Connect with us

Hayvansal Üretim

Koyun Bakım ve Besleme

koyun bakım ve besleme

Koyun Bakım ve Besleme

Koyun bakım ve besleme geleneksel olarak yünü, derisi, sütü ve etinden yararlanılmak amacıyla yapılmaktadır.

Koyun bakım ve besleme koyunların sağlığı, büyümesi ve üremesi ve diğer verim özellikleri üzerinde doğrudan etkilidir. Yem giderleri hayvansal üretim girdilerinin 2/3 ünden fazlasını teşkil eder. Bu nedenle Koyun bakım ve besleme konusuna en üst seviyede önem verilmelidir. Koyunların besin maddesi ihtiyaçları; yaş,vücut ağırlığı ve içinde bulunduğu fizyolojik durumlara (gebelik, laktasyon vb.) göre değişir.



Koyunların temel olarak ihtiyaç duydukları besin maddeleri;

1. Su,

2. Enerji,

3. Protein,

4. Vitaminler,

5. Mineraller`dir.

Kışın meraların karla kaplı olmadığı zamanlarda koyunlar meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzulara hızlı büyümelerini sağlamak için yüksek enerji ve proteinli yemler verilmelidir. Büyüme dönemindeki kuzular için en ideal beslenme kaynağı, yoncagil ve baklagillerin karışık yetiştiği meralardır.

Meralama döneminde koyunlar ihtiyaç duydukları besin maddelerini meralardan karşılarlar. Bir kısım mineraller ve tuz ise tüm yıl boyunca ilave olarak verilir. Meralar zayıfladığı zaman ise saman vb. kaba yemlere ilave olarak tahıl vb konsantreler, hayvanların içinde bulunduğu fizyolojik durumun gerektirdiği miktarlarda verilir. Kış süresince alanlar karla kaplı olmadığı zamanlarda bile çıplak görünen meralara çıkarılan koyunlar yiyecek bulur ve gereksinimlerini karşılar. Kışın doğan kuzularda hızlı bir büyüme elde edilmesi isteniyorsa, yüksek enerji ve proteinli kesif yemlere başvurulabilir. Yoncagil ve buğdaygil türevi otların karışık olarak yetiştiği meralar koyunlar için ideal besin maddesi kaynağıdır. Temiz ve taze su, hayvanlara sürekli olarak sağlanmalıdır.

Temel Besin Maddeleri

Koyunların en temel besin maddeleri içerisinde su, enerji, protein, mineraller, vitaminler, büyüme düzenleyiciler ve yem katkı maddeleri yer alır.

Su

Bütün hayvanlar için en önemli besin maddesi sudur. Su, besin maddeleri arasında verim ve yaşamı devamını en çabuk ve doğrudan etkileyen maddedir. Bu yüzden yeterli miktarda temiz suyun temini büyük önem taşır.
Koyunların içinde bulunduğu fizyolojik durum (gebelik, süt verimi), tüketilen yemlerin çeşidi, yemlerin içerdiği su oranı ve çevre sıcaklığı günlük su tüketim miktarını etkiler. Yazın sıcakta konsantre yem tüketen koyunların su gereksinimi baharda taze mera tüketenlerden doğal olarak fazladır.

Fizyolojik durumlarına ve iklime bağlı olarak koyunlar günde 3 litreye kadar su tüketebilirler. Yetişkin koyunlar kış mevsiminde kar yiyerek su ihtiyaçlarını giderirler. Ancak genç koyunlar bu konuda pek başarılı değildirler. Yine de eğer laktasyon ve gebelik kış dönemine rastlıyorsa koyunlara temiz ve taze su temin edilmelidir. Donmuş veya çamurlu sular, sulama için hayvanların uzun mesafeler yürütülmesi gibi durumlarda hayvanlar yeterli miktarda suyu alamazlarsa yem tüketimleri de azalır, verimleri düşer, sindirim ve üreme problemleri devreye girer. Özellikle kuzu ve genç koyunlara yeterli miktarda su temin edilemiyorsa hayvanlar daha sonra telafi edilemeyecek şekilde cüce (Kavruk, kaşektik) kalır, hatta ölebilir.

Koyunlar her zaman temiz ve taze suya ulaşacak şekilde su kaynakları bulundurulmalıdır. Su kaynakları her gün temizlenmeli, kışın donuyorsa, hayvanlara sıcak su temin edilmelidir.

Enerji

Koyunların gerek büyümesi gerekse üreme ve verim performanslarında en pahalı ve miktarı en yüksek besin maddesi olarak karşımıza enerji çıkar. Koyunların enerji gereksinimleri, cüsse, fizyolojik dönem, günlük egzersiz (yürünen yol vb.), yapağı uzunluğu, çevre koşulları (soğuk, sıcak, rüzgar, yağmur vb.) tükettikleri yemin miktarı, enerji içeriği ve sindirilebilirliği gibi faktörlere bağlı olarak değişir. İri cüsseli koyunlar diğerlerine oranla daha az enerjiye ihtiyaç duyarlar. Yakın meralarda otlatılan veya içeride bakılan koyunların enerji gereksinimleri de azdır. Kışın ise özelikle kısa yapağılı koyunların enerji ihtiyaçları yüksek olur.

Enerji, şekerler, kolay çözünen karbonhidratlar (nişasta), güç çözünen karbonhidratlar(selüloz), proteinler ve yağların metabolizması sonucu elde edilir. Kaynak olarak ot ve samanlar, tahıllar, tarımsal artık ve gıda endüstrisi yan ürünleri kullanılır. Tahıllar enerji yönünden zengindir. Bunu yağlı tohum küspeleri ve melas, daha sonra da kalitesine göre mera bitkileri ve samanlar izler.

Enerji yetmezliği koyunlara yeterli yem verilememesi ya da yemin enerji içeriğinin düşük olması durumlarında karşımıza çıkar. Bu durumda eğer varsa vücut yağ depoları devreye sokularak kullanılır, yoksa proteinler harcanır, eksiklik devam ederse hayvanlar ölür.

Tüketilen enerji kaynağının hacminin fazla olması hayvanın tüketimini kısıtlayacağından örneğin dilediği kadar koçanıyla öğütülmüş mısır yiyen koyunlarda bile enerji açlığı ortaya çıkabilir. Diğer taraftan mısır veya buğday tahıllarını aynı miktarda tüketen koyunların hızla büyüdükleri görülür.
Bu yüzden yem maddelerinin besin maddesi içeriklerinin ayrı ayrı bilinerek, kombinasyonlarının hesap edilerek hayvanlara verilmesinde yarar vardır.

Protein

Hayvansal dokuların yapı taşı proteindir. Vücut dokuların büyümesi ve yenilenmesi proteinler sayesinde olur. Koyunlar geviş getiren hayvanlar oldukları için tükettikleri proteinin kaynağından ziyade miktarı önem taşır. Eko-sistem, geviş getiren hayvanlara her türlü orijinden azotlu bileşiği rumen fermantasyonu sayesinde proteine dönüştürme yeteneği vermiştir. Koyunların yaşı ilerledikçe protein ihtiyaçları azalır. Bu ihtiyaç yaşamın belli dönemlerinde artar. Protein kaynakları; baklagil tohumları, yağlı tohum küspeleri, et unu, balık unu vb. orijinal kaynakların yanı sıra üredir. Protein temel olarak pahalı bir besin maddesi olmasına karşın orta kalitedeki meralar ve kuru otlar koyunların protein ihtiyacını karşılar. Ancak aşım, gebeliğin son altı haftası ve laktasyon dönemlerinde koyunlar protein takviyesine ihtiyaç duyarlar. Meraların yetersizliğinde de aynı durumla karşılaşılır.

Mineraller

Mineraller, yemlerde 100 ppm’den fazla gerekliyse Makro-Mineraller (Ca, Na, Cl, Mg, P, K, S), 1000 ppm’den az gerekiyorsa Mikro-Mineraller (Co, Cu, Fe, I, Mo, Se, Zn) adını alırlar. Bazı mineraller iskelet yapısında yer alırken bazıları bio-kimyasal reaksiyonlarda ve vücut sıvılarının dengede tutulmasında yer alırlar.

Tuz ve mineral maddeler hayvanların serbestçe ulaşabileceği şekilde tüm yıl boyunca sağlanmalıdır. Aksi halde, üremede aksaklıklar, zayıf ve yaşama gücü düşük kuzu doğumları, süt veriminde düşüş, bağışıklık sisteminin bozulması ve sayısız metabolik aksaklıklar ortaya çıkar. Genel olarak koyunculuk yapılan bölgelerde herhangi spesifik bir maddenin yoksunluğu görülmüyorsa ticari olarak yalama taşı şeklinde hazırlanmış bileşimler hayvanlara verilmelidir. Bu preparatlar bir kısım doğal mineral tuzların yanı sıra, selenyum, kobalt gibi çeşitli iz mineralleri de içermesi tavsiye edilir. Ülkemizin bütün bölgelerinde meralarda selenyum eksikliği bildirilmektedir.

Deniz veya göl tuzu bir Na ve Cl kaynağıdır. Kaya tuzları ise diğer pek çok minerali de içerdiğinden daha yararlıdır.
Kalsiyum kaynağı olarak kireç taşı veya mermer tozu, fosfor kaynağı olarak di-kalsiyum fosfat, kükürt kaynağı olarak sodyum sülfat kullanılabilir.

Vitaminler

Vitaminler biyokimyasal reaksiyonlarda, enerji metabolizmasında ve vücudun temel yapı taşlarının sentezlenmesinde yer alırlar. Kaliteli meralar koyunlar için gerekli olan bütün vitaminleri veya vücutta sentezlenmelerini sağlayacak ön maddeleri bulundururlar. Çeşitli nedenlerle meralardan yararlanılamıyorsa A, D ve E vitaminlerinin ilave olarak verilmesi gerekli olur. Bu amaçla pratik olarak eksikliğinden kuşku duyulan vitaminler hayvanlara ilave olarak yemlerine katmak veya enjeksiyon şeklinde verilmelidir.

Yüksek enerjili konsantre yemler tiamin gereksinimini artırır ve hayvanlarda sinirsel semptomlarla ortaya çıkan beyin ödemleri oluşur (Encephalomalacia).

Büyüme düzenleyiciler ve yem katkı maddeleri

Bir kısım antibiyotikler ve iyonoforlar, sentetik hormonlar koyun bakım ve besleme de kullanılmaktadır. Hormonal etkiye sahip ajanlar veya rumen fonksiyonu düzenleyiciler de bu grupta anılırlar.
Bazı gizli seyreden hastalıkların önlenmesinde veya yemden yararlanmayı artırmak, büyümeyi düzenlemek amacıyla, klor-tetrasiklinler, lasalosid, büyüme hormonu veya östrojenler kullanılmasına karşılık, yan etkileri günümüzde tam olarak aydınlatılamamış ve ekonomik olmayan bileşimlerin kullanılması önerilmez.

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Anaç Koyunların Bakım ve Beslenmesi - Rumico Hayvancılık

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Hayvansal Üretim

IPARD proje hazırlama işbirliği ve eğitim protokolü imzalandı

IPARD proje hazırlama işbirliği ve eğitim protokolü imzalandı

Tarım ve Orman Bakanı  Pakdemirli ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından kullandırılan IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı için hazırlanan ” IPARD proje hazırlama İşbirliği ve Eğitim Protokolü”nü imzaladı.  



IPARD proje hazırlama işbirliği ve eğitim protokolü imzalandı

Ankara’da düzenlenen imza merasiminde konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yatırımcıların, Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Programı’nın (IPARD) uygulandığı 42 ilde TOBB bünyesindeki oda ve borsalar üzerinden IPARD proje hazırlama ücretsiz hazırlatabileceğini belirterek, ” IPARD Proje hazırlama sürecinde oda ve borsalar tarafından hiçbir ücret talep edilmeyecek.” dedi.

Bakan Pakdemirli, hibe, destek ve teşvikleri vatandaşlarla buluştururken, bir yandan da Ar-Ge ekipleri kurarak IPARD proje hazırlama geliştirdiklerini söyleyerek “Bu bağlamda adeta bir bilgi ve teknoloji bakanlığına dönüşmekte olduğumuzu da açıkça ifade edebilirim.” diye konuştu.

Pakdemirli, AB’nin kırsal kalkınma hibeleri olan IPARD’ın, AB sürecinin önemli ve etkili bir ayağını oluşturduğunu aktararak, TKDK tarafından kullandırılan IPARD Proje hibelerinin daha etkin kullanımı için TOBB ile iş birliğine gittiklerini anlattı.

Yatırımcıya önemli bir kolaylık ve alternatif sağlayacak protokolün, IPARD proje hazırlama kapsamındaki projelerin artık ücretsiz hazırlanabileceği anlamına geldiğini vurgulayan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“IPARD proje hazırlama yazmak ya da hazırlamak başlı başına bir projedir. IPARD’a başvuru yapmak isteyen yatırımcılar, mevcut durumda, IPARD proje hazırlama yapıldıktan sonra TKDK’ye sunuluyor. Projesi uygun görülüp kabul edilirse, danışmanlık kapsamında alacağı hibeyle danışmanlık giderini karşılıyor. Ancak IPARD proje hazırlama kabul edilmezse danışmanlık hizmetleri için yaptığı harcama cebinden gidiyor. Normalde başvuru sahibi şimdiye kadar proje danışmanlık hizmet ücreti olarak yatırımın niteliğine göre 5-40 bin lira ücret ödüyordu. Bu protokol sayesinde yatırımcılar, IPARD’ın uygulandığı 42 ilimizde, TOBB bünyesindeki oda ve borsalar üzerinden, projelerini ücretsiz hazırlatabilecek. Proje hazırlama sürecinde oda ve borsalar tarafından, hiçbir ücret talep edilmeyecek.”

ODA VE BORSALARA EĞİTİM VERİLECEK

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, proje kabul edildiğinde yatırımcıların, TKDK’den alacakları danışmanlık desteğini, projeyi hazırlayan oda ve borsaya ödeyeceğine dikkati çekerek, projenin, TKDK’nin değerlendirme sürecinde destek kapsamına girememesi halinde hiçbir ücret ödenmeyeceğini söyledi.



TKDK’nin IPARD proje hazırlama konusunda oda ve borsalara eğitim vereceğini bildiren Pakdemirli, “Bu protokol, IPARD’ın tüm sektörlerindeki yatırımlarını kapsayacak. Ayrıca IPARD kapsamında desteklenen bu işletmeler, üretime geçtikten sonra, ürünlerinin pazarlanması ve ihraç edilmesi için, TOBB’un desteği ve katkısını da alacak. Kaliteli, rekabetçi ve sürdürülebilir projelerle kırsalda, modern, teknoloji kullanımı yüksek, Avrupa Birliği standartlarında işletme sayımız artacak.” ifadesini kullandı.

Bakan Pakdemirli, yatırım yapan, yeni istihdam oluşturan, ülkeye katma değer sağlayan her girişimcinin hep yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirterek, “TKDK, 16 farklı alt sektörde yatırımları desteklemeye devam ediyor. Sektöre göre değişmekle birlikte yatırımlara yüzde 40 ve yüzde 70 arasında hibe sağlıyor. IPARD programı kapsamında son 7 yılda toplam 14 bin 500 projeye, 3,8 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu hibeler sayesinde kırsal alanlarımızda 10 milyar lira  tutarında yatırım yapıldı, 60 bin yeni istihdam oluştu.” dedi.

IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti olduğunu da anımsatan Bakan Bekir Pakdemirli, bu hibelerin etkisiyle birçok sektörün gelişmesine katkı sağladıklarını, makine-ekipmanların yerelden temin edildiğini, inşaat işlerinin yereldeki tedarikçilerden sağlandığını anlattı.

KADIN VE GENÇLERE POZİTİF AYRIMCILIK YAPILIYOR

Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yaptıklarına da işaret ederek, şunları kaydetti:



“Kadınlarımıza IPARD proje hazırlama ilave puan verip, sıralamada öncelik sağlıyoruz. 40 yaş altı genç yatırımcılara, hayvancılık yatırımlarında yüzde 5 ilave hibe veriyoruz. Bakanlığımızın kırsal kalkınmaya sağladığı destekler artarak devam edecek. IPARD’ın yanı sıra ulusal kaynaklarla da kırsal kalkınmayı desteklemeye devam ediyoruz. Tamamı ulusal kaynaklı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’yla, IPARD dışındaki 39 ilde kırsal kalkınma desteklerimiz devam edecek. Kırsalda yatırımların artması ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Konuşmaların ardından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu TKDK tarafından kullandırılan IPARD kapsamındaki destekler için yatırımcılara ücretsiz IPARD proje hazırlama imkanı getirecek olan protokolü imzaladı.

Devamını Oku

Arıcılık

Arı Kolonilerin Beslenmesi

Arı Kolonilerin Beslenmesi

Arı Kolonilerin Beslenmesi

Arı Kolonilerin Beslenmesi koloninin devamlılığı için önemlidir. Her canlı gibi arılar da yaşam sürekliliği için besine ihtiyaç duyarlar. Doğanın bir bağışı olarak arılar temel besin ihtiyaçlarını; nektar (bal özü), salgı (basra) ve polenden karşılarlar. Ancak kimi zaman bu besin kaynaklarının yeterli olmadığı durumlarda teknik arıcılığın gereği olarak arıların beslenmesi gerekir.

Genel olarak, koloniler erken ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde beslemeye ihtiyaç duyarlar. İlkbahar beslemesi 1/1’lik şeker şurubu (1 ölçek su ve 1 ölçek şeker) ile yapılırken sonbahar beslemesi 1/2’lik şeker şurubu (1 ölçek su ve 2 ölçek şeker) ile yapılır. Erken ilkbahar döneminde yapılan beslemedeki amaç; bu dönemde nektar kaynakları sınırlı olduğundan koloni ihtiyacının karşılanması ve ana arının yumurtlamaya teşvik edilmesidir. Bu dönemde yapılan şeker şurubu beslemesi koloninin hızlı gelişmesine büyük katkıda bulunur. Sonbahar beslemesi ise, arıların kış ihtiyacı için kolonide yeterli besinin bulundurulması için yapılır.



Şeker şurubu veya bal yanında koloninin diğer önemli besin ihtiyacı polendir. Kolonide yeterli polen yoksa; koloni gelişemez, yavrular beslenemez ve işçi arılar arı sütü salgılayamazlar. Bu nedenle kolonilerde her dönemde yeterli polen stoku bulunmalıdır.

Polen Takviyesi

Tabiatta polen kaynaklarının kıt olduğu dönemlerde (genellikle erken ilkbahar ve sonbaharda) bu ihtiyacın takviye edilmesi ve karşılanması yönüyle, en basit olarak; 3 kısım soya fasulyesi unu (yağsız) + 1 kısım polen + 2 kısım şeker + 1 kısım su ile kek yapılıp 200-300 gramlık miktarlarda yağlı kasap kağıdı arasında 1 cm kalınlığını geçmeyen paketler halinde yavrulu çerçevelerin üstüne konulur.

Paketin çerçevelere bakacak kısmı 10-20 yerinden çivi ucu ile delinmelidir. Ancak, gerek bu iş için gerekse ticari düzeyde polenin bol olduğu dönemlerde polen tuzakları kullanılarak polen toplanması gerekmektedir.



İlkbaharda şeker şurubu yerine balla da besleme yapılabilir. Ancak, balla besleme yapmak ekonomik olmadığı gibi daha hızlı yağmacılığa neden olur. Diğer yandan, özellikle Amerikan yavru çürüklüğü’nün sporları balda yıllarca canlılığını muhafaza edebildiğinden hastalıkların ortaya çıkması yönünden balla besleme yapmak risklidir. Ayrıca kolonilere pekmez ve lokum gibi tatlı maddeler vermek uygun değildir. Besleme amacıyla en emin ve en doğru besin kaynakları şeker ve polendir.

Kaynak: Feeding Honey Bees

Devamını Oku

Hayvansal Üretim

Antalya’da 5 Bin çiftçi tarımı terk etti

Antalya'da 5 Bin çiftçi tarımı terk etti

Antalya’da 5 Bin çiftçi tarımı terk etti. Antalya’da bu yıl 5 bin çiftçi tarımı terk etti. Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılık kaygılarını dile getiren sektör temsilcileri, başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesine istedi.



Antalya’da 5 Bin çiftçi Tarımı Terk Etti

Antalya’da 5 Bin çiftçi tarımı terk etti. TARIMIN başkenti Antalya’da 2018 yılında yaklaşık 5 bin çiftçi ve yetiştirici üretimi bıraktı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdam İzleme Bülteni tarım sektöründen turizm ve kamuya doğru yaşanan büyük göçü ortaya serdi.

Tarımda yaşanan işgücü kaybının aksine, bu yıl Antalya, 48 bin işçiyle sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu.

Tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri, istihdamda üretimden tüketime ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kaymayı değerlendirdi.

ARTAN MALİYETLER TARIMI BİTİRDİ

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 25 milyar dolarlık milli gelir üreten Antalya’nın bunun yüzde 10’unu tarımsal üretim, yüzde 20’sini de tarımsal ticaretle başardığını kaydetti.

Türkiye’de 5’te 1 olan tarımsal istihdam payının Antalya’da 3’te 1 olduğunu belirten Çandır, “Ne yazık ki resmi rakamlar üretici kesiminin tarımdan el çektiğini bizlere gösteriyor. Başta üretim maliyetlerinin artması olmak üzere değişik sebeplerden dolayı çiftçi tarımsal üretimden kopuyor.

Türkiye’nin turfanda ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşılayan, ekonomisi tarımla canlanan Antalya’da 5 bin çiftçinin tarımı terk etmesi bizlere şapkayı önümüze koyup bir kere düşünmemiz gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.

TARIMDAN KOPAN GERİ DÖNMÜYOR

Tarımsal üretimin 12 ay yapıldığı Antalya’da çiftçi sayısının azalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çandır, üretimden çekilen insanların hizmet sektörü ya da kamu gibi alanlara kaydığına dikkat çekti.

Antalya’da tarımın yarattığı istihdamın önemini belirten Çandır, tarımdan kopan kesimin tekrar tarım sektörüne dönmek istemediğini vurguladı. Çandır, “Başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Üreticiyi üretimde tutacak politikalar bir an önce hayata geçirilmeli” diye konuştu.

Çandır, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 2’nin üzerinde aşağı çeken tarım sektörünün itibarına tekrar kavuşturulması gerektiğini vurguladı.



FİNANSMAN VE MERA DESTEĞİ ŞART

Üretim yapanların azalmasına yem ve diğer maliyetlerinin başa çıkılamaz hale gelmesinin sebep olduğunu söyleyen Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, hayvan yetiştiricilerinin kilosu 80 liraya ulaşan yemi almaya gücü kalmadığını belirtti.

Yetiştiricilerin finansman desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, özellikle küçükbaş yetiştiricisinin tarımsal kredileri kullanmada dezavantaj yaşadığını vurguladı.

Meraların doğal üretim yapmak isteyenlere tamamen açılmasının sektörün devamlılığı için büyük önem taşıdığının altını çizen Öztürk; “Eskiden ithalatla çözülebilen kırmızı et krizi dövizdeki kur artışlarıyla artık çözüm olmamaya başladı.

Üretimden başka çıkış yolumuzun olmadığını görerek sektörün finansman ihtiyacının çözülmesi gerekiyor.

Tarım il müdürlüklerine, mera komisyonlarına ve devlet bankalarına büyük iş düşüyor. ‘Ben hayvan yetiştirmek istiyorum’ diyen her üreticiye finansman sağlanarak mera tahsis edilmeli” çağrısı yaptı.

YAŞAM ŞARTLARI KORUNMALI

Kent genelinde tarım üretimine dahil olan 170 bin çiftçinin bulunduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bölgede ekonomiyi ayakta tutan temel sektörlerden biri olan tarımın büyümesi için çiftçiyi yaşatmanın şart olduğunu söyledi.

Çiftçilerin ve yılın 9 ayı göçebe hayatı yaşayan tarım işçilerinin yaşam şartların korunmasının üretimin sürmesi için büyük önem taşıdığını belirten Alp, “Girdi fiyatlarının çok yükseldiği bu dönemde tarımda üreticiden tüketiciye doğrudan bağ kuracak sistemler oluşturulmalı.

Yaylalarda domatesten marula, salatalıktan bibere çok geniş yelpazede üretim yapılıyor. Çiftçiler, yevmiyeli işçiler ve aileleri buradan ekmek yiyor.

Diğer sektörlere kayma olmaması için bunun sürmesini sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.



SİGORTALI ARTIŞINDA BİRİNCİ

Çiftçi sayısının 61 ilde azaldığını saptayan TEPAV, tarımdan en büyük kaçışın Antalya’da yaşandığını belirledi. Tarımı terk edenlerin sayısının 5 bine ulaştığı Antalya; yüzde 11.6 ile çiftçi sayısı en hızlı azalan şehirler arasında sekizinci sıraya yerleşti.

Tarım sektöründe yaşanan bu büyük kaçışa rağmen Antalya, sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Antalya’da 2017’nin Temmuz ayından 2018’in aynı ayına kadar istihdama eklenen 48 bin yeni çalışanın 2 bin 739’u kamuda görevlendirildi.

Kamu istihdamında Antalya 5’inci sıraya yerleşirken, birinciliği ise 8 bin 380 yeni kamu çalışanıyla Isparta elde etti. Isparta yüzde 32.4’lik oranla kamu çalışan sayısının en hızlı arttığı kent olurken, Antalya yüzde 3.8’le 11’inci sırada yer aldı.

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!