Connect with us

Dünya

Nijerya asıllı ‘kral’, Gürcistan’da belediye başkanı olmak için yarışacak

Nijerya asıllı 'kral', Gürcistan'da belediye başkanı olmak için yarışacak

Gürcistan’da 2 Ekim’de düzenlenecek yerel seçimlerde başkent Tiflis’te belediye başkanlığına aday olan, Nijerya’daki “İbo kabilesinin kralı” Arinz Richard Ogbunuju, seçimlerde kazanması durumunda kente yabancı yatırımları çekmeyi hedefliyor.

Gürcistan tarihinde ilk kez, Nijerya asıllı siyahi bir iş insanı, 2 Ekim’deki seçimlerde Tiflis Belediye Başkanı olmak için diğer siyasi rakipleriyle yarışacak.

Gürcistan Merkez Seçim Komisyonunun resmi internet sitesinde, Ağustos sonunda yer alan açıklamaya göre, muhalefet partisi “Bizim Birleşik Gürcistan” tarafından Tiflis Belediye Başkanlığına aday gösterilen, Gürcistan vatandaşlığı da bulunan Ogbunuju, adeta yerel ve yabancı basının ilgi odağı oldu.

Gürcistan’da parfüm satarak iş kuran, daha sonra ikinci el araç ve araç parçası satarak işini geliştiren ve bugün çeşitli işletmelere sahip olan Ogbunuju, ana dil seviyesinde Gürcüce konuşabiliyor.

Ogbunuju, Gürcistan’da geçirdiği yaklaşık 25 yıla, Nijerya’dan ayrılarak yabancı bir ülkede yaşamasının nedenlerine ve siyasete girme kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Advertisement

Ogbunuju, doğup büyüdüğü Nijerya’da 1995 yılında annesinin ve bir kardeşinin art arda hayatını kaybetmesinin ardından yurt dışında yabancı kültürlerle tanışmak için ilk kez ülkesinden ayrıldığını ifade ederek, “1995’te önce annem daha sonra kardeşim hayatını kaybetti. Zor günler yaşıyordum. Büyük ağrılar hissediyordum. Bu yüzden çeşitli ülkelere gidip oraları tanımaya karar verdim” dedi.

TÜRKİYE’DE DE BULUNMUŞ

Birçok ülkeyi gezdikten sonra Türkiye’de İstanbul, Ankara ve çeşitli şehirlerde belli bir süre bulunmasının ardından ilk kez 1996’da Gürcistan’a geldiğini aktaran Ogbunuju, bugüne kadar da bu ülkede yaşadığını kaydetti.

Gürcistan’a bir turist olarak geldiğini ancak daha sonra burada kalıp iş kurmaya karar verdiğini anlatan Ogbunuju, “Gürcistan’ı çok beğendim. Burada Gürcü bir kadınla evlendim. Üç çocuğumuz var. Bu ülke beni kabul etti ve ben de bu ülkeyi çok sevdim” ifadelerini kullandı.

‘ADETLERİMİZ BİRBİRİNE BENZİYOR’

Advertisement

Yaklaşık 4 yıl önce Gürcistan vatandaşlığını da aldığını belirten Ogbunuju, “Ben burada artık diğer Gürcüler gibi yaşıyorum. Bir Gürcü gibi düşünüyorum. Burada hayat kurmak hiç zor gelmedi bana çünkü adetlerimiz birbirine benziyor” şeklinde konuştu.

Gürcistan’da halkın kendi gelenek ve kültürüne sahip çıktığını ifade eden Ogbunuju, “Gelenek ve kültürüne değer vermeyen halkın bir geleceği yok, onlar yabancıları da kabul edemez. Gürcüler ise bu değerlere saygı gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“İBO KABİLESİNİN KRALI”

Öte yandan Nijerya’da, halkın kendisine yıllar önce “İbo kabilesinin kralı” unvanın verdiği bilgisini paylaşan Ogbunuju, “Halkım bana bu unvanı verdi” dedi.

Gürcistan’da siyasete girmeye karar verdiğini ve 2 Ekim’de yapılacak yerel seçimlerde Tiflis Belediye Başkanı olmak için mücadele ettiğini belirten Ogbunuju, “Ben siyasetçi değilim, sıradan bir iş adamıyım. Günlük olarak toplu taşıma araçları kullanıyorum, halkın içindeyim ve onların ne istediklerini iyi biliyorum” ifadelerini kullandı.

Advertisement

‘İSTİHDAM SORUNUNU ÇÖZMEK İÇİN SİYASETE GİRİYORUM’

Gerek önceki gerek mevcut hükümetin başkent Tiflis için son derece önemli projeler gerçekleştirdiğini ve etkili faaliyetler yürüttüğünü aktaran Ogbunuju, “Ama halk için genelde istihdam sorunu var ve bu yüzden iş adamı olarak ben bu sorunları çözmek için siyasete girmek istiyorum” diye konuştu.

Tiflis’e yabancı yatırımı getiren birçok iş adamı tanıdığını ve kenti yabancı yatırımcılar için daha cazip hale getirmek istediğini ifade eden Ogbunuju, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yabancı yatırımcılar güvenebilecek yetkiliyi arıyor. İşte onların güvendiği kişi benim. Eminim 4 yıl sonra Tiflis daha güzel ve başarılı bir şehir olacak. Tiflis şimdi de güçlü bir şehir, hükümet bu yönde önemli çalışmalar yapıyor. Mevcut başkan Kakha Kaladze aktif çalışmalar yürütmekte ancak bir tuz eksik ve bu tuz da yatırım.”

Ogbunuju’nun seçimlerde temsil edeceği “Bizim Birleşik Gürcistan”ın Genel Başkanı İsak Giorgadze de konuşmasında, “Ogbunuju’nun tek amacı var, o da bizlerle birlikte Gürcistan’ı daha güçlü bir hale getirmektir” ifadesini kullandı.

Advertisement

Parti olarak Gürcistan’ın NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu sürecini desteklediklerini kaydeden Giorgadze, Ogbunuju’yla beraber bu yönde etkili çalışmalar yürütebileceklerine inandıklarını vurgulayarak, “Biz böylece dünyaya Gürcistan’ın hoşgörülü bir ülke olduğunu göstermek istiyoruz.” dedi.

Rumico

Dünya

Apple’a bir dava da Çin’den: Şarjsız iPhone

Apple'a bir dava da Çin'den: Şarjsız iPhone

Teknoloji devi Apple, Çin’de de mahkemelik oldu. Telefonlarından şarj cihazını çıkartan Apple’dan tazminat isteniyor. Kutudan çıkan kablonun diğer cihazlarla güçlü performans vermediği iddia edildi.

Dünyanın en popüler akıllı telefonlarından iPhone‘un üreticisi Apple‘a bir dava daha açılıyor.

Bilindiği gibi şirket yeni iPhone telefonların kutusundan şarj cihazını ve kulaklığı çıkarmıştı. Apple bu hamlenin atık üretimini azaltacağını savunmuştu. Ancak kullanıcılar bu karara tepki göstermişti. Son olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde Apple mahkemelik oldu.

iPhone 12 Pro Max satın alan öğrenciler kutudan şarj cihazı çıkmayınca olayı mahkemeye taşıdılar. İddiaya göre kutudan çıkan USB-C girişli kablo piyasadaki diğer ürünlerle uyumlu çalışmıyor. Bu da Apple’ın yaptığı reklamların yanıltıcı olduğu düşüncesini doğuruyor.

Üniversite öğrencileri Apple’dan şarj başlığı talep etti. Ayrıca mahkeme masraflarının ödenmesi ve 100 yuanlık (16 dolar) tazminat da istendi. Apple’ın mahkemede yaptığı savunmada şarj başlığı olmadan telefon satan başka şirketler olduğunu da söylediği iddia edildi.

Apple benzer sebepten dolayı Brezilya’da da sorun yaşamıştı. Brezilyalı yetkililer Apple’a 2 milyon dolar ceza kesmişti. Fransa’da tüketici yasalarında yer alan bir madde gereği Apple EarPods kulaklıkları kutulara geri getirmişti.Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Dünya

Dünyanın en ürkütücü havalimanı pistleri

Dünyanın en ürkütücü havalimanı pistleri

Uluslararası taşımacılıkta önemli bir rol oynayan hava yolu taşımacılığı ağı her geçen gün büyürken, mesafeleri kısaltan uçakların iniş ve kalkışlarını gerçekleştirdikleri havalimanı pistleri de önemini artırıyor. Afrika’dan Karayip Adaları’na kadar havalimanlarındaki pistler her yıl milyonlarca yolcuyu karşılayıp uğurlarken, pistler konumları ve yaşattığı zorluklarla öne çıkıyor.

Dünyada birçok kişinin fobisi olmasına karşılık istatistiki verilere göre en güvenli ulaşım sistemi olan havayolu taşımacılığında, mevsim geçişleri ve hava değişimleri dönemlerinde sık sık aksilikler meydana geliyor. Kimi zaman bir kuşun uçağın motoruna girmesi gibi istisna durumlarla da karşılaşılan havayolu taşımacılığında, aksilikler dev uçakların acil iniş yapmasına neden olabilirken, onlarca ton ağırlığındaki uçakların indikleri pistler de bazen ürkütücü olabiliyor. İşte dünyadaki en ürkütücü havalimanı pistleri:
Hindistan’da Leh havalimanının deniz seviyesinden 3 bin 250 metre yüksekte olduğunu fark edene kadar, dünyanın en yüksek 23. havalimanı olması kulağa çok da yüksekmiş gibi gelmiyor. Kısa bir pisti olan Leh havalimanı dağlarla çevrili yapısı nedeniyle öğleden sonra kuvvetli rüzgarlarla çevriliyor.
Öğle saatlerinin ardından güçlü rüzgarlar nedeniyle uçuş gerçekleşmeyen havalimanında, bununla birlikte geniş gövdeli ve ağır uçaklara izin verilmezken, buraya inen bütün pilotlar özel eğitimden geçiyor.
Uçakların kumsaldan dönerek piste indiği görüntülerle ünlü olan Sint Maarten havalimanı, özellikle sosyal medyada paylaşılan görüntülerle öne çıkıyor. Havalimanının kumsaldaki insanların yakınlarından geçerek tehlike yarattığı havalimanında 2017 yılında bir turist, jet motorunun patlaması nedeniyle hayatını kaybetti.
Uçaktakiler için kalkış, inişten biraz daha korkutucu olurken bunun nedeni uçağın kalkışın hemen ardından havalimanının arkasında yükselen dağa doğru ilerlemesi olarak belirtiliyor.
Deniz seviyesinden 2 bin 200 metre yüksekliğe inşa edilen kolon ayaklarıyla dikkat çeken Paro havalimanı, Butan’ın uluslararası tek havalimanı olarak dikkat çekiyor. Sadece birkaç pilotun havalimanına iniş izni olması nedeniyle az sayıda uçağın indiği havalimanına inişe ise sadece iyi görüş koşullarının olduğu gün ve saatlerde izin veriliyor.
Radarı olmayan havalimanına pilotların manuel yanaşması gerektiğinden işlerini epey zorlaştıran havalimanından kalkışın ardından da tepeler ve evlerin üzerinden geçen uçakların tehlike oluşturduğu belirtiliyor.
Dünyanın önemli başkentlerinden Londra’ya inmek için geçtiğiniz yollar bir filmin içindeymiş gibi hissettiriyor.
Londra Havalimanına inerken şehrin önemli gökdelenlerinin yanından geçilirken Canary Wharf’ın çevresinde bulunan bankaların ışıklarının arasından havalimanına ulaşılıyor. Uçaklar havalimanına o kadar dik bir açıyla iniyorlar ki, bir helikopterdeymişsiniz hissi oluşturuyor.
Haziran 2021’de, bir Frontier Airlines uçağı Washington’daki Ronald Reagan havalimanında pistten kaydığında, bir yolcu bunu “biraz korkutucu” olarak nitelendirdi.
Pistten kaymasının başlıca nedeni havalimanı yakınında bulunan Potomac Nehri olurken, nehirdeki sürüngenlerin de havalimanı pistine çıkması an meselesi olarak nitelendiriliyor.
Dağlarla çevrili Avusturya’nın Tirol bölgesinin başkenti Innsbruck, en iyi kayak destinasyonu ve muhteşem bir uçuş deneyimi sunuyor.
Uçaklar yaklaşık 2 bin 400 metrelik bir tepenin üzerine dalarak, dağlardan esen rüzgarla mücadele edip vadiye inmek için keskin dönüşler gerçekleştirirken, bu havalimanına iniş için pilotlar özel eğitim alıyor.
Güney Amerika’nın en büyük kenti olan Sao Paulo’nun dört havalimanından biri olan Congonhas, yaşadığı drenaj sorunuyla biliniyor. 2007 yılında yaşanan drenaj sorunu nedeniyle bir kişinin hayatını kaybettiği havalimanında, olayın ardından sular çekilip pist yeniden ortaya çıkarken, buraya inmek hala oldukça tehlikeli olarak görülüyor.
Şehir merkezinden birkaç kilometre uzakta olan havalimanı konum olarak kullanışlı bir yerde yer almasına karşılık tek pisti bulunması nedeniyle yoğun olarak kullanılmıyor. Yapıldığı 1930’lu yıllarda çevresinde pek fazla binanın bulunmadığı havalimanı, kalabalıklaşan nüfus ve plansız kentleşme nedeniyle halihazırda uçuşların apartmanların arasından gerçekleşmesine neden oluyor.
Çevresindeki dağlar, kuvvetli rüzgar ve kısa pistiyle Lukla, dünyanın en tehlikeli havalimanı denince ilk sıralarda anılıyor. Everest’e açılan kapı olarak görülen havalimanının pisti uçurumun kenarına kurulurken, pistin sonu 526 metrelik bir boşluğa uzanıyor.
Uçakların yavaşlaması için eğimli inşa edilen pistte pas geçmek için herhangi bir alan bulunmazken, bu durum bir uçağın inişe geçtiği sırada mutlaka inmesi gerektiği anlamına geliyor. Buna rağmen, Lukla Havalimanı uçuşlardaki sunduğu muhteşem dağ manzarasıyla da öne çıkıyor.
Güney Atlantik Okyanusu’ndaki uzak bir ada olan Saint Helena’da, İngiliz Denizaşırı Toprakları’nda bulunan uluslararası havalimanı, ünlü rüzgarlarıyla tanınıyor. Uçurumun kenarına inşa edilen havalimanına inen uçakların, piste değmeden önce sert bir rüzgar yiyerek sarsıldığı havalimanı buna rağmen çok güzel bir manzarayı yolculara sunuyor.
Uçakların iniş ve kalkış sırasında Napolyon’un sürgün edildiği Longwood ovasının ve tek bir limana sahip bir kanyon çatlağının içine inşa edilmiş başkent Jamestown’u izleyebileceği havalimanı 2015 yılında inşa edilirken küçük uçaklar için planlanırken, son genişletme çalışmalarının ardından 50 metrelik Boeing 757 uçağının inebileceği şekilde genişletildi.

Rumico

Devamını Oku

Dünya

Popocatepetl Yanardağı kül ve duman püskürtmeye devam ediyor

Popocatepetl Yanardağı kül ve duman püskürtmeye devam ediyor

Meksika’daki Popocatepetl Yanardağı yeniden kül ve duman püskürttü. Yetkililer yanardağdan çıkan küllerin zehirlenmeye yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı.

Meksika’nın Meksika eyaletinde yer alan ve Morelos ve Puebla kentlerinin sınırında bulunan Popocatepetl Yanardağı kül ve duman püskürtmeye devam ediyor.

Meksika Ulusal Afet Önleme Merkezi (Cenapred) tarafından yapılan açıklamada, yanardağda yerel saatle 00.18’de gerçekleşen patlama sonucu kül ve duman çıkışı görüldüğü aktarıldı. Patlamanın etkisiyle yanardağ ağzından çıkan kül ve duman bulutunun bin 200 metre yüksekliğe kadar ulaştığı bildirilirken, yanardağın bir kaç kilometre derinliğinde dört saatten daha uzun süren sismik hareket kaydedildiği aktarıldı.

Yetkililer, yanardağdan çıkan küllerin kuzeydoğu yönüne doğru ilerlediğini bildirerek, Puebla, Morelos ve Meksika eyaletlerinde yaşayan vatandaşları zehirlenmeye karşı önlem almaları konusunda uyardı.
Eylül ayında faaliyetleri artan Popocatepetl Yanardağı, Manchester Üniversitesinden bilim adamlarına göre önümüzdeki birkaç yıl içinde patlaması beklenen yanardağlar arasında beşinci sırada bulunuyor. Popocatepetl Yanardağında geçtiğimiz Eylül ayı içerisinde üç kez ve son olarak da 7 Ekim’de patlama meydana gelmişti.

Aztek dili olan Nahuatl’da “Duman çıkaran dağ” anlamına gelen Popocatepetl 5 bin 452 metre yüksekliğiyle Kuzey Amerika’nın ikinci büyük yanardağı konumunda yer alıyor. Kraterinin çapı 900 metre ve derinliği 150 metre olan Popocatepetl’in 16 kilometre kuzeyinde ise ikizi olan Iztaccihuatl Yanardağı bulunuyor.

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler