Connect with us

Bitkisel Üretim

Flamingo çiçeği – Anthurium Yetiştiriciliği

Flamingo çiçeği - Anthurium

Flamingo çiçeği – Anthurium

Flamingo çiçeği – Anthurium; Araceae familyası, Pothoideae alt familyasının 6 takımından en genişi olan Anthurieae takımına aittir. Kesme çiçek ve saksı bitkisi olarak kültürü yapılan Anthurium andreanum ve Anthurium sherzerianum olmak üzere iki türü vardır. Ve bunların bilinen 900 çeşidi mevcuttur.

Flamingo çiçeği – Anthurium ana vatanı Orta ve Güney Amerika’nın tropik bölgeleri, Kostarika, Kolombiya ve Ekvator’dur. Anthurium ismini Yunanca’dan alır. Anthos=Çiçek ve Oura= Kuyruk kelimelerinin birleşmesiyle ‘tail flower=kuyruklu çiçek’ diye adlandırılır.

Ülkemizde ve bazı ülkelerde Flamingo çiçeği adı verilen Anthurium’a

  • Güney Amerika’da “Cresto de Gallo”,
  • Çin’de “Bullshead”,
  • Amerika’da “Tail flower”,
  • Hollanda’da “Lak-Anthurium (Lacquer flower)=vernikli çiçek’’ denir.

Hollanda da üretimin % 40’ını kırmızı renkli çeşitler oluşturmaktadır. Üretilen ve mezatlarda satışı yapılan kırmızı çeşitler içinde % 95’den fazlasını da ‘Tropikal’ çeşidi teşkil etmektedir.

Bilimsel sınıflandırma

Alem: Plantae

Bölüm: Magnoliophyta

Sınıf: Liliopsida

Takım: Alismatales

Familya: Araceae

Cins: Anthurium

Tür: A. andraeanum



SICAKLIK, IŞIK VE NEM İSTEKLERİ

Tropikal iklim bitkisidir. Doğal yetiştiği alanlar, direk güneş ışığı almayan yarı gölge ortamlardır. 20 C’ın üzerinde bir sıcaklık ve bununla birlikte %80 nem içeren ortamlarda iyi gelişir. Anthurium yetiştiriciliğinde, sıcaklık, ışık ve nem arasındaki ilişki çok önemlidir. Sera sıcaklığı 14 C’ın altına düşürülmemeli, 35 C’ında üzerine çıkarılmamalıdır. Sera içi optimum sıcaklık ve nem değerleri; geceleri 18 C sıcaklık, en az %90 nem. Bulutlu günlerde 18-20 C sıcaklık, %70-80 nem. Güneşli günlerde ise 20 – 28 C sıcaklık ve en az %50 nem olmalıdır. İdeal ışık şiddeti sera içinde 20.000 lux civarında olmalıdır.

Sera içinde % 75 oranında ışığı engelleyen ve açılıp kapanabilen düzeneğe sahip netler kullanılmalıdır. Aliminyum içerikli termal gölgeleme netleri pahalı olmasına karşın, ışığı yansıtması ve kış aylarında sera içi sıcaklığını koruması açısından çok uygundur. Sabit olan % 40, açılıp kapanabilen % 60 gölgeleme sağlayan çift perde kullanımı da önerilmektedir. Yaz aylarında, seranın üstüne dıştan kireç, üstübeç veya tebeşir tozu (gölge tozu) sulandırılarak düzgünce yayıldığı takdirde ideal gölgeleme sağlanmaktadır.

Yaz aylarında sera havalandırmasının çok iyi olması gerekir. Antalya gibi yazları çok sıcak geçen bölgelerde sera içi sıcaklığı çok yükselmektedir. 35 C’ı geçen sıcaklıklarda Anthurium gelişmesini durdurur ve bitkide zararlaşmalar meydana gelir. Bu nedenle serada çatı havalandırmasının mutlaka olması gerekir ve ayrıca nemli ve durgun havanın sirkülasyonunu sağlayacak fanlar yerleştirilmelidir. Bu amaçla biraz pahalı olmasına karşılık sera içi serinletmesini sağlayan pad-fan (Petek-Fanlı) sistemlerinin kullanılması tavsiye edilir.

