Connect with us

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri

Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri

Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri

Bu yazımızda Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Sütçü inek yetiştirmelerinde kısırlığa sebep olan sorunlar :

  • Fonksiyonel bozukluklar,
  • Enfeksiyöz nedenler,
  • Doğmasal-edinsel yapı anomalileri
  • Bakım ve beslenme bozuklukları gibi dört ana başlık altında incelenebilir.

Tabiki boğa ve sperma ile ilgili faktörlerin önemi de göz önünde tutulmalıdır.



Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri kapsamı alanında bulunan bazı tanımlamaları yapalım.

  • Döl veriminin fizyolojik ve ekonomik sınırlar içinde devamlılığına fertilite,
  • Döl verme yeteneğinin hiç bulunmaması veya yitirilmesine sterilite,
  • Döl veriminin aksamasına da inferilite diye tanımlayabiliriz.

Bu tanımlamalardan sonra:

  • Fertiliteyi doğurganlık,
  • Steriliteyi tam kısırlık,
  • İnfertiliteyi de kısırlık olarak yorumlamalıyız.

Aşağıdaki değerlerin bulunduğu bir işletmede :

  1. Doğumlar arası süre 400 günü aşıyorsa.
  2. Doğum gebelik süresi 120 günden uzun ise.
  3. İlk tohumlamada gebelik oranı % 50 den düşük ise.
  4. Buzağı başına gereken tohumlama sayısı 2 den fazlz ise.
  5. 5-Sürüdeki hayvanların en az üçte birine, buzağı başına 3 ten fazla tohumlama gerekiyorsa,

Bu işletmede kısırlık sorunu baş göstermiş demektir.

Beslenme, Bakım ve İdare Faktörleri

Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri nedenleri araştırılırken; beslenme,bakım,idare faktörlerini öncelikle incelemek gerekir. Özel etkenlere bağlı enfeksiyonlardan korunmak için zamanında kontrol ve aşılama yapılması,ineklerin dışarıdan temini yerine mümkün olduğunca,sürü içindeki düvelerden yetiştirilmesi uygundur.

Özellikle,sebebi ne olursa olsun,yavru atan ineklerin ayrı bir bölüme konarak,laboratuvar muayenesi sonuçları alınana kadar diğer ineklerden ayrı tutulup,beslenmesi gerekir.

Çevre, hijyen gibi faktörlerin yanı sıra özellikle kızgınlıkların zamanında ve doğru olarak belirlenmesi konusu kısırlık yönünden önemlidir. Kızgınlık, normalde 12-18 saat süren ve çoğunlukla gece yarısı saatlerinden sonra başlar. Kızgılıkların zamanında belirlenememesi nedeniyle ortaya çıkan zaman kayıpları hayvancılığı ileri bir ülkede dahi, önemli boyutlara ulaşmaktadır.

Beslenme ile döl verimi arasında yakın ilişki bulunmaktadır

Beslenme ile ilgili ciddi eksiklik ve dengesizlikler sürü kısırlığını önemli ölçüde etkiliyebilir. Rasyonları, verimlerine göre ayarlanmayan düve ve ineklerde, döl verim zayıflığının görülmesi doğaldır. Bunu da önlemek için beslenme uzmanlarınca hazırlanmış rasyonların, aynı uzmanların görüşleri doğrultusunda uygulamaktır.

Yumurtalıkların doğuştan birisinin veya ikisinin birden küçük olması kısırlıkta önemli yer tutar. Ayrıca, yumurtalıkların tek olması hatta hiç yumurtalık olmaması da kısırlık nedeni olabilir. Çift cinsiyetlilik, beyaz düve hastalığı ve freemartinismus gibi doğmasal anomaliler de kısırlığa neden olur. Bu nedenler işletmede görülen kısırlığa katkıları göz ardı edilmeyecek kadar önemlidir.

Bunun içinde bu özellikteki hayvanların tesbit edilip.Kasaplık olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir.
Doğmasal anomalilerden freemartinismus sadece ikiz gebeliklerde görülür.İkizlerden birinin erkek diğerinin dişi olduğunda;dişinin genital organlarında bir takım gelişme bozuklukları şekillenir ki, bu durumdaki erkek ikizi olan düvelerin %92 si tam kısır olur. Freemartin düvelerde dış genital organlar normal görünümde iken,iç genital organlar gelişme anomalileri gösterdiğinden.Dış görünüme bakarak yanılmamak gerekir.

Genital organ tümörleri ve güç doğumlar kısırlığa neden olabilir. Doğum ve doğuma yardım girişimleri sonucunda şekillenen travma ve enfeksiyonlara bağlı olarak şekillenen yapı bozuklukları da kısırlığa sebep olurlar.

Foksiyonel bozukluklar beyin -yumurtalıklar arasındaki etkileşimlerin aksamasına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bu bozukluklar, seksuel sikluslardaki düzensizlikler, kızgınlık göstermeme, gizli kızgınlık ve yumurtlama mekanizmasındaki aksamalar olarak sıralanabilir. Foksiyonel kısırlık olguları çoğunlukla bireysel olarak şekillenmekle birlikte,bakım ve beslenme şartlarının bozuk olduğu sürülerde çok sayıda hayvanda birden ortaya çıkabilirler.



Sığırlarda Yumurtalık Kistleri

Sığırlarda Kısırlık ve Yumurtalık Kistleri;

  • bir veya her iki yumurtalıkta yer alan,
  • on günden daha uzun süre varlığını sürdüren,
  • tek veya daha fazla sayıda,
  • içleri sıvı ile dolu yapılar olarak tanımlanabilirler.

Yumurtalıktaki kistik yapılar siklik aktiviteyi bozarak doğurganlığı önemli ölçüde etkilerler. Ayrıca, doğum ile yeniden gebe kalma arasındaki süreyi uzatırlar.

Kistik yumurtalıklar doğumu izleyen 15-45 günler arasında daha sık şekillenirler. Bunun dışında laktasyonun herhangi bir dönemindeki ineklerde veya henüz gebe kalmamış düvelerde de şekillenme şansları bulunmaktadır. Son yıllarda yüksek verimli sütçü yetiştirmelerde kistik yumurtalık rastlantılarının artığı gözlenmektedir. Yumurtalık kistlerinin esas nedeni hormanal dengesizliktir. Kistik yumurtalıklara yatkınlık hazırlayan nedenler arasında kalıtım,yaşlanma,yüksek süt verimi,hareketsizlik,kesif beslenme sıralanabilir. Doğum sonrası dönemde,metritis ve metabolizma hastalıkları gibi sorunu bulunan ineklerde yumurtalık kisti görülme rastlantısı2-3 misli yükselmektedir.

Sığırlarda Yumurtalık Kistleri Tanısı:

Daha çok 4-8 yaşlı ve yüksek verimli ineklerde görülen yumurtalık kistlerinin klinik belirtileri:

  • uzun süren,düzensiz kızgınlıklar,
  • kızgınlık belirtilerine rağmen aşımın kabul edilmemesi,
  • tohumlamaların sonuçsuz kalması,
  • vulvadan zaman zaman müköz akıntı gelmesi,
  • vulvanın hafif ödemli olması şeklinde özetlenebilir.

İneklerde yumurtalık kisti sorunu,sık ve düzensiz kızgınlıklarla ve kistin tipine bağlı olarak bazen de hiç kızgınlık göstermeme ile seyredebilir.

Sığırlarda Yumurtalık Kistleri Tedavisi:

Kistik yumurtalığın sağıtımında hem zaman kaybını önlemek hemde olumlu sonuç alabilmek için erken davranmak önemlidir.Tedavinin hedefi kistik yapıyı ortadan kaldırmaktır.

Araştırma sonuçları, tanıyı izleyen 30 gün içinde hiçbir tedavi uygulanmayan kistlerin kendiliğinden iyileşme oranı %20 olarak göstermektedir. Ancak ekonomik analizler tanıyı takiben tedavi girişimlerinin,kistin kendiliğinden iyileşmesini beklemeden daha ekonomik olduğunu göstermektedir.

Yumurtalıktaki kistik yapıların rektal yolla yapılan basınçla patlatılması eski ve kolay bir metotdur. Rektumdaki elle yakalanan yumurtalık avuç içine alındıktan sonra parmakların sıkıştırılması ile kist patlatılır. Kistin patlatılmasından sonra yumurtalık 2-3 dakika kadar kapalı avuç içinde tutularak olası kanamalar önlenmelidir. Bu işlem sonucunda %36-46 oranında bir iyileşme sağlanabilmektedir.

Kronik kistlerde yumurtalığın bir operasyonla çıkarılması düşünülebilirse de, bu girişim sonrasında diğer yumurtalıkta kistlerin yeniden şekillenme rastlantısı yüksek olmaktadır.

Son yıllarda GnRH hormonu veya analogları foliküler kistlerin tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır. GnRH enjeksiyonunu izleyen 11-12.günde tek doz PGF2 alfa uygulamasını takiben kızgınlık gözlenerek yada 72. ve 96.saatlerde iki defa tohumlama yapılır. GnRH’nin en uygun dozu 100 mcg olup,ancak bazı preperatlar için 500 mcg olarak bildirilmektedir.

Kistik yumurtalıklı ineklerde şu uygulama yapılabilir. İyot eksikliği ve tiroit bezinin azalan fonksiyonu göz önünde tutarak 7 gün süre ile 3-10 g potasyumiyodür/günlük, ağız yoluyla verilebilir. Uygulamayı izleyen 16. günde %70,20.günde de %100 iyileşme sağlandığı bildirilmektedir.



Sığırlarda Yumurtalık Kistleri ve Korunma Yolları:

Kistik yumurtalıklardan korunmak üzere,doğum sonrası streslerin azaltılması,beslenme dengesinin sağlanması gibi tedbirler alınmalıdır.
Kistik yumurtalık sorunu yüksek olan sürülerde, doğumu izleyen 12-14. günlerde GnRH enjeksiyonu ile önemli ölçüde korunma sağlanabilmektedir. Ancak GnRH enjeksiyonları genital enfeksiyonu bulunan ineklerde uygulanmaz.

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı : Ükemizde birçok bulaşıcı hastalığın henüz yok (eradike) edilmemiş olması özellikle besin değeri olan hayvanlarda aşılama programının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hareketlerinin ve özellikle doğu yörelerimize yurtdışından hayvan girişinin tam olarak kontrol edilememesi sonucu zaman zaman salgınlar yaşanmaktadır.



Aşılama programının yetersiz olarak veya hiç uygulanmaması sonucu hem ülkemiz ekonomisi hem de yetiştiricilerimiz açısından büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Bu da özellikle sığır yetiştiricileri açısından aşılamanın zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Her yetiştirici mutlaka bir veteriner hekime başvurarak bulunduğu bölgedeki bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi almalı ve mutlaka bir aşılama programı istemelidir. Aşılamaların düzenli olarak yapılması bugün ülkemizde görülen birçok bulaşıcı hastalığın kontrol ve yok edilmesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki mevcut aşılar:

Sığırlarda aşı programı :

ŞAP AŞISI:

Sığırlarda aşı programı : Şap virüsünden hazırlanmış monovalan, bivalan, polivalan aşılar mevcuttur. Hasta olanlar ,hastalıktan şüphe duyulan, ileri derecede gebe olanlar ve 4 aylıktan küçük buzağılar aşılanmamalıdır. Aşılamadan 10 gün sonra başlayan bağışıklık 6 ay devam eder. Aşı gerdana deri altı olarak 5cc uygulanır.

SIĞIR VEBASI AŞISI:

Aşı her yaştaki buzağı, sığır ve gebe hayvanlara uygulanabilir. Aşılı annelerden doğan buzağılar 3 aylıktan önce aşılanmamalıdır. Aşı boynun yan tarafından deri altı olarak 1cc uygulanır.

ŞARBON (ANTHRAKS) AŞISI:

Hastalığın sık görüldüğü bölgelerde ilkbahar aylarında uygulanmalıdır.

Eğer hastalık ortaya çıkmış ise hastalıksız hayvanlara hemen yapılmalıdır.

Aşılamadan sonra bağışıklık 1-2 hafta içinde başlar ve 1 yıl kadar devam eder. Aşı dozu sığırlarda boyun derisi altına 1cc, danalarda 0.5cc dir.

Ancak 2 aylıkten küçüklere aşı uygulanmamalıdır.

BRUCELLA AŞISI:

Aşı 4-8 aylık dişi danalara yapılır. Boynun sol tarafından deri altı 5cc uygulanır. Aşı canlı aşı olduğundan aşılamadan sonra (anafilaktik) şok görülebilir. Ayrıca aşı uygulanırken el, yüz ve özellikle gözlere bulaştırılmamalıdır.

ENTEROTOKSEMİ AŞISI:

Sığırlarda enterotoksemi, yanıkara, enfeksiyöz nekrotik hepatit ve tetanozda kullanılan aşılar mevcuttur. Sığırlara 5cc deri altı veya kas içi yolla uygulanır. Aşısız annelerden doğan yavrular 2 haftalık yaşta aşılanmalıdır. Aşılı annelerden doğan yavrular 10-12 haftalık yaşta aşılanmalıdır.

LEPTOSPİROZ AŞISI:

Aşının dozu 2cc dir ve kas içi yolla uygulanmalıdır. Vibrio-lepto5 isimli aşı hem leptospiroza hem de Campylobacter fetus’a karşı etkilidir. Bu aşı çiftleşme dönemine 2-6 hafta kala 5cc dozunda kas içi veya deri altı uygulanmalıdır. Yılda bir tekrarlanır. Kesimine 21 gün kalan hayvanlara uygulanmamalıdır.



PASTÖRELLA AŞISI:

Hastalığın görüldüğü yerlerde mevsiminden önce aşı mutlaka yapılmalıdır. 2cc dozunda kas içi yapılır. Gebelerde rahatlıkla kullanılabilir.

SEPTICEMIA NEONATORUM AŞISI:

Ülkemizde buzağı ishallerine bağlı ölümler çok görüldügü için mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kültür ırkı yetiştiricilik yapan ve hijyenik önlemler alınmayan işletmelerde mutlaka uygulanmalıdır. Gebe inekler doğumlarına 3 ay kala 1 hafta arayla 3 kez aşılanmalıdır. Koruyucu olarak buzağılara doğar doğmaz 20cc deri altı yapılmalıdır.

YANIKARA AŞISI:

Sağlıklı sığırlara omuz gerisi derisi altına 2cc uygulanır. 8 ay süren bağışıklık sağlar.

PARATÜBERKÜLOZ AŞISI:

Canlı aşıdır ve %76 oranında bağışıklık verir. Aşılı hayvanlar ömür boyu uygulanan tüberkülin (tüberküloz testi) testine pozitif cevap verebilir. Sağlam anneden doğmuş buzağılara doğumdan sonra 10-30. günler arasında deri altı 1.5cc uygulanır.



BOTULİSMUS AŞISI:

Bağışıklık süresi 6 aydır. Sığırlara 14 gün arayla 2 kez 10cc dozunda deri altı uygulanır.

THEİLERİA ANNULATA AŞISI:

Bağışıklık 45 gün sonra başlar ve en az 1 yıl sürer. Aşı hastalık mevsiminden en az 2 ay önce uygulanmalıdır.

IBR AŞISI:

IBR , Bovin viral diyare, PI-3, Bovine respiratory syncitial virus ve Haemophilus somnustan ileri gelen hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla karma aşı şeklinde mevcuttur. Her yaş ve ağırlıktaki hayvana deri altı yolla 5cc uygulanır. İlk yıl 2-4 hafta arayla tekrar edilmelidir. Bovin viral diyare için çiftleşme öncesi canlı aşılarla aşılama hastalığın önüne geçer.

MASTİTİS AŞISI:

Hijyen, temizlik ve meme sağlığı kontrolüne yönelik tüm önlemlerin yanısıra bu konuda size yardımcı olacak bir veteriner hekimden mastitise karşı uygun bir aşılama programı istenilmelidir. Böylece enfeksiyondan ari sığırlarda bölgede önceden belirlenen mikroplara karşı uygun bir aşılama programı hazırlanarak sütçü sığır işletmelerinde meme sağlığı ilerletilebildiği gibi süt verimi ve kalitesi de yükseltilebilir.


Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda çiçek hastalığı sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Yani koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.



Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Bu yüzden; çiçek lezyonlarından düşen parçalar ile virüs çevreye yayılır. Yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Yine yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.

Koyunlarda Çiçek Hastalığı Belirtileri

Hastalığın belirtilerinden de kısaca bahsedelim. Hastalığın belirtileri arasında;

  • yüksek ateş,
  • burun akıntısı,
  • taşipne yani solunumun hızlanması,
  • titreme,
  • göz kapaklarında şişkinlik sayılabilir.

Tabi ki baş, kuyruk, kuyruk altı, kol ve bacak içi, meme gibi bölgelerdeki deri lezyonları en önemli belirtidir. Başlangıçta kırmızı yuvarlak şekilde olan bu lezyonlar, daha sonra kabarır ve şişer.

Daha sonra ise sararıp kabuklaşır. Bu kabuklarda ortalama 5-7 gün içinde düşer. Yerlerinde iyileşme dokuları kalır.

Hastalık gebe koyunlarda aborta neden olur. Özellikle kuzularda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.

Hasta hayvanların bakımına göre ölüm oranları %5 ile %50 arasında değişmektedir.

Hastalık için kesin bir tedavi söz konusu değildir. Dolayısıyla, hasta hayvanlar belirlendiğinde mutlaka diğerlerinden ayrı yerlere alınmalı ve veteriner hekime başvurulmalıdır.

Koyun Çiçeği

Koyunlarda çiçek hastalığı ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalık görüldüğünde; tarım il ve ilçe müdürlüklerine ihbar edilmelidir.



Hastalığı önlemek için aşı önerilmektedir. Koç katımından önce çiçek aşısı sürüye uygulanmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Aynı zamanda hastalığın görüldüğü sürüye aşı yapılmaz. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve yaklaşık 8 ay bu bağışıklık devam eder.

Çiçek koyunlarda sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.

Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Çiçek lezyonlarından düşen parçalar ve öksürük ile ortama dağılan virüs çevreye yayılır. Özellikle yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Başka bir deyişle yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.


Devamını Oku

Trendler