Connect with us

Genel Sağlık Bilgileri

Migren hastalarına güzel haber : Aşıya onay çıktı

Migren Hastalığı için Aşı onay Aldı

Migren Hastalığı için Aşı Onay Aldı

Migren Hastalarına Müjde, Migren Hastalığı için Aşı onay Aldı. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) migren hastalığının tedavisinde, atakları önleyici olarak kullanılan migren aşısına onay verdi. 2012 yılından beri çalışmaları devam eden aşı, ABD’de onay aldıktan kısa bir süre sonra satışa sunuldu. Dünyada 3000 hasta üzerinde denenen aşının klinik çalışmalarına Türkiye’den de 12 hasta katıldı.



Dünya Baş Ağrısı Derneği Komite Üyesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Derya Uludüz, migren aşısının, migren hastalığının tedavisi için özel olarak geliştirilen ve migren ataklarının gelişmesini önleyici ilk ilaç olduğunu açıkladı. Yaklaşık 500 dolar fiyat ile ABD’de kullanıma giren aşının Türkiye’de de ruhsat alması için başvuru yapıldı.

TÜRKİYE DE BU AŞI ÇALIŞMASINDA YER ALDI

Prof. Uludüz, aşının tüm etkilerini uzun vadede göreceklerini ancak bugüne kadar yapılan çalışma sonuçlarının umut verici olduğunu söyledi.

Migren Hastalığı için Aşı onay Aldı. Şu ana kadar migren için üretilmiş özel bir tedavi olmadığını belirten Prof. Dr. Uludüz, şöyle konuştu:

“Hep başka hastalıklar için üretilmiş ilaçları migrende deniyorduk. Kalp hastalıklarında kullanılan, sara hastalığında kullanılan ilaçlar gibi ilaçları migrende deneyerek tedavi etmeye çalışıyorduk. Ancak çok güzel bir haber geldi. Migren aşısı dediğimiz, migrene özel, henüz ataklar ortaya çıkmadan, atağı durdurabilen bir tedavi geliştirildi. Bu tedavinin geliştirilme aşamasında, Türkiye de bu çalışmada yer aldı. Eylül 2017 itibariyle çalışmalar sonuçlandırıldı. Dünya Baş Ağrısı Derneği’nde toplantı yapıldı ve çalışmalar inanılmaz olumlu sonuç verdi. Hemen FDA’ye başvuruldu. 1 hafta önce de FDA onayı aldı ve ABD’de piyasaya sürüldü.”

KISA BİR SÜRE NEZLE YAPIYOR

İlacın 3000 kişi üzerinde denendiğini söyleyen Prof. Dr. Uludüz, ilacın bugüne kadar bulunan tek yan etkisinin aşının yapıldığı yerde kısa süre hafif bir kızarıklık yaratması ve yine kısa bir süre nezle benzeri etki olduğunu söyledi.



Deneysel tedavi sürecinde Türkiye’nin de çalışmalara katıldığını belirten Prof. Dr. Uludüz, Türkiye’den 12 hastanın da aşıyı kullandığını ve aşının düzenli kullanıldıkça ağrı ataklarını azalttığını söyledi.

İLAÇ NASIL ETKİ EDİYOR?

Migren aşısının nasıl etki ettiğini de açıklayan Uludüz, şunları söyledi:

“Migrende birkaç tane mekanizma var. Bu mekanizmaların en önemlisi enflamasyon dediğimiz bir iltihabi durumun ortaya çıkması. Atak ortaya çıkacağı anda bir takım iltihap maddeleri salınıyor ve o iltihap maddeleri damarlara gidiyor, damarları genişleterek ağrı atağını başlatıyor. İlk ortaya çıkan şey iltihap maddeleri. İşte bu aşının tedavi ettiği yer de burası. Aşı iltihap maddelerinin salınmasını engelliyor. Böylece olayın yayılarak ağrı atağı çıkmasını ortadan kaldırıyor. Daha önceki tedavilerde ise genişleyen damarları tekrardan daraltmaya yönelik tedavi veriyorduk. Bu tedavide ilk etapta durdurmuş oluyoruz.”

YÜZDE 70’İN ÜZERİNDE BAŞARI ŞANSI VAR

Aşının yüzde 70’in üzerinde başarı şansı olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Uludüz, “Özellikle sık migren atakları olan hastalarda iyi yanıtlar aldık. Ayda 20 gün ağrısı olan bir hastada bunu sıfırlıyor ya da maksimum 1-2 güne düşürüyor.

FDA GEÇEN HAFTA İNTERNET SİTESİNDEN DUYURDU

Geçen hafta FDA’in internet sitesinden de duyurulan ilacın migrene karşı ilk koruyucu tedavi olduğu bildirildi. Yayınlanan açıklamada CGRP denilen kalsitonin geniyle ilişkin peptidlerden (CGRP) oluşan  ve migrene neden olan aktiviteyi önleyen yeni sınıf bir ilaç olduğu belirtildi. FDA’in Nöroloji Ürünleri bölümünün Direktörü olan Eric Bastings de açıklamada “Bu sancılı ve yorucu durum için yeni tedavilere ihtiyacımız var” dedi.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yazın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Sağlık Bilgileri

Lupus belirtileri nelerdir

Lupus belirtileri nelerdir

Lupus belirtileri nelerdir. Lupus’un kelime anlamı kurttur ve ciltteki kızarıklığı ifade eder. Lupus hastalığı, yalnızca cildi değil bütün vücudu etkiler. Lupus hastalığının başlamasında ve devam etmesinde genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülüyor. Peki lupus hastalığının belirtileri nelerdir? İşte ayrıntılar…

Lupus hastalığı nedir? Vatandaşlar internetten lupus hastalığı nedir, lupus hastalığının belirtileri nelerdir sorularının cevabını araştırıyor.



Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ya da yaygın lupus kızarıklığının sebebi bilinmeyen cilt, eklem, böbrek, kalp zarı, akciğer zarı gibi birçok doku ve organ iltihabına bağlı çok sayıda bulgularla giden, değişik seyir gösteren ve bağışıklık sisteminin bozuk çalışması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

Lupus Ne Demek ?

Lupus sözcüğü, Latincede “kurt” anlamında olup ciltte çıkan yaraların tahrip edici özelliğini ifade eder. 1872 yılında Kaposi, hastalığın sadece cildi değil vücudun değişik organlarını etkileyen bir hastalık olduğunu fark etmiştir.

SLE’nin başlamasında ve devam etmesinde genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Siyah ırkta, uzak doğuda ve Amerikan yerlilerinde, bazı ailelerde SLE sıklığında artma olduğu gösterilmiştir.

Eğer bir aile bireyinde SLE varsa, tek yumurta ikizlerinde SLE gelişme riski yaklaşık %30 ve diğer birinci derece akrabalar için %5 artmıştır.

Çevresel faktörlerin genetik yatkınlığı olan bireylerde tetikleyici rol oynadığı düşüncesi ağır basmaktadır.

Bu faktörler içerisinde özellikle viruslar, ultraviyole ışığı ve ilaçlar sayılabilir. SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.

Lupus Belirtileri Nelerdir ?

Hastalığın başlangıcında hastalarda yorgunluk ve eklem şişmesi gibi bir veya iki yakınma olur. Sonra SLE’nin diğer özellikleri gelişebilir. Tutulan organlara göre hastalığın şiddeti hastadan hastaya değişir. Lupus hastalığı tamamen ortadan kalkmayan ancak alevlenen ve sönen, belli dönemlerde ilaçlarla yatıştırılması gereken bir hastalıktır. Tanı konduğunda çoğu hastada yorgunluk, ateş ve kilo kaybı gibi yakınmalar görülür.



Lupus belirtileri nelerdir ? SLE‘li hastaların yaklaşık %90’ında ilk yakınma eklem iltihabı (artritis) veya eklem ağrısıdır (artralji). Lupus’a bağlı eklem iltihabı çoğunlukla eklemlerde kalıcı hasar ya da şekil bozukluğuna neden olmaz. Deri, saç ve vücudun ıslak yüzeylerinde (mukoza) görülen bozukluklar SLE’nin ikinci en sık görülen belirtileridir (Hastaların %85’inde).

Hastalığın başlangıcında hastalarda yorgunluk ve eklem şişmesi gibi bir veya iki yakınma olur.

SLE’de birçok değişik tipte deri belirtileri görülebilir. Her iki yanak ve burun köprüsünü kaplayan, burun ve dudak arası oluklarda görülmeyen, karşıdan bakınca gövdesi burun olan bir kelebekmiş gibi görünen kırmızımsı döküntü (malar döküntü) olabilir.



Ayrıca kurdeşen, sivilce, çıban benzeri yaralar, harita tarzı görünüm, cilt altı yağ dokusu iltihabı(inflamasyon’u), saç dökülmesi gibi diğer deri belirtileri de görülebilir. Bazen ağız ya da burun içinde zaman zaman acı verebilen yaralar çıkabilir. Raynaud belirtisi görülebilir (“reyno” okunur, soğukta el veya ayakta ortaya çıkan beyazlaşma, morarma ardında kızarma anlamına gelir).

Hastaların %50-60’ında fotosensitivite (ışık duyarlılığı) bulunur.Güneş ışınları ile cilt yakınmaları artabilir ayrıca genel olarak hastalıkta da alevlenme görülebilir. Yaklaşık %50 hastada klinik olarak belirgin böbrek tutulumu olur. Böbrek yetmezliği SLE hastalarında önemli bir ölüm nedenidir.

SLE’de akciğer, kalp veya karın zarı iltihabı ortaya çıkabilir. Nefes almakla,öksürmekle artan yan ağrısına neden olabilir. Buna rağmen akciğer filmlerinde bozukluk görülmeyebilir. SLE kalbin tüm tabakalarında iltihaplanmaya neden olabilir. Libman sacks endokarditi (kalbin iç tabakasının iltihabı) SLE’nin tipik kalp bulgusudur. Lupusta kalp kapakçığı hastalığı da görülebilir.

Devamını Oku

Genel Sağlık Bilgileri

Ambalajlı gıda ve içeceklerdeki tuz azaltılacak

Ambalajlı gıda ve içeceklerdeki tuz azaltılacak

Ambalajlı gıda ve içeceklerdeki tuz azaltılacak. Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan Sodyum/Tuz Azaltma Protokolü kapsamında; paketli gıdalardaki tuz oranı 2023’e kadar kademeli olarak düşürülecek.



Ambalajlı Gıda ve içeceklerdeki Tuz Azaltılacak

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı’nca beslenmeye bağlı kronik hastalıkların önlenmesi çalışmaları kapsamında; Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu arasında protokol imzalandı. 2018-2023’ü kapsayan protokole göre firmalar, ambalajlı gıda ve içeceklerde her yıl tuz miktarını kademeli olarak azaltmayı kabul etti.

Protokol kapsamında, 18 kategoride yer alan gıda ve içeceklerde tuz oranı düşürülecek. Bu kategoriler peynir, zeytin, baharat, hazır çorba, et, tuzlu soslu kuruyemiş, hazır turşu, cips, bisküvi-kek-kraker, süt ürünü, yağ ve margarin, makarna ve erişte, hazır öğün, kahvaltılık gevrek, balık ürünü, kümes ürünüyle sos ve çeşniler olarak belirlendi.İmzalanan protokol, iş yerlerinde aşırı tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmaların ve fiziksel aktiviteyi destekleyen faaliyetlerin gerçekleştirilmesine de imkan tanıyor.

Tuz azaltma çalışmaları kapsamında başarılı örnekler, Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak bir internet sayfasından duyurulacak.



‘TÜRKİYE’DE TÜKETİLEN TUZ MİKTARI, TAVSİYE EDİLENİN 2 KATI’

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük kişi başı tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını öneriyor. Bu miktar bir tatlı kaşığı veya tepeleme bir çay kaşığına denk geliyor. Aşılmaması önerilen bu miktar, yemeklere sonradan eklenen tuzu değil gün içinde tüm besinlerle alınan toplam tuz miktarını ifade ediyor.

Sağlık Bakanlığı ile DSÖ iş birliğinde gerçekleştirilen 2017 Türkiye Hane Halkı Sağlık Araştırması’na göre; Türkiye’de günlük kişi başı tuz tüketimi ise 9,9 gramı buluyor.

Öte yandan, yine Sağlık Bakanlığı-DSÖ iş birliğinde hazırlanan; Türkiye Bulaşıcı Olmayan Kronik Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolü için Yatırım Gerekçeleri Raporu’na göre; tuz azaltma müdahalelerine harcanan her 1 lira için 15 yıllık dönemde beklenen tasarruf miktarı 88 lira. Birçok bilimsel araştırma, tuzun aşırı tüketiminin kan basıncını yükselttiğini; hipertansiyon sonucunda inme, kalp krizi, kalp yetmezliği; ve böbrek hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını ortaya koyuyor.

Aşırı tuz tüketiminin mide kanseri riskini artırdığı; vücuttan kalsiyum atımını kolaylaştırarak kemik sağlığını olumsuz etkileyebildiği; şekerli gıdalarla beraber obezite sorununa sebep olabildiği biliniyor. Bu nedenlerle beslenmeye bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde diyetle sodyum/tuz alımının azaltılması öneriliyor.

Devamını Oku

Genel Sağlık Bilgileri

Hipotermi nedir ve hipotermi tedavisi nasıl yapılır

Hipotermi Nedir ve Hipotermi Tedavisi Nasıl Yapılır

Hipotermi nedir ve hipotermi tedavisi nasıl yapılır. Hipotermi, vücut ısısının düşmesi sonucu meydana gelir. Kişinin vücut ısısı 37°C olan 35 °C’nin altına düşmüşse hipotermi geçirdiği anlamına gelir. Peki hipotermi durumunda ne yapılması gerekiyor?

Hipotermi Nedir ve Hipotermi Tedavisi Nasıl Yapılır ?

Hipotermi nedir ve hipotermi tedavisi nasıl yapılır ? Hipotermi en çok soğuk hava koşulları ile soğuk suya girildiğinde oluşur. 37 °C olan normal vücut sıcaklığının, 35 °C’nin altına düşmesi durumunda meydana gelir. Vücut ısısı 32-35 derecede bilinç kaybı, daha aşağı düşüşlerde ölüm gerçekleşir. İşte hipotermiye dair bilinmesi gerekenler…



Hipotermi Nedir ?

Hipotermi, 37 °C olan normal vücut sıcaklığının, 35 °C’nin altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlık. Genellikle yağmur, rüzgâr, kar veya soğuk suya maruz kalma gibi faktörler tarafından tetiklenir.

İnsan vücudu bulunduğu ortamla ısı alışverişine girer ve bu alışverişten ortamın ısısına göre etkilenir. Ortam sıcak ise vücut ısınır, soğuk ise üşür. Örneğin; bir insan soğuk suya çıplak olarak girdiğinde vücudu suya hızla ısısını verir ve vücut ısı kaybeder. En sıcak havalarda bile çok uzun süre suda kalındığında üşüme olmasının nedeni budur.

Ayrıca, birçok deniz kazasında çok kişi boğulmadan ziyade vücut ısısına bağlı ölüm, yani hipotermi yüzünden ölmüştür. Vücudun bu ısı alışveriş hızı, ortamlar arasındaki ısı taşınım katsayısına göre değişir. Örneğin, vücut denizde normal havadakine göre daha hızlı ısı kaybeder, çünkü denizin ısı taşınım katsayısı değeri daha yüksektir.

Bir insan civa dolu bir havuza düşse 5-10 dakika sonra hipotermiden ölür; çünkü cıvanın taşınım katsayısı değeri, denize göre çok daha büyüktür. Bir insanın ısı kaybı başladığında vücudun standart ısı seviyesi düşer. 32-35 derecede bilinç kaybı, daha aşağı düşüşlerde ölüm gerçekleşir.

Hipotermi genellikle vücut sıcaklığının 35.0 °C (95.0 °F) altına düştüğü durumlarda, iç organların sıcaklıkları baz alınarak sınıflandırır.

Bir diğer sınıflandırma sistemi ise İsviçre Derecelendirme sistemidir. Bu yöntem iç organların sıcaklık durumuna göre verdiği tepkilerden yola çıkarak sınıflandırma yapar. Sağ tarafta Hipotermi İsviçre Derecelendirme sistemine ait detaylı tablo yer almaktadır.



Hipotermi Tedavisi Nasıl Yapılır ?

‘Hiportermi’ geçiren kişilere ilk müdahalenin en kısa sürede yapılması gerekiyor. Hiportermi geçiren kişiyi ılık bir oda ya da barınak içine alın. Islanmış bütün giysilerini çıkarın. Önce vücudun baş, ense, göğüs ve karın gibi orta kısımlarını ısıtın, varsa elektrikli battaniye kullanın. Yoksa birkaç kat battaniye, kumaş, havlu ya da çarşafın altında kişiyi kendi vücudunuzla ısıtın. Kişinin bilinci yerindeyse sıcak içecekler içirin. Alkollü içki vermeyin. Vücut sıcaklığı yükselince baş ve boyun da dahil olmak üzere kişiyi kuru bir battaniyeye sarın. En kısa zamanda doktora başvurun.

Kaynak: Habertürk

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!