Connect with us

Politika

Manifesto Nedir? Erdoğan’ın Seçim Manifestosu

manifesto nedir

Manifesto Nedir?

Manifesto nedir ? Öncelikle Türk Dil Kurumu’na göre anlamını verelim.

  1. Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste
  2. Bildiri
  3. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi

Manifesto nedir? “yeminli ifade veya imzalı bildiri sözcüğünden alınmıştır. Manifesto’nun kökeni Latince manifestum “‘el basılmış şey’” sözcüğüne.dayanmaktadır. Daha çok bildiri anlamında veya Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açıklanmasında kullanılmaktadır.



24 Haziran seçimine 49 gün kaldı. Mitingler başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN AK Parti İstanbul İl kongresi öncesi Sinan Erdem Spor Salonunda  24 Haziran seçim manifestosunu açıkladı. Seçim manifestosunun açıklandığı Sinan Erdem Spor Salonu doldu taştı.

Gündemde Manifesto Nedir? sorusu var:

Manifesto nedir sorusu da gündem de yerini aldı. Manifesto nedir sorusuna en net cevap olarak yeminli bildiri desek yerinde olur. Siyasi açıdan Manifesto nedir ? Manifesto her seçim öncesi politikacıların vaadidir.
24 Haziran Seçimlerine Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı katılıyor. Cumhur ittifakı, AKP ile MHP arasındaki siyasi birlikteliktir. Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı şu an ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN. Millet ittifakı ise 4 partiden oluşuyor (CHP + İyi Parti + Saadet Partisi + Demokrat Parti). Millet ittifakındaki partiler 24 Haziran seçimlerinde her birisi Cumhurbaşkanı adayını ayrı ayrı çıkaracak.

  • CHP’nin Adayı Muharrem İNCE
  • İyi Parti’nin Adayı Meral AKŞENER
  • Saadet Partisi’nin Adayı Temel KARAMOLLAOĞLU

Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın bugün yaptığı seçim manifestosu bildirisinde bazı sözler dikkat çekiciydi. Sinan Erdem Spor Salonunda Erdoğan’ın en çok üzerinde durduğu konu “Güçlü Adelet” oldu. “Türkiye yeni dönemde şahlanışa geçecek. Bizi bölmek isteyenlere 24 Haziran’da tekrar şamarı vuracağız. Biz bu şahlanışa talibiz” dedi. Erdoğan, “Ahdim olsun” diyerek, “Faiz, cari açık ve enflasyon düşecek” ifadelerini kullandı. Erdoğan konuşmasında gençlere verdikleri önemi vurgulayarak, “Gençler size emretmeyeceğiz, birlikte yol yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerinden satır başları:

  • 1071 Malazgirt zaferinden beri bu topraklar bize yurt oldu. Bizim devletimiz Söğüt’te kuruldu. Osman Gazi’nin rüyası hakikat oldu. Devletimiz adalet sevdasıyla büyüdü. Bursa ve Edirne’de zamana kök saldı. İstanbul’da yeni bir çağın kapısını açan müjdelenmiş ordu bizim ordumuzdur.
  • Kudüs’ü alan Selahaddin bizdik, kanla alınan toprak parayla satılmaz diyen Abdülhamit bizdik. Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan ama düşmana geçit vermeyen bizdik. Sırtladığı top mermisiyle destan yazan Seyit Onbaşı bizdik. Atatürk Size ölmeyi emrediyorum dediğin ok gibi siperlerinden fırlayan kahramanlar bizdik. Maraş’ta Sütçü İmam, Erzurum’da Nene Hatun bizdik. Bu yurdun namusunu işgalcilere çiğnetmeyen bizdik. Şühedamızın fışkırdığı Türkiye’mizi aziz bildik.



  • 1923’te Atatürk’ün öncülüğünde devletimizin yönetim şeklini Cumhuriyet olarak ilan eden bizim irademiz. 27 Mayıs darbesi bize yapıldı. 12 Eylül darbesi bizi hedef aldı. 28 Şubat’a milletin inancını boğmaya kalkıştılar. Varlığımıza birliğimize huzurumuza kast ettiler. Yılmadık, yıkılmadık, mücadeleden bir adım geri durmadık. Erdem irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırdık. Hep birlikte büyüdük, özgürleştik.

Biz durmadık onlar da durmadı:

  • Biz durmadık onlar da durmadı. Biz ülkemizi güçlendirdikçe onlar daha da öfkelendi. Geri çekilmedik, kimsenin önünde eğilmedik. Milli iradeye pranga vurmak isteyenlerle mücadele ederken onların küresel efendilerine de eyvallah demedik.
  • Davos’ta işgalcilere karşı one minute dedik. Milyonlarca muhacire kapmızı açtık. Tehditlere rağmen milletimiz ve tüm kardeşlerimiz için mücadelemize devam ettik. Türkiye ekonomisini büyüttükçe IMF’den borç alan değil borç veren bir ülke haline geldikçe, yatırımlarla bize olan öfke daha da kabardı. Gezi kalkışması ile şehirlerimizi talan ettiler, 17-25 Aralık’ta ihanet çetesi aracılığı ile irademizi teslim almaya kalktılar. Ne yaptılarsa teslim o lmadık. Her zaman hakkın gücüne inandık. Milletimizin teveccühü ile Cumhurbaşkanı seçilerek planlarını başlarına çaldık.



  • Cumhurbaşkanı seçilişimizin hemen ardından bölücü terör örgütünün düğmesine basıldı. 6-8 Ekim olaylarında kalleşçe şehit edilen Yasin’ler bizdik. Kardeşlerimize kast ettiler. Hamdolsun yine mucaffak olamadılar. 15 Temmuz’da bu kez savaş uçakları ile tanklarla üzerimize geldiler. Türk milleti tek vücut olduğunda da 251 kardeşimizi şehit ettiler. Bu ülkenin gördüğü en büyük ihaneti en kahraman direnişle başarısızlığa uğrattık. Çıplak elleriyle tankları durduranlarız. Sizleri tebrik ediyorum. Siz o gece ölümü öldürdünüz. Biz asırlardık okçular tepesinin bekçileriyiz. Şehitler tepesini boş bırakmadık, bırakmayacağız.

Kiralık katillerin başını inlerinde ezdik:

  • Kiralık katillerin başını inlerinde ezdik, fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile terör koridoru oluşturmak isteyenlerin başını inlerinde ezdik. Cudi’de Tendürek’te Bestler Deresi’nde, gerektiğinde Kandil’de biz vardık. İnlerine girdik ve bu teröristleri etkisiz hale getirdik.
  • Sizden bir şey rica ediyorum. Bir olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, iri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. AK Parti’yi kurarken biz Türkiye’nin dünü bugünü yarınıyız dedik. İşte bu sözle… Biz millete efendi değil hizmetkar olacağız diye yola çıktık. 16 yıllık yolculuğumuzda bu sözlerimize sadık olduk. Pınarhisar’dan çıkarken “Ülkemizin karşı karşıya geldiği sorunlarla baş edebilmenin en büyük şartı milletin desteğiyle politikalar gerçekleştirmektir” dedim. O gün bugündür yerli bir duruşun kavgasını verdiğimiz bu yolda milletimizle beraber yürüdüğümüz için bahtiyarım.
  • Kardeşlerim, kıyafetinden ve düşüncesinden dolayı eğitim hakkından mahrum edilenlerin elinden biz tuttuk. Mağduriyete uğrayan kardeşlerimizin hakkını biz iade ettik. ‘Millet devlet için değil, devlet millet içindir’ dedik. Söz de karar da milletindir dedik. Burada erdem, irade ve cesaretle Türkiye’mizi şahlandırdık. Bu dava bu aziz millete hizmet davasıdır. Bağımsızlığımızı perçinledik. Türkiye’mizin hem kalkınmasına hem de gelişmesine hizmet ettik.



  • Hamdolsun devlet milletin emrine girdi. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Halkımız demokrasinin en ileri standartlarına layıktır dedik. Sistemimizi demokratikleştirdik. Zihniyet dönüşümü tamamladık. Yeni bir düzen inşaa etmek zahmetlidir. Yerli ve milli olanı modern demokratik siyasetin gerekleri ile harmanladık. Bunları yaparken tecrübe kazandık, güçlendik. Milletimize afra tafra yapmadık. Mütevazı olduk. Herkesin gözü önünde biz muhasebe yaptık. Osmanlı’nın yıkılışından sonra bölgemizin bağrına düşen ateş yeniden harlandı ve yeni bir yangına dönüştü. Küresel şer odakları bölgemizi radikalizmin kuşatması altına aldı. Bölgemizi kaosa sürüklediler. Bu kadim coğrafya vekalet savaşlarının arenası haline geldi. Artık bölgemizde Türkiye’nin menfaatine aykırı adım atmak mümkün değil. Önümüzde yeni bir dünya var. Bu dünyada uluslararası alandaki mücadelenin günden güne sertleştiğini görüyoruz. Bütün bunlarla beraber milli menfaatler ön plana çıkıyor. Artık 90’ların tek kutuplu dünyasında değiliz. Mücadelenin bitmediğine şahit oluyoruz.

Yeni Dünya:

  • Türkiye tüm muhatapları ile iş birliği yaparak bu yeni dünyada kendine onurlu bir yer etme mücadelesi veriyor. Küresel bir aktör haline geliyoruz. Bizim için esas olan milli güvenliğimiz, huzurumuz ve hedeflerimizdir. Bunları sadece kendimiz için değil kardeşlerimiz için de istiyoruz. Güçlü bir ülkeye dönüşüyoruz. Türkiye 16 yıl önce AB kapısında bekleyen ama pazarlık şansı olmayan bir ülkeydi. İçine kapanmış bir Türkiye vardı. Şartlar ne olursa olsun müspet ve kararlı davrandık. AB’ye tam üyelik hedefinden asla vazgeçmedik. Bekamıza tehdit oluşturan terör örgütlerini desteklediklerinde bunu yüzlerine açıkça ifade etmekten de çekinmedik. Türkiye’nin menfaatlerinden taviz vermedik. Güçlü olmaktan ve bağımsız olmaktan da yanayız. Tam demokratik müreffeh bir Türkiye istiyoruz.



  • Allah’ın inayeti le bütün zorlukları aştık. Yapılacak çok iş atılacak çok adım var. Şimdi yeni bir yolun başındayız. Geleceğe umutla bakalım. Büyük Türkiye’yi inşa edeceğimiz gençlerimizin dünyaya getirecek nesilleri var. Aşkımız, sevdamız, yarınımız ve vatanımız var. Hiçbir insanımızı dışarıda bırakmadan bir ve beraber olarak kucaklayacağımız bir geleceğimiz var. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’nin şahlanışını görüyorum. 24 Haziran’da biz bu şahlanışa talibiz. İçinde bulunduğumuz dünyada Türkiye bölgesinin en önemli gücü haline geliyor. Türkiye’miz öncü bir devlet olacak. Bunu hep birlikte başaracağız. Aziz milletim, AK Parti’nin bugüne kadar kazandığı 12 seçim de hayati önemdeydi. Ama 24 Haziran seçimleri çok daha önemli bir seçim olarak karşımızda duruyor.

Yeni Dönem:

