Connect with us

Hayvan Hastalıkları

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden. Ankara Gölbaşı,Sivas ve İstanbul Silivri’de görülen şarbon nedeniyle bir kez daha hayvan hastalıkları gündeme geldi. Yıllardan beri şap, bruselloz, tüberküloz gibi hastalıklar çok yaygın görülüyor. Özellikle 2010 yılından bu yana yapılan canlı hayvan ve et ithalatı, denetimsizlik ve yoğun hayvan hareketleri sonucu bazı riskler arttı. Özellikle, mavi dil, koyun vebası, Afrika hastalığı, kuş gribi, deli dana gibi bir çok hastalıkla ilgili riskler arttı.

Hayvan hastalıklarının bu denli artması, hayvan sağlığının Türkiye’de yeterince önemsenmediğini gösteriyor. İnsanların sağlığı için alınan önlemlerin benzeri hayvanlar için alınması gerekiyor.



Hatta hayvan sağlığı daha çok önemsenmeli. Çünkü, bugünlerde şarbon hastalığında görüldüğü gibi hayvan hastalıklarında önlem alınmaması insan sağlığını da tehdit ediyor.

İnsan sağlığı için doktor ne ise, hayvan hastalıkları için veteriner hekim aynıdır. Fakat, veterinerlik hizmetleri ve bu hizmeti veren veteriner hekimlerin önemi hep göz ardı edildi. 1985 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı önemli bir birim olan Veterinerlik İşleri Genel Müdürlüğü ve taşra teşkilatı kapatıldı. Hayvan sağlığı konusu özellikle bu dönemden sonra bilinçli olarak ihmal edildi.

Kamu hizmeti olan veterinerlik hizmetleri özelleştirildi. Kamu denetimi, koruyucu önlemler hep ihmal edildi. Aşı üretimi ihmal edildi. Hayvan sağlığı hizmeti veren, zor şartlarda ve risk alarak hastalıklarla mücadele eden veteriner hekimler yasal haklardan yoksun bırakıldı.

Advertisement

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden. Hayvan hastalıklarında 3 faktör ön plana çıkıyor. Birincisi, yapılan canlı hayvan, karkas et, ot ve saman ithalatı ile ülkeye hayvan hastalıkları da ithal ediliyor. Yapılan ithalatlardaki denetimsizlik,yasa ve kuralların titizlikle uygulanmaması nedeniyle hastalık riski artıyor. Tarım Bakanlığı kararı ile çok pahallı diye son 6 aydan bu yana besilik ve kasaplık hayvan ithalatında veteriner hekim görevlendirilmiyor. Hayvanları ithalatçı firma veya kişiler seçiyor. Laboratuar sonuçları alınmadan hayvanlar ithal ediliyor. İthalatta uygulanan 21 günlük karantina ithalat yapılan ülke yerine Türkiye’de yapılıyor. Hayvanlarda hastalık varsa zaten ülkeye girmiş oluyor.

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden. İkincisi; ülke içinde hayvan hareketlerinin çok yoğun olması. Türkiye’de hayvanlar sürekli hareket halinde. Özellikle Kurban Bayramı döneminde yoğun bir hareketlilik yaşanıyor. Ülkenin doğusundan en batısına ,kuzeyinden güneyine hayvanlar taşınıyor. O bölgede bir hastalık varsa geçtiği bütün yerlere bulaştırarak son noktaya ulaşıyor. Bu konuda çıkarılan bir çok yasal düzenleme ne yazık ki uygulanmıyor. Hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması ve bir yerden başka bir yere taşınırken çok sıkı denetlenmesi gerekiyor.



Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden. Üçüncü önemli faktör ise, denetim yetersizliği. Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde bir çok yasal düzenleme yapıldı. Avrupa Birliği yasaları, standartları adeta tercüme edilerek bire bir yasal düzenlemeler yapıldı. Fakat, bu düzenlemeler çoğunlukla kağıt üzerinde kalıyor. Uygulanmıyor. İçerde ve ithalatta kamu denetiminin yapılmaması, koruyucu önlemlerin zamanında alınmaması hayvan hastalıklarını artırıyor.

Kurban döneminde hastalıklar neden artıyor?

Hayvan hastalıkları genel olarak kurban bayramı döneminde artıyor. Bunun en önemli nedeni bu dönemde ithalatın artması, hayvan hareketlerinin yoğunlaşması ve denetimlerin gevşetilmesi. Bu nedenle geriye dönük bakıldığında son 10 yılda hemen her kurban bayramı döneminde hayvan hastalıkları daha yoğun olarak görülüyor.

