Connect with us

Cilt Bakımı ve Güzellik

Liposuction sonrasında iyileşme süreci nasıl olmalı?

Plastik cerrahlar tarafından uygulanan yağın alınarak vücut dışına taşınma yönetimine liposuction denir. Bu yöntem, diyet ve egzersizin veremediği kiloları ve yağları yok ederek kişiye kalıcı ve hızlı geri dönüşler sağlayabilir. Liposuction çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Vücudunuzdan alınacak yağ miktarına göre bu oran daha düşükse aynı gün eve gidebilirsiniz. Ancak ağır bir liposuction sonrasında hastanede veya klinikte birkaç gece geçirmeniz gerekecektir.

İyileşme sürecinde doktor tavsiyelerini dinlemek önemli

Liposuction sonrası iyileşme sürecinde neler bekleyeceğinizi anlamak, ameliyat sonrasında doktorunuzun verdiği tavsiyeleri uygulamak ve beklediğiniz sonuçlara ulaşmak gerekir.

Liposuction sonrası bazı yan etkiler yaşayabilirsiniz. Genel olarak vücudunuzda liposuction sonrası şişlik, morarma ve kızarıklık olabilir. Bunlardan özellikle şişlik 6 haftaya kadar devam edebilir. Ameliyattan sonraki ikinci ve üçüncü günler hastalar iyileşme sürecinde oldukları için zorlanabilirler. Ancak yan etkiler yavaş yavaş azalacaktır. Doktorunuzdan aldığınız tavsiyelere etkili bir şekilde uyarsanız, birkaç gün içinde günlük rutininize devam edebilecek kadar sağlıklı olabilirsiniz.

Liposuction sonrası iyileşme sürecinde doktorunuzun önerdiği beslenme ve egzersiz programına tam olarak uymanız sağlığınız için önemlidir. Liposuction sonrası iyileşme sürecinin etkili olabilmesi için hareketsiz durmaktan, sabit kalmaktan, yoğun egzersiz yapmaktan ve uzun duşlardan kaçınmalısınız.

Advertisement

Ameliyat bölgesini gergin tutan kompresyon giysileri giymeyi ihmal etmemeli ve mümkün olduğunca fazla sıvı tüketmelisiniz. Bu öneriler özellikle vücudun geniş bir bölgesine liposuction yaptırmış kişiler için özellikle ilk haftasında önemlidir.

Ameliyattan sonra sadece size özel yapılmış bir korse kullanmalısınız. Bu korseler alınan yağ dokusunun miktarına ve kişinin özelliklerine göre ortalama 4-8 hafta arası kalıcılık sağlar. Zamanla kaybolacak olan ödem ve morluk beklenir. Bu yan etkiler de uzmanınızın tavsiyelerine uyduğunuzda oldukça hızlı bir şekilde kaybolacaktır.

İyileşme sürecinizi destekleyebilirsiniz

İyileşme süreci 3 adımda tamamlanabilir. İlk adım kişinin ihtiyaçlarına yönelik uzman hekim tarafından belirlenmiş ve hayat düzeni haline getirilmiş beslenme ve egzersiz programıdır. Beslenme ve özellikle egzersiz düzeninin kişiye uygun olup hayat düzeni haline getirmesi uzun vadede etkili sonuçlar için önemlidir. Diğer adım ise lenfo mesaj terapisidir. Bu masaj yöntemi lenf dolaşımını hızlandırarak ödem ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Bu iki yönteme ek olarak iğneli radyofrekans tedavisi uzman hekim görüşüyle iyileşme sürecine eklenmelidir. İğneli radyofrekans tedavisi deri kalitesini artırarak kişinin daha iyi bir görünüme kavuşmasına yardımcı olacaktır.

Rumico

Advertisement

Cilt Bakımı ve Güzellik

Facelift bütün kırışıklıkları ortadan kaldırır mı?

Facelift hangi durumlarda tercih edilir?

Yaşa bağlı olarak ya da doğumsal özelliklerimizden dolayı yüzümüzün belli noktalarında sarkmalar oluşabilir. Ve yahut da yüzdeki yumuşak doku hacminin yüze dağılımıyla ilgili problemler olması durumunda yaptığımız işlemlerdir facelift. Bu volümün yüze daha doğru bir şekilde dağıtılmasını sağlayan, bununla birlikte sarkıklıkların da alınmasını sağlayan ameliyatlar grubuna facelift diyoruz. Eskiden yüz germe ameliyatı olarak adlandırılırken facelift artık günümüzde daha çok hacmin doğru şekilde dağıtılmasını sağlayan işlemler olarak düşünülebilir.

Peki, facelift bütün kırışıklıkları ortadan kaldırır mı?

Facelift, her zaman için tüm kırışıklıkları ortadan kaldıracak diye bir kural yok. Özellikle ince kırışıklıklar, göz çevresinde gülme ile oluşan, kaş çatma ile oluşan, alın çizgilerinde gördüğümüz kırışıklıklar ve dudak çevresindeki dikey kırışıklıklar facelift ameliyatı ile çok fazla iyileşmeyebilirler. Ama bu buradaki olaya bakış açımız bizim şu; facelift burada ana işlem, temel yaptığımız iş yüz germe. Bu ne yapıyor? Yüze genel bir gençlik veriyor; üç boyutlu olarak, volümetrik olarak, hacimsel olarak. Yüzün gençlik topografisine yeniden kavuşmasını sağlıyor. Bunun üzerinde biz bu çadırı inşa ettikten sonra, çadırın birinin üzerindeki ince kırışıklıklar, lekeler, vesairelerde facelift ile birlikte veya faceliftten sonra yapılan bir takım ek işlemlerle (botoks gibi, lazer gibi, dolgular ya da yağ enjeksiyonları gibi) ortadan kaldırılıyor. Bu yola çıkan bir kişi mümkünse sadece yüz germe cerrahisi değil, yüz germe ve sonrasında göreceği dolgu, botoks ve lazer gibi bir takım tamamlayıcı tedavilerle de birlikte ilerlediği takdirde sonucun iyinin de ötesinde, mükemmel seviyesini çıkacağını bilerek yola çıkmalı.

Dolguyu facelift’ten önce mi, sonra mı yapmalı?

Advertisement

Dolguyu faceliftten sonra yapmak lazım çünkü dolgu gerektiren problem büyük bir ihtimalle zaten yüz germeden sonra çözülecektir. Ameliyatta çözülmeyen ufak tefek problemler için dolguyu ameliyat sonrası şişlikler indikten sonra kullanmak daha mantıklı bir seçim olur.

Peki, faceliftten sonra dolgu hangi durumlarda uygulanır?

Dolgu uygulaması yüz germe işleminden sonra pek çok noktada bizim işimizi kolaylaştıran ufak tefek problemleri çözmekte bize yardımcı olan ve sonuçlarımızı iyiden daha da iyiye taşımaya yardımcı olan uygulamalardır. Örneğin bir hastanın yüzüne güzel bir facelift ameliyatı yaptıktan sonra zayıf dudakları dolguyla güçlendirmek o ameliyatın etkisini artıracaktır. Faceliftin etkisinin çok yeterli olmadığı ince kırışıklıklarda da yine dolgulardan faydalanmaksonucu daha öteye götürür.

Dolgu uygulamalarının süresi ne kadardır?

Dolgu uygulamalarının etki süresi iki temel faktöre bağlıdır. Bunlardan birincisi dolguyu uyguladığımız bölge, ikincisi de uygulanan dolgunun türü. Dolguyu uyguladığımız bölgede kan dolaşımı ne kadar fazla ve hızlı ise o dolgu oradan o kadar çabuk eriyecektir. Buna en iyi örnek dudaktır, genelde yüz dolguları içerisinde en çabuk eriyen dolgular dudak dolgularıdır. İkinci faktör ise yapılan dolgunun tipi; genellikle daha yoğun özellikle kemik üstüne yaptığımız, daha derin dokuya yaptığımız dolgular daha uzun süre kalıcı olmayı eğilimindedir ve daha yumuşak kıvamlı daha akıcı dolgular ve çapraz bağlı olmayan dolgular daha erken dönemde erimeye meyillidir. Ortalama bir süre vermek gerekirse dolguların ömrü 8 ila 12-14 ay arasıdır. Bu söylediklerim hyalüranik asit dolgular için geçerli. Bazı bölgelerde; özellikle gözaltı gibi bazı bölgelerde bu süre 2 yıla kadar uzayabilir.

Advertisement

Dolgu ile botoksun farkı nedir?

Dolgu ve botoks birbirinden tamamen farklı ürünler. Dolguların amacı bir yere volüm vermek, bir yeri doldurmak. Örneğin dudağın içerisine bir miktar dolgu yapılırsa o dudak büyür. Botoks ise bir ilaçtır ve bu ilaç yapıldığı yerdeki kasların kasılmasını engeller. Yani sinir uyarısı gelmesine rağmen o kas kasılamaz. Kasılamadığı zaman da o kasın kasılmasına bağlı oluşan kırışıklıklar oluşamaz. Bunun en güzel örneği kazayağı bölgesi, kaş arası ve alın çizgileridir. Bu bölgelerimize botoks yaptığınız zaman hasta oradaki kasını daha fazla kullanılmadığı için kırışıklık oluşmaz. Botoksun etki süresi aşağı yukarı 4 ay kadarken, dolguların etki süresi yerine göre 6 ay, 8 ay, 1 yıl, 2 yıla kadar uzanabilir.

Rumico

Devamını Oku

Cilt Bakımı ve Güzellik

Körlüğe neden olabilir! Dolgu uygulamasında ultrason kullanımının 3 faydası

Estetik dermatolojide en sık uygulanan işlemlerin başında emilebilir dolgular geliyor. Dolgu işleminin kişilerin sağlığını riske etmeden uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizen Medikal Estetik Uzmanı Dr. Nihat Mustafayev, “Güvenli uygulamalar estetik sürecinin en önemli basamağıdır. Hiç kimse güzelleşmek uğruna sağlığını kaybetmek istemez. Dolayısıyla dolgu gibi popüler ama bir o kadar da riskli bir işlemin uzman hekimlerce yapılması çok önemli. Aksi takdirde körlükten cilt nekrozuna kadar pek çok sağlık sorunuyla karşılaşmak mümkün hale gelir” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

Alıntı Metni

Estetik dermatolojide yeni tedavi

Dr. Nihat Mustafayev, “Yayınlanan son makaleler ve kılavuzlar doğrultusunda şunu söyleyebiliriz; deriye ve alttaki dokuya gelebilecek olası hasarı en aza indirmek için hyalüronik asit dolgu maddeleriyle dolgu işlemini gerçekleştirmek çok önemli. Çünkü hyalüronik asit dolgu maddeleri, komplikasyon durumunda çözülebilir olma avantajına sahiptir. Ancak daha da önemlisi, dolgu uygulamasının yapılması ya da komplikasyona neden olan dolgunun vücuttan atılmasını sağlamak amacıyla uygulanan ultrason yöntemidir. Bu bir tedavi biçimi olarak literatürde yer alıyor ve Amerika başta olmak üzere dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde prosedür olarak uygulanıyor. Ülkemizde ise yeni bir uygulama olarak kabul ediliyor ve yaygınlaşması için eğitimler veriliyor.. Ultrason destekli dolgu sayesinde dolgunun yapılacağı bölgenin uygun olup olmadığı hatta daha önce yapılan dolgunun derideki yerinin belirlenmesi sağlanabiliyor” diye konuştu.

Dolgu uygulamasında en büyük risk: Damar içi enjeksiyon

Dr. Nihat Mustafayev, dolgu uygulamasında ultrason kullanımı özellikle üç faydasını şöyle sıraladı:

Advertisement

– Dolguyu görselleştirmek: Bazen dolgu maddesi aslında olması gereken alandan, istenmeyen bir bölgeye hareket edebilir. Ultrason sayesinde dolgunun nerede olduğunu görme imkanı elde edebiliyoruz.

– Damar içi enjeksiyonları önlemek: Enjeksiyon yaparken en büyük risk damar içine girmektir. Bu durum istenmeyen sonuçlara yol açabilir; mesela körlük, cilt nekrozu gibi. Bunlar çok nadir karşılaşılan fakat çok tehlikeli komplikasyonlardır. Biz bunlari ultrason altında damarları görselleştirerek önleyebilmekteyiz.

– Komplikasyonu yönetmek: Örneğin, dolgu sonucu ortaya çıkan iltihaplanma (gronülom) varsa, bir dolgu düzgün şekilde enjekte edilmemişse veya damar içine enjekte edilmişse, ultrasonu bu komplikasyonları tedavi etmek için bir kılavuz olarak kullanabiliyoruz. Dolgunun nerede olduğunu görebiliyoruz ve doğru noktaya müdahale ederek tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz.

Dr. Nihat Mustafayev, “Ülkemizde yeni bir uygulama olan bu sistemin yaygınlaşması ve estetik kliniklerinin de kesin protokollere bağlanarak bu işlemleri gerçekleştirmeleri toplum sağlığı açısından önemlidir. Ayrıca ultrason altında yapılan dolgu işlemlerinde neyin görselleştirmesi, neyin ölçülmesi ve nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda bizler teorik ve pratikteki bilgilerimizi diğer hekimlerimize aktaracak, öğrenme sürecini de destekleyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Cilt Bakımı ve Güzellik

Yumuşacık yapıp güzelleştiren zencefil ve zeytinyağlı ayak balmı tarifi

Zencefilin iltihap ve ağrı giderici özellikleri, zeytinyağı ile birleştiğinde şişmiş ayakların etkilerini tersine çevirmek için mükemmel olduğunu belirten Güzellik Koçu Meltem Demir, tarif için sadece 100 gr taze zencefil kökü ile 1 su bardağı zeytinyağına ihtiyaç duyulduğunu aktardı.

‘Bir gece beklemeli’

Zencefilin kabuğunu çıkarıp birkaç parçaya bölünmesi gerektiğini aktaran Demir, tarifin yapımı için şunları söyledi:

Alıntı Metni


Masaj yaparak yedirin

Ertesi sabah bir süzgeçle süzülerek ve elde edilen sıvının cilt tarafından emilene kadar dairesel hareketlerle ayaklara masaj yapılması önerisinde bulunan Demir, “Bu şekilde ayaklarınızın şişkinliğini indirebilir ve güzel ayaklara sahip olabilirsiniz” diye konuştu.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler