Connect with us

Bitkisel Üretim

Flamingo çiçeği – Anthurium Yetiştiriciliği

Flamingo çiçeği - Anthurium

Flamingo çiçeği – Anthurium

Flamingo çiçeği – Anthurium; Araceae familyası, Pothoideae alt familyasının 6 takımından en genişi olan Anthurieae takımına aittir. Kesme çiçek ve saksı bitkisi olarak kültürü yapılan Anthurium andreanum ve Anthurium sherzerianum olmak üzere iki türü vardır. Ve bunların bilinen 900 çeşidi mevcuttur.

Flamingo çiçeği – Anthurium ana vatanı Orta ve Güney Amerika’nın tropik bölgeleri, Kostarika, Kolombiya ve Ekvator’dur. Anthurium ismini Yunanca’dan alır. Anthos=Çiçek ve Oura= Kuyruk kelimelerinin birleşmesiyle ‘tail flower=kuyruklu çiçek’ diye adlandırılır.



Ülkemizde ve bazı ülkelerde Flamingo çiçeği adı verilen Anthurium’a

  • Güney Amerika’da “Cresto de Gallo”,
  • Çin’de “Bullshead”,
  • Amerika’da “Tail flower”,
  • Hollanda’da “Lak-Anthurium (Lacquer flower)=vernikli çiçek’’ denir.

Hollanda da üretimin % 40’ını kırmızı renkli çeşitler oluşturmaktadır. Üretilen ve mezatlarda satışı yapılan kırmızı çeşitler içinde % 95’den fazlasını da ‘Tropikal’ çeşidi teşkil etmektedir.

Bilimsel sınıflandırma

Alem: Plantae

Bölüm: Magnoliophyta

Sınıf: Liliopsida

Takım: Alismatales

Familya: Araceae

Cins: Anthurium

Tür: A. andraeanum



SICAKLIK, IŞIK VE NEM İSTEKLERİ

Tropikal iklim bitkisidir. Doğal yetiştiği alanlar, direk güneş ışığı almayan yarı gölge ortamlardır. 20 C’ın üzerinde bir sıcaklık ve bununla birlikte %80 nem içeren ortamlarda iyi gelişir. Anthurium yetiştiriciliğinde, sıcaklık, ışık ve nem arasındaki ilişki çok önemlidir. Sera sıcaklığı 14 C’ın altına düşürülmemeli, 35 C’ında üzerine çıkarılmamalıdır. Sera içi optimum sıcaklık ve nem değerleri; geceleri 18 C sıcaklık, en az %90 nem. Bulutlu günlerde 18-20 C sıcaklık, %70-80 nem. Güneşli günlerde ise 20 – 28 C sıcaklık ve en az %50 nem olmalıdır. İdeal ışık şiddeti sera içinde 20.000 lux civarında olmalıdır.

Sera içinde % 75 oranında ışığı engelleyen ve açılıp kapanabilen düzeneğe sahip netler kullanılmalıdır. Aliminyum içerikli termal gölgeleme netleri pahalı olmasına karşın, ışığı yansıtması ve kış aylarında sera içi sıcaklığını koruması açısından çok uygundur. Sabit olan % 40, açılıp kapanabilen % 60 gölgeleme sağlayan çift perde kullanımı da önerilmektedir. Yaz aylarında, seranın üstüne dıştan kireç, üstübeç veya tebeşir tozu (gölge tozu) sulandırılarak düzgünce yayıldığı takdirde ideal gölgeleme sağlanmaktadır.



Yaz aylarında sera havalandırmasının çok iyi olması gerekir. Antalya gibi yazları çok sıcak geçen bölgelerde sera içi sıcaklığı çok yükselmektedir. 35 C’ı geçen sıcaklıklarda Anthurium gelişmesini durdurur ve bitkide zararlaşmalar meydana gelir. Bu nedenle serada çatı havalandırmasının mutlaka olması gerekir ve ayrıca nemli ve durgun havanın sirkülasyonunu sağlayacak fanlar yerleştirilmelidir. Bu amaçla biraz pahalı olmasına karşılık sera içi serinletmesini sağlayan pad-fan (Petek-Fanlı) sistemlerinin kullanılması tavsiye edilir.

Yukarıda da belirtildiği gibi sera içi nemi çok önemlidir. İdeal bir Anthurium serasında nemlendirmeyi sağlayacak sisleme sisteminin mutlaka bulunması gereklidir.



YETİŞTİRME SİSTEMLERİ, ORTAMLARI (SUBSTRAT) VE DİKİM

Flamingo çiçeği – Anthurium yetiştiriciliğinde farklı yetiştirme sistemleri ve ortamları kullanılmaktadır. Toprakta yetiştiricilik sadece tropikal ülkelerde yapılmaktadır. Diğer kullanılan bütün sistemler, yetiştirme ortamını topraktan ayıran, toprak kökenli hastalık ve zararlılara maruz bırakmayan sistemlerdir. Açık ve kapalı (resirküle) yetiştirme sistemleri kullanılabilir.

Kesme çiçek Anthurium yetiştiriciliği, farklı materyallerden yapılmış değişik boyutlarda yetiştirme yataklarında, saksılarda veya kanaletlerde yapılır.

Yetiştirme yatakları genellikle 1.20 m eninde 30 cm derinliğindedir. Yataklar, sert plastik, sac, köpük, polyester veya tahtadan yapılmış ve tabanında drenaj delikleri olan sistemlerdir. Ayrıca 5-10 litrelik saksılarda veya kanaletlerde de yetiştiricilik yapılmaktadır.

Anthurium’lar; havai köklere sahip, epifitic (epiphytically) ve epilytic (epilytically), yani doğal koşullarda asalak olmadan başka ağaçlar ve kayalar üzerinde yaşayabilendir. Havai kökleriyle havanın serbest neminden yararlanarak yaşamlarını sürdürebilen bitkilerdir. Bu özelliğinden dolayı Anthurium yetiştiriciliği için havalanması çok iyi olan ortamlar uygundur.



Yetiştiriciliği yapılan ülkelerde;

  • Polyfenol köpük (oasis),
  • Kaba lifli torf,
  • Hindistan cevizi lifleri,
  • Volkanik tüf (pomza),
  • Dere kumu,
  • Kömür ve rock-wool (kaya yünü) gibi porozitesi fazla, gözenekli ortamlar üzerinde yetiştirilmektedir.

Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde 1999-2002 yılları arasında TÜBİTAK desteğiyle yürütülen çalışmada; Dünya rezervlerinin 1/7’si ülkemizde bulunan pomza ile %70’i kaya yünü, %30’u sentetik kauçuktan oluşan ticari bir materyal karşılaştırılmıştır. Verim ve kalite kriterleri bakımından istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Ucuz ve kolay temin edilebilir olan pomzanın kesme çiçek Anthurium yetiştiriciliğinde başarı ile kullanılabileceği kanıtlanmıştır. Bu çalışmada kapalı (resirküle) yetiştirme sistemi kullanılmıştır.

Flamingo çiçeği – Anthurium, yetiştirme yataklarına çeşit özelliklerine, tekli veya çiftli fide oluşuna göre farklı aralık mesafelerde dikilir. 25-35 cm sıra arası ve üzeri mesafelerde üçgen dikim yapılır. Dikimi takiben ortamı dengeli bir şekilde sulayabilecek damla sulama boruları veya sadece kök bölgelerini sulayabilecek mini sprink sulama sistemi yerleştirilmelidir.



BİTKİ BESLEME

Anthurium yetiştiriciliğinde, yetiştirme ortamı ve bitki besin solusyonu pH ve EC’si çok önemlidir. Yetiştirme ortamının pH’sı 5.2-6.2 arasında olması gerekir. Bitki besin solüsyonunun pH’sı 5.5-6.0 arasında, EC’si ise 1.2 mS/cm olmalıdır. Sulamada kullanılan suyun pH’ının yüksek olması durumunda fosforik asit veya nitrik asit kullanılarak nötralize edilmelidir. Suyun EC’sinin yüksek olması durumunda, hazırlanacak bitki besin solüsyonuna konulacak gübrelerle birlikte, yukarıda belirtilen 1.2 mS/cm’lik değer aşılacaktır. Bu nedenle bitki besin solüsyonunda kullanılacak suyun kalitesi iyi olmalıdır.

Kış aylarında yağmur suları biriktirilerek sulamada kullanılabilir. Bitki beslemede, kullanılacak gübreler ile yoğun stok solüsyonlar hazırlanır. Gübreler iki farklı tankta, özellikleri dikkate alınarak genel olarak 100 kat oranında arttırılarak eritilir. Anthurium için uygun bitki besin maddeleri kompozisyonu ; NH4+ :14mg/l, K+:176mg/l, Ca++:60mg/l, Mg++:24mg/l, NO3-:91mg/l, SO4-:48mg/l, P-:31mg/l, Fe++:0,80mg/l, Mn++:0,16mg/l, B:0,22mg/l, Zn++:0,20mg/l, Cu++:0,03mg/l, Mo:0,05mg/l.

CO2 gübrelemesinin bitki gelişimine verim ve çiçek kalitesine olumlu etkisi vardır. Maksimum CO2 konsantrasyonu 800 ppm olmalı üzerine çıkılmamalıdır.

Bitki beslemede hazır kompoze gübrelerden de yararlanılabilir. Ancak istenen oranlarda kompoze gübreler bulunamayabileceğinden besin maddelerinin oranlarını ayarlamada güçlükler olabilir.

HASAT

Flamingo çiçeği – Anthurium için hasat, çiçeğin pistilindeki renk değişimine göre yapılır. En uygun çiçek kesim zamanı, pistilin çiçek ayasına bağlandığı yerden itibaren 2/3 oranında pistil rengine göre renk değişiminin olduğu dönemdir.

Erken veya geç kesilen çiçekler, çiçeğin vazo kalitesini azaltır ve ömrünü kısaltır. Hasat keskin ve temiz bir bıçak ile çiçek sapının bitkiye bağlandığı yerin 3 cm üzerinden yapılır. Çiçekler hasat edildikten hemen sonra kovalardaki temiz suların içine konur. Hasat edilen çiçekler 14-15  C’larda muhafaza edilmeli ve fazla bekletilmemelidir. Hasat, paketleme ve nakliye sırasında dikkatli davranılmalı, çiçekler bir birlerine sürtünmemelidir. Aksi halde çiçeklerin, zedelenen yerlerinden çok çabuk karararak pazar ve vazo kaliteleri düşer.

Çiçek verimi çeşit ve dikim sıklığına göre değişir. Genel olarak m2’den 50-70 adet çiçek hasat edilir. Anthurium’un yaprakları da arajmanlarda kullanılmak üzere yeşillik olarak satılır. Genel olarak yılda m2’den 15-25 adet yaprak kesilir.



HASTALIK VE ZARARLILARI

Anthurium ülkemiz koşullarında kontrollü seralarda yetiştirilmesi gereken bir bitkidir. Bu nedenle çok fazla hastalık ve zararlı problemi yaşanmaz. Görülebilecek bazı hastalık ve zararlılar ile alınabilecek önlemler aşağıya çıkarılmıştır.

Bakteriyel Hastalıklar

Bakteriyel yanıklık (Xanthomonas campestris pv.dieffenbachiae): Bulaşık ve şüpheli bitki dikilmemeli. Bulaşmayı engellemek için çiçek ve yaprak hasadında kullanılacak bıçaklar ayrılmalı ve dezenfekte edilmelidir. Bulaşık bitkiler ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Kimyasal mücadelesi yoktur. Simtomları için kullanılabilecek bazı bakırlı preparatları kullanırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü bakırlı preparatlar fito-toksiteye neden olurlar.

Ervinia: Kimyasal olarak ‘‘Phytostrep(4 g/l. Stretomycin-sulphate)’’ kullanılır (1.5 L/ 100 L su).

Pseudomonas: Bakteriyel yanıklıktaki hususlara dikkat edilmelidir.

Fungal Hastalıklar

Anthracnose: Mücadelesinde Benomyl, Carbendazim, Captan ve Zinebli fungusitler kullanılır.

Pythium/Pythophthora: Kimyasal Mücadele diğer fungal hastalıklarda olduğu gibi çok başarılı değildir. Furalaxyl, Propamocarb-hydrochloride, Fosetly-aliminium ve Dimethomorf kullanılır.

Fusarium spp: Mücadelesinde Benomyl, Carbendazim, Prochloraz ve Thiophanete-methyl içerikli fungusitler kullanılır.

Septoria anthurii: Mücadelesi Anthrocnos da olduğu gibidir.

Rhizoctonia: Fusarium spp mücadelesinde kullanılan ilaçlarla, Rhizolex(tolclopos-methyl) kullanılabilir.

Nematod: Mücadelesinde Oxamyl, Aldicarb ve Phenamiphos içerikli Nematisitler kullanılır.

Bitki bitleri, Kırmızı örümcekler, Tripsler, Yeşil Kurtlar ve salyangozlar zamam zaman görülebilecek zararlılardır. Bunlara karşı kullanılabilecek birçok insektisit mevcuttur.

Kategori: Süs Bitkileri

Kaynak: https://plants.ces.ncsu.edu/

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yazın

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Bitki Besleme - Sulama

Yağmurlama Sulama Yöntemi Nedir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yağmurlama Sulama Sistemi

Yağmurlama Sulama Yöntemi

Bu yazımızda “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere anlatmaya çalışacağız.



Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randımanlı olmamaktadır.

Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama sulamadır.

Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ NEDİR?

Suyu toprak yüzeyine belirli bir basınç altında ince damlacıklar biçiminde, yağmur şeklinde püskürten meme veya başlıkların yer aldığı borulardan oluşan sisteme “Yağmurlama Sulama Yöntemi” adı verilir.

Yağmurlama sulamada su, basınç altında yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay bir yağmur halinde arazi yüzeyine uygulanır.

Suyu toprağa yağmur şeklinde püskürten meme ve başlıklardan oluşan sisteme yağmurlama denir.

Yöntemin uygulanabilmesi için ana boru ve lateral hatlardan oluşan bir su iletim sistemine ve basıncı sağlayan bir sisteme gerek vardır. Basınç genellikle pompaj birimi ile sağlanmaktadır.

Sistemi yağmurlama başlıkları tamamlar. Sulanacak bitkiye, toprağa ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişik tiplerde yağmurlama başlığı kullanılır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN UYGULAMA KOŞULLARI NELERDİR

Yağmurlama sulama sistemleri uygun biçimde işletilirse sulama suyu ihtiyaçları yüzey sulamalara göre önemli ölçüde az olmaktadır. özellikle yüzeyi düzgün olmayan, eğimli, sızdırma hızı yüksek olanlarda, sığ köklü bitkilerin sulanmasında başarılı sonuçlar vermektedir.



Yağmurlama sulama yönteminde, belirli bir ilk yatırım ve enerji giderleri gereklidir. Bu giderler yöntem uygulanarak, tarımsal ürün artışıyla karşılanabilirse yağmurlama sulama sistemleri gelişebilir.

Yağmurlama sulama yöntemleri daha az işçilik gerektirdikleri için, işçiliğin pahalı olduğu yerlerde geniş uygulama alanı bulmuşlardır.

Enerji maliyetlerinin yüksekliği ve bakım-onarım yönünden bazı sorunlar bulunması sistemin en önemli dezavantajlarıdır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMLERİNİN İŞLETME SİSTEMLERİ NELERDİR

1. Taşınabilir Sistemler

Bu sistemde motopomp ünitesi ana boru ve lateraller taşınabilmektedir. Yurdumuzda en yaygın uygulanan bu sistemdir.

2. Yarı Taşınabilir Sistemler

Motopomp ünitesi ve anaboru hattı sabit, lateraller hareketlidir. Genelde anaboru hattı toprak altına gömülüdür. Bu sistem meyve ve sebzeliklerin sulanmasında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

3. Taşınmayan (Sabit) Sistemler

Bu sistemde motopomp, anaboru ve lateraller sabittir.

Son yıllarda yağmurlama sulama unsurlarından boru hatları ve yağmurlama başlıklarında önemli değişiklikler olmuştur. Kullanılan sistem daha ucuza mal edilmeğe başlanmış, kullanım kolaylığı sağlanmış böylece de daha yaygın uygulamaya başlanmıştır.

Yağmurlama sulama yönteminin uygulanmasında yağmurlama başlıkları da çok önemlidir. Geniş ıslatma çaplarına sahip olan büyük (gün) yağmurlama başlıkları uygulamada tercih edilirler. Ancak bunlar yüksek işletme basınçlarında iyi sonuç vermektedirler. İşletme basıncı yüksek olmayan olanlarda uygulanırsa toprak ve bitkide zararlı etkenler ortaya çıkabilmektedir.



Enerji maliyetlerinin çok yükselmesi sonucu, düşük basınçla çalışabilecek biçimde Sprink denilen küçük yağmurlama başlıkları geliştirilerek kullanılmağa başlanmıştır. Meyve bahçeleri, bağ, sera bitkilerinin sulanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Suyun yalnız küçük başlıklar çevresine uygulanması ile su tasarrufu sağlarlar.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ UYGULAMASINDA NELER BİLİNMELİDİR

Yağmurlama sulama yöntemlerinin özellikle projelendirilmesiyle gerekli olan bilgiler şunlardır:

1. Toprakların kullanılabilir su tutma kapasitesi

Bitkiler, toprakta tarla kapasitesi ile devamlı solma noktası arasında bulunan sudan yararlanabilirler. Bu nem miktarına, toprakların “kullanılabilir su tutma kapasitesi” veya “elverişli kapasite”denir. Buda toprağın bünyesine göre değişmektedir.

2. Bitkilerin Etkili Kök Derinlikleri

Bitkilerin normal gelişmeleri için ihtiyaç duydukları suyun % 80 inin alındığı kök derinliğine “Etkili Kök Derinliği” denir. Bu değer sulamada ıslatılacak toprak derinliğini oluşturur ve bitki çeşidine göre genellikle 30- 180 santimetre arasında değişir.

3. Ürünler için sulama suyu ihtiyaçları

Ürünler Bir defada verilecek

Su miktarı Sulama

(Ha/mm) ( Ha/m3 ) Sulama sayısı aralıkları(gün)

Tahıllar 100-150 1000-1500 2-3 20-30

Sebzeler 20-70 200-700 12-20 5-10

Meyvelikler 70-100 700-1000 4-5 20-25

Fidanlıklar 50-80 500-800 8-10 10-15

Yonca 100-125 1000-1250 4-8 20-30

4. Toprakların Su Alma (İnfiltrasyon) Hızları

Toprakların su alma hızının bilinmesi sulamada önemlidir. Toprağın su alma hızına; toprağın yapı ve bünyesi, topraktaki organik madde miktarı, nem miktarı, bitki örtüsü, arazinin eğimi, uygulanan sulama yöntemi, toprağın sıkışması ve çatlaması, toprakta ve suda bulunan tuzların cinsi ve miktarı gibi sebepler etki eder.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN YARARLARI VE SAKINCALARI NELERDİR

Yağmurlama sulama metodunun, yüzeysel sulama metotlarına göre üstünleri şunlardır.



1. Su kullanma randımanı yüksektir. Sulama suyunun az olduğu yerlerde bu sudan azami yararlanılabilir.

2. Meyilli, arazi şekilleri (topoğrafya) bozuk yerlerde erozyona neden olmadan sulama yapılabilir.

3. Tohum çimlenme zamanında toprağın kaymak bağlaması nedeniyle bitkinin toprak üstüne çıkmama durumunu ortadan kaldırır.

4. İşletme masrafından ve işçilikten tasarruf sağlanır.

5. Toprak derinliği az ve sığ, geçirgen topraklarda en uygun sulama sistemidir.

6. özellikle denize yakın yerlerde rüzgarla taşınan tuzlu suların bitkilere bıraktığı tuz zerreleri, tozlar ve zararlı haşereler, yağmurlama ile yıkanabilir.

7. Yağmurlama sulama ile kontrollü su verme imkanı olduğundan; taban suyu yüksek, drenaj sorunu olan yerlerde en uygun sulama metodu olmaktadır.

8. Tarla hendeklerine gerek kalmadığından, ekim alanı artmakta ve tarımsal işletmeler kolay yürütülmektedir.

9. Eriyebilir suni gübreler; sulama suyu ile birlikte işçiliğe gerek kalmadan bitkilere verilebilir.

10. Sebze, narenciye bağ ve diğer meyvelikler dondan ve sıcaktan korunabilmektedir.

Bütün bu yararlarının yanında yağmurlama sulama yönteminin:

1. İlk tesis masrafı özellikle sabit sistemlerde çok yüksektir.

2. Su dağılımına rüzgarın olumsuz etkisi vardır.

3. Pompaj için güç gereklidir. Bu da yakıt sarfiyatı ve masraf gerektirir.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ İLE TOPRAK NASIL GÜBRELENİR

Yağmurlama yoluyla yapılan sulamada ticari gübreler sulama suyu ile birlikte bitkilere verilebilir.



Bu şekilde gübrelerin sulama suyuyla toprağa aktarılması uygulamada çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

– İşçiliği azaltır

– Gübrenin toprağa homojen olarak dağılımını sağlar

– Alet ve ekipmanların daha ekonomik olarak kullanılmasını sağlar

– Uygun zamanda ve miktarda gübreleme imkanı sağlar

– Ürünün kalite ve miktarının artmasını sağlar

Bu düzenle gübre atıldıktan sonra sulamaya devam edilerek boru ve başlıklardaki gübreler temizlenir. Aynı zamanda yapraklar üzerinde biriken gübre çözeltileri de yıkanmış olur.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ YERLEŞTİRMEDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

– Ana boru hattı hâkim eğim doğrultusunda yerleştirilmelidir

– Yağmurlama lateralleri hakim meyile dik ve imkan nispetinde tesviye eğrilerine paralel doğrultuda olmalıdır.

– Rüzgar hızının fazla olduğu yerlerde lateraller hakim rüzgar yönüne dik gelecek biçimde yerleştirilmelidir.

– Çok uzun yağmurlama laterallerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Laterallerin kısa olması işçiliği azaltır ve eşit su dağılımı sağlar.

– Laterallerin ana hat üzerinde ki hareketi en az iş gücüne ihtiyaç gösterecek biçimde düzenlenmelidir.

– Lateral hareketlerinin kolay ve birlikte çalışan başlık sayılarında ki değişimin az olması için sistem imkan oranında kare veya dikdörtgen şeklinde düzenlenmelidir.

– Sistemin boru büyüklükleri ve tertibi, yıllık masrafları en aza indirecek biçimde olmalıdır.

– İmkanların izin vermesi durumunda, uygun ve ekonomik boru çapları

seçimine imkan vereceğinden, pompaj ünitesi alanın ortasına yerleştirilmelidir.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI VE BAKIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde, basınç denemesi yapılıp daha sonra boruların üstü kapatılmalıdır.

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde borular kışı hafif geçen yörelerde en az 40, ağır geçen yörelerde en az 70 cm. derinliğe gömülmektedir.



– Motor elektrikle çalışıyorsa mutlaka toprak hattı yapılmalıdır.

– Borular taşınırken elektrik tellerine dokunmamasına dikkat edilmelidir.

– Sistemi önce küçük debide çalıştırıp Lateral ve ara borular su ile doldurulmalı, körtapayı çok kısa bir süre açarak boru hattının temizlenmesi sağlanmalıdır.

– Yabancı maddelerin girmemesi ve yağmurlayıcı memelerin tıkanmaması için pompa emme borusuna süzgeç takılmalıdır.

– Laterallerin yer değiştirme zamanı mutlaka belirlenmelidir.

– Yağmurlama dağılımının uygun olması için rüzgar durumuna göre laterallerin konum durumları iyi ayarlanmalıdır.

– Boruların ve yağmurlama başlıklarının yağlanmasında gres veya benzeri yağlar kullanılmalıdır.

– Sulama işi bittiğinde contalar kurulanarak bir kutuda saklanmalıdır.

– Sabit sistemlerde sezon sonunda boruların suyu boşaltılmalıdır.

– Boruların kolay sökülüp takılması için borular birbirine takılırken ek yerleri ve contaları sabunlu bezle silinmelidir.



Devamını Oku

Bitki Besleme - Sulama

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak Örneği Nasıl Alınır ?

Bu yazımızda Toprak örneği nasıl alınır ? sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ve kireç ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin verileceği ortaya konur.

Toprağımızı analiz ettirmeden önce gübreleme yaparsak 5 büyük hataya düşeriz:

  1. Fazla gübre kullanır, fazla para harcar, toprağa ve bitkiye zarar veririz.
  2. İhtiyaçtan daha az gübre kullanırsak ürünümüzün verimini düşürürüz.
  3. Yanlış cins gübre kullanırsak mahsulümüze ve toprağımıza zarar veririz.
  4. Gübreyi uygun zamanda ve şekilde vermezsek istenilen miktarda ürün alamayız.
  5. Yetiştirilecek ürünün cinsini doğru olarak tayin edemeyiz.

İşte böyle hatalara düşmemek için gübre kullanımından evvel mutlaka toprağımızı analiz ettirmeliyiz.



Toprak Örneklerimizi Nerelerden Almamalıyız ?

  • Önceden gübre konulmuş yerlerden,
  • Hayvan gübresi yığılan yerlerden ,
  • Harman yeri ve hayvan yatmış yerlerden,
  • Sap- kök ve yabani otların yakıldığı kısımlardan,
  • Tarlanın çukur ve tümsek yerlerinden,
  • Tarla hudutları ve yakınlarından,
  • Ağaç altlarından,
  • Dere orman su arkı ve yollara yakın kısımlardan,
  • Sıraya gübreli ekim yapılan mahsullerde sıra üstlerinden.

Toprak Örneğini Nerelerden Alalım ?

(Soil Sampling)

Aynı tarla içinde değişiklik gösteren yerler varsa, her alan için birer adet karışık toprak örneği alınır.

Karışık toprak örneği demek; örnek alınacak yer tespit edildikten sonra bu yerin büyüklüğüne göre 8-10 noktadan alınan örneklerin; hepsinin birlikte karıştırılması suretiyle yapılan karışımdan alınan 1-2 kg. örnek demektir.

Ayrı toprak örneği almayı gerektiren değişiklikler ise;

  • Renk,
  • Eğim,
  • Yön,
  • oprağın bünyesi (kumlu, tınlı, killi vs.),
  • Toprağın derinliği (derin, orta veya yüzlek),
  • Tabii bitkiler (otlu, otsuz),
  • Verim farkı (değişik cins ve miktarlarda ürün kaldıran kısımlar),
  • Gübre farkı ( değişik gübreleme yapılan yerler ve gübresiz kısımlar),
  • Toprak işleme farklılığı (değişik toprak işleme, farklı çapalanan ve sulanan kısımları).

Tarlaların yukarıda sayılan veya bunlara benzer değişiklikleri gösteren her kısımdan toprak örneği uygun olarak alınmalı ve ayrı torbalara konulmalıdır.

Değişik toprak örnekleri tarlanın bir ucundan başlanılarak, diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zaglar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?



Toprak Örnekleri Neyle ve Nasıl Alınır ?

Tarlada önemli değişiklikler gösteren yerler ayrı birer kısım olarak kabul edilir. Bu kısımlardan her birinden ayrı ayrı birer karışık örnek alınmalıdır. Tarlanın her tarafı aynı özelliğe sahip olsa bile 40 dekardan büyükse bir tek toprak örneği yeterli değildir.

Örnek almak için bir çok aletler kullanılabilir. En kullanılışlı olan toprak burgusu ve sondası dır. Bu aletlerin bulunmadığı hallerde toprak bahçe küreği (bel) ile alınabilir.

Toprak örneğinin alınacağı derinlik, toprak işleme derinliğine göre değişir. Gübreleme amacıyla alınan bu örneklerin derinliği 15-20 cm. (1 karış) olmalıdır. V harfi şeklinde bir çukur kazılır. Sonra çukurun düzgün tarafından takriben 3-4 cm. kalınlığında 18-20 cm. derinliğinde bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği nasıl alınır ?

Toprak örneği nasıl alınır ?

Bağ ve meyve ağaçlarının gübrelenmesinde ise 0-30, 30-60, 60-90, 90-120 cm. derinliklerde karışık toprak örnekleri alınmalıdır.

Tarlanın büyüklüğüne göre toprağın yüzü sıyrılmadan açılan her 8-10 ayrı çukurdan alınan toprak örnekleri; temiz bir bez üzerine veya kova içerisine konularak karıştırılır. Karıştırılırken toprak kesekleri parçalanmalı, bitki ve taş parçaları ayıklanmalıdır. Daha sonra bu karışımdan (1) kg. kadar toprak temiz torbaya konularak etiketlenmelidir. Toprak örneği ekimden veya gübre kullanma tarihinden 1,5-2 ay önce alınmalıdır. Donlu ve çamurlu günlerde örnek alınmaz.

Karışık toprak örneğinin alındığı her tarla veya kısmı temsil eden toprak örnekleri için; kurşun kalemle doldurulan bilgi kağıtlarından biri torbanın içine, biri de örnek torbanın ağzına bağlanır.

Etikette şu bilgiler bulunmalıdır:

  • İli,
  • İlçesi,
  • Köyü,
  • Mevkii,
  • Adı soyadı,
  • Geçen yıl ekilen bitkinin adı,
  • Bu yıl ekilecek bitki adı,
  • Sulanıp sulanmadığı,
  • Tarlada geçen yıl gübre kullanıp kullanılmadığı, cinsi ve dönümün miktarı,
  • Alındığı tarih,
  • Adres

Kategori: Bitki Besleme – Sulama

Devamını Oku

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Trendler