Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

Pamuk Fiyatları Halen Açıklanmadı

Pamuk Fiyatları Halen Açıklanmadı

Pamuk Fiyatları Halen Açıklanmadı. Birçok üründe taban fiyat açıklayan hükumetin, hasat başladığı halde pamuk alım fiyatını açıklamaması nedeniyle üretici ne yapacağını şaşırdı. Geçen yıl kilosu 4.6 liraya çıkan alım fiyatının 3 liraya düşmesi de üreticiyi zor durumda bıraktı.



Pamuk Fiyatları Halen Açıklanmadı

Pamuk fiyatları hala açıklanmamış olması hasada başlayan üreticilerin elini kolunu bağladı. Son 2 yıldır pamuk prim fiyatlarının aynı kalması nedeniyle zaten zor günler geçiren üreticiler; geçen yıl hasat döneminde kilosu 4-4.6 TL ile başlayan pamuk alım fiyatlarının yıl içinde 3-3.5 TL’ye kadar düştüğünü belirterek; bu yıl henüz fiyat da açıklanmadığı için ne yapacaklarını bilmediklerini söylüyor.

Orhan Sarıbal Tepki Gösterdi

Tarım Politikaları ve Tarım Örgütlerinden Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, hasadı başlanan pamuk fiyatları hâlâ açıklanmamış olmasına tepki gösterdi. “Tarım ve Orman Bakanı devletin alım yapmadığı ayçiçeği de dâhil birçok ürünün alım fiyatlarını açıkladı ama pamuk fiyatları konusunda tek bir söz söylemedi” diyen Sarıbal; “Pamuk üreticisi üvey evlat mı?” diye sordu. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin 500 kilo kota uygulaması ile mağdur olan üreticiye duyarsız kalmasının sektöre darbe vurduğunu vurgulayan Sarıbal; şunları söyledi:

“Devlet alım yapmadığı ayçiçek için bile alım fiyatı açıklarken, pamuk fiyatları konusunda sessiz kalıyor. Geç olmadan pamuk fiyatlarına müdahale edilmelidir. Ayrıca üreticinin prim desteği kiloda 1.25-1.50 TL/olarak yeniden belirlenmelidir. Bu yapılmadığı takdirde, son yıllarda artış gösteren pamuk üretiminde yine geriye gidiş yaşanacak. Bu politika ile gelecek yıl 1 milyon dekar ekilmeyecek. Hem ekim alanlarımızdan olacağız hem de ithalatımız artacak. ‘Paramız var ki ithal ediyoruz’ diyerek Cumhuriyet tarihinin ithalat rekorlarını kıran Bakan Pakdemirli ile ‘beyaz altın’da da yeni bir rekora imza atılacak.”

ÜRETİM ALANI AZALDI

Sarıbal, 2002 yılında 7 milyon dekarın üzerinde pamuk ekim alanı varken, AKP’nin uyguladığı ithalat politikası sonucu 2 milyon dekar arazinin üretimden çıkarak 2018 yılında 5 milyon dekara düştüğünü belirtti.



Orhan Sarıbal, “Ülkemizin 1.5 milyon ton lifli pamuk ihtiyacı varken pamuk üretiminin azalması kabul edilecek bir durum değil. 2016’da 4 milyon dekarın üzerinde ekim alanı varken pamuk fiyatları nın biraz desteklenmesi ile 1 milyon dekar artış sağlandı ve 5 milyon dekara çıktı. Üretici desteklenirse pamuk ihtiyacımızın tamamını yurt içinden sağlayabiliriz” dedi.

Pamuk ihracat rakamları

Dünyanın ikinci büyük pamuk ithalatçısı olduk

AKP’nin iktidar olduğu son 17 yılda, 2019 yılı Ağustos ayı dahil olmak üzere, pamuk ithalatına 21 milyar 593 milyon dolar para ödendiğini belirten Orhan Sarıbal; “Pamuk ithalatının yüzde 48’i ABD’den, yüzde 14’ü Yunanistan’dan ve yüzde 13’ü Brezilya’dan yapıldı.

Komşumuz Yunanistan’ı saymazsak dünyanın öbür ucundan pamuk alıyoruz. Yunanistan’a geçen yıl 128 milyon dolarlık ihracat yapmışken ilk 8 ayda 147 milyon dolarlık ithalat yaptık” dedi. Pamuk ithal eden ülkeler arasında Çin’den sonra ikinci olduğumuzu belirten Sarıbal, “İlk 8 ayda Çin’in 2.6 milyar dolarlık pamuk ithalatının arkasından maalesef 1.1 milyar dolarla ikinci sırada yer alıyoruz” dedi.

Kaynak: Sözcü

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Süt ısıtma ve pastörizasyon yöntemleri

Süt ısıtma ve pastörizasyon yöntemleri

SÜT ISITMA VE PASTÖRİZASYON YÖNTEMLERİ

Süt ısıtma ve pastörizasyon yöntemleri : sütü çiğ olarak kullanmayınız. Çiğ sütü kullanmadan önce pastörize edin. Çiğ süt ile (kaynatmadan veya pastörize etmeden) peynir yapmanız halinde; tüketmek için en az 4 ay bekletmeniz  gerekir. Çiğ sütü hangi yöntemlerle ve nasıl bir işlemle ısıtacağınıza yapacağınız ürüne göre karar vermelisiniz.



Konserve, reçel ve ekmek yapımında olduğu gibi evde süt ürünleri yaparken de temizlik birinci önceliktir. Süt ürünleri yaparken gerekli hijyen koşullarını sağlayarak zararlı bakterilerin oluşmasını engelleyerek kullanacağınız kültürlere (mayalara) ideal ortamı sunmanız gerekir. Bu nedenle süt ürünlerini temiz bir mutfakta, hijyenik araç ve gereçler kullanarak yapmalısınız.

HİJYEN ÖNCELİĞİNİZ OLMALI

Süt ısıtma ve pastörizasyon yöntemleri için ilk iş olarak kullanacağınız ekipmanı temizlemeli ve sterilize etmelisiniz. Ekipmanınızı sterilize etmek için ise önce bir tencere suyu kaynatın.

"<yoastmark

Kullanacağınız ısıya dayanıklı paslanmaz ekipmanınızı (kevgir, süzgeç vb.); içi kaynar su dolu tencereye atarak 15 dakika boyunca kaynatın. Lavaboya yerleştirilen sterilize edilmiş bir süzgeç içine tencereyi boşaltın.

Ekipmanınızı daha sonra yüzeyi sterilize edilmiş bir tepsiye veya tezgaha koyun.

Mutfak tezgahını ve ekipmanınızın temas edeceği yüzeyleri sterilize etmek için ise 2 litre su içine 1 çorba kaşığı çamaşır suyu solüsyonu karıştırın. Temiz bir bez kullanarak yüzeyleri silin. Tencereye sığmayan ekipmanı sterilize etmek için bu suya daldırdıktan sonra durulayın.

Çamaşır suyu ile doğrudan temas süt kültürlerindeki bakterilerin büyümesini zarar vereceği için yüzeyleri ve ekipmanı iyice duruladığınızdan emin olmalısınız.

Ekipmanınızı kullandıktan sonra da iyice temizleyerek aynı şekilde sterilize ederek saklayabilirsiniz.

SÜT ISITMA VE PASTÖRİZASYON İÇİN PÜF NOKTALAR

Tüm ekipmanınızı ayarladıktan sonra süt ısıtma ve pastörizasyon yöntemleri için sütü ısıtmaya başlayabilirsiniz. Isıtma süresi ve yöntemi yapacağınız ürünün kalitesini doğrudan etkilemektedir.

En iyi sonucu almak için sütü yavaş yavaş ısıtmalısınız. Özellikle peynir yapılacak süt, sıcaklığı dakikada 1 °C artacak şekilde ısıtılmalıdır.  Isıtma işlemi, sütün sıcaklığı yapacağınız ürün için doğru sıcaklık değerlerine ulaşıncaya kadar kesintisiz devam etmelidir.




Sütü üç farklı yöntemle ısıtabilirsiniz:

1. Doğrudan ısıtma

Doğrudan ısıtmak için sütü tencereye boşaltarak ocağa (veya sobaya) koyun. Isının tencerede eşit dağılması için kalın dipli bir tencere kullanmanızı ve yavaş ateşte sürekli karıştırarak ısıtmanızı öneririz.

Bu yöntemle ısıttığınızda süt aşırı ısınmadan dolayı kavrulabilir veya tencerenin dibi tutabilir. Sıcaklığın çok hızlı yükselmesi durumunda dibinin tutmaması için tencereyi ocaktan kaldırmanız gerekebilir.

2. Su banyosu ile ısıtma

Su banyosu yöntemi ile ısıtmak için ılık su ile dolu bir lavabonun içine süt tenceresini yerleştirin. Sütün sıcaklığını arttırmak için gerektiği kadar sıcak su ekleyin.

"<yoastmark

Suyun sıcaklığı, sütü ısıtmak istediğiniz sıcaklıktan 5 °C daha yüksek olmalı. Suyun sıcaklığını ölçmek için bir termometre kullanın. Bu yöntem ile sütün sıcaklığını istediğiniz şekilde ayarlayabileceğiniz gibi sütün ısınırken kavrulmasını da engellemiş olursunuz.

3. Benmari yöntemi ile ısıtma

Benmari yöntemi doğrudan ısıtma ile su banyosu yönteminin bir kombinasyonudur. Büyük bir tencerenin içine daha küçük bir tencere koyup ocağın üstüne yerleştirin. İç tencereyi çevreleyen büyük tencereye su, iç tencereye de süt koyun. Dengeli bir sıcaklığı elde etmenize yardımcı olacak bu yöntem ile sütün kavrulmasını önleyebilirsiniz. Sıcaklığı gerektiği kadar arttırabileceğiniz bu yöntem, süt ısıtmada en çok tercih edilen yöntemdir.

SÜT ISITMA VE PASTÖRİZASYON NASIL OLMALI

Çiğ sütü ısıtmanız veya kaynatmanız sütün pastörize olduğu anlamına gelmez. Sütü ısıtmak, pastörize etmek ve kaynatmak farklı kavramlardır.

Sütü ısıtmak; elde edeceğiniz ürünü yapmak için sütün olması gereken sıcaklığa (çeşitli yöntemlerle) çıkarılmasıdır. Sütün ısıtılması pastörize edildiği anlamına gelmez, pastörizasyon farklı bir işlemdir.

Kaynatmak ise sütü kaynama noktasına kadar ısıtmaktır. Kaynatılmış sütün aynı zamanda pastörize olması için kısık ateşte en az 10 saniye boyunca kaynamaya devam etmesi gerekmektedir.



Çiğ sütün doğal ve biyolojik özelliklerine zarar vermeden; zararlı organizmaların tamamının, bakterilerin ise çoğunun etkisiz hale gelmesi için, kullanılmadan önce sütün pastörize edilmesi gerekiyor.

"<yoastmark

Özellikle; içme sütü veya yoğurt gibi taze ürünlerde kullanacağınız sütü önceden muhakkak pastörize etmelisiniz.

Pastörizasyonda sütün en az 63 °C’ye kadar ısıtılması gerekmektedir. Ayrıca, bu sıcaklıkta bir süre bekletilmesi ardından hızla soğutulması gerekmektedir. Süte uygulanan pastörizasyon normları şu şekildedir:

  • Düşük sıcaklıkta uzun süre pastörizasyon (63°C – 65°C ‘de 30 dakika)
  • Yüksek sıcaklıkta kısa süre pastörizasyon (71°C – 74°C’de 40-45 saniye)
  • Çok yüksek sıcaklıkta pastörizasyon (85°C – 90°C’de 15 saniye)

Çoğu peynirlerin yapımında 63 °C’den daha az ısıl işlem görmüş süt kullanıldığı için; pastörize edilmemiş sütten yapılan ürünleri en az 4 ay beklettikten sonra tüketmelisiniz.

Evde süt ısıtma ve pastörizasyon nasıl yapılmalı?

Sütteki zararlı bakterileri ve mikroorganizmaları öldürmek için pastörizasyon işlemini evinizde siz de yapabilirsiniz.

Taze çiftlik sütünü pastörize etmek için sütü 63 – 90 °C arası bir sıcaklığa kadar ısıtın. Sütü ısıtırken sıcaklığı termometre ile sürekli kontrol edin.

Süt proteinlerinin zarar görmemesi için sütü düşük sıcaklıkta uzun süre (63°C – 65°C ‘de 30 dakika) pastörize edebilirsiniz.



Sütü yüksek sıcaklıkta pastörize etmek için 71°C – 74°C arasında 40-45 saniye bekletmek gerekiyor. Çok yüksek sıcaklıkta pastörizasyon ise 85°C – 90°C arasında sütü 15 saniye boyunca bekletmeniz gerekir.

Yeterli sıcaklığa ulaşıp gerekli bekleme süresini tamamlayarak pastörize edilen sütü soğutmak için tencereyi buzlu su dolu bir lavabonun içine koyun.

Pastörize ettiğiniz sütten ürün (yoğurt, kefir, peynir vb.) yapmak isterseniz, gereken sıcaklıkta soğutma işlemini durdurmalısınız. Sütün dengeli bir şekilde soğuması için sıcaklık istediğiniz dereceye düşene kadar sürekli karıştırın.

Eğer sütü hemen kullanmayacaksanız 4 °C’ye kadar soğutup buzdolabına kaldırabilirsiniz.

Kültür (Maya) Ekleme

Yapacağınız ürün için gereken sıcaklıkta süte kültür (maya) katabilirsiniz.



Yoğurdun ve çoğu peynir çeşitlerinin yapımında; süte kültür (maya) ekleme sıcaklık değerleri, genellikle 35-45 °C arasında değişmektedir.  Her bir süt ürününün tarifinde mayalama için gereken sıcaklık değeri verilmektedir.

Unutmayın, “En doğal süt ürünü, evinizde kendi yaptığınızdır.”

Devamını Oku

Büyükbaş Hayvancılık

Sürdürülebilir hayvancılık için yem üretmeliyiz!

Sürdürülebilir hayvancılık için yem üretmeliyiz!

Sürdürülebilir hayvancılık için yem üretmeliyiz!

Sürdürülebilir hayvancılık için; yemler ilk dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Yem olmazsa süt olmaz. (Total Mix Ration) yarısını kaba yemler oluşturmaktadır.  Diğer yarısını da kesif yemler oluşturmaktadır. 20 kg ve üstü süt verimi için bir ineğin günde ortalama 7 kg yem tüketmesi gerekir.


Peki, çiftçinin satın aldığı 1 çuval yemin fiyatı nasıl düşer? Süt sanayicisi süt yemini hazırlamak için hammaddeyi nasıl ucuza tedarik eder? Tabii ki üretim yaparak, üreterek! Rasyonun yarısı olan kesif yemin içeriğinde bulunan hammaddelerin üretimi ülke genelinde arttırılarak.

Sürdürülebilir hayvancılık için; öncelikle yağlı tohum bitkileri üretim alanlarını genişletmelidir. Teşviklerle çiftçimizin bu ürünleri üretmelerini sağlamalıyız. Yağlı tohum bitkileri, kesif süt yemlerinin üretiminde oldukça önemlidir. İthal ettiğimiz için bu kaynaklar bize pahalıya mal olmaktadır. Bu sebeple soya, kanola, ayçiçeği, pamuk, susam gibi yağlı bitkilerin üretimini arttırmalıyız.

Örneğin, soya fasulyesinden elde edilen soya yağı, tam yağlı soya rasyona giren bir hammaddedir; ve ülkemizde Adana ve Mersin illerimizde ihtiyacı karşılamayacak miktarda üretilmektedir. Bunun sonucunda da yüzde 95 oranında ithal edilmektedir. Soya ekim alanları genişletilmelidir. Çiftçiyi bu ürünü ekmeye teşvik etmek için verilen destek arttırılmalıdır.

Kanola yağ bitkisi ülkemizde sadece Tekirdağ bölgesinde ekilmektedir. Ancak yapılan üretim ülkenin ihtiyacından çok daha alt seviyelerde kaldığı için; yüzde 95 oranında yurt dışından ithal edilmektedir. Kanola tarımı ülkemizde daha geniş alana yayılmalıdır. Kanola için verilen destek arttırılarak çiftçinin bu ürünü ekmesi teşvik edilmelidir.

Pamuk bitkisinin çekirdeği olan çiğit, çiftlik TMR’ına katılarak sütün yağ oranını arttırmaktadır. Ayçiçeği tohum küspesi (ATK) yine rasyonda kullanılan önemli bir protein kaynağıdır. Bu şekilde süt işletmesi hammaddeyi dışarıdan ithal etmek yerine; kendi çiftçisinden satın alarak maliyetini düşürür, bu da bir torba yemin fiyatına düşüş olarak yansır.



Sürdürülebilir hayvancılık için kaba yem üretimi arttırılmalıdır

Süt inekçiliğinde beslemede kullanılan en önemli protein kaynağı olan yonca, korunga; fiğ, silajlık mısır gibi yem bitkilerinin de üretimi yem maliyetlerini azaltmak için arttırılmalıdır.

Ülkemizde geniş tarım topraklarının, mera alanlarının ve hayvancılığın yoğun olarak Doğu Anadolu Bölgesinde olduğu bilinmektedir. Peki, Doğu Anadolu Bölgesinde toprak ve mera alanlarının durumu nedir? Hayvanlara ucuz yem sağlayabilmek için; kaba yem üretimimizi arttırmak zorundayız. Oysa ki biz toprağımızı ve meralarımızı kaderine terk etmiş durumdayız.

Öncelikle toprağı korumak gerekir ki; Türkiye her yıl toprak erozyonu sebebiyle 750 milyon ton toprak kaybetmektedir (TEMA). Erozyon sonucu kaybedilen toprak; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gerekli olan organik maddece zengin olan verimli üst topraktır. Bu nedenle erozyonla kapsamlı bir şekilde mücadele edilmelidir.

Sürdürülebilir hayvancılık için ülkemizde geniş toprak ve meralarının bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesinde; kapsamlı ve doğru işleyen toprak ve bitki analiz laboratuvarları kurulmalıdır. Böylece birim alandan daha fazla bitkisel üretim gerçekleştirmek için; kullanılan gübrenin daha doğru ve yeterli oranda atılması söz konusu olur.

Sürdürülebilir hayvancılık için meralarımızın durumu nasıl?

Hayvanların erken otlatılması, otlatma kapasitesine dikkat edilmemesi ve mera tecavüzlerinin uzun yıllardan beri sıkça yapılıyor olması; meralarımızın verimliliğini çok düşürmüştür. Ayrıca süt verimi hayvan başına 3-4 kiloyu geçmeyen çok sayıda yerli ırk hayvanın meralarımızda oluşturduğu yoğun baskı da meralara zarar vermektedir. Az sayıda yüksek verimli hayvan ile hayvancılık yapmak meraları uzun vadede iyi bir şekilde kullanmamıza da olanak sağlayacaktır.

Bu bağlamda çiftçilerin iyi eğitilmeleri, mera tecavüzlerinin kısa sürede önüne geçilmesi ve düzeltilmesi, meralarımızın ıslah edilmesi gerekmektedir. Büyükbaş hayvanlarımız için en iyi kaba yem kaynağı olan meralarımızın en etkili şekilde korunması ve ıslah edilmesi şarttır. Yem bitkileri ekimine önem verilip, çiftçi desteklenerek kaba yem üretimi arttırılmalıdır. Böylece hem toprağın kalitesini arttırmış hem de hayvanlarımız için değerli protein kaynakları üretmiş oluruz.



Sürdürülebilir hayvancılık için düşük maliyetle üretim yapmak gerekir. Bunun için iyi genotipte hayvanlar kullanmamız gerekmektedir. Bu bağlamda ülkemizin batı bölgelerine baktığımızda uzun yıllar boyunca yapılan ıslah çalışmaları sonucunda süt verimi yüksek melez hayvanlar geliştirilmiştir. Bu sayede daha verimli ve kazançlı hayvancılık yapılmaktadır. Diğer taraftan ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesine baktığımızda halen yerli ırklar ile hayvancılık yapılmaktadır. Bu da verimi düşük yetiştiricilik yapmak demektir.

Bununla birlikte, bu bölgelerde düzenli bir ıslah çalışması yapılmaya acilen başlanmalıdır. Melez, verimi yüksek, bölgenin iklim şartlarına uyum sağlayan tipler geliştirilmelidir. Çiftçiler bu yönde bilinçlendirilmelidir. Ayrıca, çiftciler yoğun bir eğitime tabi tutulmalıdır. Aynı zamanda çiftçinin de entansif hayvancılık yapması için isteği olmalıdır.

Daha önce yapılan ıslah çalışmalarına baktığımızda (Örn. Romanov & Morkaraman) halk eliyle ıslah sürecinde sorunlar çıktığını, ıslah edilmiş türleri çiftçinin bilinçsizce sattığını ve kesime gönderdiğini biliyoruz. Bu nedenle önce yetiştirici eğitilmelidir. Yetiştirici havyancılığı sadece günübirlik kazançlı bir ticaret olarak görmemeli.

Sonuç olarak, süt üretiminin istenen düzeyde gerçekleşmesi halinde Doğu Anadolu Bölgesine süt fabrikaları ve süt toplama merkezleri kurulmalıdır.

Yemi ucuza tedarik etmek zorundayız.

Ayrıca, yem sanayicisinin hammaddeyi ucuza alması gereklidir. Bununla birlikte üreticinin de yemi ucuza alması gereklidir. Bunun için önce toprak ve meralarımızı koruyup bilinçli ve doğru bitkisel üretim yapmak zorundayız. Bulunduğu bölgenin iklimine uyum sağlamış kültür hayvanları geliştirmeliyiz. Yerli genotip hayvanlarımızı ıslah ederek yemden yararlanma seviyelerini ve verimlerini artırmalıyız.



Tarım ve hayvancılıktaki sorunların bugün oluşmadığı ortada. Ancak -ne yapılması gerektiği bilinmesine rağmen- sorunların çözümüne dönük bir tarım politikasının uygulanamadığı da bilinen bir gerçektir. Bu nedenle öncelikle uzun vadeli, planlı ve üretime dönük politikaların oluşturulması gerekmektedir. Bunun için de başlangıç noktası yem bitkileri üretimini artırmak ve meraları ıslah etmek olmalıdır.

Kaynak: https://sutdunyasi.com/

Devamını Oku

Arıcılık

Balmumu Nedir? Balmumu Ne işe Yarar ve Nasıl Yapılır?

Balmumu Nedir, Balmumu Ne işe Yarar ve Nasıl Yapılır

Balmumu Nedir ?

Balmumu, 13-18 günlük genç işçi arıların son 4 çift karın halkaları üzerinde bulunan mum salgı bezlerinden salgılanan ve arı tarafından petek yapımında kullanılan bir maddedir.



Balmumu Nasıl Yapılır ?

Mum salgı bezlerinden sıvı olarak salgılanarak karın halkaları arasından dışarı çıkarken hava ile temas eder etmez katı hale geçerek beyaz bir pulcuk şekline dönüşür. Arı bacakları yardımı ile ağzına aldığı pulcuğu çiğneyerek petek örer.

Balmumu Ne işe Yarar ?

Bal arılarının ürettiği mum, ağırlıklı olarak temel petek yapımı yanında, kozmetik ve ilaç sanayiinde, parlatma, cilalama, su geçirmezliğin sağlanması, kalıpçılık ve dişçilik gibi çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Arının 1 gr balmumu üretebilmesi için yaklaşık 10 gr bal yemesi zorunludur. Bu nedenle koloninin gelişebilmesi, bir diğer ifadeyle, arıların petek örebilmesi ya da temel petekleri kabartabilmesi için; kolonide bol miktarda uygun yaşlı genç işçi arıların mevcudiyeti, kolonide yeterince bal bulunması veya nektar akımının varlığı ya da kolonilerin şeker şurubuyla beslenmesi gereklidir.

Hastalıklı ve zayıf koloniler balmumu üretemediğinden ve gelişemediğinden bu tür kolonideki petekler zamanla siyahlaşır. Tam tersine, sağlıklı ve güçlü kolonilerde mum salgılama ve petek örme süreklilik kazanır.

Kolonideki yeni örülmüş beyaz petekler ve çerçeveler arasındaki beyaz bağlantılar sağlıklı ve gelişen bir koloninin tipik belirtileridir.

Balmumu, 13-18 günlük genç işçi arıların son 4 çift karın halkaları üzerinde bulunan mum salgı bezlerinden salgılanan ve arı tarafından petek yapımında kullanılan bir maddedir.



Nasıl Yapılır ?

Mum salgı bezlerinden sıvı olarak salgılanan balmumu karın halkaları arasından dışarı çıkarken hava ile temas eder etmez katı hale geçerek beyaz bir pulcuk şekline dönüşür. Arı bacakları yardımı ile ağzına aldığı pulcuğu çiğneyerek petek örer.

Ne işe Yarar ?

Balmumu, ağırlıklı olarak temel petek yapımı yanında, kozmetik ve ilaç sanayiinde, parlatma, cilalama, su geçirmezliğin sağlanması, kalıpçılık ve dişçilik gibi çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Arının 1 gr balmumu üretebilmesi için yaklaşık 10 gr bal yemesi zorunludur. Bu nedenle koloninin gelişebilmesi, bir diğer ifadeyle, arıların petek örebilmesi ya da temel petekleri kabartabilmesi için; kolonide bol miktarda uygun yaşlı genç işçi arıların mevcudiyeti, kolonide yeterince bal bulunması veya nektar akımının varlığı ya da kolonilerin şeker şurubuyla beslenmesi gereklidir.

Hastalıklı ve zayıf koloniler balmumu üretemediğinden ve gelişemediğinden bu tür kolonideki petekler zamanla siyahlaşır. Tam tersine, sağlıklı ve güçlü kolonilerde mum salgılama ve petek örme süreklilik kazanır.

Kolonideki yeni örülmüş beyaz petekler ve çerçeveler arasındaki beyaz bağlantılar sağlıklı ve gelişen bir koloninin tipik belirtileridir.

Kaynak: Beeswax



Devamını Oku

Trendler