Connect with us

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Ketozis

Sığırlarda Ketozis Hastalığı

Sığırlarda Ketozis Hastalığı yüksek verimli süt ineklerinde karbonhidrat metabolizmasının bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan, genellikle subakut ve kronik seyirli bir hastalıktır.



Ketozise ineklerde, laktasyonun en yüksek olduğu yaş dönemlerinde rastlanır. Hastalık ilk doğumunu yapanlarda pek görülmez. Hastalığın çıkışı, sürüden sürüye değişiklik gösterir. Olayların ortaya çıkışı daha çok doğumdan sonra birkaç gün ile 2 aya kadarki dönemde gözlenmektedir. Buzağılamadan sonraki üç haftalık dönem en kritik dönemdir. Fazlaca yağlı inekler ve ikiz taşıyanlar daha fazla riske sahiptirler. Ayrıca ketozisin ortaya çıkışı;

  • laktasyon süresinin uzaması,
  • mevsimler ( en sık olarak kış sonu ve ilkbahar),
  • iklim, barındırma
  • yedirilen rasyonun özelliği gibi faktörlerle de ilişkilidir.

Sığırlarda Ketozis Hastalığı

Sığırlarda Ketozis Hastalığı , yüksek verimli süt ineklerinde özellikle laktasyonun ilk aylarında artmış enerji ihtiyacının karşılanamaması sonucu görülür. Veya gebeliğin son iki ayı boyunca yetersiz besleme sonucu ortaya çıkar. Rasyonda hayvanın ihtiyacını karşılayacak enerji bulunmadığında, vücut ihtiyaç duyduğu enerjiyi yağlar ve proteinlerden karşılamaya çalışır. Hastalığın ortaya çıkışında diğer bir neden de çeşitli akut ve kronik seyirli hastalıklardır. Bu beslenme ve hastalıkların etkisi sonrasında oluşan ketozis olguları, dört formda incelenebilir:



1. Rasyonlarda karbonhidrat miktarının azlığına bağlı “Primer (Birincil) Ketozis”:

Verilen yemlerdeki karbonhidrat miktarının azlığı dolayısıyla hayvanda, süt veriminin azlığı, düşkünlük, hipokalsemi ve hipomagnezemiden başka semptom görülmez. Fakat laktasyondaki ineklere verilen rasyondaki karbonhidrat miktarı azlığı devam ederse, hayvan enerji gereksinimini yağ dokularından karşılar. Veya diğer dokulardan (kas, kalp, akciğer, böbrek) yağ yakarak karşılamak zorunda kalır. Hastalık böylece ilerleyerek klinik ketozise dönüşür.

Advertisement

2. Rasyonların ketojenik özellikte olmasıyla ortaya çıkan “Alimenter (Beslenmeye bağlı) Ketozis”:

Bu formun meydana gelmesinde ketojenik silaj yemlerinin verilmesi etkili olmaktadır.

3. Lipojenik özellikte rasyonların verilmesiyle ortaya çıkan “Spontan Ketozis”:

Lipojen özellikteki yemler; yağlı tohum küspeleri ve protein değeri yüksek, selüloz miktarı düşük olan rasyonlardır. Bu tip yemler; özellikle laktasyonun ilk üç ayında yedirildiğinde hastalık süt ineklerinde daha sık olarak ortaya çıkar. Yine bu tür yemler karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır.

4. Diğer hastalıkların komplikasyonu olarak ortaya çıkan “Sekonder (İkincil) Ketozis”:

Hastalığın bu formu rasyonla ilgili değildir. Verilen rasyon yeterli ve dengeli olabilir, fakat hayvanın diğer hastalıklara bağlı olarak iştahı azalmış ya da tamamen durmuştur. Kobalt eksikliği olan bölgelerde, otlayan sığırlarda da ketozis çoğunlukla saptanmaktadır. Asıl hastalıkların düzeltilmesi ile sekonder ketozis olayları kendiliğinden iyileşebilir.

Sığırlarda ketozis;

  • A ve B12 vitaminleri
  • kobalt
  • fosfor
  • mangan gibi iz element noksanlıkları
  • hayvanların hareketsiz bırakılmaları
  • karaciğer hastalıkları
  • böbrek üstü bezindeki fonksiyon bozuklukları durumlarında da ortaya çıkabilmektedir.

Klinik olarak iştahsızlık, kuru dışkı (at dışkısı gibi), süt veriminde azalma, depresyon gibi belirtiler gözlenir.

Sığırlarda Ketozis Hastalığı klinik olarak 2 formda gözlemlenebilir. Bu iki form hastalığın ilerlemiş devrelerinde daha da belirgin hale gelir.



Advertisement

1. Sindirim Sistemi Formu:

Süt ineklerinde bu formun görülme oranı daha fazladır. Hastalık doğumdan birkaç hafta sonra başlar ve yavaş gelişen bir hazımsızlıkla seyreder. Hayvan başlangıçta sadece kuru ot ve saman gibi kaba yemleri yemeği yeğler. Yemini seçerek alır. Genellikle tane yemleri veya konsantre yemleri yemeği reddeder. Ara sıra yenilmeyecek şeyleri yeme (duvarların yalanması, altlıkların yenilmesi) gözlemlenebilir. Bir süre sonra hayvan hiç yem yemez ve su içmez. İşkembe hareketleri ve geviş getirme tamamen durmuş, dışkılama seyrekleşmiş, dışkı kurudur. Bazen inatçı bir ishal de gözlenebilir. Süt verimi azalır (1/4 oranında), kıvamı koyulaşır ve kaynatıldığında pıhtılaşır. Hayvan hızlı bir şekilde zayıflar. Yürürken sallanır, çoğunlukla yarı uyku halindedir. Sürü dışında kalır. Bu dönemde solunum havasında, deride ve sütte tipik bir aseton kokusu algılanır.

2. Sinirsel Form:

Sinirsel bozukluklar hayvanlarda doğumda ve sonrasında gözlenmeye başlar.

  • Hayvan birdenbire tutarsız hareketler gösterir.
  • Zaman zaman böğürür.
  • Duvarlara ve yemliklere çıkar.
  • Saldırgandır.
  • Gözleri döner.
  • Ayaklarını yere vurur.
  • Dairesel hareketler yapar.
  • Yerinde duramaz.
  • Ön ayaklarını çapraz olarak tutar.
  • Başını bir yere dayar.
  • Bazen geçici bir süre körlük dikkati çeker.
  • Vücudunu duvarlara sürter veya durmadan yalar.
  • Yenilmeyecek şeyler yeme belirtileri, boşa çiğneme hareketleri, diş gıcırdatma ve tükürük miktarında artış görülür.
  • Hayvan hafif titremeler ve kasılmalar gösterir.
  • Hareketleri anlamsızdır.
  • Ender olarak kusma görülür.
  • Sinirsel hareketler 1-2 saatlik nöbetler şeklindedir, bu süre sonunda hayvan normale döner. 10-12 saat aralıklarla nöbetlerin tekrarlandığı gözlenir. Bu nöbetler sırasında hayvan kendini yaralayabilir.

Hayvanın sütünde, derisinde ve idrarında aseton kokusu algılanır. Hayvanlarda süt verimi aniden azalır fakat tamamen ortadan kalkmaz. Sütün kıvamı artar, krema görüntüsünü andırır, kokusu ve tadı değişir. Arka kısım felcinden dolayı yürürken tökezler. Hayvanın zaptı raptı zordur ve ileri safhalarda hayvan yere yatar ve komaya girerek ölür. İneğin fazla strese maruz kaldığı ve zayıf olduğu durumlarda yavru atma görülebilir. Buzağının ana rahminde öldüğü bazı durumlarda da annenin doğururken öldüğü gözlenebilir.



Sığırlarda ketozis Hastalığı çoğunlukla doğumdan sonraki 2-3 haftalık dönem içinde görülür ve aşağı yukarı 3 hafta kadar devam eder. Ketozis oranı yaşlı ineklerde daha fazladır. İnekler süt ürettikçe daha hassaslaşırlar.

Sığırlarda Ketozis Hastalığından Korunma Yöntemleri

Korunma için hayvanların doğum öncesi fazla yağlanmamasına veya fazla zayıflamamasına özen gösterilmeli, bunun için hayvanların dengeli beslenmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca doğuma iki ay kala sağıma son verilmeli ve bir ay kala iyi dengelenmiş rasyonlarla hayvanlar beslenmelidir. Tüm rasyonun ani değişiklikleri özellikle buzağılamaya yakın ve buzağılamada, stresi en aza indirmek için, önlenmelidir. Örneğin doğuma bir ay kala hayvanlara günde 5 kg. Konsantre yem, iyi kalitede kuru ot ve diğer yemler veriliyorsa bu miktar doğuma kadar azaltılmalıdır. Doğum öncesi vücutta depo yağ oluşumu engellenmelidir. İnek doğurduktan sonra enerji içeriği yavaş yavaş arttırılmalıdır.

Advertisement

Doğumdan sonra verimin artması için yavaş yavaş arttırılma koşuluyla 3 litre süt verimi için 1 kg. Konsantre yem ve 100 kg canlı ağırlık için 3kg miktarında iyi kalitede kuru ot veya diğer yemler verilmelidir. Haşlanmış patates, 500gr şeker veya pekmez, 500-1500gr melas verilmesi yararlıdır. Yedirilen rasyonlardaki protein miktarı %16-18’i geçmemeli ve sindirilebilir karbonhidrat miktarı yeterli olmalıdır. Eğer tane yemler veriliyorsa ezilip verilmelidir. Kuru ot ve diğer yemler bozuk, küflü ve ıslak olmamalıdır.

Ahırdaki sığırlar hergün gezindirilmelidir. Rasyonlara yeterli miktarda kobalt, fosfor, mangan gibi iz elementler ve A vitamini ilave edilmelidir. Ayrıca doğumdan sonra 1-1,5 ay süreyle günde 100 gr. Miktarında Sodyum propiyonat yemle birlikte verilmelidir. Yakın geçmişe ait çalışmalarda buzağılamadan önce ineklere günlük 6gr nikotinik asit eklenmiş rasyon verildiğinde, iyi sonuçlar alınmıştır.

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı : Ükemizde birçok bulaşıcı hastalığın henüz yok (eradike) edilmemiş olması özellikle besin değeri olan hayvanlarda aşılama programının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hareketlerinin ve özellikle doğu yörelerimize yurtdışından hayvan girişinin tam olarak kontrol edilememesi sonucu zaman zaman salgınlar yaşanmaktadır.



Aşılama programının yetersiz olarak veya hiç uygulanmaması sonucu hem ülkemiz ekonomisi hem de yetiştiricilerimiz açısından büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Bu da özellikle sığır yetiştiricileri açısından aşılamanın zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Her yetiştirici mutlaka bir veteriner hekime başvurarak bulunduğu bölgedeki bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi almalı ve mutlaka bir aşılama programı istemelidir. Aşılamaların düzenli olarak yapılması bugün ülkemizde görülen birçok bulaşıcı hastalığın kontrol ve yok edilmesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki mevcut aşılar:

Advertisement

Sığırlarda aşı programı :

ŞAP AŞISI:

Sığırlarda aşı programı : Şap virüsünden hazırlanmış monovalan, bivalan, polivalan aşılar mevcuttur. Hasta olanlar ,hastalıktan şüphe duyulan, ileri derecede gebe olanlar ve 4 aylıktan küçük buzağılar aşılanmamalıdır. Aşılamadan 10 gün sonra başlayan bağışıklık 6 ay devam eder. Aşı gerdana deri altı olarak 5cc uygulanır.

SIĞIR VEBASI AŞISI:

Aşı her yaştaki buzağı, sığır ve gebe hayvanlara uygulanabilir. Aşılı annelerden doğan buzağılar 3 aylıktan önce aşılanmamalıdır. Aşı boynun yan tarafından deri altı olarak 1cc uygulanır.

ŞARBON (ANTHRAKS) AŞISI:

Hastalığın sık görüldüğü bölgelerde ilkbahar aylarında uygulanmalıdır.

Eğer hastalık ortaya çıkmış ise hastalıksız hayvanlara hemen yapılmalıdır.

Aşılamadan sonra bağışıklık 1-2 hafta içinde başlar ve 1 yıl kadar devam eder. Aşı dozu sığırlarda boyun derisi altına 1cc, danalarda 0.5cc dir.

Ancak 2 aylıkten küçüklere aşı uygulanmamalıdır.

Advertisement

BRUCELLA AŞISI:

Aşı 4-8 aylık dişi danalara yapılır. Boynun sol tarafından deri altı 5cc uygulanır. Aşı canlı aşı olduğundan aşılamadan sonra (anafilaktik) şok görülebilir. Ayrıca aşı uygulanırken el, yüz ve özellikle gözlere bulaştırılmamalıdır.

ENTEROTOKSEMİ AŞISI:

Sığırlarda enterotoksemi, yanıkara, enfeksiyöz nekrotik hepatit ve tetanozda kullanılan aşılar mevcuttur. Sığırlara 5cc deri altı veya kas içi yolla uygulanır. Aşısız annelerden doğan yavrular 2 haftalık yaşta aşılanmalıdır. Aşılı annelerden doğan yavrular 10-12 haftalık yaşta aşılanmalıdır.

LEPTOSPİROZ AŞISI:

Aşının dozu 2cc dir ve kas içi yolla uygulanmalıdır. Vibrio-lepto5 isimli aşı hem leptospiroza hem de Campylobacter fetus’a karşı etkilidir. Bu aşı çiftleşme dönemine 2-6 hafta kala 5cc dozunda kas içi veya deri altı uygulanmalıdır. Yılda bir tekrarlanır. Kesimine 21 gün kalan hayvanlara uygulanmamalıdır.



PASTÖRELLA AŞISI:

Hastalığın görüldüğü yerlerde mevsiminden önce aşı mutlaka yapılmalıdır. 2cc dozunda kas içi yapılır. Gebelerde rahatlıkla kullanılabilir.

Advertisement

SEPTICEMIA NEONATORUM AŞISI:

Ülkemizde buzağı ishallerine bağlı ölümler çok görüldügü için mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kültür ırkı yetiştiricilik yapan ve hijyenik önlemler alınmayan işletmelerde mutlaka uygulanmalıdır. Gebe inekler doğumlarına 3 ay kala 1 hafta arayla 3 kez aşılanmalıdır. Koruyucu olarak buzağılara doğar doğmaz 20cc deri altı yapılmalıdır.

YANIKARA AŞISI:

Sağlıklı sığırlara omuz gerisi derisi altına 2cc uygulanır. 8 ay süren bağışıklık sağlar.

PARATÜBERKÜLOZ AŞISI:

Canlı aşıdır ve %76 oranında bağışıklık verir. Aşılı hayvanlar ömür boyu uygulanan tüberkülin (tüberküloz testi) testine pozitif cevap verebilir. Sağlam anneden doğmuş buzağılara doğumdan sonra 10-30. günler arasında deri altı 1.5cc uygulanır.



BOTULİSMUS AŞISI:

Bağışıklık süresi 6 aydır. Sığırlara 14 gün arayla 2 kez 10cc dozunda deri altı uygulanır.

Advertisement

THEİLERİA ANNULATA AŞISI:

Bağışıklık 45 gün sonra başlar ve en az 1 yıl sürer. Aşı hastalık mevsiminden en az 2 ay önce uygulanmalıdır.

IBR AŞISI:

IBR , Bovin viral diyare, PI-3, Bovine respiratory syncitial virus ve Haemophilus somnustan ileri gelen hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla karma aşı şeklinde mevcuttur. Her yaş ve ağırlıktaki hayvana deri altı yolla 5cc uygulanır. İlk yıl 2-4 hafta arayla tekrar edilmelidir. Bovin viral diyare için çiftleşme öncesi canlı aşılarla aşılama hastalığın önüne geçer.

MASTİTİS AŞISI:

Hijyen, temizlik ve meme sağlığı kontrolüne yönelik tüm önlemlerin yanısıra bu konuda size yardımcı olacak bir veteriner hekimden mastitise karşı uygun bir aşılama programı istenilmelidir. Böylece enfeksiyondan ari sığırlarda bölgede önceden belirlenen mikroplara karşı uygun bir aşılama programı hazırlanarak sütçü sığır işletmelerinde meme sağlığı ilerletilebildiği gibi süt verimi ve kalitesi de yükseltilebilir.


Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Advertisement

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Advertisement

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Advertisement

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Advertisement

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Advertisement
Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda çiçek hastalığı sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Yani koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.



Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Bu yüzden; çiçek lezyonlarından düşen parçalar ile virüs çevreye yayılır. Yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Yine yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.

Koyunlarda Çiçek Hastalığı Belirtileri

Hastalığın belirtilerinden de kısaca bahsedelim. Hastalığın belirtileri arasında;

  • yüksek ateş,
  • burun akıntısı,
  • taşipne yani solunumun hızlanması,
  • titreme,
  • göz kapaklarında şişkinlik sayılabilir.

Tabi ki baş, kuyruk, kuyruk altı, kol ve bacak içi, meme gibi bölgelerdeki deri lezyonları en önemli belirtidir. Başlangıçta kırmızı yuvarlak şekilde olan bu lezyonlar, daha sonra kabarır ve şişer.

Daha sonra ise sararıp kabuklaşır. Bu kabuklarda ortalama 5-7 gün içinde düşer. Yerlerinde iyileşme dokuları kalır.

Advertisement

Hastalık gebe koyunlarda aborta neden olur. Özellikle kuzularda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.

Hasta hayvanların bakımına göre ölüm oranları %5 ile %50 arasında değişmektedir.

Hastalık için kesin bir tedavi söz konusu değildir. Dolayısıyla, hasta hayvanlar belirlendiğinde mutlaka diğerlerinden ayrı yerlere alınmalı ve veteriner hekime başvurulmalıdır.

Koyun Çiçeği

Koyunlarda çiçek hastalığı ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalık görüldüğünde; tarım il ve ilçe müdürlüklerine ihbar edilmelidir.



Advertisement

Hastalığı önlemek için aşı önerilmektedir. Koç katımından önce çiçek aşısı sürüye uygulanmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Aynı zamanda hastalığın görüldüğü sürüye aşı yapılmaz. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve yaklaşık 8 ay bu bağışıklık devam eder.

Çiçek koyunlarda sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.

Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Çiçek lezyonlarından düşen parçalar ve öksürük ile ortama dağılan virüs çevreye yayılır. Özellikle yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Başka bir deyişle yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.


Devamını Oku

Trendler