Connect with us

Teknoloji

Otonom Drone’lar Tarımda Devrim Yaratarak Kıtlık Senaryolarına Son Verebilir

ilaçlama makinası drone

ilaçlama Makinası Drone : Tarımda Yenilik

Orta ölçekli bir gelecekte kıtlık ihtimalinin öngörüldüğü bu dönemde tarımda ilaçlama makinası drone kullanımının yoğunlaştırılmasına yönelik çalışmalar hız kazanmış durumda. İnsanlık için yeterli ve nitelikli yiyecek üretiminin temeli drone’lara dayanıyor olabilir.



Gün geçmiyor ki mükemmel bir alt yapıya sahip olan drone’lar için yeni kullanım alanları geliştirilmesin. Askeri amaçlardan keşiflere, tehlikeli arızaların tespitinden teslimatçılığa kadar üstlerine her türlü iş yüklenen drone’lar; artık bir hobi aracı olmaktan çıktı diyebiliriz. Günümüzde drone çekimi diye tabir edilen video ve fotoğraf çekimlerinin düğün organizasyonlarından konserlere kadar her noktaya ulaştığını görmekteyiz. Bizim de bu hızlı gelişime ne kadar rahat odaklandığı mızı objektif olarak görebiliriz.

Bu sıralar drone’lar için uzmanların dilinde yeni bir iş alanı var: ‘Tarımcılık.’ Genel anlamıyla düşünüldüğünde gelişen otonom teknolojisi ile beraber son derece verimli olabilecek sistem. Birçok açıdan aynı hizmeti çok daha zahmetsiz ve maliyetsiz verebilmesinin dışında sayısız ekstrayı da içinde barındırıyor. Tarımda ilaçlama makinası drone kullanımı maliyetleri düşürmek için önem arz ediyor.

Tohum Ekiminde Drone Kullanımı

Özellikle son dönemlerde ortaya çıkan kıtlığın geleceğine dair haberlerden sonra hızlandırılan bu proje, çok daha ufak makinalarla çok daha geniş bir alanın kontrolüne olanak verebilir. Dronelara yerleştirilecek ekstra aparatlar ile gerekli ilaçlamarın çok daha hızlı ve ucuza yapılabilecek. Dronelar tohum ekiminden bitkiye ihtiyacı kadar su iletimine kadar tarım anlamında akla gelebilecek her şeyi çok daha düşük maliyetle yapabiliyor.

Geçmiş yıllarda da üstünde çalışmalar yapılan ve kısmen uygulanabilen bu teknoloji, yakın zamanda otonom geliştirmeleri takiben son derece yaygın bir hal alabilir. Tabii bu tür bir girişim yaygınlaşırsa tarım alanında çalışan işçi sayısı doğrudan etkilenecek. Sonuç olarak köyden kente göç döngüsü, yoğunluğunu daha da arttıracaktır. Ancak söz konusu geleceğimiz ise yeterli kaynak üretimi için bu tür bir fedakarlıklarda bulunmak da maalesef çağın gereklerinden biri haline dönüşebilir.

Advertisement

Tarımda ilaçlama makinası olarak drone kullanımı için Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümlerinin de bu konuda çalışması faydalı olacaktır.

Teknoloji

Liseli Muhammet, 1,5 ayda insansız kara aracı üretti! ‘İnsan canını güvene alıyor’

Ordu TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Otomasyon Bölümü 10’uncu sınıf öğrencisi Muhammet Hakkı Genç, insansız kara aracı yapmaya karar verdi. Öğretmenleriyle konuşan Genç, aracıyla ilgili proje hazırladı. Genç, telefondan kontrolü sağlanarak tasarlanan aracın, daha sonra elle kontrollü sistemine yoğunlaştı. Yaklaşık 1,5 ay süren çalışma sonrası askeri operasyon ve arama-kurtarma çalışmalarında kullanılabilecek, pille çalışan, kamerayla anlık görüntü alıp, saatte 3 kilometre hızla hareket eden uzaktan kumandalı, 3 tekerlekli mini aracı üretti.

