Connect with us

Hayvansal Üretim

Koyun Yemleri

Koyun Yemleri

Koyun Yemleri

Koyun yemleri ve kullanım yöntemleri hakkındaki yazımızı siz değerli üreticilerimiz için derledik. Koyun yemleri ve içeriklerini bu yazımızda bulabilirsiniz.



Mera

Daimi meralar, koyun beslemenin temelini oluşturur. Entansif koyun besleme yani koyunların kapalı mekanlarda tutularak yemlerin dışardan temin edilip hazır halde hayvanların önüne verilmesi, extansif yani meralardan maksimum yararlanma temeline dayalı üreticilik kadar karlı olmaz. Yeterli miktarda kaba yem bulunduğu zamanlarda koyunlar tuz ve mineral madde haricindeki besin maddesi ihtiyaçlarını sağlayabilirler. Koyunlar otlarken yeşil ve bol yapraklı taze bitkileri, kartlaşmış olanlara tercih ederler. Meraların elverişliği bütün yıl boyunca aynı olmaz. Merada yetişen bitkilerin %80’lik kısmı bahar mevsiminde gelişir. Meralar aşırı şekilde yıpratılmadan dönüşümlü olarak kullanılırsa, bütün yıl boyunca kullanılabilir.

Meraların aşırı otlatılması iç-dış parazitlerle bulaşık hale gelmesine ve hayvanlarda performans düşüklüğüne, meraların verimsizleşmesine ve giderek elden çıkmasına yol açabilir. Meralar eğer biçilerek stoklanıyorsa, biçilen alanlar en az 3-4 hafta dinlendirilmelidir. Baharda yetişen meraların üçte biri biçim için koruma altına alınarak kışlık stoka ayrılmalıdır. Mera rotasyonu için bitkilerin vejetasyon hızına göre 10-12 günlük peryodlar belirlenebilir.

Kaba Yem ve Samanlar

Koyunların aşım, gebeliğin son dönemleri ve laktasyon gibi besin maddesi gereksinimlerinin maksimum düzeyde olduğu dönemler haricinde orta veya düşük kaliteli samanlar verilebilir. Özellikle kuzulama sonrası koyun yemleri artan protein ihtiyaçları, meraların yeşermesi göz önünde bulundurularak ayarlanmalıdır. İkinci biçim karışık mera otu yonca samanı vb’lerinden daha ekonomiktir. İşletmeye dışarıdan kaba ve kesif yem almak yerine öncelikle yerel olarak temin edilebilecek yem maddeleri değerlendirilmelidir. Yonca samanı özellikle laktasyonun son döneminde çok yararlıdır. İleri gebelik döneminde çok fazla yonca samanı kullanılması durumunda vajinal prolapsus, yavru atma yada süt humması ortaya çıkabilir.

Kullanılan kaba yemlerin toz ve küf içermemesi gerekir. Gebeliğin son döneminde çok miktarda kaba yem tüketilmesi, rumendeki aşırı hacim nedeniyle üreme organlarına basınç oluşturarak yavru atma veya prolapsuslara yol açabilir. Yonca unu tüketen koyunların süt hummasına yakalanma olasılıkları, saman tüketenlere oranla daha yüksektir. Yonca kalsiyum yönünden zengin olduğu için, koyunlar artan Ca ihtiyacını, vücut Ca depolarını aktife etmeden karşılarlar. Kuzulamadan hemen sonra ise laktasyonun da devreye girmesi ile artan Ca ihtiyacı, gerekli olan Ca vücutça aktife edilemediğinden Ca yetmezliği (süt humması) olarak ortaya çıkar. Kaba yemleri zaman zaman yem kontrol laboratuarlarına gönderilerek besin madde içeriklerinin belirlenmesinde yarar vardır. Besin madde içeriklerinin bilinmesi ihtiyaçlara uygun ve ekonomik yem bileşimlerin hazırlanmasında yardımcı olur.

Kaba yemler balya haline getirilerek saklanırsa yem kayıpları önlenir. Balyaların plastikle kaplanması, üstlerinin kapatılması küflenme, sararma gibi olumsuz faktörleri ortadan kaldırır. Uygun yemlikler yapılarak, kaba yemlerin dışkı vs. ile bulaşması önlenmelidir.

Silaj

Kaliteli ve 1.5-2 cm büyüklükte kıyılmış mısır, tahıl veya çayır otu hasılı silajları koyun yemleri olarak verilebilir. Silajlık hammaddelerin hasatı, depolanması ve yedirilmesi konularında gerekli özen gösterilmelidir. Üzeri iyice kapatılmamış, yeterince sıkıştırılmamış silajlarda oluşan küfler veya bakterisel oluşumlar (listeriosis) ölüme yol açar. Yemliklerde kalarak küflenmiş veya donmuş silaj her gün temizlenmelidir. Mısır silajı protein ve Ca yönünden zayıftır. Yapılan çalışmalarda her ton mısır silajına, 10 kg üre, 5 kg kireçtaşı veya mermer tozu, 2 kg kalsiyum di fosfat, 2.5 kg kalsiyum sulfat’ın silaj yapımı sırasında iyice karıştırılarak katılması halinde koyunlar için daha yararlı bir yem maddesi ortaya çıktığını bildirmektedir. Diğer bir alternatif ise, ekstra protein, Ca, P ve vitaminlerin yemliğe konulan silaj üzerine serpiştirilmesidir.

İçerdiği yüksek orandaki rutubet nedeniyle silaj, samana göre daha düşük miktarda (% 50) kuru madde içerir. Silajın hacmen fazla oluşu gebeliğin son dönemindeki koyunlar üzerinde yeterli miktarda besin maddesi tüketilememesi durumuna yol açar. Bu durumda hayvanların artan besin maddesi ihtiyaçları telafi edecek şekilde bir miktar kesif yem verilmelidir.

Tane yemler

İlave enerji veya proteine ihtiyaç duyulduğu zaman mısır, arpa-buğday gibi enerji bakımından zengin tahıllar veya nohut, fasulye, mercimek gibi proteince zengin tane yemler veya bunların yan ürünleri kullanılır. Tercih yapılırken, kullanılacak tane yemin besin madde içeriği ve fiyatı göz önünde bulundurulmalıdır.

Alternatif yemler

Bazı gıda endüstrisi yan ürünlerinden şeker pancar posası, meyve posaları, yağlı tohum küspeleri, biracılık veya yağ endüstrisi yan ürünleri koyunlar için besin maddesi olarak kullanılır. Herhangi bir besin maddesi bu ikame maddelerle telafi ediliyorsa, kuru madde ve besin madde miktarı bilinerek hayvanlara verilmelidir. Alternatif yemlerden üre, sodyum sülfat veya yağların verilme hayvanların tüketebileceği miktar yönünden bazı kısıtlayıcı yönleri olduğu bilinmelidir. Protein Enerji Mineral Blokları da (PEMB) son yıllarda hem meralarda hem barınaklarda hayvanların ilave protein, enerji ve mineral madde ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde formüle edilebilen, dış koşullara karşı dayanıklı ve ekonomik alternatif konsantre bileşimlerdir.

Üre

Üre bir protein kaynağı olmamasına karşın içerdiği protein olmayan azot (NPN) rumen bakterileri tarafından sindirilip rumino-hepatik siklusa katılarak proteine dönüştürülür. Hayvanlara üre mısır, buğday, arpa gibi yüksek enerji değerli yemlerle, melas gibi kolay eriyebilen karbonhidratlı bileşiklerle birlikte verilmelidir. 100 g üre içerdiği yaklaşık %46 orandaki azot ile vücutta 281 g ham protein olarak değerlendirilir. Hayvanlara üre verilirken uyulması gereken kurallar; 1. Günlük kuru madde tüketiminin % 1 ini veya verilen konsantrenin % 3 ünü geçmemelidir, 2. Düşük kaliteli kaba yemlerle birlikte veriliyorsa, kuru maddede % 5 aşılmamalıdır, 3. Üre verilecekse mutlaka alıştırma dönemine uyulmalıdır.

Melas

Şeker pancarından şeker üretimi sırasında yan ürün olarak elde edilen melas, geviş getiren hayvanlar tarafından iştahla tüketilen ekonomik bir yem hammaddesidir. Konsantre yemlere katılarak veya üre ile karıştırılarak koyun ve sığırlara verilir. Laksatif etkiye sahip olduğundan günlük kuru madde tüketiminin %10-15 inin geçilmesi önerilmez.

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Koyun Yetiştiriciliğinin Avantajları - Rumico Hayvancılık

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Bırakın

Arıcılık

Arılar Varsa Yarınlar Var Projesine Tam Destek

Arılar Varsa Yarınlar Var Projesine Tam Destek

Bolu’da “Arılar Varsa Yarınlar Var” projesi kapsamında bisiklet turu düzenlendi. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile eşi Meral Özcan’da destek verdi. Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, kalabalık grupla birlikte Kent Meydanı’ndan Demokrasi Meydanı’na kadar pedal çevirdi.



TEMA Vakfı ve Balparmak tarafından arıların insan ve doğa için önemine dikkat çekmek amacıyla hafta sonu Pazar günü Bolu şehir merkezinde “Arılar varsa yarınlar var” projesi kapsamında bir bisiklet turu düzenlendi. Kent Meydanı’ndan startı verilen etkinliğe Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, TEMA Bolu İl Temsilcisi Selma Demirel ve TEMA gönüllüsü vatandaşlar katıldı.

Belediye Başkanı Tanju Özcan ve eşi Meral Özcan, etkinliğe bisikletleriyle geldi.

Arılar Varsa Yarınlar Var

Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikle ilgili bilgiler veren TEMA Bolu İl Temsilcisi Selma Demirel, 20 Mayıs’ın Dünya Arı Günü olduğunu hatırlatarak, “Arıların ekolojik sistemdeki önemini belirtmek için Balparmak ve Tema işbirliğinde ‘Arılar varsa Yarınlar Var’ projesini hayata geçirdiklerini söyledi.

Demirel, bu kapsamda bir bisiklet turu düzenlediklerini belirterek, “Çünkü arılar doğa için gerekli, olmazsa olmaz varlıklar.

Hem ballarını tüketmek açısından, ekonomi açısından, hem de daha önemlisi çevre ve ekoloji açısından değeri yadsınamaz. Onları korumak istiyoruz.  Tarım ilaçlarının, pestisitlerin arılar üzerinde olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Bu konuda daha dikkatli olmaya herkesi çağırmak için böyle bir etkinlik düzenledik.” diye konuştu.

Demirel ayrıca, içerisinde kekik tohumu bulunan zarflar dağıttıklarını da belirterek, etkinliğe katılanlardan kekikleri ekerek arıların yaşamlarına katkı vermelerini istedi.



“Eğer arıların sonu gelirse 4 yıl içinde dünyanın da sonu gelecek!”

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’da konuşmasında ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın arıların önemine değindiği bir sözünü anımsatarak, “Einstein’in bir sözü var: ‘Eğer arıların sonu gelirse 4 yıl içinde dünyanın da sonu gelecek!’ Arılar varsa yarınlar var. Bu kadar önemli bu ekolojik dengenin ayakta kalabilmesi için arılar. İşte bu nedenle bizde bu etkinliğe destek için buradayız. Bu duyarlılığınız için çok teşekkür ediyorum.” dedi.

“Çevreci örgütleri ve çevreye, doğaya karşı duyarlı tüm vatandaşlarımızı bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz”

Bolu’nun gelecek hedeflerinden bahseden ve TEMA gönüllülere işbirliği çağrısında bulunan Başkan Özcan, “Bolu’muzu daha çok yeşillendirmeye çalışıyoruz. Daha çok parklar, bahçeler yapma gayreti içinde olacağız. Ama tabi bunların temiz tutulması ve belirli peridotlarda temizlenmesi gerekiyor.

Bu konuda bize de sizlerin yardımlarınızı bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde planlama yapacağız. Bütün çevreci örgütleri, çevreye, doğaya karşı duyarlı tüm vatandaşlarımızı da bizimle birlikte şehrimiz için çalışmaya davet ediyoruz. Arılar varsa yarınlar var.” diye konuştu.

Basın açıklaması sonrası Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile eşi Meral Özcan, TEMA gönüllüleri ile birlikte Bolu Kent Meydanı’ndan Demokrasi Meydanı’na kadar pedal çevirdi.

Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

Sağmal ineklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri bakım ve besleme ile doğrudan alakalıdır. Ülkemizde süt sığırcılığı yapan yetiştiricilerin bir çoğu; doğuma hazırlanan ve doğum yapan ineklerinin davranışı ve beslenmesi konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Bu bağlamda, laktasyonun son dönemi ve kuru dönemde yapılan hatalı uygulamalar ve beslemeden kaynaklanan olumsuz etkilerin; buzağılama sonrası ortaya çıkması ile yetiştiriciler maddi ve manevi sıkıntıya girmektedirler.

Diğer yandan, çok sayıda ineğin yetersiz veya aşırı vücut kondisyonu nedeniyle doğum sonrası metabolik hastalıklar yakalanarak kesime gittiğini görmek mümkündür. Bu problemin, tedavi, ilaç ve üretimden kaybedilen süt olarak ülke ekonomisine vermiş olduğu zararın boyutu da madalyonun öteki yüzüdür.



Bu açıdan, yetiştiricilerimizin laktasyonun son 100 günlük döneminde ve doğumdan önceki üç haftalık dönemde yapacakları bakım ve besleme büyük önem taşımaktadır. Bu dönemlerden özellikle doğumdan önceki üç haftalık süre içerisinde uygulanacak dengeli ve yeterli besleme, doğum sonrası süt veriminin arttırılmasına ek olarak, ineğin ketozis, süt humması, rumen kayması gibi hastalıklardan korunmasına ve etkin bir üreme performansı sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Amerika’da yapılan bir çalışmada, doğum sonrası çıkabilecek problemlerin, o laktasyonda 800-1000 kg süt kaybına yol açtığını ifade etmektedir.

İneklerde doğum sonrası iştahsızlık nedenleri

İnek, doğumdan önceki iki haftalık süreç içerisinde üreme sistemini doğuma, meme bezini ise, süt üretimine hazırlayan bir dizi fizyolojik değişime maruz kalmaktadır. Buzağılama sonrası yem tüketime karşı isteksizlik olarak ifade edilebilecek ineklerde doğum sonrası iştahsızlık meydana gelmesi, buna bağlı olarak ineğin vücut ağırlığında bir azalmanın meydana gelmesi sık karşılaşılan bir durumdur.

Bu durum, yukarıda da bahsedildiği gibi geçiş döneminde ortaya çıkan fizyolojik değişimin doğal bir sonucudur. Ancak, yem alımı ve bununla bağlantılı olarak vücut ağırlığındaki düşüşün şiddetli ve uzun süreli olması yetiştiricinin uygulamalar açısından problemler yaşamasına yol açmaktadır.

Damızlık Sığır Yetiştirici Birliklerinin büyük bir kısmının çalışmakta oldukları Holstein (Siyah Alaca) ırkı, diğer ırklar arasında verim bakımından ilk sırada yer almaktadır.

Türkiye’de yapılan genetik çalışmalar sayesinde, her yıl 80 ile 100 kg civarında bir genetik ilerleme sağlanmaktadır. Süt veriminde sağlanan bu ilerlemeye karşın, hayvanın kuru madde tüketiminde, paralel bir iyileşme sağlanamamaktadır.

Diğer bir değişle, laktasyonun ilk 60 gününde ineklerde doğum sonrası iştahsızlık konusunda göstermiş olduğu performans, süt verimindeki artış karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu tablo, buzağılama sonrası ineğin net enerji dengesi üzerinde negatif bir eğilimin oluşmasına neden olmaktadır.

Enerji Açığı

Diğer bir deyişle, süt verimini sürdürebilmek için, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık ile kaynaklanan enerji açığını, kuru dönemde depolamış olduğu vücut yağ rezervlerinden sağlamaktadır. Buzağılama dönemine 3 veya 3,5 vücut kondisyon puanı ile giren ineklerde negatif enerji dengesinden kaynaklanan ağırlık kaybı sonucu vücut kondisyon puanı 2,5 puan’a kadar bir gerilemektedir.

Bu beklenen bir gelişmedir. Ancak, vücut kondisyon puanı 3’ün altında olan ineklerde, bu dönemde canlı ağırlıkta gerçekleşecek düşüş, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak metabolik hastalıkların oluşumuna ve döl verim performansının gerilemesine yol açmakta, süt verimi konusunda hayal kırıklığı yaşanmaktadır. Vücut kondisyonu 4 ve üzerinde olan ineklerde de aynı olumsuz sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

Yapılan bir diğer araştırmada ise, yem tüketiminin doğuma üç hafta kala, kuru dönemin daha önceki dönemlerine oranla %30 düştüğü tespit edilmiştir. Bu normal olarak kabul edilir. Ancak metabolik olarak sağlık problemi yaşayan bir ineğin yem tüketimi kuru dönemin daha önceki dönemlerine göre %50, doğum sonrası ise, %70 düşüş göstermektedir.

Diğer taraftan genç hayvanlara oranla yaşlı ineklerde doğum sonrası iştahsızlık daha yoğun gerçekleşmektedir. Genç inekler büyüme için ilave bir enerjiye ihtiyaç duymaları nedeniyle, aşırı iştahsızlık problemini yaşamaları beklenmemektedir.



Bu açıdan yetiştiricilerin doğumdan üç hafta öncesi ve sonrası olmak üzere, altı haftalık dönemde ineğin maksimum kuru madde tüketimini temin edecek şekilde besleme uygulamasına gitmeleri gerekmektedir.

Keton Cisimcikleri

Söz konusu altı haftalık dönemde, ineğin kanında yağ asitleri, keton cisimciklerinin (aseton, beta-hydroxy butyrate) miktarındaki artış, progesteron, insülin ve estrojen hormonlarının miktarlarındaki değişimler, doğumdan önceki bir hafta içerisinde ineğin kendini doğuma şartlaması ve ineğin doğum için ayrı bir bölmeye alınmasından kaynaklanan stres, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık içerisinde başlıca nedenleri olarak bilinmektedir.

Doğumdan üç hafta önce ve üç hafta sonraki dönemde hayvanın yaşama payı enerji ihtiyacına ek olarak rahimdeki buzağı ve süt verimi için gereksinim duyduğu enerji ihtiyacı karşısında, hayvanın yem tüketiminin sınırlı olması nedeniyle, enerji açığı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda inek enerji açığını kendi vücut yağ rezervlerini parçalayarak kullanmak zorunda kalmaktadır.

Yağ dokularının parçalanması sonucunda, yağ asitleri konsantrasyonu kan içeriğinde artış göstermektedir. Bu yağ asitleri karaciğerde kas ve meme dokusunda kullanılmak üzere enerjiye dönüştürülmektedir.

Karaciğer bu işlem için glukoza (şeker) ihtiyaç duyar. Glukozun üretilebilmesi için, ineğin işkembesinde nişastanın sindirilmesi sonucu sentezlenen propiyonata gerek duyulmaktadır.

Propiyonat aynı zamanda sütün önemli bir bileşiği olan laktozun yapımında da önemli rol oynamaktadır.

Ketosiz Oluşumu

Kandaki propiyonat miktarının yetersiz olması halinde, karaciğerde yağ asitleri oluşacak glukoz yetersizliği nedeniyle enerjiye dönüştürülememektedir. Bu durumda keton cisimcikleri oluşmakta ve kana karışmaktadır.

Bu hayvanda metabolik bir hastalık olan ketozis’in şekillenmesine neden olmaktadır. Ketozis’in şekillenmesi ile birlikte ineğin yem tüketiminde yarı yarıya bir azalma ve günlük hareketlerinde bariz bir yavaşlamanın olduğu dikkat çekmektedir.

Karaciğerde yağ asitlerinin miktarında artıştan kaynaklanan yağlanma ayrıca, buzağılama güçlüğünü ve doğum sonrası meme dokusunda aşırı ödem oluşumunu beraberinde getirmektedir.

Özellikle vücut kondisyonu 4 ve üzerinde olan yağlı ineklerde ve yaşlı ineklerde bu probleme sıkça rastlanmaktadır.

Yetiştirici bu problemleri yaşamamak için ne yapmalıdır?

  • Tedbir alınmaya öncelikli olarak laktasyonun son 100 günlük kısmında başlanmalıdır. En iyi gösterge hayvanın vücut kondisyonuna bakmaktır. Yetiştirici, son 100 günlük dönemde ineğin uygun vücut kondisyonuna sahip olup olmadığına karar vermelidir. Hayvan çok yağlı ise, yedirilen rasyonda enerji içeriği düşürülmeli, çok zayıf ise, yedirilen rasyonun enerji içeriği arttırılmalıdır. Bunu uygulayabilmek için ekstrem durumdaki (yağlı ve zayıf) ineklere ayrı bir rasyon uygulamasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sayede, ineğin 3 – 3,5 puanlık vücut kondisyonu ile kuruya çıkması ve doğumun gerçekleşmesi sağlanmalıdır.
  • Doğumdan 21 gün önce ve 21 gün sonra verilecek rasyon içeriğinde, rumende yeterli miktarda propiyonat sentezlenebilmesi için nişasta kaynağı dane yemlerin kullanılması büyük önem taşımaktadır.
  • Bu dönemde ineklerde yem seçicilik özelliği üst seviyede olması nedeniyle, ineklere verilecek rasyonların taze ve kötü koku içermemesi gerekmektedir. Bu nedenle, küflü silaj, beklemiş kesif yem gibi kötü koku verecek yemleri kullanmamaya özen gösterilmelidir. Bu konuya özellikle sıcak yaz aylarında çok daha dikkat edilmelidir.



  • Her yemleme sonrası yemliklerin temizlenmesi gerekmektedir. Çünkü yemliklerde kalacak yem artıkları zamanla bozularak kötü koku verecektir.
  • İnek, bu dönemde istediği zaman ve miktarda temiz su tüketme imkanına sahip olmalıdır.

  • Geçiş dönemindeki ineklere ayrı bir rasyon gerekmektedir.
  • Bu dönemdeki ineklere verilecek rasyonun enerji içeriğinin yüksek tutulması kullanılan en yaygın yöntemdir. Bu dönemde verilecek rasyonun 1 kg kuru maddesi 6,5 – 6,7 Mega joul enerji, %12-14 ham protein içermelidir. Rasyonun %25-45’ini nişasta kaynağı hububat dane yemleri oluşturmalıdır. Rasyon içeriğindeki kaba yem oranının asgari %30 olması ve bu kaba yemin %75’inin kaliteli kuru ottan oluşmasına dikkat edilmelidir. İnek başına verilecek kaliteli kuru otun günlük asgari 2 kg olması gerekir. Bu sayede ineğin yeterli geviş getirmesi de sağlanmış olacaktır.
  • İneklerin enerji içeriği zengin rasyonlara uyum sağlaması amacıyla doğuma 21 gün kala alıştırma uygulamasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla, enerji içeriği zengin yemden başlangıçta inek başına 1 kg verilmeli, 2-3 günde bir yarım kg veya haftada 1 kg arttırarak, buzağılama öncesi inek başına asgari 3 kg üzerinde tüketilebilmesi sağlanmalıdır.
  • Doğuma üç hafta kala kurudaki ineklerin ayrı bir grup veya bölmeye alınarak, bakım ve beslemesine özen gösterilmelidir.
  • Kurudaki ineklerin gerekirse müdahale ederek gezinmeleri suretiyle egzersiz yapmaları sağlanmalıdır. Bu egzersizler, ineğin kanında artış gösteren yağ asitlerinin kaslarda enerji olarak kullanılmalarını temin ederek, karaciğerdeki yağ asitleri ve propiyonat miktarları arasındaki dengeyi kuracaktır. Bu durum karaciğeri rahatlatacaktır. Ayrıca bu egzersizlerin özellikle yağlanmış ineklerde rumen dönmesi olarak bilinen abomasum deplasmanının oluşumunu engellemektedir.
  • İneklerin kuruya ayrılması ve tekrar sağmal gruba dahil edilmeleri sırasında grup değişimlerinin bir düzen ve uygun şekilde yapılması gerekmektedir. Bu açıdan serbest sistemde sağmal dönemini geçiren ineklerin tek başına ayrı bir bölmede tecrit edilmemesine veya sabit sistemle bağlanmamasına dikkat edilmelidir.
  • Ayrıca, ineklerde doğum sonrası iştahsızlık için diğer faktörlere (ayak ve tırnak problemleri, süt humması ve üreme sistem hastalıkları vs.) karşı önlemler alınmalıdır.

Kaynak : Denizli DSYB

Devamını Oku

Arıcılık

Kabartılmış Petek Kullanımının önemi

Kolonilerin Kabartılmış Petek ile Desteklenmesi

Kabartılmış Petek Kullanımının önemi

Kabartılmış petek kullanımının arıcılıkta ayrı bir önemi bulunmaktadır. Koloni gelişimini sınırlayıcı pek çok faktörün var olduğu dönemde; koloni gelişimini sağlamak ve hızlandırmak üzere bu peteklerin kullanmanın ayrı bir önemi vardır.

Bal mumu, iç hizmette görevli 13-18 günlük yaşlı genç işçi arılar tarafından üretilip koloni içinde petek yapımında kullanılır. Ancak, mum salgılayan arılar bu iş için önemli miktarda bal tüketmek ve zaman harcamak zorundadırlar. Değişik araştırıcılarca değişik miktarlar bildirilmesine karşın ortalama 1 gr. kabartılmış petek üretimi için 10 gr bala ihtiyaç duyulur.



Bu noktadan hareketle, bal hasadından sonra, kabartılmış petek, kullanılacağı zamana kadar uygun şartlarda saklanarak tekrar kullanılması; bu yolla daha kısa zamanda daha fazla balın üretilmesi teknik arıcılığın önemli bir kuralıdır.

Bu gerçeği bilen arıcılar, ballarını “petekli bal” olarak pazarlamak yerine “süzme bal” olarak pazarlamakta ve balı süzülen petekleri yeniden kullanarak bal üretimlerini artırmaktadırlar.

Bununla birlikte, özellikle erken ilkbaharda kış çıkışı sonrası, kolonide stok olarak yeterli bal bulunmamakta ve aynı zamanda doğal bitki örtüsünde de yeteri kadar çiçeklenme ve nektar (bal özü) salgılama olmamaktadır.

Koloni gelişimini sınırlayıcı pek çok faktörün var olduğu bu dönemde, koloni gelişimini sağlamak ve hızlandırmak üzere kabarmış petek kullanmanın ayrı bir önemi vardır.

Bee Culture

Devamını Oku

Trendler