesi Shiba Inu bir zamanlar yavru DOGE olarak gösteriliyordu. Shiba, son 30 günde neredeyse 10 kat değerlendi. Böylece projenin toplam piyasa değeri 38 milyar dolara çıktı.

DOGE’un piyasa değeri ise 31 milyar dolar seviyelerinde. Böylece kısa süre önce yavru DOGE olarak adlandırılan Shiba örnek gösterildiği projeyi geride bıraktı.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler