Connect with us

Politika

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var

Kılıçdaroğlu, İki 15 Temmuz var

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekillerinden ODTÜ’lü öğrencilerin tutuklanmasına neden olan karikatürü sosyal medya hesaplarından yayımlama çağrısı yaptı. ’15 Temmuz halkın destanıdır’ ifadeleri nedeniyle eleştirildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu. “İki 15 Temmuz var: Bir halkın 15 Temmuz’u, iki sarayın 15 Temmuz’u” dedi.

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var



Partisinin Meclis grup toplantısında Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili mesajına yönelik eleştirilere yanıt verdi. “Daha düne kadar ‘kontrollü darbe diyordu’ dediler. İki 15 Temmuz var: Bir halkın 15 Temmuz’u, iki sarayın 15 Temmuz’u. Halkın 15 Temmuz’u ile sarayın 15 Temmuz’u arasında büyük farklar var. Her yerde bunları anlatacağız” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var:

Yargıyı eleştiren Kılıçdaroğlu “Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan hakimi Yargıtay’a atadılar. Yargıtay için yüz karasıdır. Yarın birisi ben Yargıtay kararını uygulamıyorum derse ne olacak. Hukuksuzluğu hukuk kültürü diye yutturmaya çalışıyorlar. Adaletin olmadığı bir ülkedir Türkiye. Adalet yok” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret iddiasıyla ODTÜ’lü gençlerin tutuklanmasına gerekçe yapılan karikatürü sosyal medya hesabından yayınlayacağını açıkladı. Ayrıca Kılıçdaroğlu tüm milletvekillerine de çağrıda bulundu: “Bütün arkadaşlarım bu karikatürü yayınlasın. Koyacağım Twitter hesabıma bakalım ne yapacaksın?”

BERBEROĞLU’NUN İÇERİDE KALDIĞI HER DAKİKA BİR HUKUKSUZLUK ÖRNEĞİDİR

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

— Hakimin hukukun üstünlüğüne göre karar vermesi lazım. Sayın Enis Berberoğlu’nun içeride kaldığı her dakika bir hukuksuzluk örneğidir. Yargıya sesleniyorum, beklemeden gereğini yapın. Eren Erdem eski milletvekilimiz… Milletvekiliyken hakkında soruşturma açılmıştı. 29 Haziran’da gözaltına alındı ve tutuklandı. Davası hangi gerekçe ile öne alındı.— Dokunulmazlığı kalktıktan sonra 39 kez yurtdışıan gidip geldi. Kaçsa o zaman kaçardı. Kaçabilir gerekçesiyle tutukluyorlar. Eren Erdem’in yazdığı kitapların tamamı FETÖ terör örgütünün Türkiye için ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaktır. Bu Türkiye’de yargının hangi noktaya geldiğini gösteriyor.

Advertisement

— Sanıyorlar ki baskı kurdukça Kılıçdaroğlu geri adım atacak. Sizin feriştahınız gelse geri adım atmayacağım. Her ortamda ve her yerde hakkı hukuku ve adaleti savunacağım. Dava benim şahsi davam değil, tüyü bitmemiş yetimin davasıdır. Adalet istiyoruz. Cübbeni çıkaracaksın geleceksin buraya sana nasıl ders verilir ben sana göstereceğim.



HUKUKSUZLUĞU, HUKUK KÜLTÜRÜ DİYE YUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR

— ‘AYM kimdir? diyen hakimi Yargıtay’a atadılar. Yargıtay için yüz karasıdır. Yarın birisi çıkıp Yargıtay kararını uygulamıyorum derse ne olacak? Hukuksuzluğu hukuk kültürü diye bize yutturmaya çalışıyorlar.— Tren kazası için bir heyet gönderdik. Bir rapor hazırladılar, yarın bu raporu kazanın olduğu yerde paylaşacağız. Ulaştırma Bakanı bir açıklama yaptı aşırı yağış nedeniyle olduğunu söyledi. Menfez ile ray arasındaki açıklık aşırı yağış nedeniyle değil toprağın yeteri kadar baskılanmamasından kaynaklanıyor. Önümüzdeki süreçte konuyu TBMM’ye getireceğiz.

DEMOKRASİDE NE KADAR GERİYE GİTTİĞİMİZE BAKIN

— ODTÜ’lüler 13 yıl önce yayınlanan bir karikatürü taşıyor. Karikatürist yargılanmış beraat etmiş. 13 yıl sonra geldiğimiz noktaya bakın. Demokraside ne kadar geriye gittiğimize bakın. Ben bugün bütün arkadaşlarımdan istirham ediyorum. Twitter hesabımdan bugün bu karikatür yayınlanacak. Bütün milletvekili arkadaşlarım bu karikatürü yayınlasın. Koyacağım Twitter hesabıma bakalım ne yapacaksın?— Turgut Özal döneminde Başbakanlık döneminde Gırgır dergisinde kendisini eleştiren karikatürleri duvarlara asmıştı. Gelen konuklar karikatürleri görünce ‘Bu ülkede fikir özgürlükleri var’ diyor. Sen eleştiriye tahammül edeceksin. Twitter hesabına koydum, buyur ne yapacaksın?

İKİ 15 TEMMUZ VAR, BİRİ HALKIN, BİRİ SARAYIN

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var

Advertisement

— 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yılını andık. Bir mesaj yayımladık. ’15 Temmuz halkın destanıdır’ dedik. Bazı çevreler eleştirdi, daha düne kadar kontrollü darbe diyordu dediler. Bilal’e anlatır gibi anlatayım. İki 15 Temmuz var; bir halkın 15 Temmuz’u iki sarayın 15 Temmuz’u. Halk, parlamento direnme hakkını kullandı. Başta CHP’li milletvekilleri olmak üzere bomba altında sabaha kadar görevlerini yaptılar. Gazi Meclis’in şanına uygun olarak mücadele ettiler bu halkın 15 Temmuzudur. Bu direnme hakkını kullanan halkın 15 Temmuzudur. Sarayın 15 Temmuzu halkın direnerek elde ettiğini kendi çıkarları için kullanmıştır. Bir sivil darbe yapmıştır. İki konuyu çok iyi halka anlatmamız lazım. Hiç kimse unutmasın, halkın 15 Temmuzu sarayın 15 Temmuzu…

Kılıçdaroğlu: İki 15 Temmuz var

— Niye kontrollü darbe dedik? Darbenin olunacağı biliniyordu. Erdoğan dahil aksini söyleyen yok. İki darbe önlenmedi. Önlenebilirdi. Sonuçlarından yararlanıldı. Adil Öksüz adının televizyonlarda ve pek çok yerde dile getirdim. Kim bu Adil Öksüz? 15 Temmuz akşamı Adil Öksüz gözaltına alınmış. FETÖ’nün imamı olduğu 2008’den beri biliniyor. Defalarca ABD’ye gidip geliyor. Bir üniversite hocası. Eğer MİT, ‘Adil Öksüz’ü bilmiyordum, o gece öğrendim’ diyorsa o teşkilatı hemen kapatmak lazım. Ama onlar Adil Öksüz’ün kim olduğunu benden daha iyi biliyorlar. Herkes ters kelepçeli, Adil Öksüz neredeyse baştacı ediliyor. Başbakanlık Müşaviri Ali İhsan Sarıkoca, Adil Öksüz’le görüşüyor. Bunlar karanlık noktalar. İki cep telefonu ve GPS cihazı verilir, Adil Öksüz serbest bırakılır. O GPS cihazın kiminse Adil Öksüz bulunur.



DARBECİ DİYORSAN, BİR NUMARALI DARBECİ SENSİN

— Bütün bu gerçeklerin ortaya çıkmasını istedik. TBMM’de araştırma komisyonu kurulsun dedik. 250 kişinin kanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır. Ben o şehitlerin ve gazilerin hakkını savunuyorum. Parlamentoda komisyon kuruldu. Darbe komisyonuna gelmesi gereken 2 önemli kişi var. MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı gelip bilgi verecek. Erdoğan ‘Sakın gitmeyin’ diye talimat veriyor. O kontrollü darbenin ayrıntılarını ortaya çıkarmak için mücadele ettik, engelleyen de Erdoğan’dır. Neden Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın bilgi vermesini engelledin? Sonra savcıyı görevden aldılar… Darbeci diyorsan bir numaralı darbeci sensin.— Darbeden 3 ay önce Abdullah kod isimli birisi darbe yapacakların tamamının isimlerini savcıya veriyor. Aslında bekliyorlar darbe yapılsın diye. Son derece bilinçli bir hareket. Darbe günü O.K. isimli birisi, MİT’e gidiyor, darbe yapılacağını söylüyor. Akşam darbe yapılacak niye önlem almadılar? Savcı soruyor O.K.’ya; ‘Sen MİT’te darbe yapılacak ifadesini kullandın mı’ diyor, ‘Evet’ diyor. Darbenin gizli isimleri takip ediliyor. Nerede toplandıklarını biliyorsun. Niye o tutanaklar açıklanmıyor?

Advertisement

ERDOĞAN DA DARBE OLACAĞINI BİLİYOR, MARMARİS’TE SAKLANIYOR

— Halkın 15 Temmuz’u ile sarayın 15 Temmuz’u arasında büyük farklar var. Her yerde bunları anlatacağız. İsim, yer, zaman vererek bütün bunların anlatılması lazım. Erdoğan da darbe olacağını biliyor, Marmaris’te saklanıyor. AK Parti’nin Ar-Ge’si var. Ders veriyorlar. Siyasetleriyle birebir örtüşüyor. 10 bin kamu görevlisi, 5 bin üniversite hocası kapının önüne konuldu. ‘İşkence yapacağız’ diye götürüp dilekçe verdiler. Gazeteciler, yazarlar, çizerler hapse atıldı, bazıları hala hapiste. FETÖ ile mücadele iktidara muhalif olan kim varsa onlarla mücadele oldu. AYM eski kararlarının bile arkasında duramadı.— FETÖ’nün baklavacısını, emeklisini buldular. FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı sarayda oturuyor. Darbe süreci devam ediyor. Şimdi parlamentoya bir yasa getiriyorlar. Ama dünyada galip gelen zalim yoktur. Her darbe kendi hukukunu yaratır.

Politika

Çiftçi üretmezse millet aç kalacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, tarım topraklarının ranta açıldığını belirterek, “AKP’nin iktidarı döneminde Cumhuriyet tarihinde rekor kırdılar, ilk kez ekim alanları 20 milyon hektarın altına düştü” dedi. Türkiye’nin AKP eliyle ithalat cennetine döndüğünü ifade eden Barut, tarımsal dış ticarette 35 milyar dolarlık açık bulunduğunu belirtti.

GENEL KURULDA KONUŞTU

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şubesi’nin genel kuruluna katılan Ayhan Barut, burada yaptığı konuşmada, “Hepinizin bildiği üzere toplumun tarımla ilgili ihtiyaçları her dönemde var olacağı için tarım, sürekli bir etkinlik olarak varlığını sürdürecektir. Bu yönüyle, tarım bilimiyle tarım teknolojisini toplum yararına çiftçiyle buluşturan biz ziraat mühendisleri de yolculuğumuzu sürdüreceğiz!” diye konuştu.

TARIMDAKİ ACI TABLOYU PAYLAŞTI

Tarımsal üretim ve güvenli gıda olmazsa sağlıklı bir yaşamın mümkün olmayacağını dile getiren Ayhan Barut, “Bu gerçeğe rağmen ne yazık ki tarımda sorunlar, ziraat mühendisinden çiftçisine, tarım sektöründe faaliyet gösteren esnafından sanayicisine herkes için daha da derinleşti. Ziraat Fakültelerinden mezun olan gençlerimiz kamuya atanamıyor, bilimsel, nitelikli ve kaliteli tarımsal eğitime gereken kaynak aktarılmıyor. Akademi camiamız adeta kaderine terk edilirken, tarımsal kuruluşlarımız giderek etkisizleştiriliyor. Ziraat Fakültesi’ni bitiren mühendislerimiz sınav zorunluluğu gibi akıl almaz bir dayatmayla karşılaşıyor. Tarım topraklarımız ranta açılırken, ne yazık ki üretimden kopartılıp kaybediliyor” şeklinde konuştu.

Advertisement

Tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışlara dikkat çeken Barut, şöyle devam etti:
“Tarımsal üretimde çiftçinin en büyük girdi maliyetlerinin arasında yer alan mazot fiyatı AKP iktidara geldiğinde 1.48 liraydı.  Geçen sene 6.5-7 lira olan mazotun fiyatı 14 lirayı da aştı. Türkiye’de yıllık ortalama 5.5-6 milyon ton arasında tarımsal gübre tüketiliyor. Gübrede yüzde 95’i aşan oranda dışa bağımlıyız. Çiftçinin en büyük üretim maliyetlerinden birisini gübre oluşturuyor. Gübre fabrikaları kapatıldığı, ithalata bağımlılık arttığı, Tarım Kredi Kooperatifleri yeterli destek vermediği için gübrede çiftçi mağdur edildi. 2021 yılının Haziran ayında bu 1 ton ÜRE gübresinin fiyatı 3800 lira bandına yükselmişti. Bugün itibariyle 1 ton ÜRE gübresinin fiyatı 12 bin lirayı aştı. Türkiye’de geçen yıl torbası 100-120 lira arasında satılan yem, bugün itibariyle ortalama 240-260 liradan üreticiye satılıyor. Süt üreticisinin ürettiği bir litre süt ile 1.5 kilogram yem, besicilik yapan yetiştiricilerin de ürettiği bir kilogram karkas et karşılığında 25 kilo yem alabilmesi evrensel kuraldır. Ancak et/yem ve süt/yem paritesi, ne yazık ki üretici aleyhine bozulmuştur. Süt üreticisi 1 litre süt karşılığında ancak 800 gram yem alabiliyor. Besicilerimiz de aynı kaderi yaşıyor. Besicimiz bir kilo karkas et sattığında ancak 13 kilo yem alabilmektedir. Süt ve et üreticisi büyük zarar ettiği için hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor.”

“DIŞ TİCARET AÇIĞI 35 MİLYAR DOLAR”

Türkiye’de bu yıl çiftçiye verilecek tarımsal destek tutarının 25.8 milyar lira olduğunu anımsatan Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21. Maddesine göre çiftçiye verilecek destekler, milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz. AKP iktidarı bu kanun maddesine rağmen çiftçiye 75 milyar liranın üstünde destek vermesi gerekirken bunun 3’te birini reva görüyor. Yine Tarım Kanunu’nun  aynı maddesine göre bugüne dek çiftçiye verilmeyen destek miktarı 214 milyar lirayı aştı. Yani çiftçinin devletten 214 milyar lira alacağı var. İthalat sevdalısı AKP yönetimi samandan buğdaya, pamuktan mısıra tüm ürünlerde ülkemizi ithalat cennetine çevirdi. Tarımsal dış ticarette açığımız 35 milyar doları aştı. Bu gerçeklere rağmen çiftçinin ürünü para etmedi. Çiftçi sürekli zarar ettiği için tarımsal üretimden uzaklaştı. 2002-2022 arasında 1 milyondan fazla çiftçi tarımdan koptu. Ülkemizin ekim alanları Cumhuriyet tarihinde ilk kez 20 milyon hektarın altına düştü.”

“SORUNLARI AŞACAĞIZ”

Türkiye’deki Ziraat Fakültelerinden her yıl yaklaşık 5 bin ziraat mühendisinin mezun olduğuna işaret eden Barut, şunları kaydetti:
“Mezun ziraat mühendisi sayısı 140 bini aştı. Tarım, gıda, orman ve su politikalarına yön veren Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevlerini kadrolu personel yerine esnek koşullarda çalıştırılan sözleşmeli personelle yürütmeye çalışması kabul edilemez. Tarımda ziraat mühendisleri başta olmak üzere atama bekleyen gıda mühendisleri, su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendislerinin, veteriner hekim, tekniker ve teknisyenlerin sorunlarına çözüm üretilmelidir. Bu güzel memleketimizin her karış toprağını, suyunu, ağacını, böceğini, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini, kısaca tüm varlığını talan ediyorlar. Rant uğruna vahşice doğamıza, dağlarımıza, derelerimize, ormanlarımıza kast edenlerin gözlerini taptıkları para bürümüş. Toprağımızdan suyumuza, ormanlarımızdan gıdamıza her şeye göz dikmiş durumdalar. AKP iktidarı elinde yurdumuz adeta yağmalanıyor. Buna karşı gerekli önlemi almayıp çözüm üretmeyenler, gözümüzü yummamızı, tepki göstermememizi istiyor. Rant sevdalılarının aksine bizler, sizinle ve halkımızla birlikte topraklarımızı sağlığımızı, çevremizi, kentimizi, ormanlarımızı, balığından böceğine tüm canlıların yaşam hakkını, kısaca geleceğimizi savunmayı sürdüreceğiz. ‘Ulusal kalkınmanın temeli ziraattir’ diyen Ulu Önderimiz Atatürk rehberimiz olmaya devam edecek, O’nun ilkelerine sarılarak her şeyi başaracağız! Kent ve kır yoksullarının özgürlüğü ve refahı için mücadele ederken katledilen Akın Özdemir başkanımızın mücadele mirası bize hep yol gösterecek. Yolumuzu aydınlatan ışığıyla bu karanlığı aşacağız!”

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Politika

Gürer: “Pancar çiftçisi isyanda”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesi ile Konya’nın Ereğli sınırları arasında yer alan Bor Şeker Fabrikası ekim  sahası içinde bulunan Yukarı Gedelli köyünde, şeker pancarı üreticilerini ziyaret edip, üreticilerin sorun ve taleplerini dinledi. 

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’i dert yanan şeker pancarı üreticileri, ekonomik sıkıntıların yanında, artan girdi maliyetleri ile önemli ölçüde mağduriyet yaşadıklarını anlattı. 

DEKARDA 500 LİRA KAR İÇİN RİSKE GİRİLMEZ 

Dekarda 8 ton şeker pancarı üretimi yapıldığını belirten pancar üreticisi Azmi Soylu , 16 polar şeker pancarı üretimi yapıldığında, bugünkü fiyatlarla dekardan elde edilen kazancın 6 bin lira, maliyetin ise 5 bin 500 lira olduğunu belirtti. 5 bin 500 lira olarak belirlenen maliyet hesabında üreticinin yıl boyu harcadığı emek ve işçiliğin olmadığını ifade eden pancar üreticisi “Yani dekarda 500 lira kazanmak için riskin altına giriyoruz. Yarın elektrik, gübre gibi girdilere  gelen zamlara yeni zam geldiğinde bu 500 liralık kazanç da elden gidecek” diye konuştu.

ÇOCUKLAIMIZ NİŞASTA BAZLI ŞEKER YEMESİN DİYE EKİYORUZ 

Advertisement

Bu şartlar altında pancar üretimi yapmak karlı bir iş olmadığını anlatan üretici Azmi Soylu , “Biz pancar ekme taraftarı değiliz. Biz şu anda kar elde etmek için ekmiyoruz. Çocuklarımız ve gelecek nesiller gerçek şeker yesin diye pancar ekiyoruz, Çocuklarımızın nişasta bazlı şeker yemesini istemiyoruz. Devlet yetkilileri bunu bilsin” ifadelerini kullandı. 

DEVLET, ÇİFTÇİYE ADETA “ÜRETMEYİN” DİYOR…

CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer’in yaşadıkları sorunları anlatan bir başka üretici ise tarımda uygulanan yanlış politikalar ve plansızlığına dikkat çekerek, “Devlet adeta bize ‘üretim yapmayın’ diyor. Tarımda bir plan yok. Allah’a emanet gidiyoruz. Önümüzü göremediğimiz için seneye hangi sorunlarla karşılaşıp nasıl bir mağduriyet yaşayacağımızı da bilmiyoruz” diye konuştu.

PANCAR KÜSPEDEN DEĞERSİZ OLUR MU ?

Maliyet artışları karşısında uygulanan taban fiyatlarının yetersizliğine değinen bir başta üretici ise “Önceleri fabrikaya ürün götürdüğümken sonra köyümüze dönerken şeker, çerez gibi çoluk çocuğu sevindirecek ürünler alırdık. Şimdi bankadan bile çıkamıyoruz. Tok gidip aç dönüyoruz” şeklinde konuştu. 

Advertisement

Pancar üreticilerinin sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise yaptığı açıklamada, mart ayında ekilip Eylül-Aralık ayları arasında hasadı yapılan şeker pancarına geçtiğimiz yıl ton başına 420 lira taban fiyat verildiğini anımsattı. Küspe ton fiyatının dahi şeker pancarını fiyatını geçtiğine dikkat çekti.

ÜRETİCİYE KOTA CEZASI 

Şekerpancarının sözleşmeli tarım yapılan ürünlerden biri olduğuna işaret eden Gürer, pancar üreticisinin ne kadar pancar vereceğini sözleşme yaparak fabrikaya taahhüt ettiğini belirtti. Özelleştirmelerden önce fabrikaların yüzde 10 kotayı kabul ettiğini ancak özelleşen fabrikaların yüzde 5 kota uyguladığını anlatıp  , çiftçinin yüzde 5 olan kotayı tutturamadığı zaman  ciddi ceza faturaları ile mağdur olduğunu vurguladı. 

ŞEKER FABRİKALARI KÜSPEYİ, PANCARDAN DAHA PAHALIYA SATIYOR 

Fabrikalarda şeker pancarından şekerin haricinde melas, alkol ve küspe de üretildiğine dikkat çeken  Ömer Fethi Gürer, daha önce çiftçiye ücretsiz verilen küspenin, fabrikalar özeleştikten sonra çiftçiye tonu 500-600 liradan satılmasını eleştirdi.  Gürer, “çiftçiden tonunu 420 liraya aldığı pancarı işleyen fabrika, pancardan elde ettiği küspeyi bile pancar fiyatından fazla fiyata satıyor. Küspe şeker pancarından bile pahalı olursa üreticilik, hayvancılık, tarım nasıl sürdürülebilir hale gelecek? Küspe büyükbaş ve küçükbaş hayvana verilir. İçinde şeker kalıntısı olduğu için  hayvan daha çok su içer ve daha çok süt verir. Çiftçi, tır ile küspe alırken nakliyesini hesaplardı. Şimdi küspeyi hesaplayıp daha az küspe alabiliyor” dedi.

Advertisement

MALİYET, TABAN FİYATIN İKİ KATINA ÇIKTI 

Çiftçinin önümüzdeki dönemde pancar ekip ekmeme konusunda kararsız olduğuna işaret eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “çiftçi ‘artık pancar ekmeyeceğiz’ diyor. Onun için kooperatif fabrikaları şimdiden avans fiyatı belirlemeye başladı. Kayseri’de tonuna 720 lira, Erzincan bölgesinde ise 800 lira avans fiyatı belirlenmiş.” ifadelerini kullandı. 

ÇİFTÇİ MUTLU DEĞİL

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, “Çiftçiler mutlu” şeklindeki sözlerini de eleştiren Gürer, “Çitçi de, süt inekçiliği yapan da hayvancılık yapan da sorunlu ve mutsuz. Bazı köylerde ahırlar boşaldı. Biz bu olumsuz tabloyu yerinde görüyoruz. Gider-gelir dengesindeki olumsuzluk, çiftçiyi tarımdan soğutuyor. Yalnız Bor Kızılca Köyünde 200’ü bulan pancar çiftçisi sayısı 10’un altında düşmüş durumda, pancarda tehlike çanları çalıyor ” diye konuştu.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Politika

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde Organik Eğitim Başlıyor

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, tarımsal eğitim faaliyetleri kapsamında “Organik Tarım” eğitimi düzenliyor. Düzenlenecek Organik Tarım Eğitimi’nin takvimi 31 Ocak 2022 – 6 Şubat 2022 olarak belirlendi.

Bilinçli, sürdürülebilir ve doğru tarım için çiftçiye ve tüketicilere destek noktasında birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, 2022 yılında başlayacak yeni sezon öncesi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı bahçe kullanıcılarını belirlemek üzere tarım alanında yaptığı yatırımlara tarımsal eğitim boyutunda da destek vererek ‘Organik Tarım Eğitimi’ni gerçekleştiriyor.

EĞİTİMDE ÖNEMLİ KONULAR YER ALACAK

Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda verilecek eğitimde, Organik Tarım Mevzuatı, Doğal Üretim Bahçesi Kullanımı Hakkında Bilgilendirme, Toprak, Toprak Verimi, Bitki Besleme, Gübreleme, Organik Gübre Yapımı, Organik Atık Dönüşümü, Organik Sebze Yetiştiriciliği, Organik Sebze Yetiştiriciliğinde Ekim Nöbeti, Organik Sebze Yetiştiriciliğinde Tohum Üretimi gibi önemli konular yer alacak.

ÖĞRETİM ÜYELERİ DERS VERECEK, SINAV YAPACAK

Advertisement

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Doğal Üretim Bahçesi Sorumlusu Abdurrahman Özcan, Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Fevziye Şuheyda Hepşen Türkay, Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Sebzecilik Bölümü’nden Dr. Gülay Beşirli ve Kapadokya Organik Üreticiler Birliği Dernek Başkanı Dr. Yeşim Bekyürek eğitmenliğinde verilecek her eğitim sonunda düzenlenecek sınav sonucuna göre başarılı kursiyerlere ‘Organik Tarım Eğitimi Katılım Belgesi’ takdim edilecek.

70 KİŞİLİK KONTENJAN OLAN MÜRACAATLAR 10 OCAK’TA BAŞLIYOR

Kovid-19 Pandemisi nedeni ile 70 kişilik kontenjanı bulunan eğitim, günlük HES Kodu kontrolü ile gerekli Kovid-19 tedbirleri altında yapılacak eğitime müracaatlar 10 – 21 Ocak 2022 tarihleri arasında ve mesai saatleri içerisinde Doğal Üretim Bahçesi’ne şahsen yapılacak. Müracaatlarının 70’ten fazla olması durumunda İdare tarafından elektronik ortamda kura çekimi gerçekleştirilecek.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de ilk ve tek olan projelerinden Doğal Ürünler Bahçesi ve bahçe içerisinde yer alan Organik Pazar, organik tarımın halk arasında yaygınlaşmasını ve tüketicilerin doğrudan üreticilerden doğal ürünlere ulaşabilmelerinin yanında sağlıklı beslenmelerini de sağlamak amacı ile 5 yıldır faaliyet gösteriyor.

 

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler