Connect with us

Hayvan Hastalıkları

Sağmal hayvanlarda subklinik mastitis

Subklinik Mastitis ve Ekonomik Kayıplar

Mastitis ve Büyük Ekonomik Kayıplara Neden Olmaktadır.

Mastitis, özellikle subklinik mastitis süt veren hayvanlarda meme bezinin yangılanmasına bağlı olarak süt miktarının azalması veya kesilmesi ve sütün bileşiminin bozulması ile karekterize bir hastalık olup özellikle süt ineklerinde çok büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Mastitis, memenin kısmen veya tamamen tahrip olmasına hatta bazen hayvanın ölümüne dahi neden olabilmektedir. Süt veriminin azalması, sütün kalitesinin bozulması, sağaltım masraflarının artması ve bazı durumlarda hayvanın elden çıkarılması en sık görülen kayıplardır. Bu nedenlerden dolayı bu hastalık, ülke ekonomisi için büyük bir önem taşımaktadır.


Sütün her yaştaki İnsan ve hayvan beslenmesindeki önemi bilinmektedir. Sütün sağlıklı olarak elde edilmesi, memenin sağlıklı koşullarda tutulması ve koruyucu önlemlerin alınması ile mümkündür. Diğer ülkelerde olduğu kadar yurdumuzda da mastitis özellikle subklinik mastitis nedeniyle karşılaşılan ekonomik kayıplar oldukça fazladır. Türkiyenin Avrupa Topluluğuna girme sürecinde, topluluğun standartlarına uyum sağlama yolunda girişimlerde bulunulması kaçınılmazdır.

Mastitis klinik ve subklinik formlarda görülmektedir

Mastitis memede kızarıklık , ağrı, şişlik ve sıcaklık gibi yangı semptomları ile görülür. Ayrıca, sütte renk bozukluğu, pıhtı, irin ve kan görülmesi gibi değişikliklerle karakterizedir. Mastitis klinik ve subklinik formlarda görülmektedir. Akut mastitislerde meme dokusunda şişme, sıcaklık, ağrı, sütte azalma, sütün kanlı ve sulu olması görülür. Bununla birlikte ateş ve depresyon gibi sistemik bozukluklar da görülmektedir. Kronik mastitisler, klinik mastitislerin tedavi edilmediği durumlarda veya subklinik mastitis lerin devamı olarak şekillenmektedir. Bu tip mastitisde süt salgısı azalır, memede fibrozis ve indurasyon oluşumuna bağlı olarak meme dokusu şertleşir.

Subklinik Mastitis

Subklinik mastitis lerde meme dokusu ve sütteki değişiklikler klinik olarak belirlenemez. Bu tip mastitisler ya kendiliğinden iyileşir ya da hastalık devam ederek akut veya kronik hale dönüşebilir. Süt inekçiliği yapılan işletmelerde karşılaşılan en önemli problemlerinden biri olan subklinik mastitis, klinik olarak saptanamadığı için yetiştiricilerin gözünden kaçabilir.


Kilinik mastitislerde olduğu gibi, bu tip mastitislerin de teşhisi, Somatik Hücre Sayısı, labotatuvar muayeneleri ve etken izolasyonu ile yapılmaktadır. Mastitislerin erken dönemde sağaltımı sürü sağlığı ve hayvancılık ekonomisinin yanısıra halk sağlığı yönünden de önem taşımaktadır. Doğru bir sağaltımın gerçekleştirilebilmesi için süt örneklerinin mikrobiyolojik kontrolleri yapılmalıdır. Hastalığa neden olan etken/etkenlerin izole ve identifiye edilmesi ve antibiyotiklere karşı duyarlılıklarının belirlenmesi gereklidir.

Süt sekresyonundaki değişikliği her zaman gözle saptamak mümkün olmamamktadır. Sütteki somatik hücre sayısının artması mastitisin varlığına işaret olabilmektedir. Klinik bulgularla dikkati çeken mastitis olgularının yanısıra meme ve sütte gözle görülür bir değişiklik oluşturmamasıdır. Fakat süt salgısının azalması ve sütün mikroplu oluşu ile karekterize olan subklinik mastitis ler sayıca klinik mastitislerden daha fazladır. Çoğunlukla bireysel değil, bir sürü sorunu olarak görülürler. Bu tür mastitisler ancak Somatik Hücre Sayımı, California Mastitis Test (CMT) gibi özel testlerle ortaya çıkarılır. Subklinik mastitis olgularında genel olarak meme dokusu ve sütteki değişiklikler klinik olarak gözlenemez. Ancak, Laboratuvar yoklamalarına başvurularak sütteki somatik hücre sayısının artışı yanısıra patojenik etkenlerin de izolasyonu yapılarak sonuca gidilir.

Advertisement

Subklinik Mastitis ve Ekonomik Kayıplar

Yapılan araştırmalara göre, özellikle sütçü sürülerde her klinik mastitis olgusuna karşılık 40-50 subklinik mastitis olgusunun ortaya çıkışı da görülmektedir. Bu durum dolayısıyla da ekonomik yönden de önem kazanmaktadır. İngiltere ve Galler’de yapılan incelemelerde klinik mastitisin doğurduğu maliyetin yıllık 40 milyon sterlini bulduğu hesap edilmiştir. Yine aynı ülkede subklinik mastitis lerin ise daha fazla sayıdaki süt ineğini etkilemekte olduğu ortaya konulmuştur. İneklerin % 20’sinin herhangi bir zamanda infeksiyona yakalanabileceği bildirilmiştir. Ayrıca, süt veriminde azalma ile birlikte sütün yapısında da bozukluklar oluştuğu belirtilmektedir. İngiltere’de subklinik mastitis lerden ileri gelen yıllık ekonomik kaybın 100-120 milyon sterline ulaşabileceği ileri sürülmüştür. Yurdumuzda ise inek sayısının oldukça fazla olmasına karşın süt verimi ortalama 10- 12 kilogramla sınırlı kalmaktadır. Bunun nedenlerinin başında mastitisin yer aldığı şüphesizdir. Türkiye’de subklinik mastitis yüzünden oluşan ortalama üretim kaybı inek başına yılda kabaca 200 litre olarak tahmin edilmektedir.

Sığır yetiştiriciliği yapılan tüm ülkelerde subklinik mastitis lerin durumu ve görülme sıklığı ile ilgili araştırmaların arttığı görülmektedir. Araştırıcılar, ABD’de bireysel olarak herbir ineğin hücre sayımları yapılarak subklinik mastitis teşhisinin gerçekleştirilmekte olduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca, benzer bir uygulamanın İngiltere’de bulunduğunu bildirmişlerdir. Diğer taraftan çiftlik koşullarında yapılan teşhise yönelik testlerin de önem taşıdıkları bilinmektedir. Bu amaçla bir çok testin geliştirildiği fakat, California Mastitis Test (CMT) dışında diğerlerinin yaygın bir uygulama alanı bulamadığı bildirilmektedir.

Görüldüğü gibi mastitisle mücadelede belirtilen özellikleri dolayısıyla subklinik mastitis ler üzerindeki çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Mücadele programlarının uygulanmasında öncelikle bu husus dikkate alınmıştır. Ülkelere göre az veya çok değişmek üzere benzer temel prensiplere dayanan mücadele programları geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Bu amaçla hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli faktörler üzerinde durularak bu konudaki açıklık kapatılmaya çalışılmıştır.



California Mastitis Testi (CMT)

Subklinik mastitis lerin zamanında tesbiti hastalıkla mücadele programının önemli kısmını teşkil etmektedir. Pratik, değerlendirilmesi kolay ve güvenilir testler tercih konusu olmuştur. Bu amaçla California Mastitis Testi (CMT) ahırda uygulanabilir olması, pratik oluşu ve değerlendirilme kolaylığı nedeniyle diğer testlere tercih edilmektedir. California Mastitis Testi ile saptanan subklinik olgularda, sürüde bulunan tüm hayvanlar teste tabi tutulur. Test sonucu pozitif reaksiyon veren meme loblarından aseptik koşullarda süt örnekleri alınarak laboratuvara gönderilir. Bu süt örneklerinden somatik hücre sayımı ve mikrobiyolojik muayenelerde yararlanılır. Mikrobiyolojik muayene sonucunda hastalık etkenlerinin izolasyon ve identifikasyonuna gidilir. Son aşamada ise izole edilen etkenlerin antibiyotik duyarlılıkları tesbit edilerek hayvanların kuru dönemde sağaltımları gerçekleştirilir. Sağmal inek kuruya çıktığında laboratuvar sonuçları göz önünde tutularak tedaviye başlanır. Seçilen geniş spektrumlu ve memede uzun süre kalabilen uygun bir antibiyotik uygulamasına geçilmesi gerekmektedir.

Advertisement

Hayvan Hastalıkları

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı

Sığırlarda Aşı Programı

Sığırlarda aşı programı : Ükemizde birçok bulaşıcı hastalığın henüz yok (eradike) edilmemiş olması özellikle besin değeri olan hayvanlarda aşılama programının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hareketlerinin ve özellikle doğu yörelerimize yurtdışından hayvan girişinin tam olarak kontrol edilememesi sonucu zaman zaman salgınlar yaşanmaktadır.



Aşılama programının yetersiz olarak veya hiç uygulanmaması sonucu hem ülkemiz ekonomisi hem de yetiştiricilerimiz açısından büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Bu da özellikle sığır yetiştiricileri açısından aşılamanın zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Her yetiştirici mutlaka bir veteriner hekime başvurarak bulunduğu bölgedeki bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi almalı ve mutlaka bir aşılama programı istemelidir. Aşılamaların düzenli olarak yapılması bugün ülkemizde görülen birçok bulaşıcı hastalığın kontrol ve yok edilmesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki mevcut aşılar:

Advertisement

Sığırlarda aşı programı :

ŞAP AŞISI:

Sığırlarda aşı programı : Şap virüsünden hazırlanmış monovalan, bivalan, polivalan aşılar mevcuttur. Hasta olanlar ,hastalıktan şüphe duyulan, ileri derecede gebe olanlar ve 4 aylıktan küçük buzağılar aşılanmamalıdır. Aşılamadan 10 gün sonra başlayan bağışıklık 6 ay devam eder. Aşı gerdana deri altı olarak 5cc uygulanır.

SIĞIR VEBASI AŞISI:

Aşı her yaştaki buzağı, sığır ve gebe hayvanlara uygulanabilir. Aşılı annelerden doğan buzağılar 3 aylıktan önce aşılanmamalıdır. Aşı boynun yan tarafından deri altı olarak 1cc uygulanır.

ŞARBON (ANTHRAKS) AŞISI:

Hastalığın sık görüldüğü bölgelerde ilkbahar aylarında uygulanmalıdır.

Eğer hastalık ortaya çıkmış ise hastalıksız hayvanlara hemen yapılmalıdır.

Aşılamadan sonra bağışıklık 1-2 hafta içinde başlar ve 1 yıl kadar devam eder. Aşı dozu sığırlarda boyun derisi altına 1cc, danalarda 0.5cc dir.

Ancak 2 aylıkten küçüklere aşı uygulanmamalıdır.

Advertisement

BRUCELLA AŞISI:

Aşı 4-8 aylık dişi danalara yapılır. Boynun sol tarafından deri altı 5cc uygulanır. Aşı canlı aşı olduğundan aşılamadan sonra (anafilaktik) şok görülebilir. Ayrıca aşı uygulanırken el, yüz ve özellikle gözlere bulaştırılmamalıdır.

ENTEROTOKSEMİ AŞISI:

Sığırlarda enterotoksemi, yanıkara, enfeksiyöz nekrotik hepatit ve tetanozda kullanılan aşılar mevcuttur. Sığırlara 5cc deri altı veya kas içi yolla uygulanır. Aşısız annelerden doğan yavrular 2 haftalık yaşta aşılanmalıdır. Aşılı annelerden doğan yavrular 10-12 haftalık yaşta aşılanmalıdır.

LEPTOSPİROZ AŞISI:

Aşının dozu 2cc dir ve kas içi yolla uygulanmalıdır. Vibrio-lepto5 isimli aşı hem leptospiroza hem de Campylobacter fetus’a karşı etkilidir. Bu aşı çiftleşme dönemine 2-6 hafta kala 5cc dozunda kas içi veya deri altı uygulanmalıdır. Yılda bir tekrarlanır. Kesimine 21 gün kalan hayvanlara uygulanmamalıdır.



PASTÖRELLA AŞISI:

Hastalığın görüldüğü yerlerde mevsiminden önce aşı mutlaka yapılmalıdır. 2cc dozunda kas içi yapılır. Gebelerde rahatlıkla kullanılabilir.

Advertisement

SEPTICEMIA NEONATORUM AŞISI:

Ülkemizde buzağı ishallerine bağlı ölümler çok görüldügü için mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kültür ırkı yetiştiricilik yapan ve hijyenik önlemler alınmayan işletmelerde mutlaka uygulanmalıdır. Gebe inekler doğumlarına 3 ay kala 1 hafta arayla 3 kez aşılanmalıdır. Koruyucu olarak buzağılara doğar doğmaz 20cc deri altı yapılmalıdır.

YANIKARA AŞISI:

Sağlıklı sığırlara omuz gerisi derisi altına 2cc uygulanır. 8 ay süren bağışıklık sağlar.

PARATÜBERKÜLOZ AŞISI:

Canlı aşıdır ve %76 oranında bağışıklık verir. Aşılı hayvanlar ömür boyu uygulanan tüberkülin (tüberküloz testi) testine pozitif cevap verebilir. Sağlam anneden doğmuş buzağılara doğumdan sonra 10-30. günler arasında deri altı 1.5cc uygulanır.



BOTULİSMUS AŞISI:

Bağışıklık süresi 6 aydır. Sığırlara 14 gün arayla 2 kez 10cc dozunda deri altı uygulanır.

Advertisement

THEİLERİA ANNULATA AŞISI:

Bağışıklık 45 gün sonra başlar ve en az 1 yıl sürer. Aşı hastalık mevsiminden en az 2 ay önce uygulanmalıdır.

IBR AŞISI:

IBR , Bovin viral diyare, PI-3, Bovine respiratory syncitial virus ve Haemophilus somnustan ileri gelen hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla karma aşı şeklinde mevcuttur. Her yaş ve ağırlıktaki hayvana deri altı yolla 5cc uygulanır. İlk yıl 2-4 hafta arayla tekrar edilmelidir. Bovin viral diyare için çiftleşme öncesi canlı aşılarla aşılama hastalığın önüne geçer.

MASTİTİS AŞISI:

Hijyen, temizlik ve meme sağlığı kontrolüne yönelik tüm önlemlerin yanısıra bu konuda size yardımcı olacak bir veteriner hekimden mastitise karşı uygun bir aşılama programı istenilmelidir. Böylece enfeksiyondan ari sığırlarda bölgede önceden belirlenen mikroplara karşı uygun bir aşılama programı hazırlanarak sütçü sığır işletmelerinde meme sağlığı ilerletilebildiği gibi süt verimi ve kalitesi de yükseltilebilir.


Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır

Buzağılarda ishal genç hayvanların en önemli hastalığı olup ekonomik olarak en çok zarar veren hastalıktır. Amerikan besi ve süt sığırı yetiştiricilerine yılda 50-120 milyon dolar kayba mal olmaktadır. Sürülerde ise buzağı kayıplarının %10’unu oluşturmaktadır. Eğer sürünüzde ishal varsa ve kontrol edilmezse, bu durum üretim kayıplarına neden olabilir. Buna rağmen, doğru bir sürü idaresi ve sağaltım ile kontrol edilebilen bir hastalıktır.



Buzağılarda ishal oluşumunu etkileyen faktörler

  • çevre,
  • enfeksiyöz etkenler,
  • stres,
  • hatalı besleme.

Buzağı ishalleri viruslar, bakteriler ve protozoonlar dahil çeşitli enfeksiyöz etkenler tarafından meydana gelir. Rotavirus enfeksiyonları genellikle 8 haftalıktan küçük buzağılarda ishal oluşturur. Coronavirus 5-21 günlük buzağılarda şiddetli seyreden ve uzun süreli ishalleri oluşturur.

Buzağılarda ishal etkisini, sindirimi ve besin maddelerinin emilimini azaltarak gösterir. 1 haftaya kadar olan buzağılarda ise E. coli ciddi hastalıklara neden olan bir bakteridir.

İnce barsağa fazla miktarda sıvı sekresyonuna (salgılanmasına) sebep olarak; hızlı bir şekilde dehidrasyon (sıvı kaybı) şekillendirir.

Hatta hasta buzağılar daha ishal görülmeden bile ölebilirler. Aynı belirti, başka bir bakteri, Clostiridium perfringes tip C için de geçerlidir.

Üçüncü bir bakteri, Salmonella genellikle 10 günlükten büyük buzağılarda kanlı ishal şekillendirmektedir.

Advertisement

Yangı ve erozyonlarla, besin maddelerinin emilimini azaltarak sıvı kaybına ve hatta kan hastalıklarına neden olur. Buzağılar genellikle ölür.

Cryptosporidium ve coccidia ishale sebep olan protozoonlardır. Cryptosporidium 1-3 hafta arasındaki buzağılarda; hafif veya şiddetli seyreden ve 6-10 gün içinde geçen ishallere sebep olur. Coccidia birkaç haftalık ile birkaç aylığa kadar olan buzağılarda; kanlı veya muköz (sümüğümsü) ishal meydana getirir. Ölümler de sıvı ve elektrolit kayıplarından dolayı şekillenir.



Klinik olarak hayvanlar hastalığın ilk evrelerinde iştahlarını korurlar ve normaldirler fakat tek belirti dışkı hacminin ve sıvı miktarının artışıdır. Dışkıdaki bu değişiklik kondisyondaki gerilemeyle ters orantılıdır ve giderek daha sulu bir kıvam alır. Bu durum, kuyruk ve arka bacak arkasındaki ıslaklıkla belli olur. Buzağılarda ishaller ilerledikçe dehidrasyon şekillenir. Bu durumun belirtileri – deri, kıllar, ağız, burun ve göz kuru bir görünüme sahip olur, deri yukarı çekildiğinde eski durumunu yavaş alır, hayvan durgundur ve başını aşağıda tutar ve hatta bazen ayakta bile duramaz- gözlenir.

Sürü idaresi

Hiç kuşkusuz buzağı ishallerinin kontrol programında en önemli yeri kaplar. Yeni doğan bir hayvanın içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi ve padokstaki hayvan sayısı, hayvanın bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerdir.

Advertisement

Buzağılama ve buzağı yetiştirilmesi için temiz bir çevre hastalanan hayvanların sayısını ve hastalığın şiddetini azaltmak için gereklidir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki beslenmesi de buzağıda hastalığın çıkmasını engellemede rol oynar.

İneklerin ve düvelerin, gebeliklerinin son 3 ayında yeterli enerji ve protein almaları gerekir ve bu sürede günlük canlı ağırlık artışları yaklaşık 500gr olmalıdır.

Beslemenin etkisi iki şekilde kendini gösterir;

1) Buzağının immun (bağışıklık) sisteminin gelişimi

2) Yeterli kolostrum (ağızsütü) oluşumu.

Advertisement

Bundan dolayı da, buzağı doğumu takiben ilk 12 saat içinde doğum ağırlığın asgari %10’u kadar kolostrum (ağızsütü) alırsa; ishal ve diğer hastalıkların insidensinin azaltılmasında önemli bir adım atılmış olur.

İnekleri doğumdan yaklaşık 1 ay önce E. coli (K88, K99 antijeleri), rota ve coronavirus için aşılamak, eğer yavru yeterli kolostrumu (ağızsütü) alacaksa yardımcı olabilir.



Sütçü sığırlarda, buzağı sütten kesilene kadar buzağıların ayrı tutulmalarıyla ve ortak kullanılan maddelerin dezenfekte edilmesine dikkat edilmelidir.

Ayrıca sürünün bağışıklık sisteminin korunması için özellikle bakır ve selenyum yönünden yemlerin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.
Sağaltım, etkenlerin farkı gözetilmeksizin büyük ölçüde aynıdır. Öncelikle hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalıdır. Sağaltımın ana amacı kaybedilen vücut sıvılarını ve elektrolitleri yerine koymaktır.

Advertisement

Buzağılara eğer gelişimleri iyiyse, her gün 2 lt elektrolit solüsyonuyla birlikte normal miktarda süt verilmelidir. Gelişimi kötü olan buzağılara ise normal miktarda sütü istedikçe içmesine izin verilmelidir. Ayrıca buzağılara günde iki defa 2 lt elektrolit solüsyonu verilmelidir.

Fakat sütün ve elektrolit solüsyonlarının verilişinde en az 2 saat ara olmasına dikkat edilmelidir çünkü süt ve elektrolit karışmamalıdır. Bu buzağılara antibiyotik desteği de gereklidir fakat bunun seçimi Veteriner Hekiminize aittir.

Eğer buzağılarınız çok hastaysa en kısa zamanda Veteriner Hekiminize başvurmalısınız.



Advertisement
Devamını Oku

Hayvan Hastalıkları

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda Çiçek Hastalığı (Koyun Çiçeği)

Koyunlarda çiçek hastalığı sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Yani koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.



Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Bu yüzden; çiçek lezyonlarından düşen parçalar ile virüs çevreye yayılır. Yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Yine yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.

Koyunlarda Çiçek Hastalığı Belirtileri

Hastalığın belirtilerinden de kısaca bahsedelim. Hastalığın belirtileri arasında;

  • yüksek ateş,
  • burun akıntısı,
  • taşipne yani solunumun hızlanması,
  • titreme,
  • göz kapaklarında şişkinlik sayılabilir.

Tabi ki baş, kuyruk, kuyruk altı, kol ve bacak içi, meme gibi bölgelerdeki deri lezyonları en önemli belirtidir. Başlangıçta kırmızı yuvarlak şekilde olan bu lezyonlar, daha sonra kabarır ve şişer.

Daha sonra ise sararıp kabuklaşır. Bu kabuklarda ortalama 5-7 gün içinde düşer. Yerlerinde iyileşme dokuları kalır.

Advertisement

Hastalık gebe koyunlarda aborta neden olur. Özellikle kuzularda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.

Hasta hayvanların bakımına göre ölüm oranları %5 ile %50 arasında değişmektedir.

Hastalık için kesin bir tedavi söz konusu değildir. Dolayısıyla, hasta hayvanlar belirlendiğinde mutlaka diğerlerinden ayrı yerlere alınmalı ve veteriner hekime başvurulmalıdır.

Koyun Çiçeği

Koyunlarda çiçek hastalığı ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalık görüldüğünde; tarım il ve ilçe müdürlüklerine ihbar edilmelidir.



Advertisement

Hastalığı önlemek için aşı önerilmektedir. Koç katımından önce çiçek aşısı sürüye uygulanmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Aynı zamanda hastalığın görüldüğü sürüye aşı yapılmaz. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve yaklaşık 8 ay bu bağışıklık devam eder.

Çiçek koyunlarda sık görülen viral hastalıklardan birisidir. Koyun çiçeği hayvanda; yüksek ateş ve çiçek lezyonları ile seyreden bir hastalıktır. Özellikle derinin kılsız olan bölgelerinde çiçek lezyonları ile karşılaşılmaktadır.

Hastalık; hasta hayvanlardan ortama saçılan etkenler ile bulaşmaktadır. Çiçek lezyonlarından düşen parçalar ve öksürük ile ortama dağılan virüs çevreye yayılır. Özellikle yem, su vb. unsurlar ile virüsü alan hayvana hastalık bulaşır. Başka bir deyişle yakın temas ve hastalık ile bulaşık malzemelerde hastalığın yayılmasında önemli unsurlardır.


Devamını Oku

Trendler