Şap hastalığından ari bölge konumundaki Trakya Bölgesi’nde bile bu hastalık görülmeye başlandı. Avrupa Birliği, şap hastalığından etkilenmemek için Türkiye’ye maddi kaynak sağlayarak kendi sınırlarındaki Trakya Bölgesi’ni şap hastalığından ari bölge konumuna getirdi. Bunu Türkiye’yi çok sevdiği için yapmadı. Türkiye’den Avrupa’ya hastalığın bulaşmaması, taşınmaması için yaptı. Türkiye bundan ders alması gerekirken, bu bölgeyi bile koruyamadı.

Advertisement

Bakan değişince politika değişiyor

Tarımla ilgili genel politikalarda olduğu gibi hayvan sağlığı ile ilgili uygulamalarda da hükümet değişmese bile bakan değiştikçe politika değişiyor. Eski Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, göreve geldikten sonra şu gelişmeler yaşandı.  Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği‘nin önerisi ile bazı bölgelerin ari bölge haline getirileceği duyuruldu. Özellikle, Trakya’dan sonra Marmara, Ege ve tüm Anadolu’nun hastalıktan ari bölge haline getirileceğini açıkladı. Ancak bu konuda somut adım atılamadan bakan görevden alındı.

Faruk Çelik’ten görevi devralan Ahmet Eşref Fakıbaba, tıp doktoru olması nedeniyle hayvan sağlığı konusunda daha duyarlı olacağı beklentisi vardı. Nitekim yaptığı ilk açıklamalarda doktor olarak hayvan sağlığının önemine dikkat çekti. O’nun döneminde 2018 “Buzağı Yılı” ilan edildi. Buzağı ölümlerinin önlenmesi için çalışmalar yapılacağı açıklandı. Türkiye’de yılda 700 bin buzağının öldüğü biliniyor. Bu proje ile 500 bin buzağının ölümden kurtarılması ile hayvan ithalatına bile gerek kalmayacağı ifade edildi.

Proje özünde çok doğru. Fakat, masa başı geliştirilen ve üreticinin ahırına ulaşmayan bu projede başarı şansı olmadı. Buzağılar ölmesin demekle buzağı ölümleri önlenemiyor. Veteriner hekimlerin çiftçinin ahırına giderek koruyucu önlemler alması, aşılama yapması, çiftçiyi bilgilendirmesi gerekiyor. Bunun da bir bedeli var. Bu bedelin en az bir bölümünün devlet tarafından karşılanması gerekiyor.

Ahmet Eşref Fakıbaba, yeni kabinede görev almadı. Şimdi bu proje de rafa kalkacak. Masa başı hazırlanan projeler çiftçiye ulaşamadığı için buzağı ölümleri önlenemiyor. Hayvan hastalıkları yayılıyor. Buzağılarını ölüme terk eden Türkiye, hastalıklarla etkin mücadele yapılmaması nedeniyle ülke ekonomisi büyük zarar görüyor.

Seferberlik ilan edilmeli

Uzmanlar, hayvan hastalıkları konusunda ülke genelinde seferberlik ilan edilmesi gerektiğini belirterek alınması gereken önlemleri şöyle anlatıyor. “Hayvan sağlığı ve hastalıklarla mücadele için somut projeler uygulanmalı. Ülke genelinde 100 baş ve altı işletmelerden başlanarak sağlık taraması yapılmalı. Veteriner hekimlerden oluşturulacak ekipler ülke genelinde çiftçinin ahırını ziyaret ederek koruyucu aşıları yapması, üreticiyi bilinçlendirmesi gerekiyor. Nasıl ki insanlar için aile hekimleri düzenli olarak tarama yapıyorsa, hayvanlar için de veterinerler tarafından düzenli sağlık taraması yapılmalı. Bu işler masa başı önlemlerle olmaz. İnsanlar sağlık ocağına giderek aşılarını gerekli sağlık taramalarını yapıyor. İnekler,danalar tarım ilçe veya il müdürlüğüne gelemeyeceğine göre veteriner hekimin ahıra gitmesi gerekiyor. Yapılacak bu sağlık taramaları ve gebe inekler takip edilerek sağlıklı doğum yapmaları sağlanmalı. Dolayısıyla, buzağı ölümleri gerçekten önlenirse ithalata gerek kalmaz.”



Advertisement

Bakanlığın şarbon itirafı

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016 yıl sonu değerlendirme toplantısına sunulan “Şarbon Hastalığı” sunumu önem arz ediyor. Bu sunum ile yukarıda özetlemeye çalıştığımız hayvan sağlığı ile ilgili sorunlar itiraf niteliğinde dile getiriliyor.

Bakanlık, yaşanan sorunları 5 maddede özetlemiş:

1- Hastalık mihrakları zamanında sisteme kaydedilmiyor.
2- Aşılanması gereken hayvan sayıları tam olarak belirlenmiyor.
3- Hastalık filyasyonu tam olarak tespit edilmediğinden geri izlenim sağlanamıyor.
4- Kordon, karantina tedbirleri yeterince uygulanmıyor.
5- Mihraklarda 5 yıl aralıksız yapılması gereken aşılama programı gerçekleştirilemiyor.

Özetle, bugün şarbon konusunda yaşananlar hemen her hastalık için geçerlidir. Hayvan sağlığı önemsenmediği için hastalıklarla mücadele konusunda başarıya ulaşılamıyor. Bunun suçunu elbette veteriner hekimlere yüklemek haksızlık olur. Hayvan hastalıkları konusunda bir politikanız yoksa, çıkarılan yasalar uygulanmıyorsa, ithalatta kurallar hiçe sayılıyorsa veteriner hekim ne yapsın?

Hayvan Hastalıklarını Arttıran 3 Neden

Kaynak: Ali Ekber YILDIRIM

Advertisement

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı : Ükemizde birçok bulaşıcı hastalığın henüz yok (eradike) edilmemiş olması özellikle besin değeri olan hayvanlarda aşılama programının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hareketlerinin ve özellikle doğu yörelerimize yurtdışından hayvan girişinin tam olarak kontrol edilememesi sonucu zaman zaman salgınlar yaşanmaktadır.



Aşılama programının yetersiz olarak veya hiç uygulanmaması sonucu hem ülkemiz ekonomisi hem de yetiştiricilerimiz açısından büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Bu da özellikle sığır yetiştiricileri açısından aşılamanın zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Her yetiştirici mutlaka bir veteriner hekime başvurarak bulunduğu bölgedeki bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi almalı ve mutlaka bir aşılama programı istemelidir. Aşılamaların düzenli olarak yapılması bugün ülkemizde görülen birçok bulaşıcı hastalığın kontrol ve yok edilmesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki mevcut aşılar:

Advertisement

Sığırlarda aşı programı :

ŞAP AŞISI:

Sığırlarda aşı programı : Şap virüsünden hazırlanmış monovalan, bivalan, polivalan aşılar mevcuttur. Hasta olanlar ,hastalıktan şüphe duyulan, ileri derecede gebe olanlar ve 4 aylıktan küçük buzağılar aşılanmamalıdır. Aşılamadan 10 gün sonra başlayan bağışıklık 6 ay devam eder. Aşı gerdana deri altı olarak 5cc uygulanır.

SIĞIR VEBASI AŞISI:

Aşı her yaştaki buzağı, sığır ve gebe hayvanlara uygulanabilir. Aşılı annelerden doğan buzağılar 3 aylıktan önce aşılanmamalıdır. Aşı boynun yan tarafından deri altı olarak 1cc uygulanır.

ŞARBON (ANTHRAKS) AŞISI:

Hastalığın sık görüldüğü bölgelerde ilkbahar aylarında uygulanmalıdır.

Eğer hastalık ortaya çıkmış ise hastalıksız hayvanlara hemen yapılmalıdır.

Aşılamadan sonra bağışıklık 1-2 hafta içinde başlar ve 1 yıl kadar devam eder. Aşı dozu sığırlarda boyun derisi altına 1cc, danalarda 0.5cc dir.

Ancak 2 aylıkten küçüklere aşı uygulanmamalıdır.

Advertisement

BRUCELLA AŞISI:

Aşı 4-8 aylık dişi danalara yapılır. Boynun sol tarafından deri altı 5cc uygulanır. Aşı canlı aşı olduğundan aşılamadan sonra (anafilaktik) şok görülebilir. Ayrıca aşı uygulanırken el, yüz ve özellikle gözlere bulaştırılmamalıdır.

ENTEROTOKSEMİ AŞISI:

Sığırlarda enterotoksemi, yanıkara, enfeksiyöz nekrotik hepatit ve tetanozda kullanılan aşılar mevcuttur. Sığırlara 5cc deri altı veya kas içi yolla uygulanır. Aşısız annelerden doğan yavrular 2 haftalık yaşta aşılanmalıdır. Aşılı annelerden doğan yavrular 10-12 haftalık yaşta aşılanmalıdır.

LEPTOSPİROZ AŞISI:

Aşının dozu 2cc dir ve kas içi yolla uygulanmalıdır. Vibrio-lepto5 isimli aşı hem leptospiroza hem de Campylobacter fetus’a karşı etkilidir. Bu aşı çiftleşme dönemine 2-6 hafta kala 5cc dozunda kas içi veya deri altı uygulanmalıdır. Yılda bir tekrarlanır. Kesimine 21 gün kalan hayvanlara uygulanmamalıdır.



PASTÖRELLA AŞISI:

Hastalığın görüldüğü yerlerde mevsiminden önce aşı mutlaka yapılmalıdır. 2cc dozunda kas içi yapılır. Gebelerde rahatlıkla kullanılabilir.

Advertisement

SEPTICEMIA NEONATORUM AŞISI:

Ülkemizde buzağı ishallerine bağlı ölümler çok görüldügü için mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kültür ırkı yetiştiricilik yapan ve hijyenik önlemler alınmayan işletmelerde mutlaka uygulanmalıdır. Gebe inekler doğumlarına 3 ay kala 1 hafta arayla 3 kez aşılanmalıdır. Koruyucu olarak buzağılara doğar doğmaz 20cc deri altı yapılmalıdır.

YANIKARA AŞISI:

Sağlıklı sığırlara omuz gerisi derisi altına 2cc uygulanır. 8 ay süren bağışıklık sağlar.

PARATÜBERKÜLOZ AŞISI:

Canlı aşıdır ve %76 oranında bağışıklık verir. Aşılı hayvanlar ömür boyu uygulanan tüberkülin (tüberküloz testi) testine pozitif cevap verebilir. Sağlam anneden doğmuş buzağılara doğumdan sonra 10-30. günler arasında deri altı 1.5cc uygulanır.



BOTULİSMUS AŞISI:

Bağışıklık süresi 6 aydır. Sığırlara 14 gün arayla 2 kez 10cc dozunda deri altı uygulanır.

Advertisement

THEİLERİA ANNULATA AŞISI:

Bağışıklık 45 gün sonra başlar ve en az 1 yıl sürer. Aşı hastalık mevsiminden en az 2 ay önce uygulanmalıdır.

IBR AŞISI:

IBR , Bovin viral diyare, PI-3, Bovine respiratory syncitial virus ve Haemophilus somnustan ileri gelen hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla karma aşı şeklinde mevcuttur. Her yaş ve ağırlıktaki hayvana deri altı yolla 5cc uygulanır. İlk yıl 2-4 hafta arayla tekrar edilmelidir. Bovin viral diyare için çiftleşme öncesi canlı aşılarla aşılama hastalığın önüne geçer.

MASTİTİS AŞISI:

Hijyen, temizlik ve meme sağlığı kontrolüne yönelik tüm önlemlerin yanısıra bu konuda size yardımcı olacak bir veteriner hekimden mastitise karşı uygun bir aşılama programı istenilmelidir. Böylece enfeksiyondan ari sığırlarda bölgede önceden belirlenen mikroplara karşı uygun bir aşılama programı hazırlanarak sütçü sığır işletmelerinde meme sağlığı ilerletilebildiği gibi süt verimi ve kalitesi de yükseltilebilir.


Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Advertisement

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Advertisement

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Advertisement

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Advertisement

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Advertisement
Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda çiçek hastalığı sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Yani koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.



Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Bu yüzden; çiçek lezyonlarından düşen parçalar ile virüs çevreye yayılır. Yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Yine yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.

Koyunlarda Çiçek Hastalığı Belirtileri

Hastalığın belirtilerinden de kısaca bahsedelim. Hastalığın belirtileri arasında;

  • yüksek ateş,
  • burun akıntısı,
  • taşipne yani solunumun hızlanması,
  • titreme,
  • göz kapaklarında şişkinlik sayılabilir.

Tabi ki baş, kuyruk, kuyruk altı, kol ve bacak içi, meme gibi bölgelerdeki deri lezyonları en önemli belirtidir. Başlangıçta kırmızı yuvarlak şekilde olan bu lezyonlar, daha sonra kabarır ve şişer.

Daha sonra ise sararıp kabuklaşır. Bu kabuklarda ortalama 5-7 gün içinde düşer. Yerlerinde iyileşme dokuları kalır.

Advertisement

Hastalık gebe koyunlarda aborta neden olur. Özellikle kuzularda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.

Hasta hayvanların bakımına göre ölüm oranları %5 ile %50 arasında değişmektedir.

Hastalık için kesin bir tedavi söz konusu değildir. Dolayısıyla, hasta hayvanlar belirlendiğinde mutlaka diğerlerinden ayrı yerlere alınmalı ve veteriner hekime başvurulmalıdır.

Koyun Çiçeği

Koyunlarda çiçek hastalığı ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalık görüldüğünde; tarım il ve ilçe müdürlüklerine ihbar edilmelidir.



Advertisement

Hastalığı önlemek için aşı önerilmektedir. Koç katımından önce çiçek aşısı sürüye uygulanmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Aynı zamanda hastalığın görüldüğü sürüye aşı yapılmaz. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve yaklaşık 8 ay bu bağışıklık devam eder.

Çiçek koyunlarda sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.

Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Çiçek lezyonlarından düşen parçalar ve öksürük ile ortama dağılan virüs çevreye yayılır. Özellikle yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Başka bir deyişle yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.


Devamını Oku

Trendler