Genç, “Bu aracı yapmam yaklaşık 1,5 ay sürdü. Adım adım öğrene öğrene ilerledik. İlk başta telefondan kontrol etmeyle başladım. Sonunda da ele geçti. Amacımız tamamen yerli imkanlarla bunu yapabilmekti. Aracım bileşke kuvvetle hareket ediyor. Buna bir nevi insansız kara aracı diyebiliriz. Üzerindeki baskı plaketi arkadaşıma söyledim ve kendisi çıkarttı. Daha sonra hocamız motor sürücüsü üretti. Selçuk Bayraktar ve ekibinin geliştirdiği Deneyap kartları kullandık. Aracımda iki tane, elimde de bir tane olmak üzere toplamda üç tane kart bulunuyor. Bu kartın üzerinde bulunan imu sensörü sayesinde elimin x, y ve z koordinatlarını algılayıp ona göre bize hareket çekiyor diyebiliriz. Pilleri de dışarıdan aldık. Üzerindeki Deneyap kart sayesinde aracımın hem görüntüsünü alıyorum, hem de kontrollünü sağlıyorum. Üzerinde bulunan kamerasıyla görüntüyü anlık olarak bilgisayarımdan alabiliyorum” diye konuştu.

‘İNSAN CANINI GÜVENE ALIYOR’

Aracının riskli alanlarda insan canını riske atmadan kullanılabildiğini belirten Genç, “Bu aracımızın amacı; bir yerden bir yere, hiçbir insanın canı tehlikede olmadan bir şeyler taşıyabilmektir. Üzerinde bulunan kamerası sayesinde anlık olarak görüntü alabilmemiz bizim için çok büyük bir avantaj zaten. Bunun sayesinde hiçbir risk olmadan aracımızı kontrol edebiliyoruz. Herhangi bir kapalı alana ben aracımı yolluyorum, içerde ne oluyor, ne bitiyor, girip çıkılabilecek yerlere bakıyorum. Bir askeri operasyon olacak. İçerde ne olup bittiğine dair görüntü alınması gerekiyor. Bunu siz oraya götürerek oranın görüntüsünü alıyorsunuz ve böylelikle ne tür ekipmanlar kullanılabileceğini önceden kestirip, işinizi halledebiliyorsunuz. Bu aracı siz alıp evinize götürürseniz, içerisinde depolama haznesi bulunduğu için evrak işlerini, kurye olayını tamamen ortadan kaldırılabilir” dedi.

Genç, üzerinde depo haznesi bulunan daha büyük bir araç için çalışma yaptıklarını da kaydederek, “Bunun daha büyüğünü yaparak depolama haznesi koyacağız ve içerisine askeri mühimmat ya da başka bir şey olur hiçbir insanın canı tehlikeye atılmadan ulaştırabilmeyi sağlamak. Altı tekerlekli 80 santimetre boyunda, 40 santimetre eninde, 20 santimetre de yüksekliği bulunan bir başka modelini yapıyoruz” ifadeleri kullandı.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Teknoloji

Mehmetçik’e yeni güç geliyor: Askeri Taktik Operasyon Kiti

Geleceğin askeri yetenekleri ile donatılan ATOK, dokunmatik ekrana sahip mini bir bilgisayar ve akıllı kol saati, algılayıcılar, sensörler ve artırılmış gerçeklik gözlüğü gibi bir takım hafif ve giyilebilir bileşenlerden oluşuyor. Sistemin ana sunucuları ve haberleşme sistemleri, zırhlı bir araç üzerine monte edilmek suretiyle tüm sistem mobil hale getiriliyor. ATOK sistemi, zırhlı araç üzerine kurulu özel 4.5G/LTE haberleşme ağı ile operasyon sırasında tim içi sesli ve görüntülü haberleşme imkanı da sağlıyor. LTE haberleşme ağı ile istihbarat amaçlı fotoğraf, mesaj, video ve sayısal dosya paylaşımını da mümkün kılıyor. Ayrıca, operasyon sırasında kullanılan İHA görüntüleri de ATOK Sistemine aktarılarak tim içerisinde paylaşılabiliyor. Öte yandan sistem sayesinde taktik saha ekranı ile alan hakimiyeti, dost birlik takibi ile dost unsurların güvenliği, mesajlaşma özelliği ile hızlı ve güvenli mesajlaşma, paraşütçü modülü ile alan güvenliği, İHA görüntü gösterimi ile havadan alana hakimiyet, sağlık modülü ile personelin anlık sağlık durum bilgisi gibi bir çok avantaj sağlanıyor.

“ŞUAN SİSTEMLERİMİZİN YAYGINLAŞTIRILMASI FAZINDAYIZ”

ATOK Sistemi hakkındaki detayları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine değerlendiren BİTES Savunma ve Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Erinç Albayrak, “Askeri Taktik Operasyon Kiti ATOK projemiz 15 Ocak 2020 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte imzaladığımız sözleşme ile başladı. Akabinde 2 yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde 15 Aralık 2021’de de prototip kabulleri gerçekleştirildi. Şuan sistemlerimizin yaygınlaştırılması fazındayız” ifadelerini kullandı.

“KLASİK ORDULARIN MESKUN MAHALLERDE MUHAREBESİ YENİ BİR SORUN”

Askeri sahanın yeni bir düzeye yöneldiğini ve özellikle meskun mahal operasyonlarının oldukça arttığını belirten Albayrak, “Muharebe sahasında bildiğimiz harp teknikleri açısından çok değişikliğin yaşandığı bir dünyadayız. Normal şartlarda muharebeler cephe hattında icra edilirken artık meskun mahallere girdi. Yakın dönemden bir örnek vermek gerekirse Ukrayna Rusya savaşında Rusya işgale başladığında Kiev’in sınırlarına kadar çok hızlı bir şekilde ilerledi ancak, Kiev’in şehir sınırlarına girdiğinde bir anda çok ciddi bir direniş ile karşılaşarak durdu. Dolayısıyla klasik orduların meskun mahallerde muharebesi yeni bir sorun. ATOK da bu sorunu çözmeye yönelik olarak, güncel teknolojileri kullandığımız; geniş bant haberleşme, IOT teknolojileri ya da askeri değim ile B-IOT teknolojilerinden yararlandırılarak, özellikle meskun mahal operasyonları esnasında burada operasyon icra eden güvenlik güçlerimizin durumsal farkındalığını artıran, temel haritacılık fonksiyonlarına destek olan, WhastApp gibi sesli, yazılı, görüntülü görüşme imkanı tanıyabilen, GPS olmayan ya da güvenilmeyen ortamlardaki konum ve durum belirleme, sağlık sensörü ile askerimizin, polisimizin sağlık durumunu belirleme gibi bir çok yeni teknolojiyi, artırılmış gerçeklik sistemini de bünyesinde barındıran bir bilgi sistemi” ifadelerini kullandı.

Advertisement

“SİSTEMİMİZ ÖNCELİKLE BİR ZIRHLI ARAÇ UNSURU İLE BAŞLIYOR”

ATOK sisteminin kendi içerisinde kurduğu mesajlaşma sistemi ile güvenlik güçlerinin tam güven ile birbiri arasındaki iletişimi sağlamasının sağlandığına dikkat çeken Albayrak, “Sistemimiz öncelikle bir zırhlı araç unsuru ile başlıyor. Bu zırhlı aracımızın üzerinde bir anten mastı, bu cihazın üzerine takılı GSM ya da LTE antenleri, yine bir ASELSAN iştiraki olan ULAK tarafından üretilmiş sistemleri kullanıyoruz. Bu zırhlı aracımız muharebe sahasının geri hattında, güvenli bölgesinde konuşlanıyor ve anten mastını yükseltmek marifetiyle bir kapsam alanı tesis ediyor. Bu altyapımız bizim tamamen silahlı kuvvetlere kapalı ağ olarak hizmet eden, ticari ağlardan beslenmeyen, bir nevi TSKCELL diyebileceğimiz bir ağ oluşturuyor. Bu ağ içerisinde gerekli güvenlik işlemleri ile birlikte tüm akıllı cihazlar ağlara kayıtlanarak sistemin haberleşme altyapısını tesis ediyor” şeklinde konuştu.

NEDEN ATOK İSMİ VERİLDİ?

ATOK sisteminin adından da anlaşılacağı üzere birçok farklı bileşenin bir araya getirildiği bir kit sistemi olduğuna vurgu yapan Albayrak, “ATOK birbirinden farklı özellikleri bünyesinde barındırıyor, o yüzden adını Askeri Taktik Operasyon Kiti olarak koyduk. Kit olması birbirinden farklı birçok özelliği bünyesinde barındırıyor anlamına geliyor. Silahlı kuvvetlerimiz yenilikçi projeler kapsamında birçok insansız kara aracı drone olarak tabir ettiğimiz insansız hava araçlarını da artık operasyonlarında etkin bir şekilde kullanıyor. Ancak bu araçların yer kontrol istasyonları olması gerekiyor. Her bir sistemin kendine ait. Ancak askerimizin üzerinde 100 gramlık bir kumanda dahi 3 saat- 5 saatlik yola intikal ettiğinizde önemli bir ağırlık ve beden performansı etkisi oluşturuyor. Bunu da çözmek adına biz ATOK içerisinde envanterde bulunan İHA’ların ve insansız kara araçlarının da kumanda ve kontrol işlemlerini de bünyesine ekledik. Dolayısıyla harici bir yer kontrol merkezi taşımadan ATOK üzerinden gerek İHA’ları gerekse insansız kara araçlarını yönetebiliyorlar. Bu da gerçekten operasyon sahasında askerimizin taşıdığı yük noktasında ciddi bir avantaj sağlıyor” diye konuştu.

HEM ÜLKE İÇİ HEM ÜLKE DIŞI OPERASYONLARDA KULLANILACAK

Advertisement

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde yürütülen projenin yakında envantere girmesini beklediklerinin altını çizen BİTES Savunma ve Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Erinç Albayrak, “15 Aralık 2021 tarihinde prototip kabullerini yapmış olduğumuz ATOK sisteminin şu an envantere girişi noktasında gerek silahlı kuvvetler gerekse güvenlik güçlerimiz hususunda faaliyetlerimiz hızla devam etmekte. Yakın dönemde silahlı kuvvetlerimiz etkin bir şekilde, tam fonksiyona sahip olarak ATOK sistemini hem ülke içi hem ülke dışı operasyonlarda kullanıma geçirecek” açıklamasında bulundu.

Rumico

Devamını Oku

Teknoloji

Global pil markası, çevre dostu ürününü metaverse’te tanıttı

Son dönemde iş dünyasının gündemini saran sürdürülebilirlik ve metaverse kavramları enerji sektöründe bir araya geliyor. Pil markaları arasında sürdürülebilirlik raporu olan ve karbon ayak izini ölçümleyip takip eden başlıca markalardan Duracell, hem kullanıldığı cihazların performansını artıran hem de doğa dostu olan yeni ürününü metaverse evreninde gerçekleştirdiği etkinlikle tanıttı. Yeni bir aktif madde ile özel laboratuvarlarda geliştirilen ve pillerin ömrünü uzatarak cihaz performansını artıran Duracell Optimum, üretiminden kutu tasarımına kadar tamamen sürdürülebilirlik ilkesi üzerinden tüketicilerle buluşacak.

Duracell Türkiye Genel Müdürü Kerem Sinanoğlu konuya ilişkin açıklamasında, “Yoğun çalışmalarımızın bir sonucu olarak geliştirdiğimiz ve kullanıldığı cihazların performansını şimdiye kadar hiç ulaşılamayan şekilde artıran yeni ürünümüzü kullanıma sunuyoruz. Duracell Optimum’un sadece yarattığı yüksek performans farkıyla değil, doğa dostu olmasıyla da öne çıkacağına inanıyoruz” dedi.

“30 KATA KADAR UZUN ÖMÜR VE GÜÇLÜ PERFORMANS SAĞLAYACAK”

Yeni ürünlerinin, sürdürülebilirlik ve doğa dostu bir marka olmayı merkeze aldıkları yönetim anlayışlarını temsil ettiğine dikkat çeken Kerem Sinanoğlu, “Laboratuvarlarımızda uzun süren Ar-Ge çalışmalarının ardından geliştirilen ve teknik özellikleriyle tüketicilere katma değer sunan çevre dostu Duracell Optimum’u metaverse’te gerçekleştirdiğimiz etkinlikle tanıttık. Lansmanımıza farklı sektörden birçok iş insanı katılırken, biz de ürünümüzün günümüz cihazlarında 30 kata kadar uzun ömür ve güçlü performans yaratacağını paylaşma imkanı bulduk” diye konuştu.

UZUN ÖMÜRLÜ PİLLERLE DAHA AZ ATIK OLUŞACAK

Advertisement

Daha uzun ömürlü piller üreterek daha az atık oluşturmayı hedeflediklerini aktaran Sinanoğlu, “Ar-Ge çalışmalarına önemli bir bütçe ayıran, yeşil enerjiyle üretim yapan ve dünya standartlarına uygun sorumluluk sertifikalarına sahip bir şirket olarak, tüm ürünlerimizi yüzde 90 karton ve yüzde 100 geri dönüştürülmüş paketlerle tüketicilere ulaştırıyoruz. Sektörümüzde karbon ayak izini ölçümleyip takip eden ve sürdürülebilirlik raporu hazırlayan tek markayız. Yeşil yaklaşımımızla hem kullanıcı hem de doğa dostu ürünler geliştirmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Rumico

Devamını Oku

Trendler