Connect with us

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları. Sığırcılıkta gerek yem ve yemlemeden dolayı, gerekse farklı fizyolojik durumlarda beslenme hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Artan besin madde ihtiyacının tam karşılanamaması nedeniyle veya kısa zamanda aşırı tüketimler yüzünden kaynaklanan bir çok besleme hastalıkları görülebilmektedir.



Sığırlarda Beslenme Hastalıkları:

ABOMAZUMUN SAĞA DİLATASYONU VE TORSİYONU

Genellikle laktasyon başlangıcında bazen de kuru dönemde görülmekte, boğalarda, genç hayvanlarda ve besi sığırlarında da rastlanmaktadır. Yem , sıvı ve gaz birikmesi sonucunda oluşan atoni nedeniyle aşırı miktarda gerginlik oluşur. Dilate olan abomazumda çeşitli yönlerde torsiyon şekillenebilir.

Semptomlar:
Dilatasyon başlangıcında;

-İştahsızlık
-Süt veriminin düşmesi
-Ruminasyonun ve rumen kontraksiyonlarının azalması
-Dışkı miktarında azalma ve pis kokulu, kanlı ve ishal tarzında dışkı
– Nabız artmıştır, rektal ısı normaldir.

Torsiyon şekillenmiş ise;

-Vücut ısısı normalin altındadır
-Nabız 160 a yükselmiştir
-Ekstremiteler soğuk ve hissizdir (şok)
-Anoreksi vardır ve rektum boştur.

Sağaltım:

-Şiddetli şok durumunda kesime sevk edilir
-İzotonik sodyum klorit damar içi yolla verilmelidir
-Operasyon.

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları:

ABOMAZUM ÜLSERLERİ

Sebepler:

-Mineral yetersizliği (pika)
-Yemlerle alınan kumların abomazuma ulaşması,
-Kaba yemlerin rumende yeterince sindirilememesi
-Buzağıların süt emme döneminde (8 haftalıktan önce) ham selüloz düzeyi % 20’den fazla olan yemlerle beslenmesi
-Theileriosis, sığır vebası, coryza gangrenosa bovum, sığır löykozu.

Semptomlar:

Durgunluk, iştahsızlık, iç kanama, kusma, karın bölgesinde ağrı, koyu katran benzeri dışkı, ölüm
Çoğu zaman da klinik olarak teşhis edilemez.

Korunma:

Buzağılarda kaba yemler, 3 haftalıkken azar azar verilir, sindirilme derecesi düşük kaba yemler uygun değildir.

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları:

ABOMAZUM DEPLASMANI

Abomazumun sağ yukarı ya da sol yukarı yönde yer değiştirmesidir. Abomasumun sola deplasmanı deplasman olaylarının %80-90’ını oluşturur. Önemli ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Ekonomik kayıplar:

  • Tedavi masrafları,
  • Süt veriminin azalması,
  • Doğumdan sonra tekrar gebe kalma aralığının uzaması,
  • Canlı ağırlık kaybı
  • Hayvanın sürüden çıkarılma riskinin artmasıdır.

Doğumdan önceki 2 hafta ile doğumdan sonraki 2-4 hafta arasındaki geçiş periyodu en önemli dönemdir. Bu dönem abomasumun sola deplasmanı için en kritik dönem olarak kabul edilmektedir.



Sebepler:

•Doğum olayı veya doğumdan önce gebe uterus
•Abomasumda atoni şekillenmesi ve gaz birikmesi
•Vücut kondüsyon skorunun yüksek olması
•Yemlerin küçük parçalanarak, öğütülerek verilmesi
•Yemlerin hızla abomazuma geçmesi ve hacmini arttırması
•Hayvanların fazla konsantre yem, az miktarda kaba yem ile beslenmesi.
•Öğün sayısının azaltılması
•Rasyonda yapılan ani değişimler
•Yemliklerin yetersiz olması
•Ketozis, metritis ve yem tüketimini etkileyen diğer hastalıklar
•Enerji ve KM tüketiminin düşmesine yol açan süt humması ve retensiyo sekundinarium.
•Rumenin boşalmasına ve abomasumun hareketlenmesine neden olan bozukluklar.

Semptomlar:

-Konsantre yemin reddedilmesi,
-Süt veriminde azalma,
-Dışkılamada azalma ve yumuşak veya sert dışkı,
-Nabız sayısında artma,
-Rumen hareketlerinin durması ve bazı durumlarda sol abdominal duvar ve rumen arasında gazla dolu abomasum bulunduğu için rumenin palpe edilememesi,
-Abomazumda hipotoni,
-İdrarda keton cisimciklerinin tespit edilmesi.

Sağaltım:

• Hayvan yerde yuvarlanarak abomasumun normal pozisyonuna gelmesi sağlanabilir.
• Hayvanlara kaliteli kaba yem verilir.
• Erken dönemde sıvı elektrolitler, sürgüt ilaçlar, taze rumen sıvısı verilebilir.
• Çoğunlukla da operasyon gereklidir.

Korunma:

-Özellikle geçiş periyodunda kaba/konsantre yem oranı iyi ayarlanmalı
-Doğumdan önceki 2-3 haftalık sürede canlı ağırlığın %1-1.5’i düzeyinde konsantre yemle alıştırma dönemi uygulanmalı
-Kaba ve konsantre yem karıştırılarak verilmeli.
– Hipokalsemiyi önlemek için rasyonun anyon-katyon dengesi ayarlanmalı
– Kaba yemler uzun formda verilmeli,Yemliklerin yeterli olmasına dikkat edilmeli.

Sebepler:

-Donmuş bozulmuş yemler
-Protein olmayan azotlu bileşikler
-Protein yönünden zengin yemler.
* Proteinleri parçalayan bakteriler çoğalır, bakteriyel protein sentezi aksar, laktik asit oluşumu geriler ve pH artar. Kanda artan amonyak konsantrasyonu pH’ yı yükseltir (7.5), metabolik alkaloz oluşur.

Semptomlar:

-İştahsızlık,
-Rumen hareketlerinde azalma
-Timpani
-Kanda ve sütte üre miktarının artması
-Verim düşmesi
-Dölveriminde düşme
-Akut ya da kronik metabolik alkaloz.

Sağaltım ve korunma:

1. Rumen içeriği boşaltılır.
2. Rumene sulandırılmış sirke verilir
3. Rasyonun protein/enerji oranı düzenlenir.
4. Melas, posa gibi yemler katılır
5. Kokuşmuş, donmuş, bozuk yemler verilmez
6. NPN bileşikleri dikkatli kullanılmalıdır.

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları:

AMONYAK ZEHİRLENMESİ

NPN bileşiklerinin ruminantlarda sebep olduğu bir zehirlenme şeklidir. Bu zehirlenme şeklinde esas etken NPN bileşiklerinin rumende hızla parçalanması sonucu açığa çıkan fazla miktardaki amonyaktır.



Sebepler:

-Rasyondaki HP’in yüksek, enerjinin düşük olması,
-HP’in büyük bölümünü üre gibi kolay hidrolize olabilen NPN bileşiklerinin oluşturması,
-Kolay eriyebilen karbonhidratların yetersizliği,
-Dolgu maddesi yetersizliği,
-Ani rasyon değişiklikleri,
-Üre gibi NPN bileşiklerinin alıştırmadan verilmesi.
-Üre rumende üreaz etkisiyle hızla amonyak ve CO2’e yıkımlanır, rumen amonyak miktarı, buna bağlı olarak pH’sı artar. Aynı zamanda rumenden NH3 emilimi de daha fazla olur. Emilen NH3 karaciğere taşınır ve üreye çevrilerek toksik etkisi giderilmeye çalışılır. Fakat emilen miktar karaciğerin üreye dönüştürme kapasitesinin üzerine çıkar.

1 mg NH3/l 6 mg NH3/l

-NPN bileşikleri yaklaşık 30 dakika içerisinde NH3’a yıkımlanır ve bu süre içinde rumen NH3 konsantrasyonu en yüksek düzeye ulaşır.
-Rumende yeterince enerji ve karbonik asit bulunursa NH3 konsantrasyonundaki artış daha hafif olacaktır.
-Ürenin yıkılma ve NH3’ın emilme hızı rumen pH’sına bağlıdır. Rumen pH’sı 6.5-7.0 arasında olduğunda bu iki olay çok hızlı gerçekleşir.
-pH 6.0’nın altına düştüğünde üreaz aktivitesi ve NH3 emilimi daha düşük düzeyde kalır. Dolayısıyla NH3 konsantrasyonunun yüksek olması zehirlenmeye yol açmaz.
-Rumen sıvısında NH3 konsantrasyonu, pH 6.0’nın üzerinde olduğu zaman, 1000 mg/l üst sınır olarak kabul edilir. 700-800 mg/l rumen fonksiyonları üzerine negatif bir etki gösterir.

Semptomlar:

-Yem tüketiminde azalma,
-rumen hareketlerinin yavaşlaması,
-nabız sayısının artması,
-tükürük miktarının artması,
-kas titremeleri,
-kramplar,
-hayvanın yere uzanıp kalması.

Sağaltım:

-Hemen 10-20 litre soğuk su içirilir.
-Soğuk suya asetik asit ilave edilmesi daha etkilidir.Kolay eriyebilir karbonhidrat takviyesi yapılır (pekmez, sirke)

Korunma:

-NPN veya üre yeterli enerji varsa, fakat protein yetersizse katılmalıdır.
-Rasyonun ham protein düzeyi %13’ün üzerinde olduğu zaman rasyona üre katılmalıdır.
-Rasyon kuru maddesindeki üre miktarı % 7’yi aşmamalıdır.
-Üre rasyona homojen karıştırılmalı, hayvanlara yeterli su sağlanmalıdır.
-Ürenin mısır silajına, pelet yemlere katılması en uygun verilme şekilleridir.

Sığırlarda Beslenme Hastalıkları:

ASİDOZ

Rumen asidozu: Rumende laktik asit üretimini arttıran bakterilerin sayısının ve buna bağlı olarak rumende laktik asit miktarının artması
metabolik asidoz: Kanda H iyonu konsantrasyonunun artması ve karbonat iyonunun azalmasına bağlı olarak pH’nın düşmesi



Sebepler:

•Rasyonun tipi: Kaba yem miktarının düşük olması,
•Yemlerin fiziksel formu:Kaba yemlerin partikül büyüklüğünün küçük olması, konsantre yemlerin çok ince öğütülmüş olması, buharla ezme, peletleme
•Yem tüketim düzeyi: Konsantre yem tüketiminin fazla olması
•Rasyonun nem içeriğinin fazla olması: Total rasyonun rutubetinin silaj ve fermente yemler nedeniyle %50’den fazla olması.
•Doymamış yağların rasyona ilave edilmesi: selüloz sindirilebilirliğini azaltması ve rumen pH’sını düşürmesi
•Yemleme metodu: Kaba ve konsantre yemlerin ayrı olarak verilmesi ve konsantre yemin seçilmesi
•Rasyondaki ani değişiklikler: Yüksek düzeyde kaba yemden yüksek düzeyde konsantre yeme ani geçişler
•Mikotoksinler: Laktik asit metabolizmasını değiştirmeleri.
Optimum rumen pH’sı 6.2-6.8 (6-7) arasındadır.
pH 5.5’ da rumen protozoonları ölür, rumen hareketleri yavaşlar. pH 5’de rumen hareketleri tamamen durur.
Kanın pH’sı 7.3-7.5 arasındadır.
Metabolik asidozda pH 7.3 ün altına düşer.

Semptomlar:

•Klinik belirtiler 12-36 saat sonra ortaya çıkar
•İnkoordinasyon ve ataksi görülen ilk belirtilerdir
•Tiamin sentezinin azalması sonucunda bilinçsizce gezinme ve ayakta duramama hali gözlenir
•Rumendeki şişkinlik nedeniyle abdominal ağrı, diş gıcırdatma ve rumen hareketlerinde azalma vardır
•Rumen pH’sı 5’e düşer.
•Dışkı katıdır veya diyare şekillenmiştir
•Dışkıda sindirilmemiş tane yem partikülleri bulunur
•Yemden yararlanma oranı azalır
•Rumen, abomasum ve barsaklarda şiddetli derecede yangı şekillenir.
•Dehidrasyon 24-48 saat içinde ortaya çıkar.
•Solunum sayısı ve kalp atışları artar, rektal ısı 1-2 C azalır.
•Şiddetli vakalarda hipokalsemiyi andıracak şekilde hayvan yere uzanır ve 24-48 saat içinde ölüm şekillenebilir.
• Akut asidozdan 40-60 gün sonra tırnaklarda belirtiler (laminitis) ortaya çıkmaktadır.

Sağaltım:

1. Kaliteli kaba yem arttırılır.
2. Taze rumen içeriği verilir.
3. Vitamin B/Vitamin C kombinasyonları karaciğerdeki laktik asidin detoksifikasyonuna yardımcı olur.
4. Laktik asit bakterilerine karşı antibiyotikler, elektrolit sıvılar uygulanır.
5. Rumen pH’sını düzeltmek için MgO, MgOH verilir.
6. Metabolik asidoz için 0.5 g/kg sodyum bikarbonat verilir.
7. İntoksikasyonlara ve laminitise karşı antihistaminik ve kortikosteroid ilaçlar kullanılır.
8. Primer timpani varsa köpük giderici ilaçlar kullanılır.
9. ishal oluşmayan vakalarda sürgüt ilaçlar verilir.

Korunma:

1. Kaba ve konsantre yem karıştırılarak verilmelidir.
2. Yeterli kaba yem sağlanmalıdır.
3. Asidoz oluşturan yemler aşırı kullanılmamalıdır.
4. Konsantre yeme ani geçişler engellenmelidir.
5. Tampon etkili maddeler (NaHCO3, MgO) ilave edilebilir.
6. Sığırların başıboş kalması önlenmelidir.
7. Yüksek verimli ineklerin kuru dönem ve laktasyonun başlangıcındaki beslemesine özen gösterilmelidir.

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı : Ükemizde birçok bulaşıcı hastalığın henüz yok (eradike) edilmemiş olması özellikle besin değeri olan hayvanlarda aşılama programının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hareketlerinin ve özellikle doğu yörelerimize yurtdışından hayvan girişinin tam olarak kontrol edilememesi sonucu zaman zaman salgınlar yaşanmaktadır.



Aşılama programının yetersiz olarak veya hiç uygulanmaması sonucu hem ülkemiz ekonomisi hem de yetiştiricilerimiz açısından büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Bu da özellikle sığır yetiştiricileri açısından aşılamanın zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Her yetiştirici mutlaka bir veteriner hekime başvurarak bulunduğu bölgedeki bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi almalı ve mutlaka bir aşılama programı istemelidir. Aşılamaların düzenli olarak yapılması bugün ülkemizde görülen birçok bulaşıcı hastalığın kontrol ve yok edilmesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki mevcut aşılar:

Sığırlarda aşı programı :

ŞAP AŞISI:

Sığırlarda aşı programı : Şap virüsünden hazırlanmış monovalan, bivalan, polivalan aşılar mevcuttur. Hasta olanlar ,hastalıktan şüphe duyulan, ileri derecede gebe olanlar ve 4 aylıktan küçük buzağılar aşılanmamalıdır. Aşılamadan 10 gün sonra başlayan bağışıklık 6 ay devam eder. Aşı gerdana deri altı olarak 5cc uygulanır.

SIĞIR VEBASI AŞISI:

Aşı her yaştaki buzağı, sığır ve gebe hayvanlara uygulanabilir. Aşılı annelerden doğan buzağılar 3 aylıktan önce aşılanmamalıdır. Aşı boynun yan tarafından deri altı olarak 1cc uygulanır.

ŞARBON (ANTHRAKS) AŞISI:

Hastalığın sık görüldüğü bölgelerde ilkbahar aylarında uygulanmalıdır.

Eğer hastalık ortaya çıkmış ise hastalıksız hayvanlara hemen yapılmalıdır.

Aşılamadan sonra bağışıklık 1-2 hafta içinde başlar ve 1 yıl kadar devam eder. Aşı dozu sığırlarda boyun derisi altına 1cc, danalarda 0.5cc dir.

Ancak 2 aylıkten küçüklere aşı uygulanmamalıdır.

BRUCELLA AŞISI:

Aşı 4-8 aylık dişi danalara yapılır. Boynun sol tarafından deri altı 5cc uygulanır. Aşı canlı aşı olduğundan aşılamadan sonra (anafilaktik) şok görülebilir. Ayrıca aşı uygulanırken el, yüz ve özellikle gözlere bulaştırılmamalıdır.

ENTEROTOKSEMİ AŞISI:

Sığırlarda enterotoksemi, yanıkara, enfeksiyöz nekrotik hepatit ve tetanozda kullanılan aşılar mevcuttur. Sığırlara 5cc deri altı veya kas içi yolla uygulanır. Aşısız annelerden doğan yavrular 2 haftalık yaşta aşılanmalıdır. Aşılı annelerden doğan yavrular 10-12 haftalık yaşta aşılanmalıdır.

LEPTOSPİROZ AŞISI:

Aşının dozu 2cc dir ve kas içi yolla uygulanmalıdır. Vibrio-lepto5 isimli aşı hem leptospiroza hem de Campylobacter fetus’a karşı etkilidir. Bu aşı çiftleşme dönemine 2-6 hafta kala 5cc dozunda kas içi veya deri altı uygulanmalıdır. Yılda bir tekrarlanır. Kesimine 21 gün kalan hayvanlara uygulanmamalıdır.



PASTÖRELLA AŞISI:

Hastalığın görüldüğü yerlerde mevsiminden önce aşı mutlaka yapılmalıdır. 2cc dozunda kas içi yapılır. Gebelerde rahatlıkla kullanılabilir.

SEPTICEMIA NEONATORUM AŞISI:

Ülkemizde buzağı ishallerine bağlı ölümler çok görüldügü için mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kültür ırkı yetiştiricilik yapan ve hijyenik önlemler alınmayan işletmelerde mutlaka uygulanmalıdır. Gebe inekler doğumlarına 3 ay kala 1 hafta arayla 3 kez aşılanmalıdır. Koruyucu olarak buzağılara doğar doğmaz 20cc deri altı yapılmalıdır.

YANIKARA AŞISI:

Sağlıklı sığırlara omuz gerisi derisi altına 2cc uygulanır. 8 ay süren bağışıklık sağlar.

PARATÜBERKÜLOZ AŞISI:

Canlı aşıdır ve %76 oranında bağışıklık verir. Aşılı hayvanlar ömür boyu uygulanan tüberkülin (tüberküloz testi) testine pozitif cevap verebilir. Sağlam anneden doğmuş buzağılara doğumdan sonra 10-30. günler arasında deri altı 1.5cc uygulanır.



BOTULİSMUS AŞISI:

Bağışıklık süresi 6 aydır. Sığırlara 14 gün arayla 2 kez 10cc dozunda deri altı uygulanır.

THEİLERİA ANNULATA AŞISI:

Bağışıklık 45 gün sonra başlar ve en az 1 yıl sürer. Aşı hastalık mevsiminden en az 2 ay önce uygulanmalıdır.

IBR AŞISI:

IBR , Bovin viral diyare, PI-3, Bovine respiratory syncitial virus ve Haemophilus somnustan ileri gelen hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla karma aşı şeklinde mevcuttur. Her yaş ve ağırlıktaki hayvana deri altı yolla 5cc uygulanır. İlk yıl 2-4 hafta arayla tekrar edilmelidir. Bovin viral diyare için çiftleşme öncesi canlı aşılarla aşılama hastalığın önüne geçer.

MASTİTİS AŞISI:

Hijyen, temizlik ve meme sağlığı kontrolüne yönelik tüm önlemlerin yanısıra bu konuda size yardımcı olacak bir veteriner hekimden mastitise karşı uygun bir aşılama programı istenilmelidir. Böylece enfeksiyondan ari sığırlarda bölgede önceden belirlenen mikroplara karşı uygun bir aşılama programı hazırlanarak sütçü sığır işletmelerinde meme sağlığı ilerletilebildiği gibi süt verimi ve kalitesi de yükseltilebilir.


Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda çiçek hastalığı sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Yani koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.



Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Bu yüzden; çiçek lezyonlarından düşen parçalar ile virüs çevreye yayılır. Yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Yine yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.

Koyunlarda Çiçek Hastalığı Belirtileri

Hastalığın belirtilerinden de kısaca bahsedelim. Hastalığın belirtileri arasında;

  • yüksek ateş,
  • burun akıntısı,
  • taşipne yani solunumun hızlanması,
  • titreme,
  • göz kapaklarında şişkinlik sayılabilir.

Tabi ki baş, kuyruk, kuyruk altı, kol ve bacak içi, meme gibi bölgelerdeki deri lezyonları en önemli belirtidir. Başlangıçta kırmızı yuvarlak şekilde olan bu lezyonlar, daha sonra kabarır ve şişer.

Daha sonra ise sararıp kabuklaşır. Bu kabuklarda ortalama 5-7 gün içinde düşer. Yerlerinde iyileşme dokuları kalır.

Hastalık gebe koyunlarda aborta neden olur. Özellikle kuzularda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.

Hasta hayvanların bakımına göre ölüm oranları %5 ile %50 arasında değişmektedir.

Hastalık için kesin bir tedavi söz konusu değildir. Dolayısıyla, hasta hayvanlar belirlendiğinde mutlaka diğerlerinden ayrı yerlere alınmalı ve veteriner hekime başvurulmalıdır.

Koyun Çiçeği

Koyunlarda çiçek hastalığı ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalık görüldüğünde; tarım il ve ilçe müdürlüklerine ihbar edilmelidir.



Hastalığı önlemek için aşı önerilmektedir. Koç katımından önce çiçek aşısı sürüye uygulanmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Aynı zamanda hastalığın görüldüğü sürüye aşı yapılmaz. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve yaklaşık 8 ay bu bağışıklık devam eder.

Çiçek koyunlarda sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.

Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Çiçek lezyonlarından düşen parçalar ve öksürük ile ortama dağılan virüs çevreye yayılır. Özellikle yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Başka bir deyişle yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.


Devamını Oku

Trendler