Connect with us

Hayvansal Üretim

İpek Böcekleri ne zaman beslenir?

ipek Böcekleri ne zaman beslenir

ipek böcekleri ne zaman beslenir sorusuna yanıt vermeden önce ipek böcekçiliğinin tarihi hakkında çok kısa bilgi vermekte fayda var.

ipek böcekçiliği

İpek böceği ilk defa İsa’dan 2600 yıl önce Çin’de beslemeye alınmıştır. Çinliler ipek böceği yetiştirme ve ipekli kumaş yapmanın sırrını uzun yıllar ülkelerinde saklamışlardır.

Yurdumuzda ise ipek böcekçiliği 1500 yıllık bir geçmişe sahiptir. Genellikle yardımcı bir tarım koludur. Büyük bir yatırımı gerektirmez. Ailede yaşlı, genç herkesin emeği değerlendirilir. 35-40 günlük bir uğraş sonunda oldukça iyi bir gelir getirir. İpek böceği yetiştiriciliği, dut ağacının yetiştiği her yerde yapılabilir.



ipek Böcekleri Ne Zaman Beslenir?

İpek böceklerinin, Ege ve Akdeniz bölgesinde Nisan, diğer bölgelerde Mayıs aylarında beslemesi yapılır. İpek böceğinin hayatında dört değişik dönem vardır. Bunlar sırası ile yumurta – larva (tırtıl) – krizalit ve kelebek dönemleridir.

Besleme yönünden önemli olan dönem larva (tırtıl) dönemidir. Bu devre uygun şartlarda 26- 27 gün sürer.

İpek böcekleri bu devrede dört kez deri değiştirerek beslenir ve büyürler. Deri değiştirme safhası (uyku) yaşa göre 24 ile 48 saat kadar sürer. Bu safhada ipek böcekleri yaprak yemez ve hareketsiz kalırlar. İpek böceğinin uyku safhaları arasında kalan yem yediği sürelere yaş denir.

Kuluçkadan 1. uykuya kadar geçen süreye 1. yaş; 1. ve 2. uykular arasında 2. yaş; 2. ve 3. uykular arasında 3. yaş; 3. ve 4. uykular arasında 4. yaş; 4. uykudan koza örmeye kadar olan süreye de 5. yaş diyoruz.

İpek böceklerini yeknesak beslemek yani hepsine aynı zamanda koza ördürebilmek için uyku ve yaşları iyi takip etmek gerekir. Aksi halde askıya çıkma dediğimiz koza örme devresi çok uzun bir zaman alır, buna bağlı olarak da hasat güçleşir.

Kaynak: https://entomology.unl.edu/silkworm

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: ipek Böceği için Dut Ağacı Yetiştiriciliği - Rumico Türkiye

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Arıcılık

Arılar Varsa Yarınlar Var Projesine Tam Destek

Arılar Varsa Yarınlar Var Projesine Tam Destek

Bolu’da “Arılar Varsa Yarınlar Var” projesi kapsamında bisiklet turu düzenlendi. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile eşi Meral Özcan’da destek verdi. Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, kalabalık grupla birlikte Kent Meydanı’ndan Demokrasi Meydanı’na kadar pedal çevirdi.



TEMA Vakfı ve Balparmak tarafından arıların insan ve doğa için önemine dikkat çekmek amacıyla hafta sonu Pazar günü Bolu şehir merkezinde “Arılar varsa yarınlar var” projesi kapsamında bir bisiklet turu düzenlendi. Kent Meydanı’ndan startı verilen etkinliğe Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, TEMA Bolu İl Temsilcisi Selma Demirel ve TEMA gönüllüsü vatandaşlar katıldı.

Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, etkinliğe bisikletleriyle geldi.

Arılar Varsa Yarınlar Var

Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikle ilgili bilgiler veren TEMA Bolu İl Temsilcisi Selma Demirel, 20 Mayıs’ın Dünya Arı Günü olduğunu hatırlatarak, “Arıların ekolojik sistemdeki önemini belirtmek için Balparmak ve Tema işbirliğinde ‘Arılar varsa Yarınlar Var’ projesini hayata geçirdiklerini söyledi.

Demirel, bu kapsamda bir bisiklet turu düzenlediklerini belirterek, “Çünkü arılar doğa için gerekli, olmazsa olmaz varlıklar.

Hem ballarını tüketmek açısından, ekonomi açısından, hem de daha önemlisi çevre ve ekoloji açısından değeri yadsınamaz. Onları korumak istiyoruz.  Tarım ilaçlarının, pestisitlerin arılar üzerinde olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Bu konuda daha dikkatli olmaya herkesi çağırmak için böyle bir etkinlik düzenledik.” diye konuştu.

Demirel ayrıca, içerisinde kekik tohumu bulunan zarflar dağıttıklarını da belirterek, etkinliğe katılanlardan kekikleri ekerek arıların yaşamlarına katkı vermelerini istedi.



“Eğer arıların sonu gelirse 4 yıl içinde dünyanın da sonu gelecek!”

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’da konuşmasında ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın arıların önemine değindiği bir sözünü anımsatarak, “Einstein’in bir sözü var: ‘Eğer arıların sonu gelirse 4 yıl içinde dünyanın da sonu gelecek!’ Arılar varsa yarınlar var. Bu kadar önemli bu ekolojik dengenin ayakta kalabilmesi için arılar. İşte bu nedenle bizde bu etkinliğe destek için buradayız. Bu duyarlılığınız için çok teşekkür ediyorum.” dedi.

“Çevreci örgütleri ve çevreye, doğaya karşı duyarlı tüm vatandaşlarımızı bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz”

Bolu’nun gelecek hedeflerinden bahseden ve TEMA gönüllülere işbirliği çağrısında bulunan Başkan Özcan, “Bolu’muzu daha çok yeşillendirmeye çalışıyoruz. Daha çok parklar, bahçeler yapma gayreti içinde olacağız. Ama tabi bunların temiz tutulması ve belirli peridotlarda temizlenmesi gerekiyor.

Bu konuda bize de sizlerin yardımlarınızı bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde planlama yapacağız. Bütün çevreci örgütleri, çevreye, doğaya karşı duyarlı tüm vatandaşlarımızı da bizimle birlikte şehrimiz için çalışmaya davet ediyoruz. Arılar varsa yarınlar var.” diye konuştu.

Basın açıklaması sonrası Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile eşi Meral Özcan, TEMA gönüllüleri ile birlikte Bolu Kent Meydanı’ndan Demokrasi Meydanı’na kadar pedal çevirdi.

Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

Sağmal ineklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri bakım ve besleme ile doğrudan alakalıdır. Ülkemizde süt sığırcılığı yapan yetiştiricilerin bir çoğu; doğuma hazırlanan ve doğum yapan ineklerinin davranışı ve beslenmesi konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Bu bağlamda, laktasyonun son dönemi ve kuru dönemde yapılan hatalı uygulamalar ve beslemeden kaynaklanan olumsuz etkilerin; buzağılama sonrası ortaya çıkması ile yetiştiriciler maddi ve manevi sıkıntıya girmektedirler.

Diğer yandan, çok sayıda ineğin yetersiz veya aşırı vücut kondisyonu nedeniyle doğum sonrası metabolik hastalıklar yakalanarak kesime gittiğini görmek mümkündür. Bu problemin, tedavi, ilaç ve üretimden kaybedilen süt olarak ülke ekonomisine vermiş olduğu zararın boyutu da madalyonun öteki yüzüdür.



Bu açıdan, yetiştiricilerimizin laktasyonun son 100 günlük döneminde ve doğumdan önceki üç haftalık dönemde yapacakları bakım ve besleme büyük önem taşımaktadır. Bu dönemlerden özellikle doğumdan önceki üç haftalık süre içerisinde uygulanacak dengeli ve yeterli besleme, doğum sonrası süt veriminin arttırılmasına ek olarak, ineğin ketozis, süt humması, rumen kayması gibi hastalıklardan korunmasına ve etkin bir üreme performansı sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Amerika’da yapılan bir çalışmada, doğum sonrası çıkabilecek problemlerin, o laktasyonda 800-1000 kg süt kaybına yol açtığını ifade etmektedir.

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

İnek, doğumdan önceki iki haftalık süreç içerisinde üreme sistemini doğuma, meme bezini ise, süt üretimine hazırlayan bir dizi fizyolojik değişime maruz kalmaktadır. Buzağılama sonrası yem tüketime karşı isteksizlik olarak ifade edilebilecek ineklerde doğum sonrası iştahsızlık meydana gelmesi, buna bağlı olarak ineğin vücut ağırlığında bir azalmanın meydana gelmesi sık karşılaşılan bir durumdur.

Bu durum, yukarıda da bahsedildiği gibi geçiş döneminde ortaya çıkan fizyolojik değişimin doğal bir sonucudur. Ancak, yem alımı ve bununla bağlantılı olarak vücut ağırlığındaki düşüşün şiddetli ve uzun süreli olması yetiştiricinin uygulamalar açısından problemler yaşamasına yol açmaktadır.

Damızlık Sığır Yetiştirici Birliklerinin büyük bir kısmının çalışmakta oldukları Holstein (Siyah Alaca) ırkı, diğer ırklar arasında verim bakımından ilk sırada yer almaktadır.

Türkiye’de yapılan genetik çalışmalar sayesinde, her yıl 80 ile 100 kg civarında bir genetik ilerleme sağlanmaktadır. Süt veriminde sağlanan bu ilerlemeye karşın, hayvanın kuru madde tüketiminde, paralel bir iyileşme sağlanamamaktadır.

Diğer bir değişle, laktasyonun ilk 60 gününde ineklerde doğum sonrası iştahsızlık konusunda göstermiş olduğu performans, süt verimindeki artış karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu tablo, buzağılama sonrası ineğin net enerji dengesi üzerinde negatif bir eğilimin oluşmasına neden olmaktadır.

Enerji Açığı

Diğer bir deyişle, süt verimini sürdürebilmek için, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık ile kaynaklanan enerji açığını, kuru dönemde depolamış olduğu vücut yağ rezervlerinden sağlamaktadır. Buzağılama dönemine 3 veya 3,5 vücut kondisyon puanı ile giren ineklerde negatif enerji dengesinden kaynaklanan ağırlık kaybı sonucu vücut kondisyon puanı 2,5 puan’a kadar bir gerilemektedir.

Bu beklenen bir gelişmedir. Ancak, vücut kondisyon puanı 3’ün altında olan ineklerde, bu dönemde canlı ağırlıkta gerçekleşecek düşüş, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak metabolik hastalıkların oluşumuna ve döl verim performansının gerilemesine yol açmakta, süt verimi konusunda hayal kırıklığı yaşanmaktadır. Vücut kondisyonu 4 ve üzerinde olan ineklerde de aynı olumsuz sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

Yapılan bir diğer araştırmada ise, yem tüketiminin doğuma üç hafta kala, kuru dönemin daha önceki dönemlerine oranla %30 düştüğü tespit edilmiştir. Bu normal olarak kabul edilir. Ancak metabolik olarak sağlık problemi yaşayan bir ineğin yem tüketimi kuru dönemin daha önceki dönemlerine göre %50, doğum sonrası ise, %70 düşüş göstermektedir.

Diğer taraftan genç hayvanlara oranla yaşlı ineklerde doğum sonrası iştahsızlık daha yoğun gerçekleşmektedir. Genç inekler büyüme için ilave bir enerjiye ihtiyaç duymaları nedeniyle, aşırı iştahsızlık problemini yaşamaları beklenmemektedir.



Bu açıdan yetiştiricilerin doğumdan üç hafta öncesi ve sonrası olmak üzere, altı haftalık dönemde ineğin maksimum kuru madde tüketimini temin edecek şekilde besleme uygulamasına gitmeleri gerekmektedir.

Keton Cisimcikleri

Söz konusu altı haftalık dönemde, ineğin kanında yağ asitleri, keton cisimciklerinin (aseton, beta-hydroxy butyrate) miktarındaki artış, progesteron, insülin ve estrojen hormonlarının miktarlarındaki değişimler, doğumdan önceki bir hafta içerisinde ineğin kendini doğuma şartlaması ve ineğin doğum için ayrı bir bölmeye alınmasından kaynaklanan stres, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık içerisinde başlıca nedenleri olarak bilinmektedir.

Doğumdan üç hafta önce ve üç hafta sonraki dönemde hayvanın yaşama payı enerji ihtiyacına ek olarak rahimdeki buzağı ve süt verimi için gereksinim duyduğu enerji ihtiyacı karşısında, hayvanın yem tüketiminin sınırlı olması nedeniyle, enerji açığı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda inek enerji açığını kendi vücut yağ rezervlerini parçalayarak kullanmak zorunda kalmaktadır.

Yağ dokularının parçalanması sonucunda, yağ asitleri konsantrasyonu kan içeriğinde artış göstermektedir. Bu yağ asitleri karaciğerde kas ve meme dokusunda kullanılmak üzere enerjiye dönüştürülmektedir.

Karaciğer bu işlem için glukoza (şeker) ihtiyaç duyar. Glukozun üretilebilmesi için, ineğin işkembesinde nişastanın sindirilmesi sonucu sentezlenen propiyonata gerek duyulmaktadır.

Propiyonat aynı zamanda sütün önemli bir bileşiği olan laktozun yapımında da önemli rol oynamaktadır.

Ketosiz Oluşumu

Kandaki propiyonat miktarının yetersiz olması halinde, karaciğerde yağ asitleri oluşacak glukoz yetersizliği nedeniyle enerjiye dönüştürülememektedir. Bu durumda keton cisimcikleri oluşmakta ve kana karışmaktadır.

Bu hayvanda metabolik bir hastalık olan ketozis’in şekillenmesine neden olmaktadır. Ketozis’in şekillenmesi ile birlikte ineğin yem tüketiminde yarı yarıya bir azalma ve günlük hareketlerinde bariz bir yavaşlamanın olduğu dikkat çekmektedir.

Karaciğerde yağ asitlerinin miktarında artıştan kaynaklanan yağlanma ayrıca, buzağılama güçlüğünü ve doğum sonrası meme dokusunda aşırı ödem oluşumunu beraberinde getirmektedir.

Özellikle vücut kondisyonu 4 ve üzerinde olan yağlı ineklerde ve yaşlı ineklerde bu probleme sıkça rastlanmaktadır.

Yetiştirici bu problemleri yaşamamak için ne yapmalıdır?

  • Tedbir alınmaya öncelikli olarak laktasyonun son 100 günlük kısmında başlanmalıdır. En iyi gösterge hayvanın vücut kondisyonuna bakmaktır. Yetiştirici, son 100 günlük dönemde ineğin uygun vücut kondisyonuna sahip olup olmadığına karar vermelidir. Hayvan çok yağlı ise, yedirilen rasyonda enerji içeriği düşürülmeli, çok zayıf ise, yedirilen rasyonun enerji içeriği arttırılmalıdır. Bunu uygulayabilmek için ekstrem durumdaki (yağlı ve zayıf) ineklere ayrı bir rasyon uygulamasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sayede, ineğin 3 – 3,5 puanlık vücut kondisyonu ile kuruya çıkması ve doğumun gerçekleşmesi sağlanmalıdır.
  • Doğumdan 21 gün önce ve 21 gün sonra verilecek rasyon içeriğinde, rumende yeterli miktarda propiyonat sentezlenebilmesi için nişasta kaynağı dane yemlerin kullanılması büyük önem taşımaktadır.
  • Bu dönemde ineklerde yem seçicilik özelliği üst seviyede olması nedeniyle, ineklere verilecek rasyonların taze ve kötü koku içermemesi gerekmektedir. Bu nedenle, küflü silaj, beklemiş kesif yem gibi kötü koku verecek yemleri kullanmamaya özen gösterilmelidir. Bu konuya özellikle sıcak yaz aylarında çok daha dikkat edilmelidir.



  • Her yemleme sonrası yemliklerin temizlenmesi gerekmektedir. Çünkü yemliklerde kalacak yem artıkları zamanla bozularak kötü koku verecektir.
  • İnek, bu dönemde istediği zaman ve miktarda temiz su tüketme imkanına sahip olmalıdır.

  • Geçiş dönemindeki ineklere ayrı bir rasyon gerekmektedir.
  • Bu dönemdeki ineklere verilecek rasyonun enerji içeriğinin yüksek tutulması kullanılan en yaygın yöntemdir. Bu dönemde verilecek rasyonun 1 kg kuru maddesi 6,5 – 6,7 Mega joul enerji, %12-14 ham protein içermelidir. Rasyonun %25-45’ini nişasta kaynağı hububat dane yemleri oluşturmalıdır. Rasyon içeriğindeki kaba yem oranının asgari %30 olması ve bu kaba yemin %75’inin kaliteli kuru ottan oluşmasına dikkat edilmelidir. İnek başına verilecek kaliteli kuru otun günlük asgari 2 kg olması gerekir. Bu sayede ineğin yeterli geviş getirmesi de sağlanmış olacaktır.
  • İneklerin enerji içeriği zengin rasyonlara uyum sağlaması amacıyla doğuma 21 gün kala alıştırma uygulamasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla, enerji içeriği zengin yemden başlangıçta inek başına 1 kg verilmeli, 2-3 günde bir yarım kg veya haftada 1 kg arttırarak, buzağılama öncesi inek başına asgari 3 kg üzerinde tüketilebilmesi sağlanmalıdır.
  • Doğuma üç hafta kala kurudaki ineklerin ayrı bir grup veya bölmeye alınarak, bakım ve beslemesine özen gösterilmelidir.
  • Kurudaki ineklerin gerekirse müdahale ederek gezinmeleri suretiyle egzersiz yapmaları sağlanmalıdır. Bu egzersizler, ineğin kanında artış gösteren yağ asitlerinin kaslarda enerji olarak kullanılmalarını temin ederek, karaciğerdeki yağ asitleri ve propiyonat miktarları arasındaki dengeyi kuracaktır. Bu durum karaciğeri rahatlatacaktır. Ayrıca bu egzersizlerin özellikle yağlanmış ineklerde rumen dönmesi olarak bilinen abomasum deplasmanının oluşumunu engellemektedir.
  • İneklerin kuruya ayrılması ve tekrar sağmal gruba dahil edilmeleri sırasında grup değişimlerinin bir düzen ve uygun şekilde yapılması gerekmektedir. Bu açıdan serbest sistemde sağmal dönemini geçiren ineklerin tek başına ayrı bir bölmede tecrit edilmemesine veya sabit sistemle bağlanmamasına dikkat edilmelidir.
  • Ayrıca, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık için diğer faktörlere (ayak ve tırnak problemleri, süt humması ve üreme sistem hastalıkları vs.) karşı önlemler alınmalıdır.

Kaynak : Denizli DSYB

Devamını Oku

Arıcılık

Kabartılmış Petek Kullanımının önemi

Kolonilerin Kabartılmış Petek ile Desteklenmesi

Kabartılmış Petek Kullanımının önemi

Kabartılmış petek kullanımının arıcılıkta ayrı bir önemi bulunmaktadır. Koloni gelişimini sınırlayıcı pek çok faktörün var olduğu dönemde; koloni gelişimini sağlamak ve hızlandırmak üzere bu peteklerin kullanmanın ayrı bir önemi vardır.

Bal mumu, iç hizmette görevli 13-18 günlük yaşlı genç işçi arılar tarafından üretilip koloni içinde petek yapımında kullanılır. Ancak, mum salgılayan arılar bu iş için önemli miktarda bal tüketmek ve zaman harcamak zorundadırlar. Değişik araştırıcılarca değişik miktarlar bildirilmesine karşın ortalama 1 gr. kabartılmış petek üretimi için 10 gr bala ihtiyaç duyulur.



Bu noktadan hareketle, bal hasadından sonra, kabartılmış petek, kullanılacağı zamana kadar uygun şartlarda saklanarak tekrar kullanılması; bu yolla daha kısa zamanda daha fazla balın üretilmesi teknik arıcılığın önemli bir kuralıdır.

Bu gerçeği bilen arıcılar, ballarını “petekli bal” olarak pazarlamak yerine “süzme bal” olarak pazarlamakta ve balı süzülen petekleri yeniden kullanarak bal üretimlerini artırmaktadırlar.

Bununla birlikte, özellikle erken ilkbaharda kış çıkışı sonrası, kolonide stok olarak yeterli bal bulunmamakta ve aynı zamanda doğal bitki örtüsünde de yeteri kadar çiçeklenme ve nektar (bal özü) salgılama olmamaktadır.

Koloni gelişimini sınırlayıcı pek çok faktörün var olduğu bu dönemde, koloni gelişimini sağlamak ve hızlandırmak üzere kabarmış petek kullanmanın ayrı bir önemi vardır.

Bee Culture

Devamını Oku

Trendler