Yukarıda da belirtildiği gibi sera içi nemi çok önemlidir. İdeal bir Anthurium serasında nemlendirmeyi sağlayacak sisleme sisteminin mutlaka bulunması gereklidir.



YETİŞTİRME SİSTEMLERİ, ORTAMLARI (SUBSTRAT) VE DİKİM

Flamingo çiçeği – Anthurium yetiştiriciliğinde farklı yetiştirme sistemleri ve ortamları kullanılmaktadır. Toprakta yetiştiricilik sadece tropikal ülkelerde yapılmaktadır. Diğer kullanılan bütün sistemler, yetiştirme ortamını topraktan ayıran, toprak kökenli hastalık ve zararlılara maruz bırakmayan sistemlerdir. Açık ve kapalı (resirküle) yetiştirme sistemleri kullanılabilir.

Kesme çiçek Anthurium yetiştiriciliği, farklı materyallerden yapılmış değişik boyutlarda yetiştirme yataklarında, saksılarda veya kanaletlerde yapılır.

Yetiştirme yatakları genellikle 1.20 m eninde 30 cm derinliğindedir. Yataklar, sert plastik, sac, köpük, polyester veya tahtadan yapılmış ve tabanında drenaj delikleri olan sistemlerdir. Ayrıca 5-10 litrelik saksılarda veya kanaletlerde de yetiştiricilik yapılmaktadır.

Anthurium’lar; havai köklere sahip, epifitic (epiphytically) ve epilytic (epilytically), yani doğal koşullarda asalak olmadan başka ağaçlar ve kayalar üzerinde yaşayabilendir. Havai kökleriyle havanın serbest neminden yararlanarak yaşamlarını sürdürebilen bitkilerdir. Bu özelliğinden dolayı Anthurium yetiştiriciliği için havalanması çok iyi olan ortamlar uygundur.

Yetiştiriciliği yapılan ülkelerde;

  • Polyfenol köpük (oasis),
  • Kaba lifli torf,
  • Hindistan cevizi lifleri,
  • Volkanik tüf (pomza),
  • Dere kumu,
  • Kömür ve rock-wool (kaya yünü) gibi porozitesi fazla, gözenekli ortamlar üzerinde yetiştirilmektedir.

Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde 1999-2002 yılları arasında TÜBİTAK desteğiyle yürütülen çalışmada; Dünya rezervlerinin 1/7’si ülkemizde bulunan pomza ile %70’i kaya yünü, %30’u sentetik kauçuktan oluşan ticari bir materyal karşılaştırılmıştır. Verim ve kalite kriterleri bakımından istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Ucuz ve kolay temin edilebilir olan pomzanın kesme çiçek Anthurium yetiştiriciliğinde başarı ile kullanılabileceği kanıtlanmıştır. Bu çalışmada kapalı (resirküle) yetiştirme sistemi kullanılmıştır.

Flamingo çiçeği – Anthurium, yetiştirme yataklarına çeşit özelliklerine, tekli veya çiftli fide oluşuna göre farklı aralık mesafelerde dikilir. 25-35 cm sıra arası ve üzeri mesafelerde üçgen dikim yapılır. Dikimi takiben ortamı dengeli bir şekilde sulayabilecek damla sulama boruları veya sadece kök bölgelerini sulayabilecek mini sprink sulama sistemi yerleştirilmelidir.



BİTKİ BESLEME

Anthurium yetiştiriciliğinde, yetiştirme ortamı ve bitki besin solusyonu pH ve EC’si çok önemlidir. Yetiştirme ortamının pH’sı 5.2-6.2 arasında olması gerekir. Bitki besin solüsyonunun pH’sı 5.5-6.0 arasında, EC’si ise 1.2 mS/cm olmalıdır. Sulamada kullanılan suyun pH’ının yüksek olması durumunda fosforik asit veya nitrik asit kullanılarak nötralize edilmelidir. Suyun EC’sinin yüksek olması durumunda, hazırlanacak bitki besin solüsyonuna konulacak gübrelerle birlikte, yukarıda belirtilen 1.2 mS/cm’lik değer aşılacaktır. Bu nedenle bitki besin solüsyonunda kullanılacak suyun kalitesi iyi olmalıdır. Kış aylarında yağmur suları biriktirilerek sulamada kullanılabilir. Bitki beslemede, kullanılacak gübreler ile yoğun stok solüsyonlar hazırlanır. Gübreler iki farklı tankta, özellikleri dikkate alınarak genel olarak 100 kat oranında arttırılarak eritilir. Anthurium için uygun bitki besin maddeleri kompozisyonu ; NH4+ :14mg/l, K+:176mg/l, Ca++:60mg/l, Mg++:24mg/l, NO3-:91mg/l, SO4-:48mg/l, P-:31mg/l, Fe++:0,80mg/l, Mn++:0,16mg/l, B:0,22mg/l, Zn++:0,20mg/l, Cu++:0,03mg/l, Mo:0,05mg/l.

CO2 gübrelemesinin bitki gelişimine verim ve çiçek kalitesine olumlu etkisi vardır. Maksimum CO2 konsantrasyonu 800 ppm olmalı üzerine çıkılmamalıdır.

Bitki beslemede hazır kompoze gübrelerden de yararlanılabilir. Ancak istenen oranlarda kompoze gübreler bulunamayabileceğinden besin maddelerinin oranlarını ayarlamada güçlükler olabilir.

HASAT

Flamingo çiçeği – Anthurium için hasat, çiçeğin pistilindeki renk değişimine göre yapılır. En uygun çiçek kesim zamanı, pistilin çiçek ayasına bağlandığı yerden itibaren 2/3 oranında pistil rengine göre renk değişiminin olduğu dönemdir.

Erken veya geç kesilen çiçekler, çiçeğin vazo kalitesini azaltır ve ömrünü kısaltır. Hasat keskin ve temiz bir bıçak ile çiçek sapının bitkiye bağlandığı yerin 3 cm üzerinden yapılır. Çiçekler hasat edildikten hemen sonra kovalardaki temiz suların içine konur. Hasat edilen çiçekler 14-15  C’larda muhafaza edilmeli ve fazla bekletilmemelidir. Hasat, paketleme ve nakliye sırasında dikkatli davranılmalı, çiçekler bir birlerine sürtünmemelidir. Aksi halde çiçeklerin, zedelenen yerlerinden çok çabuk karararak pazar ve vazo kaliteleri düşer.

Çiçek verimi çeşit ve dikim sıklığına göre değişir. Genel olarak m2’den 50-70 adet çiçek hasat edilir. Anthurium’un yaprakları da arajmanlarda kullanılmak üzere yeşillik olarak satılır. Genel olarak yılda m2’den 15-25 adet yaprak kesilir.



HASTALIK VE ZARARLILARI

Anthurium ülkemiz koşullarında kontrollü seralarda yetiştirilmesi gereken bir bitkidir. Bu nedenle çok fazla hastalık ve zararlı problemi yaşanmaz. Görülebilecek bazı hastalık ve zararlılar ile alınabilecek önlemler aşağıya çıkarılmıştır.

Bakteriyel Hastalıklar

Bakteriyel yanıklık (Xanthomonas campestris pv.dieffenbachiae): Bulaşık ve şüpheli bitki dikilmemeli. Bulaşmayı engellemek için çiçek ve yaprak hasadında kullanılacak bıçaklar ayrılmalı ve dezenfekte edilmelidir. Bulaşık bitkiler ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Kimyasal mücadelesi yoktur. Simtomları için kullanılabilecek bazı bakırlı preparatları kullanırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü bakırlı preparatlar fito-toksiteye neden olurlar.

Ervinia: Kimyasal olarak ‘‘Phytostrep(4 g/l. Stretomycin-sulphate)’’ kullanılır (1.5 L/ 100 L su).

Pseudomonas: Bakteriyel yanıklıktaki hususlara dikkat edilmelidir.

Fungal Hastalıklar

Anthracnose: Mücadelesinde Benomyl, Carbendazim, Captan ve Zinebli fungusitler kullanılır.

Pythium/Pythophthora: Kimyasal Mücadele diğer fungal hastalıklarda olduğu gibi çok başarılı değildir. Furalaxyl, Propamocarb-hydrochloride, Fosetly-aliminium ve Dimethomorf kullanılır.

Fusarium spp: Mücadelesinde Benomyl, Carbendazim, Prochloraz ve Thiophanete-methyl içerikli fungusitler kullanılır.

Septoria anthurii: Mücadelesi Anthrocnos da olduğu gibidir.

Rhizoctonia: Fusarium spp mücadelesinde kullanılan ilaçlarla, Rhizolex(tolclopos-methyl) kullanılabilir.

Nematod: Mücadelesinde Oxamyl, Aldicarb ve Phenamiphos içerikli Nematisitler kullanılır.

Bitki bitleri, Kırmızı örümcekler, Tripsler, Yeşil Kurtlar ve salyangozlar zamam zaman görülebilecek zararlılardır. Bunlara karşı kullanılabilecek birçok insektisit mevcuttur.

Kategori: Süs Bitkileri

Kaynak: https://plants.ces.ncsu.edu/

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yazın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Örtü altı yetiştiriciliği ve ülkemizin durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü Altı Yetiştiriciliği ve Ülkemizin Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu her geçen gün modern teknoloji ile gelişmektedir. Farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemizin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde örtü altı sebzeciliği yoğun olarak yapılmaktadır. Sonlarda yetiştirilen en önemli sebzeler domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun ve kabaktır.

Bu dersimizde siz üreticilerimize daha fazla gelir getirecek olan örtü altı sebzeciliğini tanıtarak bazı önemli sebzelerin yetiştirme tekniğini aktarmaya çalışacağız.

Bundan böyle kış mevsimi boyunca sebze üretimine devam edeceğiz.

Unutmayalım ki Seracılık; Bilgi, Sermaye ve Çalışma gerektiren bir yetiştirme sistemidir.



Örtü Altı Yetiştiriciliği Nedir?

Dış iklim faktörlerinin etkisini kaldırarak, gerekli özel çevre koşullarının yaratılması ile alçak ve yüksek sistemler içinde yapılan sebze; meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliğine genel anlamda “Örtü Altı Yetiştiriciliği” denmektedir.

Bu sistemler için de cam ya da plastikle örtülü yüksek yapılar “SERA” olarak adlandırılmaktadır.

Ülkemizim Durumu

Örtü altı yetiştiriciliği ve Ülkemizin durumu olarak seracılık 1940’lı yıllarda Antalya’da başlamış; bugün Samandağı’ndan Yalova’ya kadar kıyılarımız boyunca yaygınlık kazanmıştır.

İlk yıllarda yavaş gelişmesine rağmen büyük tüketim merkezlerine kolay ve çabuk ulaşımın sağlanması; ve örtü materyali olarak plastiğin kullanılması ile hızlanan örtü altı üretimimiz 1970’li yıllarda en yüksek düzeye ulaşmıştır.

Öte yandan kıyılardan uzaklaştıkça iklimin uygun olduğu vadilerde ve sıcak su kaynakları bulunan yörelerimizde; örtü altı tarımı doğanın sağladığı avantajlar ile gün geçtikçe kendini gösteren daha bilinçli bir işletmecilik ile büyük ilerlemeler kaydetmektedir.

300.000 DEKAR SERA

Başlangıçta Akdeniz bölgesinde yoğunlaşan örtü altı yetiştiriciliği; son yıllarda Çukurova‘da alçak ve yüksek plastik tüneller şeklinde yaygınlaşmaya başlamış örtülü alanlarımız bugün 300.000 dekarın üzerine çıkmıştır.

Fazla Ürün Fazla Gelir

Örtü altı yetiştiriciliği diğer tarım kolları arasında, yüksek tesis ve işletme giderleri gerektiren; daha fazla teknik bilgi ve beceri ile, sürekli ve daha çok uğraşı isteyen bir işletme biçimidir.

Ancak; açık tarla ziraatine nazaran 5-6 kat daha fazla ürün getirir ve bunun karşılığında 8-10 kat daha fazla gelir elde edilir.

Bütün Sebzeler Serada Yetiştirilebilir

Bugün örtü altı yetiştiriciliğinde (biberde çok az olmak üzere) tamamı F1 hibrit sebze tohumları kullanılmakta; Ekim ayından itibaren (tarla ürünü çıkıncaya kadar) her türlü sebzeyi cam ve plastik seralarda üretmek mümkün olmaktadır.

İlk Sırada Domates Gelir

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimde birinci sırayı domates alır. Bunu hıyar, biber, patlıcan, kavun, kabak ve karpuz takip eder. Ancak, Çukurova yöresinde alçak plastik tünellerde karpuz üretimi hakimdir.



Serada Üretim 3 Dönemde Yapılır

  1. Sonbahar dönemi,
  2. Kış (tek mahsül) dönemi,
  3. İlkbahar dönemi

Plastik seralarda yalda iki mahsul yetiştirilmesi ısıtma masraflarından kaçınmak açısından uygundur. Ancak, cam seralarda genellikle Tek Mahsul yetiştiriciliği yapılır.

Başarı Size Bağlı

Örtü altı yetiştiriciliğinde üretimin ilk halkasını uygun toprak hazırlığı teşkil eder. Doğru çeşit seçimi ve ucuz’ bir ısıtma ile teknik bilgi ve beceri bu üretim kolunu ancak cazip hale getirir. Aksi halde tesis masrafları çok yüksek olan bu sektörde beklenen gelişme sürdürülemez.

Şimdi beraberce seralarımızda yoğun yetiştiriciliği yapılan önemli sebzelerimizin yetiştirme tekniklerini ayrı ayrı ele alalım.

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri nasıl olmalıdır.

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri Nasıl Olmalıdır

Seralarda Yıllık Bakım işlemleri

Seralarda yıllık bakım işlemleri üretimin sürekliliği ve masraflar açısından çok önemlidir.

1. Seranın Temizliği

Seralarda yıllık bakım işlemleri içerisinde ilk olarak seranın temizliği gelmektedir. Yıl boyunca yetiştirilen bitkilerin vejetasyon süresi sonunda seradan uzaklaştırılması işlemidir. Bitki artıkları sera yakınında yığın halinde bırakılmamalıdır.

2. Drenaj

Serada fazla sulama ve yağış sularının neden olduğu toprak yüzeyindeki ve bitki kök bölgesindeki fazla suyun topraktan uzaklaştırılmasına drenaj denir. Sera içi ve dışı drenaj yapılmalıdır.

Drenajın yararları:

  • İyi bir kök gelişmesi için havadar bir toprak sağlanabilir.
  • Yüksek toprak neminden kaynaklanan bakteriyel ve fungal hastalıkların önüne geçilebilir.
  • Aşırı nemden kaynaklanan toprak sıcaklığındaki düşme önlenebilir.
  • Kolay yıkanma şansı getireceği için topraktaki tuz birikimini azaltır.
  • Bitkilerde istenmeyen yumuşaklığın önüne geçilir.



3. Tuzluluk

Seralarda monokültür yapıldığından gübreleme, üretim tekniği ve kapalı alan olması nedeniyle sera topraklarında tuzluluk birikimi meydana gelir.

Tuzluluğun nedenleri:

  • Monokültür uygulaması sonucu yetiştirilen bitkilerin kullanmadıkları besin maddelerinin birikimi,
  • Sera topraklarının yağmur sularıyla yıkanmaması,
  • Sera topraklarında su hareketinin aşağıdan yukarıya doğru olması ve besin maddelerinin yüzeyde birikmesi,
  • İyi sulama suyu özelliği taşımayan sularla sulanması gibi faktörler sera toprak tuzluluğunu arttırır.

Toprak tuzluluğunu gidermenin yolları:

  • Yaz aylarında göllendirme yapılması,
  • Organik madde miktarının arttırılması,
  • Her yıl 2-3 cm sera üst toprağının atılması ile giderilebilir.

4. Toprağın Fiziksel Yapısının Düzeltilmesi

(Organik Gübreleme)

Topraktaki organik madde düzeyinin arttırılması ile aşağıdaki faydalar sağlanmış olur.

  • Toprağın besin maddelerince zenginleşmesini sağlar,
  • Toprağa humus kazandırılır,
  • Toprağın su tutma kapasitesini arttırır,
  • Toprağa fazla su girmesi sağlar,
  • Toprağı tavda tutar,
  • Toprağın sıcaklığını düzenler,
  • Toprağın PH’ sını düzenler,
  • Toprağa devamlı azot ve karbon sağlar,
  • Topraktaki erimez fosforu erir duruma getirir,
  • Topraktaki mikroorganizma sayısını arttırır.

Seralarda organik madde miktarı %5-10 civarında olmalıdır. Bu miktarda 5-30 ton hayvan gübresi ile sağlanabilir.

Fazla Organik Gübre kullanılmasının nedenleri:

  • Yaz aylarındaki yüksek sıcaklıklarda organik maddelerde parçalanma ve kayıplar daha fazladır,
  • Seralarda bitki artığı bırakılmaması,
  • Bitki ömrü uzun ve verim fazla olduğu için organik madde tüketiminin artması,
  • Dezenfeksiyon işleminin yapılması sırasında yararlı mikro organizmaların yok olması,
  • Örtü materyali nedeni ile yağmurun kazandırdığı azottan yararlanamama,

Çiftlik Gübresi: At, koyun, keçi, sığır ve manda gibi hayvanların gübreleridir. Bunların seraya verilmeden önce iyi bir şekilde yanmış olması, yabancı ot tohumları ve hastalık içermemesi istenir.

Yeşil Gübre: Genellikle bu amaç için mısır bitkisi kullanılır. Mısır yüksek sıcaklıkta yetiştirilecek tek bitkidir. Hastalık ve zararlılara fazla konukçuluk etmemesi; diğer yeşil gübre bitkilerinden daha fazla toprakta kalması; yeşil aksamının daha fazla olması; kök sisteminin fazla derine gitmesi gibi nedenlerle toprağı kabartması; tuzu direk kökleriyle alması ve çok hızlı gelişmesi gibi nedenlerle iyi bir yeşil gübreleme bitkisidir. Ekimden 1,5-2 ay sonra bitkiler çiçeklenmeye, tepe püskülü oluştuğu dönemde mısırın parçalanması işlemine geçilir ve toprağa karıştırılır.

Kompost: Çeşitli hayvansal ve bitkisel artıkların bir araya getirilip humusa dönüştürülmesi işlemidir.

Yapay (Organik Gübre): Genelde çiftlik gübresi olmadığı, amonyaklı bir gübrenin samana karıştırılması ile hazırlanır.



5. Dezenfeksiyon

Monokültür tarımının istenmeyen sonuçlarını yok etmek, hastalık ve zararlılardan arındırmak için, toprağın çeşitli yollarla ısıtılması ve ilaçlanması işlemine denir. Isıtma yoluyla dezenfeksiyonda yüksek nem ve sıcaklık olduğundan, çoğu hastalık ve zararlılar ölür.

Dezenfeksiyon işlemi esnasında dikkat edilecek hususlar:

  • Dezenfeksiyondan önce toprak, bitki kalıntılarından arındırılır,
  • Yabancı ot tohumlarının çimlenmesi için toprak iyice sulanır,
  • Kimyasallarla dezenfeksiyonda toprak sıcaklığı 15-30 oC arasında olmalıdır,
  • Gübre, kum vb toprağa ilavesi düşünülen her türlü materyal dezenfeksiyon öncesi verilmelidir,
  • Sera toprağında ayrışmamış organik madde bulunmamalıdır,
  • Ekim-dikim esnasında dezenfektan toprağı terk etmiş olmalıdır,
  • Temiz harçta yetiştirilen fideler kullanılmalıdır.

Dezenfekte edilen toprakların tekrar kirlenmemesi için;

  • Seralarda %10’ luk formaldehite bandırılmış paspaslara basılarak girilmelidir,
  • Kullanılan alet-malzeme dezenfekte edilmelidir,
  • Temiz harçta yetiştirilmiş fideler kullanılmalıdır,
  • Sulama suyu hastalıklardan temiz olmalıdır,
  • Sera cam ve çerçeveleri dezenfekte edilmelidir,
  • İşçiler çalışırken eldiven kullanabilirler.

Kimyasal Dezenfeksiyon: Formaldehit, kloropikrin ve vapam gibi maddelerle yapılabilir.

6. İnorganik Gübreleme

Seralarda organik gübrelemenin sonucunda yapılan bir işlemdir. İnorganik gübrelemede aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Gübrenin suda çözünürlüğüne,
  • Kompoze gübre kullanmaktan kaçınılması,
  • Sülfat ve klorid içeren gübreleri kullanmaktan kaçınılmasına dikkat edilmelidir.

Kaynak: ALATA BAHÇE KÜLTÜRLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!