Connect with us

Dünya

İstanbul-New York arası 2 saat! Havada kuralları değiştirecek

Günümüzde ulaşım şartları ve imkanları eskiye oranla büyük bir ilerleme kaydetmiş olsa da uzun mesafeler hala saatler süren yolculuklar ile aşılabiliyor. Bu durumu sonlandırmak için çalışan şirketler, birçok farklı tasarım ile kamuoyunun önüne çıkıyor. ABD merkezli Venus Aerospace isimli şirket de bu alanda dikkat çekiyor.Venus Aerospace şirketin kuruluş yılı olan 2020’den beri hipersonik uçak projeleri üzerinde çalışıyor. Los Angeles ve Tokyo arasındaki uçuşu 1 saate indirmeyi vaat eden şirket yöneticileri, “Stargazer” adını verdikleri hipersonik uçak tasarımını hayata geçirmek için 33 milyon dolarlık yatırım topladı. Bu miktarın 1 milyon dolarını ise devlet fonu oluşturuyor.

Stargazer isimli hipersonik uzay uçağının 9 Mach’a, yani ses hızının dokuz katına ulaşma potansiyeline sahip olması ve 51 kilometre irtifada uçması planlanıyor. Uçağın 12 yolcu taşıması ve uzun mesafeleri birkaç saat içinde kat etmesi hedefleniyor.

“ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BİRÇOK MODEL HİZMETE GİRECEK”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Uçak Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melih Cemal Kuşhan, Hipersonik yolcu uçaklarının günümüzde ticari olarak henüz kullanılmadığını ancak Boeing, Airbus gibi büyük üreticilerin ve NASA gibi kuruluşların bu alanda çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Kuşhan,“Diğer bir ifade ile önümüzdeki yıllarda hipersonik yolcu uçaklarının insanlığın hizmetinde olduğunu göreceğiz.” dedi.

Alıntı Metni

“NEW YORK- İSTANBUL ARASI 2 SAAT SÜRECEK”

Advertisement

Airbus ve Boeing gibi büyük üreticilerin günümüzde ürettiği uçakların 900-950 km/saat olduğunu belirten Prof. Dr. Kuşhan,“Bu ticari uçakların seyahat hızı kapasiteleri aslında ses hızının bir miktar üstü olmasına rağmen uluslararası sivil havacılık kuralları gereği hiçbir zaman ses hızının üstüne çıkmazlar. Çünkü ses duvarı aşıldığı zaman ticari yolcu uçağında “Uçuş Emniyeti” açısından risk söz konusudur. Ses duvarının aşılması sırasında uçak gövdesinde zorlanmalar olacaktır. Bu zorlanmalar ise içinde yüzlerce yolcu bulunduran, aerodinamik yapısı ses üstü uçuşa uygun olmayan ve yaklaşık 10 bin metre irtifada uçan uçaklarda büyük tehlikelere sebep olacaktır. Dolayısıyla günümüz yolcu uçakları tam ses hızının altında uçuşlarını gerçekleştirirler. Oysaki hipersonik uçaklar, yaklaşık ses hızında seyahat eden günümüz uçaklarının en az 5 katı hızındadırlar. Diğer ifade ile yaklaşık 760 km/h seyahat hızıyla İstanbul’dan New York’a 11 saat 32 dk süren bir uçak yolculuğu hipersonik bir uçakla en fazla 2,5 saat veya daha kısa sürecektir” şeklinde konuştu.

Kuşhan, hipersonik uçakların yolcu maliyetlerini düşürebileceğini belirtti ve “Hipersonik uçakların günümüz ticari uçaklarından önemli bir farkı da uçuş noktaları olacaktır. Bugün dünyada ve ülkemizde birçok havaalanına Boeing 747, A380 gibi geniş ve uzun gövdeli uçaklar inemez iken çok daha küçük boyutlara sahip Hipersonik uçaklar iniş – kalkış gerçekleştirebileceklerdir. Böylece şirketler açısından uçuş verimliliği veya kazançlar artacaktır ve yolcu başına maliyetler düşecektir.” ifadelerini kullandı.

Gereken para şaşırttı

“SEYAHAT SÜRESİNİ DÜŞÜRECEK”

Hipersonik uçaklar ile yapılan uçuşlar ile sivil havacılık alanında oluşacak avantaj ve dezavantajları konusunda hala çok farklı fikirler olduğunu söyleyen Prof. Dr.Kuşhan, hipersonik uçakların özellikle iş jeti olarak kullanımlarda çok büyük avantajlar sağlayacağını düşündüğünü söyledi.

Prof. Dr.Kuşhan “Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin insanlığın kapasitesine bağlı olarak değiştiremeyeceği durumlar söz konusudur. Hatırlanacağı üzere bir dönem cep telefonları o kadar küçüldü ki sonunda bu sürece son verildi. Çünkü artık parmaklarımızla tuşlara basamaz duruma gelmiştik veya F1 yarışlarında firmaların rekabeti o kadar arttı ki araçların ağırlıkları artık pilotlara ve seyircilere tehlikeli olacak kadar düştü. Yeni malzeme teknolojileri ile iyice hafifleyen araçların yarış sırasında yüksek hız sonucu pistten havalanma tehlikesi başladı. Normal bir uçuşta 1 saat 24 dk süren Erzurum-Ankara uçuşu, hipersonik uçakla 15 dk. olabilecek. Bu süre kimlik/pasaport kontrolleri, check-in, uçağa biniş vb. aktiviteleri düşündüğümüz zaman gerçekten kısa bir süredir” diye konuştu.

Advertisement
Alıntı Metni

“DAHA ÖNCEKİ ÖRNEKLERİ BAŞARISIZ OLDU”

Ses hızının üzerinde seyreden yolcu uçaklarının daha önce havacılık sektöründe yer aldığını belirten Prof. Dr.Kuşhan, bu alanda yapılan en önemli çalışmaların İngiliz ve Fransız ortakyapımı Concorde ve Sovyet yapımı Tu-144 süpersonik uçakları olduğunu söyledi. Kuşhan, “Süpersonik uçaklar hipersonik uçaklar gibi sesten hızlı ancak hızları transonic ve hipersonik arasında olan uçaklardır. Her ikisi de devlet sübvansiyonları ile hayatlarını devam ettirmeye çalışmış ve büyük bir ticari başarısızlık örneği olarak son uçuşlarını yapmışlardır” dedi.

Havacılık dünyasının ikonik tasarımlarından biri olan Concorde uçaklarının çıkardığı yüksek gürültü sebebiyle birçok havalimanına uçuş yasağı olduğunu hatırlatan Prof. Dr.Kuşhan,“Bir insan için gürültüde ağrı eşiği 110 desibel veya bir gök gürültüsünün ses şiddeti 120 desibel iken, Concorde’un kalkıştaki ses şiddeti 119 desibel gibi dayanılmaz boyutlardaydı. Birçok havaalanının ya şehir içlerinde ya da şehir kenarlarında olduğunu düşünürsek, bu yüksek şiddetteki ses bölge halkı için büyük rahatsızlık kaynağıydı. Ayrıca kabin içinde seyahat edenler de bu yüksek gürültüden dolayı rahatsız bir yolculuk geçiriyordu” dedi.

İşte son 6’ya kalanlar…

Yeni geliştirilen hipersonik uçaklardaki en önemli yeniliğin yüksek gürültülü motorlarla ilgili olduğunu belirten Prof. Dr.Kuşhan,“Yeni nesil hipersonik uçak motorları, günümüzde de ticari uçaklarda kullanılan düşük ses şiddetli turbofan motorlardır” şeklinde konuştu.Concorde ve Tu-144 uçakları “yakıt tankeri” olarak niteleyen Prof. Dr.Kuşhan,“Bu büyük motorların sarf ettiği yakıt, yine ticari kullanıcılarını çok endişelendirici boyutlardaydı. Uçakların taşıma kapasitelerinin çoğu yakıt kapasitesi için harcanıyordu. Bu durum hem maliyetleri hem de karbon ayak izini arttırıyordu” dedi.

Concorde ve Tu-144 birçok sebepten dolayı uzun süre görev yapamadığını belirten Prof. Dr.Kuşhan,“Tüm olumsuzluklar ile birlikte bu uçakların en fazla 90 ila 120 yolcu gibi hiç de fazla olmayan yolcu kapasitesinden dolayı yolcu başına yüksek uçuş masrafları, yolcuların bu uçakları tercih etmemesi için geçerli bir sebepti. Diğer bir ifade ile bu uçakların sesin 2 katı hızla gitmekten başka bir avantajı yoktu” ifadelerini kullandı.

Advertisement
Galatasaray’dan orta sahaya hamle, anlaşma sağlandı
“Okan yolla kredi kartımı”
Content Video – İstanbul-New York arası 2 saat olacak! Tamamen değiştirecek

Rumico

Dünya

Etiyopya 12 gün sonra 338 kişinin öldürüldüğünü açıkladıc

Afrika ülkesi Etiyopya’nın Oromia bölgesinde 18 Haziran’da 338 insanın öldürüldüğü bildiriliyor.

Etiyopyalı yetkililer, daha önce silahlı saldırganların 260 insanı öldürdüğünü duyurmuştu.

Yerel medyada, kurbanların cenazelerinin toplu mezarlara gömüldüğü yönünde haberler yayımlanmıştı.

İsmini vermeyen görgü tanıkları, saldırıda öldürülenlerin Amhara olduğunu aktarmıştı.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Dünya

1300’den fazla tur atmıştı… Çin görüntüleri paylaştı!

Mürettebatsız uzay aracıyla Mars yüzeyinin büyüleyici fotoğraflarını çeken Çin, görüntüleri kamuoyuyla paylaştı.

Devlete bağlı medya kuruluşunun haberine göre Tianwen-1 uzay aracı, güney kutbu da dahil tüm Mars gezegenini kapsayan görüntü verilerini başarıyla elde etti.

Mars’ın güney kutbu bilim insanlarının özellikle ilgisini çekiyor çünkü bu buzlu bölge, gezegenin uzaylı yaşamına ev sahipliği yapıp yapamayacağını keşfetmede kritik bir rol oynayabilir.

Şimdi Çin, uzay aracını kullanarak o bölgeyi ve gezegenin geri kalanını çok detaylı şekilde fotoğrafladı. Araç, geçen yılın başlarında Mars’a ulaştığından beri gezegenin etrafında 1300’den fazla tur attı.

Çin’in Mars’taki ilk misyonunda Tianwen-1 uzay aracı, Şubat 2021’de Kızıl Gezegen’e başarıyla ulaştı. Robotik bir keşif aracı yüzeye gönderilirken yörüngedeki araç da o zamandan beri gezegeni uzaydan inceliyor.

Advertisement

Uzaydan çekilen görüntüler arasında Çin’in Mars’ın güney kutbundan çektiği ilk fotoğraflar da var. Gezegenin su kaynaklarının neredeyse tamamı burada hapsolmuş durumda.

Avrupa Uzay Ajansı’nın kontrolündeki bir yörünge aracı, 2018’de gezegenin güney kutbundaki buzun altında su keşfetmişti.

Yeraltı suyunun yerinin saptanması, gezegenin yaşam barındırma potansiyelini belirlemenin yanı sıra oradaki keşif faaliyetleri için insanlara kalıcı kaynak sağlamanın anahtarı.

Tianwen-1’den gelen diğer görüntüler, 4 bin kilometre uzunluğundaki Valles Marineris kanyonunun ve Mars’ın kuzeyindeki Arabia Terra olarak bilinen dağlık arazinin çarpma kraterlerinin fotoğraflarını içeriyor.

Çok sayıda ‘mor kayaç’ tespit edildi…

Tianwen-1, uçsuz bucaksız Maunder kraterinin kenarının yüksek çözünürlüklü görüntülerini ve ilk kez 50 yıldan uzun süre önce NASA’nın Mariner 9 uzay aracı tarafından tespit edilen büyük bir kalkan yanardağı olan 18 bin metre yüksekliğindeki Ascraeus Mons’un yukarıdan aşağıya görüntüsünü de Dünya’ya gönderdi.

NASA YÜZEYİN ALTINA İNECEK

Advertisement

NASA yetkilileri, önceki gün yaptıkları açıklamada, Mars’ta olası yaşam belirtilerini tespit etmek için kazı yaparak yüzeyin altına inmek gerekebileceğini açıkladı.

Uzay ajansının Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde Alexander Pavlov liderliğindeki bir ekip, Mars yüzeyinin en üst 10 santimetrelik katmanındaki amino asitlerin büyük olasılıkla kozmik ışınlar nedeniyle yok olduğunu tespit etti.

Mars aracı emekli olmaya hazırlanıyor

Ekibin bulguları, Mars’ta bugüne dek ulaşmayı başaran eski yaşam formlarını bulmak için Kızıl Gezegen toprağının en az iki metre kazılması gerektiği anlamına geliyor. Bu sonuç, şimdiye dek Kızıl Gezegen’de örnek toplayan uzay araçlarının yaşam tespitinde yetersiz kalabileceği anlamına geliyor. Zira NASA’nın örnek toplamakla görevli uzay aracı Perseverance’ın delici aletleri, Mars yüzeyinin yalnızca birkaç santim altına inebiliyor.

Hakemli bilimsel dergi Astrobiology’de yayımlanan araştırmanın yazarları, “Mars, birkaç metre derinliğe nüfuz edebilen kozmik ışınlara maruz kalabiliyor. Bu da o katmanların bozulacağı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı:

“Deneysel bulgularımız, Mars yüzeyinin en üstündeki eski amino asitlerin ve diğer potansiyel organik biyolojik izlerin araştırılmasında ciddi zorluklar olduğunu gösteriyor.”

Advertisement

Dünya, yeterli yoğunluğa sahip atmosferi ve manyetik alanı sayesinde yüzeyini Güneş’ten ve diğer kozmik nesnelerden gelen radyoaktif parçacıklardan ve ışınlardan koruyabiliyor. Ancak bilim insanları, Mars’ın atmosferini ve manyetik alanını henüz yeni oluştuğu dönemlerde kaybettiğini biliyor. Bu da uzay havası olaylarının zararlı etkilerine karşı gezegen yüzeyini savunmasız bırakıyor.

Pavlov ve meslektaşlarının yeni araştırmasında Mars’ta yaygın olan iki bileşiğin (silikatlar ve perkloratlar) yaşam için gerekli amino asitlerin bozulmasını düşünüldüğünden daha çok şiddetlendirdiği ve hızlandırdığı ortaya kondu.

Bu yaşam formlarının hayatta kalmasını imkansız kıldığı gibi, yok olmuş canlıların fosillerinin korunması önünde de büyük bir engel teşkil ediyor.

Mars’ta ‘izleyen göz’ bulundu

Pavlov, konuyla ilgili açıklamasında, “Mevcut Mars araçları yaklaşık 5 santimetre kadar kazıyor. Bu derinliklerde amino asitleri tamamen yok etmek sadece 20 milyon yıl alır” ifadelerini kullandı:

“Perkloratların ve suyun eklenmesi, amino asit yıkım oranını daha da artırır.”

Araştırmacılara göre 20 milyon yıl yaşam arayışı için nispeten kısa bir süre çünkü uzay araçları, Mars’ın Dünya’ya daha çok benzediği milyarlarca yıl önce var olan eski yaşam formlarının kanıtlarını arıyor. Ancak bu araştırma Mars’ta olası yaşamın kanıtlarına asla ulaşılamayacağı anlamına da gelmiyor.

Advertisement

Perseverance ve diğer uzay araçlarının göktaşı çarpmalarıyla oluşan nispeten derin kraterlerde bu fosillere ulaşması yine de mümkün olabilir.

Kaynak: Independent Türkçe

Rumico

Devamını Oku

Dünya

Japonya’da aşırı sıcaklar can aldı

Japonya’da başkenti Tokyo’da sıcaklık rekoru kırdı. Japonya Meteoroloji Ajansı’ndan (JMA) yapılan açıklamada, bugün 1875 yılında söz konusu alanda verilerin toplanmaya başlamasından bu yana Haziran ayında görülen en yüksek değer olan 36.4 derecelik sıcaklığın ölçüldüğü bildirildi. Japonya’nın Saitama eyaletinde 39.9, Gunma eyaletinde 39.7 ve Shizuoka’da 39.4’ü bulan sıcaklar, en az 12 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Tokushima eyaletindeki Naruto şehrinde yaşayan 80’li yaşlarında 1 adamın dün evinde ölü bulunduğu açıklanırken, yapılan detaylı incelemede şahsın sıcak çarpması sonucu yaşamını yitirdiğinin tespit edildiği bildirildi. Evde klima ya da vantilatör bulunmadığı öğrenildi.

Tokyo Adli Tıp Kurumu ise, başkentte Haziran ayında en az 11 kişinin sıcak çarpmasından öldüğünü duyurdu. JMA, aşırı sıcaklar nedeniyle mecbur olmadıkça dışarıya çıkmama çağrısında bulunurken, uzmanlar ise bol sıvı tüketilmesi, klima kullanılması ve yakın temas bulunmayan açık alanlarda maske takılmaması konusunda uyardı.

Tokyo’nun kuzeybatısındaki Isesaki şehri dün Japonya’da Haziran ayında kaydedilen en yüksek değer olan 40.2 derece ile sıcaklık rekoru kırmış, pazartesi ve salı günleri elektrik tasarrufu çağrısı yapan hükümet, gereksiz enerji kullanımından kaçınma uyarısını dün de yinelemişti. Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), aşırı sıcakların önümüzdeki günlerde de etkisini sürdüreceğini açıklarken, uzmanlar sıcak çarpması riskine dikkat çekmişti.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Trendler