  • Yeni yönetim sistemimiz, yasama, yargı ve yürütme organlarımızı daha güçlü hale getirecek. Daha tarafsız bir adaletin tecellesi olacak. Demokrasi tüm kurallarıyla eksiksiz işleyecek. Yeni sistemde, yönetimde söz sahibi olmanın yegane yolu seçimlerle milletin kararından geçecek. Bu sayede istikrar kalıcı hale gelecek. Ekonomik ivme hız kazanacak. Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine daha emin yollarla ilerleyecek. Ekonomik kalkınma yolunda taş koyan herkes başımızın tacı olacak. Ülke ekonomisine katkıda bulunacak kim varsa her zaman bizi yanında bulacak.
  • Ahdim olsun ki; dar gelirli vatandaşlarımızın hayat standardı yükselecek. Herkesin mal güvenliği, ticareti daha güvenli hale gelecek. Biz hangi sözü verdiysek tuttuk. Bundan sonra da aynı şekilde devam edecek. Yeni dönemde Türkiye muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacak. Türkiye küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alacak. İhracattaki yükselişimiz devam edecek. Dışa bağımlılığımız azalacak. Yerli ekonomimiz süratle hayata geçecek. Şehirlerimiz, kültür ve sanat üreten kimlikli şehirler haline gelecek.Vergiler düşürülecek. El birliğiyle dünyaya markalar sunacak bir güç olacağız. Vatandaşlarımızın kamu kurumlarına olan borçlarını yeniden yapılandırdık.

Gençlere Bağkur Primi:

  • İş hayatına yeni atılan 18-29 yaş arasındaki gençlerimiz için teşvik olarak 1 yıl boyuna bağkur primlerini üstlendik. Aziz milletim, dış politikaya da gelince, büyük bir erdem ve cesaretle şahlanıyor. Onurlu ve saygılı bir iş zemininde dış politikamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Kimsenin efendiliğini kabul etmediğimiz gibi, kimseye de efendilik yapmayacağız. Kendi silahlarımızı üretmeye devam edeceğiz. Savunma sanayimizi çok daha güçlü hale getireceğiz. Yüzde yüz savunma sistemlerine geçeceğiz. Bir yandan süratle kendi teknolojimizi de üretiyoruz. Türkiye güçlü bir aktör olacak. Yeter ki siyasi istikrarımızı koruyalım. Bu yüzden Başkanlık Sistemi’ni getiriyoruz. Türkiye güçlendikçe, dünyanın beşten büyük olduğunu dosta düşmana göstereceğiz.
  • Bu can bu bedende olduğu sürece terör örgütlerine dünyayı dar etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Terör örgütleri ile mücadele istikrar mücadelemizin bir cüzüdür. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’nı yaptık. Bunlara yenilerini de ekleyeceğiz. Terör örgütlerini bölgemizden yok edene kadar bu mücadeleden geri adım atmayacağız.



  • Milletimizin refahını sağlamak ne kadar önemliyse, bireysel özgürlükleri, demokrasiyi, farklı dini görüşleri de korumak da o kadar önemlidir. Milli iradeye dayanan siyaset, baskıdan azade siyaset anlamına gelmektedir. Bölücü olmayan tüm fikirlerin özgürce yayılması ve örgütlenmesi devletimizin güvencesi altındadır. Biz adaletin partisiyiz. Her alanda adaleti tesis edeceğiz. Davamızın özünde adalet vardır. 24 Haziran’dan sonra da adaletin kurumsal yapısını güçlendirmek suretiyle adaletin tesisi önceliğimiz olacaktır. Oylarınızı nasıl emanet bildiysek bireysel özgürlükleriniz de emanetimizdir.

Çok Daha Sıkı Sarılacağız:

  • Önümüzdeki dönemde temel ilkelerimize çok daha sıkı sarılacağız. Tek bir vatandaşımızın bile adalet dairesinin dışında kalmaması için gayret göstereceğiz. Sevgili hanımlar, bu kutlu yola çıktığımızdan beri bu yolda bizi hiç yalnız bırakmadınız. Bu dava için fedakarlık yapanların başında hanım kardeşlerimiz görüyorum.

Politika

Çiftçi üretmezse millet aç kalacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, tarım topraklarının ranta açıldığını belirterek, “AKP’nin iktidarı döneminde Cumhuriyet tarihinde rekor kırdılar, ilk kez ekim alanları 20 milyon hektarın altına düştü” dedi. Türkiye’nin AKP eliyle ithalat cennetine döndüğünü ifade eden Barut, tarımsal dış ticarette 35 milyar dolarlık açık bulunduğunu belirtti.

GENEL KURULDA KONUŞTU

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şubesi’nin genel kuruluna katılan Ayhan Barut, burada yaptığı konuşmada, “Hepinizin bildiği üzere toplumun tarımla ilgili ihtiyaçları her dönemde var olacağı için tarım, sürekli bir etkinlik olarak varlığını sürdürecektir. Bu yönüyle, tarım bilimiyle tarım teknolojisini toplum yararına çiftçiyle buluşturan biz ziraat mühendisleri de yolculuğumuzu sürdüreceğiz!” diye konuştu.

TARIMDAKİ ACI TABLOYU PAYLAŞTI

Tarımsal üretim ve güvenli gıda olmazsa sağlıklı bir yaşamın mümkün olmayacağını dile getiren Ayhan Barut, “Bu gerçeğe rağmen ne yazık ki tarımda sorunlar, ziraat mühendisinden çiftçisine, tarım sektöründe faaliyet gösteren esnafından sanayicisine herkes için daha da derinleşti. Ziraat Fakültelerinden mezun olan gençlerimiz kamuya atanamıyor, bilimsel, nitelikli ve kaliteli tarımsal eğitime gereken kaynak aktarılmıyor. Akademi camiamız adeta kaderine terk edilirken, tarımsal kuruluşlarımız giderek etkisizleştiriliyor. Ziraat Fakültesi’ni bitiren mühendislerimiz sınav zorunluluğu gibi akıl almaz bir dayatmayla karşılaşıyor. Tarım topraklarımız ranta açılırken, ne yazık ki üretimden kopartılıp kaybediliyor” şeklinde konuştu.

Advertisement

Tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışlara dikkat çeken Barut, şöyle devam etti:
“Tarımsal üretimde çiftçinin en büyük girdi maliyetlerinin arasında yer alan mazot fiyatı AKP iktidara geldiğinde 1.48 liraydı.  Geçen sene 6.5-7 lira olan mazotun fiyatı 14 lirayı da aştı. Türkiye’de yıllık ortalama 5.5-6 milyon ton arasında tarımsal gübre tüketiliyor. Gübrede yüzde 95’i aşan oranda dışa bağımlıyız. Çiftçinin en büyük üretim maliyetlerinden birisini gübre oluşturuyor. Gübre fabrikaları kapatıldığı, ithalata bağımlılık arttığı, Tarım Kredi Kooperatifleri yeterli destek vermediği için gübrede çiftçi mağdur edildi. 2021 yılının Haziran ayında bu 1 ton ÜRE gübresinin fiyatı 3800 lira bandına yükselmişti. Bugün itibariyle 1 ton ÜRE gübresinin fiyatı 12 bin lirayı aştı. Türkiye’de geçen yıl torbası 100-120 lira arasında satılan yem, bugün itibariyle ortalama 240-260 liradan üreticiye satılıyor. Süt üreticisinin ürettiği bir litre süt ile 1.5 kilogram yem, besicilik yapan yetiştiricilerin de ürettiği bir kilogram karkas et karşılığında 25 kilo yem alabilmesi evrensel kuraldır. Ancak et/yem ve süt/yem paritesi, ne yazık ki üretici aleyhine bozulmuştur. Süt üreticisi 1 litre süt karşılığında ancak 800 gram yem alabiliyor. Besicilerimiz de aynı kaderi yaşıyor. Besicimiz bir kilo karkas et sattığında ancak 13 kilo yem alabilmektedir. Süt ve et üreticisi büyük zarar ettiği için hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor.”

“DIŞ TİCARET AÇIĞI 35 MİLYAR DOLAR”

Türkiye’de bu yıl çiftçiye verilecek tarımsal destek tutarının 25.8 milyar lira olduğunu anımsatan Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21. Maddesine göre çiftçiye verilecek destekler, milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz. AKP iktidarı bu kanun maddesine rağmen çiftçiye 75 milyar liranın üstünde destek vermesi gerekirken bunun 3’te birini reva görüyor. Yine Tarım Kanunu’nun  aynı maddesine göre bugüne dek çiftçiye verilmeyen destek miktarı 214 milyar lirayı aştı. Yani çiftçinin devletten 214 milyar lira alacağı var. İthalat sevdalısı AKP yönetimi samandan buğdaya, pamuktan mısıra tüm ürünlerde ülkemizi ithalat cennetine çevirdi. Tarımsal dış ticarette açığımız 35 milyar doları aştı. Bu gerçeklere rağmen çiftçinin ürünü para etmedi. Çiftçi sürekli zarar ettiği için tarımsal üretimden uzaklaştı. 2002-2022 arasında 1 milyondan fazla çiftçi tarımdan koptu. Ülkemizin ekim alanları Cumhuriyet tarihinde ilk kez 20 milyon hektarın altına düştü.”

“SORUNLARI AŞACAĞIZ”

Türkiye’deki Ziraat Fakültelerinden her yıl yaklaşık 5 bin ziraat mühendisinin mezun olduğuna işaret eden Barut, şunları kaydetti:
“Mezun ziraat mühendisi sayısı 140 bini aştı. Tarım, gıda, orman ve su politikalarına yön veren Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevlerini kadrolu personel yerine esnek koşullarda çalıştırılan sözleşmeli personelle yürütmeye çalışması kabul edilemez. Tarımda ziraat mühendisleri başta olmak üzere atama bekleyen gıda mühendisleri, su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendislerinin, veteriner hekim, tekniker ve teknisyenlerin sorunlarına çözüm üretilmelidir. Bu güzel memleketimizin her karış toprağını, suyunu, ağacını, böceğini, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini, kısaca tüm varlığını talan ediyorlar. Rant uğruna vahşice doğamıza, dağlarımıza, derelerimize, ormanlarımıza kast edenlerin gözlerini taptıkları para bürümüş. Toprağımızdan suyumuza, ormanlarımızdan gıdamıza her şeye göz dikmiş durumdalar. AKP iktidarı elinde yurdumuz adeta yağmalanıyor. Buna karşı gerekli önlemi almayıp çözüm üretmeyenler, gözümüzü yummamızı, tepki göstermememizi istiyor. Rant sevdalılarının aksine bizler, sizinle ve halkımızla birlikte topraklarımızı sağlığımızı, çevremizi, kentimizi, ormanlarımızı, balığından böceğine tüm canlıların yaşam hakkını, kısaca geleceğimizi savunmayı sürdüreceğiz. ‘Ulusal kalkınmanın temeli ziraattir’ diyen Ulu Önderimiz Atatürk rehberimiz olmaya devam edecek, O’nun ilkelerine sarılarak her şeyi başaracağız! Kent ve kır yoksullarının özgürlüğü ve refahı için mücadele ederken katledilen Akın Özdemir başkanımızın mücadele mirası bize hep yol gösterecek. Yolumuzu aydınlatan ışığıyla bu karanlığı aşacağız!”

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Politika

Gürer: “Pancar çiftçisi isyanda”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesi ile Konya’nın Ereğli sınırları arasında yer alan Bor Şeker Fabrikası ekim  sahası içinde bulunan Yukarı Gedelli köyünde, şeker pancarı üreticilerini ziyaret edip, üreticilerin sorun ve taleplerini dinledi. 

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’i dert yanan şeker pancarı üreticileri, ekonomik sıkıntıların yanında, artan girdi maliyetleri ile önemli ölçüde mağduriyet yaşadıklarını anlattı. 

DEKARDA 500 LİRA KAR İÇİN RİSKE GİRİLMEZ 

Dekarda 8 ton şeker pancarı üretimi yapıldığını belirten pancar üreticisi Azmi Soylu , 16 polar şeker pancarı üretimi yapıldığında, bugünkü fiyatlarla dekardan elde edilen kazancın 6 bin lira, maliyetin ise 5 bin 500 lira olduğunu belirtti. 5 bin 500 lira olarak belirlenen maliyet hesabında üreticinin yıl boyu harcadığı emek ve işçiliğin olmadığını ifade eden pancar üreticisi “Yani dekarda 500 lira kazanmak için riskin altına giriyoruz. Yarın elektrik, gübre gibi girdilere  gelen zamlara yeni zam geldiğinde bu 500 liralık kazanç da elden gidecek” diye konuştu.

ÇOCUKLAIMIZ NİŞASTA BAZLI ŞEKER YEMESİN DİYE EKİYORUZ 

Advertisement

Bu şartlar altında pancar üretimi yapmak karlı bir iş olmadığını anlatan üretici Azmi Soylu , “Biz pancar ekme taraftarı değiliz. Biz şu anda kar elde etmek için ekmiyoruz. Çocuklarımız ve gelecek nesiller gerçek şeker yesin diye pancar ekiyoruz, Çocuklarımızın nişasta bazlı şeker yemesini istemiyoruz. Devlet yetkilileri bunu bilsin” ifadelerini kullandı. 

DEVLET, ÇİFTÇİYE ADETA “ÜRETMEYİN” DİYOR…

CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer’in yaşadıkları sorunları anlatan bir başka üretici ise tarımda uygulanan yanlış politikalar ve plansızlığına dikkat çekerek, “Devlet adeta bize ‘üretim yapmayın’ diyor. Tarımda bir plan yok. Allah’a emanet gidiyoruz. Önümüzü göremediğimiz için seneye hangi sorunlarla karşılaşıp nasıl bir mağduriyet yaşayacağımızı da bilmiyoruz” diye konuştu.

PANCAR KÜSPEDEN DEĞERSİZ OLUR MU ?

Maliyet artışları karşısında uygulanan taban fiyatlarının yetersizliğine değinen bir başta üretici ise “Önceleri fabrikaya ürün götürdüğümken sonra köyümüze dönerken şeker, çerez gibi çoluk çocuğu sevindirecek ürünler alırdık. Şimdi bankadan bile çıkamıyoruz. Tok gidip aç dönüyoruz” şeklinde konuştu. 

Advertisement

Pancar üreticilerinin sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise yaptığı açıklamada, mart ayında ekilip Eylül-Aralık ayları arasında hasadı yapılan şeker pancarına geçtiğimiz yıl ton başına 420 lira taban fiyat verildiğini anımsattı. Küspe ton fiyatının dahi şeker pancarını fiyatını geçtiğine dikkat çekti.

ÜRETİCİYE KOTA CEZASI 

Şekerpancarının sözleşmeli tarım yapılan ürünlerden biri olduğuna işaret eden Gürer, pancar üreticisinin ne kadar pancar vereceğini sözleşme yaparak fabrikaya taahhüt ettiğini belirtti. Özelleştirmelerden önce fabrikaların yüzde 10 kotayı kabul ettiğini ancak özelleşen fabrikaların yüzde 5 kota uyguladığını anlatıp  , çiftçinin yüzde 5 olan kotayı tutturamadığı zaman  ciddi ceza faturaları ile mağdur olduğunu vurguladı. 

ŞEKER FABRİKALARI KÜSPEYİ, PANCARDAN DAHA PAHALIYA SATIYOR 

Fabrikalarda şeker pancarından şekerin haricinde melas, alkol ve küspe de üretildiğine dikkat çeken  Ömer Fethi Gürer, daha önce çiftçiye ücretsiz verilen küspenin, fabrikalar özeleştikten sonra çiftçiye tonu 500-600 liradan satılmasını eleştirdi.  Gürer, “çiftçiden tonunu 420 liraya aldığı pancarı işleyen fabrika, pancardan elde ettiği küspeyi bile pancar fiyatından fazla fiyata satıyor. Küspe şeker pancarından bile pahalı olursa üreticilik, hayvancılık, tarım nasıl sürdürülebilir hale gelecek? Küspe büyükbaş ve küçükbaş hayvana verilir. İçinde şeker kalıntısı olduğu için  hayvan daha çok su içer ve daha çok süt verir. Çiftçi, tır ile küspe alırken nakliyesini hesaplardı. Şimdi küspeyi hesaplayıp daha az küspe alabiliyor” dedi.

Advertisement

MALİYET, TABAN FİYATIN İKİ KATINA ÇIKTI 

Çiftçinin önümüzdeki dönemde pancar ekip ekmeme konusunda kararsız olduğuna işaret eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “çiftçi ‘artık pancar ekmeyeceğiz’ diyor. Onun için kooperatif fabrikaları şimdiden avans fiyatı belirlemeye başladı. Kayseri’de tonuna 720 lira, Erzincan bölgesinde ise 800 lira avans fiyatı belirlenmiş.” ifadelerini kullandı. 

ÇİFTÇİ MUTLU DEĞİL

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, “Çiftçiler mutlu” şeklindeki sözlerini de eleştiren Gürer, “Çitçi de, süt inekçiliği yapan da hayvancılık yapan da sorunlu ve mutsuz. Bazı köylerde ahırlar boşaldı. Biz bu olumsuz tabloyu yerinde görüyoruz. Gider-gelir dengesindeki olumsuzluk, çiftçiyi tarımdan soğutuyor. Yalnız Bor Kızılca Köyünde 200’ü bulan pancar çiftçisi sayısı 10’un altında düşmüş durumda, pancarda tehlike çanları çalıyor ” diye konuştu.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Politika

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde Organik Eğitim Başlıyor

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, tarımsal eğitim faaliyetleri kapsamında “Organik Tarım” eğitimi düzenliyor. Düzenlenecek Organik Tarım Eğitimi’nin takvimi 31 Ocak 2022 – 6 Şubat 2022 olarak belirlendi.

Bilinçli, sürdürülebilir ve doğru tarım için çiftçiye ve tüketicilere destek noktasında birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, 2022 yılında başlayacak yeni sezon öncesi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı bahçe kullanıcılarını belirlemek üzere tarım alanında yaptığı yatırımlara tarımsal eğitim boyutunda da destek vererek ‘Organik Tarım Eğitimi’ni gerçekleştiriyor.

EĞİTİMDE ÖNEMLİ KONULAR YER ALACAK

Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda verilecek eğitimde, Organik Tarım Mevzuatı, Doğal Üretim Bahçesi Kullanımı Hakkında Bilgilendirme, Toprak, Toprak Verimi, Bitki Besleme, Gübreleme, Organik Gübre Yapımı, Organik Atık Dönüşümü, Organik Sebze Yetiştiriciliği, Organik Sebze Yetiştiriciliğinde Ekim Nöbeti, Organik Sebze Yetiştiriciliğinde Tohum Üretimi gibi önemli konular yer alacak.

ÖĞRETİM ÜYELERİ DERS VERECEK, SINAV YAPACAK

Advertisement

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Doğal Üretim Bahçesi Sorumlusu Abdurrahman Özcan, Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Fevziye Şuheyda Hepşen Türkay, Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Sebzecilik Bölümü’nden Dr. Gülay Beşirli ve Kapadokya Organik Üreticiler Birliği Dernek Başkanı Dr. Yeşim Bekyürek eğitmenliğinde verilecek her eğitim sonunda düzenlenecek sınav sonucuna göre başarılı kursiyerlere ‘Organik Tarım Eğitimi Katılım Belgesi’ takdim edilecek.

70 KİŞİLİK KONTENJAN OLAN MÜRACAATLAR 10 OCAK’TA BAŞLIYOR

Kovid-19 Pandemisi nedeni ile 70 kişilik kontenjanı bulunan eğitim, günlük HES Kodu kontrolü ile gerekli Kovid-19 tedbirleri altında yapılacak eğitime müracaatlar 10 – 21 Ocak 2022 tarihleri arasında ve mesai saatleri içerisinde Doğal Üretim Bahçesi’ne şahsen yapılacak. Müracaatlarının 70’ten fazla olması durumunda İdare tarafından elektronik ortamda kura çekimi gerçekleştirilecek.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de ilk ve tek olan projelerinden Doğal Ürünler Bahçesi ve bahçe içerisinde yer alan Organik Pazar, organik tarımın halk arasında yaygınlaşmasını ve tüketicilerin doğrudan üreticilerden doğal ürünlere ulaşabilmelerinin yanında sağlıklı beslenmelerini de sağlamak amacı ile 5 yıldır faaliyet gösteriyor.

 

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler