Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

Pamuk Primi En Az Enflasyon Oranı Kadar Artırılmalı

Pamuk Primi En Az Enflasyon Oranı Kadar Artırılmalı

Pamuk Primi En Az Enflasyon Oranı Kadar Artırılmalı. ULUSAL Pamuk Konseyi (UPK) Başkanı Bertan Balçık, pamukta Çukurova bölgesinde Adana dışındaki kentlerde verim düşüklüğü olduğunu; destek primlerinin en az enflasyon oranı kadar artırılması gerektiğini söyledi.

Pamuk Primi En Az Enflasyon Oranı Kadar Artırılmalı

Sezon öncesi eski mahsul alışverişlerde 11 ile 11,50 liraya kadar yükselen lif pamuk fiyatının; hasadın başlamasıyla birlikte yüzde 30 düştüğünü belirten UPK Başkanı Bertan Balçık; güncel fiyatların 9,50-8,50 lira arasında olduğunu belirtti.



İplik sanayicisinin lif pamuğa, yağ sanayicisinin pamuk çekirdeğine talebinin zayıf olduğunu söyleyen Balçık; faizlerin yüzde 40’lara yükselmesinin pamuk fiyatının düşüşündeki ana neden olduğunu vurguladı. Üreticinin eline geçen paranın 4,50 liradan 3,50 liraya düşerek neredeyse 2017 fiyatlarına yaklaştığını söyleyen Balçık, şunları kaydetti:

“2018 pamuk sezonu üretici açısından iyi başlamadı. İlk olarak Adana hariç diğer yerlerden gelen verim düşüklüğü haberleri moralimizi bozdu. Hâlâ hasadın devam ettiği yerlerden bu veriler gelmektedir. Konseyimizin koyduğu 1 milyon tonluk üretim hedefini tutturmak zor olacak.

Advertisement

Bölgelerden aldığımız yeni bilgiler ışığında tahminimizi revize ettik ve 900 bin ton civarı lif pamuk üretimi bekliyoruz. Yurt dışında 190 cent; yani 11,50 lira olan lif pamuk fiyatı ülkemizde 9,50 ve 8,50 lira aralığında kalitesine göre kendine alıcı bulmaktadır. Bu durumda kütlü pamuğun kalitesi ve lif randımanına göre üreticinin eline 3,50 lira geçmektedir. Başka bir ifadeyle ‘Yerli üretim Türk pamuğu tekstilci için en ucuz hammadde kaynağı oldu’ diyebiliriz.

Pamuk üretiminde kullanılan mazot, gübre ve ilaç gibi girdilerin ithalata bağlı olması, dövizdeki yükselme, arka arkaya gelen zamlar; geçen yıla göre azalan verimler ve sezonun başı olmasına rağmen düşme eğilimindeki fiyatlar üreticilerimizi önümüzdeki yıl için endişelendirmektedir.

Pamuk Primi En Az Enflasyon Oranı Kadar Artırılmalı. Çiftçilerimizin haklı endişelerinin azaltılması ve sürdürülebilir pamuk üretiminin devam etmesi için UPK olarak; devletimizin pamuğa verdiği prim miktarını en az enflasyon oranında artırmasını öneriyoruz.”



Gelecek Yılın Planlaması Başladı

Konsey olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gelecek yıl pamuğa vereceği desteklemelerle ilgili yapılan çalışmalara yoğunlaştıklarını kaydeden Balçık, şunları söyledi:

“Bakanlığımıza doğru bilgilendirmeler yaparak katkı sağlıyoruz. Pamukla ilgili bize iletilen bütün konuları başta üreticilerimiz olmak üzere, sektörün bütün unsurlarını ve ülkemizin menfaatlerini ön planda tutarak cevaplıyoruz.

Advertisement

Bakanlığımızın konseyimiz ile olan yakın işbirliğinden son derece memnunuz. Diğer taraftan, sezonun başlamasıyla birlikte fiyatlar hiç kimsenin beklemediği bir hızda geri gelerek üreticiyi umutsuzluğa itti. Ulusal Pamuk Konseyi pamuk sektörünün bütün bileşenlerini temsil eden bir yapıda; ancak şu anda bariz şekilde pamuk çiftçisi aleyhine bir durum oluştu.

Tabii ki tekstilcimizin uygun fiyattan hammadde temin etmesini isteriz. Ancak bu hammaddeyi üreten pamuk çiftçisinin mağdur olmasını ve üretimden vazgeçme noktasına gelmesini de istemiyoruz.

Pamukta Toprak Mahsulleri Ofisi gibi piyasayı dengeleyici görev yapacak bir kurum yok. Bu yüzden Ulusal Pamuk Konseyi olarak öncelikle çiftçilerin ortağı olduğu Çukobirlik; TARİŞ ve Antbirlik gibi birliklerimizin üreticiye verilen lisanslı depoculuk desteklerinden hemen yararlandırılmaları gerektiğine inanıyoruz.

Şu anda bu imkandan birlikler ve bağlı kooperatifler istifade edemiyorlar. Bu destekler sayesinde birlikler üretici adına aldıkları pamuğu işledikten sonra hemen satmak zorunda kalmayacakları gibi; acil ihtiyaçları için finansmana erişim imkanı da elde etmiş olacaklar.”

Lisanslı Depoculuk Geliştirilmeli

Lisanslı depoculuğun hükümetin başlatmış olduğu ve uygun destekleme politikalarıyla yaygınlaştırılmasına çalıştığı; hayati öneme sahip bir çözüm olduğunu ifade eden UPK Başkanı Bertan Balçık, sözlerini şöyle tamamladı:

“Üreticiler pamuklarını büyük çoğunlukla hasat zamanında ve düşük fiyattan satmak zorunda kalmaktadır. Bilinmelidir ki; pamuk ürünü buğday gibi hemen depoya konulmaz. Mutlaka çırçırlama işleminden sonra lif pamuk olarak muhafaza edilmek zorundadır.

Advertisement

Bu konuda Konsey olarak önerimiz, üreticinin lisanslı depoya koyduğu çırçırlanmış lif pamukların karşılığı alacağı elektronik ürün senedinin; ‘desteklemeye esas belge’ olarak kabul edilmesi için prim tebliğinde değişiklik yapılmasıdır. Aksi takdirde lisanslı depo desteği uygulaması pamuk için arzu edilen sonuç vermeyecektir.”

Politika

Tarıma Gözümüz Gibi Bakmalıyız

Sosyoekonomik Entegrasyonun Desteklenmesi ve Geçim Sağlama İmkanlarının Yaratılması Aracılığıyla Türkiye’de Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Ev Sahibi Toplulukların Dayanıklılığının Geliştirilmesi Projesi Tanıtım Toplantısı İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleşti.

Birleşmiş Milletler Fonu ve FAO ortaklığı ile İl Müdürlüğü Koordinatörlüğünde yürütülen ve 2020 – 2021 yıllarında gerçekleştirilen Mesleki Eğitimlere ve Uygulamalı Çiftçi Okulu Eğitimlerine katılan çiftçilere verilecek Hibe Programının detaylarının anlatıldığı toplantıya Ak Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı da katıldı.

Kadınlarla yürütülen projelere ve kadın üretimine çok önem verdiklerini ve desteklemeye her zaman devam edeceklerini belirten Çankırı “İzmir’de hem tarım hem de ticaret alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin kurulmasında, bunlara verilen desteklemelerde, hibelerde en fazla payı almaya çalışıyoruz. Mardin’de de benzer çalışmalar yürüttük ve orada kurduğumuz kooperatif şuan çok ciddi şekilde hem ilin ekonomik dengesine katkı sağlıyor hem de kadınlar tarafından üretilen ürünlerin kooperatife nasıl fayda sağladığını görüyoruz” dedi.

DESTEKLEMELERİN SAYISI AZALTILACAK, DAHA NİTELİKLİ OLACAK

Geleceğimizin tarımda olduğunu belirten Çankırı şunları söyledi; “Tarıma gözümüz gibi bakmalıyız. Sayın Bakanımız Vahit Kirişçi ile göreve geldiği ilk günden itibaren yapmış olduğumuz istişareler sonucunda tarımda eksiğimiz olan, yapmamız gereken, geç kalınmış ama hızlı bir şekilde adım atmamız gereken gündem maddelerini ele aldık. Bunların arasında desteklemelerin sayısının azaltılıp daha nitelikli bir şekilde sizlere dönmesini sağlamak da var. Bu noktada farklı yöntemler geliştiriliyor. Damla sulama yöntemleriyle, sulama teknikleriyle, arazilerde yapılan çalışmalarla verilecek destekler, tohum destekleri, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta yapabileceğimiz programlar. Bunların hepsi artık daha planlı bir şekilde konuşulacak. İzmir ayağında bunun doğru bir şekilde yürüdüğünü görüyoruz. Hem hibeler hem de destekler, görüyoruz ki 30 ilçede etki alıyor” dedi.

Advertisement

Ülkemizde bulunan 6 milyon çiftçinin 3 milyonunun kadın olduğunu vurgulayan Çankırı “Kadının elinin değdiği yerin çok güzelleştiğini, daha katma değerli olduğunu görüyoruz. İzmir’de ki kooperatiflerimizde de bunu çok ciddi bir şekilde hissediyoruz. Biz kadını güçlendirdiğimizde otomatikman ailesini, şehrini, ülkesini de güçlendirmiş oluyoruz. O yüzden bu desteklerin siz kadınlara verilmesini önemsiyorum ve destekliyorum. Bizim için çok kıymetlisiniz, üretimleriniz çok kıymetli. Üretimlerinizin daha planlı, yerine, amacına ulaşır şekilde olması ve ürün desenlerini doğru planlamanız noktasında da Tarım İl Müdürlüğü ve İlçe Müdürlükleri ile uyumlu çalışmanız bizim için çok kıymetli. Bu gün burada hibesini dağıtacağımız FAO destekli programa da, önümüzdeki günlerde ilana çıkacak hibe ve destek programlarına da lütfen başvurularınızı yapın. Bana vermezler, çıkmaz diye bir düşünceye girmeyin. Bizim sizlere proje anlamında, ortaya koymak istediğiniz ürün gamı anlamında başka desteklerimizde olabilir. Bu noktada hem İzmir’i tanıtmak hem de hep beraber geleceğimizi üretmek için iletişim halinde olalım” dedi.

İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen ise, “2 yıldır verdiğimiz eğitimlere katılan ve bizlere projelerini sunacak olan üreticilerimize hibe vereceğiz. Üreticilerimizden şunu özellikle istiyorum; daha fazla ve daha güzel projeler hazırlayalım. Çünkü bu program 10 ilde uygulanıyor. Diğer 10 ildeki projeler değerlendirmenin altında kalırsa hibe miktarlarımız artmış olacak. Bizler projelerin hazırlanma noktasında da sizlere eğitim vereceğiz ve birlikte çok güzel projeler hazırlayacağız” dedi.

Hibe başvurusu yapacak olan çiftçiler Mesleki Eğitim ve Uygulamalı Çiftçi Okulları eğitimlerinin verildiği Çiğli, Menderes, Menemen, Karaburun ve Urla ilçelerinde ikamet etmekte olan ve eğitimi başarı ile tamamlayan çiftçiler olacak.

Hazırlanan projelere Mikro Tarım – Gıda Katkı Hibeleri İçin 2.313 ABD Doları, Küçük Ölçekli Tarım İşletmeleri Yatırım Hibeleri İçin ise 11.565 ABD Doları hibe verilecek.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Politika

Geçen yıl 700 liraya dolan depo bu sene 3 bin liraya doluyor

Adana’da çiftçiler mazot fiyatlarının 30 liraya dayanmasına adeta isyan etti. Tarlasını ekip dikmek ve sürmek için traktörün kontağını bile çalıştıramaz hale geldiklerini belirten üreticiler, dayanacak güçlerinin kalmadığını belirtti. Çiftçilerin sorunlarını dinleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut ise, “Üreticinin kullandığı mazot da çarkıfelek gibi, zam numaratörü gibi her gün artıyor. Geçen sene 6 liraydı, bu sene neredeyse 30 lira oldu. Tam 5 kat arttı. Bu fiyatla üretici traktörün kontağını bile çeviremiyor. Üreticinin feryadını duyun” çağrısı yaptı.

“TARLAYI SÜREMİYORUZ”

Oymaklı Köyü’nden çiftçi Ali Sofi, “Traktörün üstünde oturuyoruz ama depomuz boş. Mazot alacak gücümüz yok. Şu depo 2.5-3 bin liraya doluyor. Değil tarla sürmeyi, bu makineyi çalıştıramıyoruz. Mazot 5.5-6 liraydı, 28-29 lira oldu. Tarlamı süremiyorum ben. Vallahi billahi süremiyorum” dedi. Helvacı Köyü’nden Hacı Süleyman Yüce ise, “Buğdayı hasat ettik ama ikinci ürün ekeceğiz yerine de mazot çok pahalı. Öyle bekliyoruz. Dönüme 5-6 litre mazot gidiyor. Bize mazot ve gübre versinler, para vermesinler, bizi böyle desteklesinler” diye konuştu.

“EKMEMEK DAHA MANTIKLI”

Advertisement

Oymaklı Köyü’nden üretici Niyazi Sevinç ise, “Mazot fiyatı çok arttığı için biçtiğimiz şu tarlayı boş bırakmak sorunda kaldık. Eskiden mazot fiyatı 7 lirayken 700 liraya traktörün deposunu dolduruyorduk. Şimdi depo 3 bin liraya doluyor. Gübre maliyetini kısıyoruz, yarıya kadar azalttık. Bu tabloyu değerlendirip tarlayı ekmemek şu an daha mantıklı gibi. Tarlayı ekmekten vazgeçtik” şeklinde konuştu.

“DAYANACAK GÜCÜMÜZ KALMADI”

Sirkenli Köyü’nden Şahin Köylü ise, “Ben pamuk, mısır ve buğday üretiyorum. Şu anda tarlayı süremiyoruz. Bir traktörün deposu 80-100 litre mazot alıyor. O da 3 bin lira ediyor. Dayanacak gücümüz kalmadı. Eskiden 2-3 defa sürüyorken, şimdi yüzeysel olarak, mazot çok harcamamak için sürüp bir defa sürüyoruz. Maliyetler çok yükseldi, bu işin altından kalkmak mümkün değil” açıklamasında bulundu.

“İNSANIMIZ TAŞ MI YİYECEK?”

Karataş Ovası’nda sorunlarını dinlediği çiftçilerin taleplerine cevap verilmesini isteyen CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise şunları kaydetti:
“Çiftçimiz Adana’da buğday hasadını yaptı bekliyor, ikinci ürünü ekecek ama tarlasını süremiyor. Ülkemizdeki ekonomik kriz zirve yaptı, yangın sürüyor. Herkes inim inim inliyor. Çünkü üreticiler üretemiyor, yurttaşlar alamıyor. Herkes büyük sıkıntı içinde. Bazılarının tuzu kuru olabilir ama vatandaş ekmek alamıyor. Bayat ekmek almak için bekliyor. Yarım litrelik su bile 3 lira, vatandaş fiyatı ateş pahası olan etin yanına yaklaşamıyor. Üreticinin kullandığı mazotu da çarkıfelek gibi, zam numaratörü gibi her gün artıyor, 30 liraya dayandı. Geçen sene 6 liraydı, bu sene neredeyse 30 lira oldu. Tam 5 kat arttı. Bu fiyatla üretici traktörün kontağını bile çeviremiyor. Üreticinin feryadını duyun, vatandaş perişan halde. İnsanımız taş mı yiyecek? Tuzu kuru olanlara sesleniyoruz, çözüm iktidarın elinde.”

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Politika

Karpuzda tehlike çanları çalıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, kilogram maliyeti 2.5 lira olan karpuzun tarlada 2-2.5 liradan satıldığını, marketlerde ise 15 liralık yüksek fiyatlar nedeniyle tüketicilerin karpuz alamadığını söyledi. “Dilimle karpuz” eleştirilerini hatırlatan Barut, “İthal karpuz nedeniyle yüksek fiyattan söz edip ‘dilimle karpuz yeniliyor’ diyen kesime sesleniyorum. Karpuz üreticisi zarar ediyor, tüketici alamıyor. Bu feryadı duyuyor musunuz?” dedi.
KARPUZ ÜRETİCİLERİYLE BULUŞTU
CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye’de en erken karpuz hasadının yapıldığı Adana’nın Karataş İlçesi’ne bağlı Tuzla Tabaklar Köyü’nde karpuz üreticileriyle buluştu. Mazottan gübreye, zirai ilaçtan fideye dek geçen seneye oranla üretim maliyetleri katlanarak artan üreticilerin sorunlarını dinleyen Barut, çiftçilere yardım elinin uzatılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini istedi.
“BU FİYATLA KÖKÜ ZARAR”
Milletvekili Ayhan Barut’a yaşadıkları sorunları anlatan ve mağduriyetine dikkat çeken karpuz üreticisi Ali Çamlı, “Bu karpuzun dönüme maliyeti tarla benimse 10 bin lira, kiralıksa 11.5 bin lira. Tarlada karpuz 2.5 lira. Dönüme en fazla 3-4 ton verim var. Bu işin altından biz nasıl çıkacağız? Markette 15-16 lira, tarlada 2.5-3 lira. Kökü zarar. Gördüğünüz 30 dönüm tarlada 450 bin lira masraf ettim. Aldığım para 150-200 bin lira. Gübre ve mazot fiyatı aldı başını gitti. Girdi çok fazla, çıktı çok ucuz. Olur mu böyle?” diye isyan etti.
“KARPUZDA TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR”
Türkiye’nin en erken yetişen karpuzunun hasat edildiğini ifade eden CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“Son dönemlerde ‘Karpuz dilimle satılıyor’ ve ‘Karpuz çok iyi para ediyor’ diyen kesime cevap olarak sesleniyoruz. Çukurova’da karpuz için tehlike çanları çalıyor. Çünkü kilogramda karpuzun üreticiye maliyeti 2.5 lira, fiyatı da tarlada 2.5 lira. Ancak ne yazık ki marketlere gittiğinde karpuzun fiyatı 15 liraya çıkıyor. Dolayısıyla ‘Karpuz dilimle yeniliyor’ diyen, ithal İran karpuzunu o gün için Çukurova karpuzuna mal eden kesim bugün bunu duyuyor mu? İktidar duyuyor mu? Karpuz için tehlike çanları çalıyor. Karpuzcular için çözüm noktasında bir an önce el atılması gerekiyor. Aksi takdirde sezonu iyi başlayan karpuzun sonu felaketle bitecek.”

Rumico

Devamını Oku

Trendler