Connect with us

Büyükbaş Hayvancılık

Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen

Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen

Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen denildiği zaman, inekler ve onların arasındaki sosyal ilişkiler akla gelmektedir. Sığır yetiştiriciliğinde başarılı olmanın esaslarından birisi de, idare edilen sürünün verimliliğini arttırmaya yönelik olarak, sığırlara uygun bir çevre sağlamaktır. Bunun yolu da sürüyü çok iyi tanımaktan geçmektedir.

Süt Sığırı Sürülerinde Sosyal Düzen

Her canlı topluluğunda olduğu gibi süt sığırı sürülerinde sosyal düzen hakimdir. Sığırlar, birbirleri ile vücut temasında bulunarak ve koklaşmak suretiyle anlaşmaktadırlar. Bir sığır sürüsündeki hiyerarşi aynı yaş ve cinsiyet grubundaki hayvanlar arasında olabilmektedir. Bunun yanında, yaşlıdan geç hayvanlara veya erkek hayvanlardan dişi hayvanlara doğru bir sosyal düzen söz konusudur. Sürüdeki bir sığır, bu sosyal düzene uyduğu sürece barınacak, beslenecek ve kendine hayatı boyunca sürü içerisinde bir yer edinecektir.

Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen denildiği zaman, inekler ve onların arasındaki sosyal ilişkiler akla gelmektedir. Basit sosyal düzeni daha çok 10 baş ve daha altındaki sayıdaki sürülerde görmek mümkündür. Bu tip sürülerde dominant veya lider olarak adlandırılan bir inek mevcut olmaktadır. Diğer bireyler ise, aralarında sağladıkları üstünlük oranında lider ineğin altında sıralanmaktadır.

Sürüye genel olarak bakıldığında, dominant inek cüsse ve yaş veya boynuz uzunluğu olarak diğer bireylerden üstündür. Kulak ve başını dik tutuşu ile sürü içerisinde ilk göze çarpan hayvan olarak tanımlanmaktadır. Bilimsel literatürlerde bu tip inekler “alfa hayvanı” olarak adlandırılmaktadır. Bu sınıfta yer alan ve sürüye hükmeden inekler diğerlerine göre üstündür. Ortak kullanılan yemlik, suluk, yataklık alanlarında her zaman için, geç de katılsalar önceliğe sahiptirler.



Omega Hayvanı

Lider veya dominant ineğin altında yer alan inek ve genç hayvanlar ise, her zaman için lider ineğe itaat etmek zorundadır. Bu tip hayvanlarda “omega hayvanı” olarak tanımlanmaktadır. Bu tip sığırlar, lider ineğe veya süt sığırı sürülerinde sosyal düzen içerisinde kendinden üstün olan diğer ineklere saygısını belirtirler. Saygıyı belirtmek için kulak ve başlarını her zaman için daha aşağı seviyede tutmak zorundadırlar.

Bunun aksi bir hareket yapmaları halinde çıkacak kavgaya ya karşılık vermek veya kaçmak şeklinde tepki göstermek mecburiyetinde kalacaklardır. İnekler arasında kavga davranışı nadiren ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ineklerin birbirlerinin yan taraflarını hedef alarak saldırdıkları veya toslaştıkları gözlenmektedir. Bu gibi agresif (saldırgan) davranışlar kavgacı ineklerden birinin, itaat ettiğini gösterir. İtaat etmek bir şekilde başını aşağı seviyeye eğmesi veya kaçması ile tatlıya bağlanmaktadır.

Bazı durumlarda ise, kavga insan faktörünün müdahalesi olmaması halinde saatlerce sürebilmektedir. Sürülerde meydana gelecek bu tür agresif davranışlar sürüye mensup diğer bireylerin psikolojileri üzerinde olumsuz bir etkiye yol açmaktadır.

Ancak, meradan dönüş, sağımhane veya ahıra girişte ortaya çıkan insan faktörünün de etkisi ile durum değişir. Bu durumda sürüdeki hiyerarşik sıralamanın ortadan kalktığını görmek mümkündür.

Erkek ve dişilerin karışık olarak meraya gönderildiği köy sürülerinde ise, 2,5 yaş ve üzerindeki boğalar bütün sürüye hakimdir. Kendi aralarında ise, güç ve cüsseleri oranında bir konuma sahiptirler. 1,5 yaş civarındaki tosunlar ise, düve ve dişi danalara hakimiyet kurmalarına karşılık, ergin ineklere karşı etkisiz kalmaktadır. Ve onlara da hükmedebilmek için sık sık ergin ineklerle kavga etmektedirler.



Sığırlarda Hiyerarşik Düzen

Sayıları yüzler veya binlerle ifade edilen sığır sürülerinde ise, sosyal düzenin daha farklı ve karmaşık bir yapıda olduğu söylenebilir. Bu tür sürülerde gruplaşmaları tespit etmek için çok dikkatli incelemek gerekmektedir. Grupların oluşmasında vücut cüssesi, boynuz, yaş, cinsiyet ve mizaç gibi faktörler önemli bir etkiye sahiptir. Cüssesi ve ön kürükler arkası göğüs çevresi genişliği fazla olan inekler. Sürü içerisindeki her grupta sosyal olarak iyi bir yer alma ihtimalleri yüksektir.

Buna ek olarak fertlerin çoğunluğunun boynuzsuz olduğu bir sürüde boynuzlu bir sığır her zaman daha sosyaldir. Düveler ve genç danalar, gruplaşmanın en bariz olarak gözlendiği gruplardır. Bunlar günün önemli bir kısmında kendi aralarında ve ayrı bir yerde toplu olarak hareket ettikleri gözlenebilmektedir. Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen yaşlı inekler, genç inekler, düveler, dişi danalar olmak üzere hiyerarşik bir düzen dahilinde sıralanmaktadır.

Kendi grubu içerisinde lider olan bir inek, başka bir grupta ancak itaatkar olduğu taktirde kabul görmektedir.
Sürüye yeni katılan bir inek veya küçük inek grubu, ilk etapta sürüye hemen kabul edilmemektedir. Bu nedenle sürüye yeni girenler ilk birkaç gün sürüden ayrı bir yerde gruplaşarak durmaktadır. Arada bir yerli sürünün fertleri ile vücut teması ve koklaşmak suretiyle tanışma davranışları sergilemektedirler.

Yeni inekler, eski sürüye grup olarak değil, ferdi olarak kabul edilmektedir. Her bir yeni birey, eski sürünün fertlerine itaat ettiğini gösterir davranışları sergilediği taktirde sürüye kabul edilmektedir. Yem yemesine, onlarla vücut teması kurmasına, yataklık alanlarından yararlanmasına izin verilmektedir. Agresif davranan yeni birey ise, sürüden dışlanmakta yem yemesine veya su içmesine izin verilmemektedir. Yada kavga davranışı ile sağladığı üstünlük oranında sosyal düzende bir yer edinecektir.

Sığırlar arasındaki sosyal ilişkiler ülkemizde yeni bir konudur. Bu konu, sürü idaresinde dikkate alınmayan ancak süt, et ve özellikle döl verimi üzerinde önemli etkiye sahiptir. Bu durum verim kaybında çevre faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır.



Sığırlarda Sosyal Stres

Sürü idaresinin iyi planlanmaması veya yönlendirilmemesi sonucu ortaya çıkan sosyal stres, verimlilik adına birçok olumsuzluğun kaynağı olarak görülmektedir.

Diğer konularda da bahsedildiği gibi, inek bedensel ve psikolojik olarak rahat ettiği sürece verimli olacaktır. Bu noktadan hareketle sürünün veya sürü içerisindeki sığırların sosyal strese maruz kalmasını önleyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Sosyal olarak güçlü bir sürü arzu ediliyor ise, sığırların genç yaşlardan itibaren bir arada büyümeleri sağlanmalıdır. Ve devamlı surette vücut temasında bulunmalarına izin verilmelidir. Birbirinden ayrı bölmelerde büyütülen sığırların daha sonra bir araya getirilmeleri halinde, birbirleri ile agresif davranışlara (kavga davranışı) girdikleri görülmüş. Süt sığırı sürülerinde sosyal düzen oluşmasının bir arada büyüyen sığırlara oranla daha uzun zaman aldığı gözlemlerle tespit edilmiştir. Ayrıca sürü içerisinde gerek padoks gerekse ahır durağı değiştirilen bir ineğin sosyal strese maruz kaldığı bilinir. Bunun da veriminde düşmeye yol açtığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle yer değiştirme işleminin mümkün olduğunca yapılmaması gerekir. Veya yer değiştirme zorunluluğu var ise, ferdi olarak değil sığırların grup olarak hareket ettirilmelerine özen gösterilmelidir.

Özellikle yemleme esnasında hayvanların birbirleri ile vücut teması yaparak yemlenmelerini sağlamak gerekmektedir. Yemlenen sığırların vücut temaslarını engelleyecek bir düzenek onların sık sık birbirleri ile rekabete girmelerine hatta, kavga etmelerine yol açmaktadır. Bu açıdan işletmelerde kullanılan şak şak kilit sistemi ineklerin vücut teması için ideal bir sistem olarak değerlendirilmektedir.

Sığırlarda Yeterli Dinlenme Alanı

Sürüdeki ineklere sağlanacak yeterli dinlenme alanı ve serbestliği sosyal stresi önlemede önemlidir. Stresi önlemesi yanında, hayvanların geviş getirmeleri için de büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Bilindiği gibi geviş getirme süresi uzadıkça ağızda oluşan salya salgısı da artmaktadır. Salyanın içeriğinde bikarbonat bulunması işkembede oluşacak asit oluşumunu tamponlamak suretiyle sindirim sistemini rahatlatmaktadır. Ayrıca yeterli bir genişliğe sahip ve diğer sığırlarla vücut temasına izin veren alanlar tercih edilmelidir. Bu tip dinlenme alanında ineğin daha fazla zaman harcadığı gözlenir. Dinlenen bir ineğin meme bezinden geçen kan miktarı ise, ayakta duran bir ineğe göre daha fazladır. Bilindiği gibi meme bezinden geçen kan miktarı ile süt salgısı arasında da doğru bir orantı mevcuttur. Ayrıca tırnak sağlığı açısından oldukça faydalıdır.

Bir inek için uyarıcı faktörler arasında en ön sırayı, insan sesi ve hareketi almaktadır. Bakıcı veya işletme sahibinin ineğe göstereceği ani bir hareket veya yüksek tonlu bir ses, şiddetine bağlı olarak hayvanı strese sokar. Doğal olarak da veriminin düşmesine neden olmaktadır. Bu nedenle hayvanla uğraşan kişilerin ineğe yaklaşırken ve seslenirken daha yumuşak bir üslup kullanmaları gerekmektedir. Aksi halde strese giren bir ineğin veya sürünün idaresi de zorlaşacaktır.



Sığırlarda Panoramik Görüş

İneğin görme duyusu da oldukça farklıdır. Bir inek bud bölgesinin tam arkasında kalan yaklaşık 30 derecelik kör bölge hariç. Sağ ve sol yanındaki nesneleri her bir yan tarafı için yaklaşık 160 derecelik açı ile görebilmektedir. Bu tür görüş, bilimsel literatürde “panoramik görüş” olarak adlandırılmaktadır.

İneğin tad alma duyusu oldukça basit olmakla beraber yemi red veya kabul etmekte önemli bir rol oynamaktadır. İnekler tatlı, ekşi ve tuzlu tadları tercih ederken, acı tatları red etmektedirler. Yem bitkileri tercihinde bu fonksiyon önemli bir rol oynamaktadır. Bu özellik; Yonca, korunga, fiğ gibi yem bitkilerinin tam çiçeklenme dönemi sonunda bünyelerinden bazı kimyasal maddeler salgılarlar. Bu salgılar koku ve taşımış oldukları tatlar nedeniyle, inekler tarafından red edilmenin başlıca sebebidir. Halbuki bu bitkiler çiçeklenme başlangıcında, inekler tarafından iştahla tüketilmektedir.

Sığırlar gün içerisinde 24 saatin 9 -10 saatini otlanma veya yem yeme için harcarlar. Geriye kalan 13-14 saati geviş getirme ve dinlenmeye ayırmaktadırlar. Meradaki sığırlar ise, otlanma için harcadıkları 13-14 saatin yaklaşık 2 saatini ot aramak için harcarlar.

Bir ineğin yem tüketme süresi yemin cinsine göre değişmektedir. İnek 1 kg mısır silajını tüketmek için yaklaşık 7 dakikaya ihtiyaç duyar. Aynı miktardaki kuru otu tüketmek için bu süre 10 ile 14 dakikaya uzamaktadır.

Süt Sığırlarında Geviş Getirme

Bir inek 24 saatte yem yeme ve geviş getirme için toplam 42 bin kez çene hareketi yapmaktadır. İnek gün içerisinde en kısası yaklaşık 2 dakika. En uzunu yaklaşık 2 saat olmak üzere toplam 15 ile 20 kez geviş getirmektedir. Herhangi bir ani ses, yavrusunun sesi, geviş getirme (Rumination) faaliyetinin aniden kesilmesine yol açmaktadır. Ortam normale döndüğü zaman geviş getirme faaliyetine kaldığı yerden devam etmektedir.

İnekler normal besleme şartları altında genetik performanslarının izin verdiği maksimum süt verimini verirler. Bunun için 16 saatlik güneş ışığına ve 8 saat karanlığa yani geceye ihtiyaç duyarlar. Ancak entansif yetiştiricilikte inekler 16 saatlik güneş ışığından tam anlamıyla faydalanamamaktadırlar. Sağlanan süre yeterli kaba yem tüketimi için yeterli olmamaktadır. Diğer taraftan karanlık ortamda kalan ineklerin gün ışığına çıktıkları zaman daha fazla yem tüketme eğilimine girdikleri yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir. Ayrıca ineklerin ay ışığında bile yem tüketme veya otlanma davranışını gösterdikleri bilinmektedir. İnekler, yağmurlu havalarda, korunmaya müsait ve yüksek yerleri tercih etmektedirler. Yağmur yağışının kesilmesinin ardından ise, daha yoğun bir yem tüketme arzu ile meraya dağılmaktadırlar.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yazın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Büyükbaş Hayvancılık

Damızlık Düve Yetiştirmede Püf Noktalar

Damızlık düve yetiştirmede püf noktalar

Damızlık düve yetiştirmede püf noktalar işletmelerin geleceği için büyük önem arz etmektedir. İşletmelerde yetiştirilen damızlık düvelerin bakım ve idareleri bakımından önemli olan temel esaslardan birisi. Düvelerin mümkün olduğunca erken dönemde üreme yeteneğine kavuşması için yeterli vücut gelişimini göstermesidir.

Damızlık Düve Yetiştirmede Püf Noktalar

Yapılan araştırmalar, ilkine buzağılama açısından en karlı yaşların 24-26 aylık yaşlar olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan, 27-33 aylık yaşlarda ilkine buzağılayan düvelerde, birinci laktasyonda verecekleri süt miktarında bir miktar artış olmasına karşılık. Daha sonraki laktasyonlarda verecekleri günlük süt veriminin, 24-26 aylık yaşlarda buzağılayanlara oranla daha düşük olduğunu ortaya koymuştur.

Eğer damızlık düvelerde bakım ve besleme çok iyi durumda ise. 15 aylık yaşta ilkine tohumlama açısından yeterli vücut gelişimine ve canlı ağırlığa kavuşması ve. 24 aylık yaşta da ilkine buzağılaması mümkün olmaktadır.

DAMIZLIK DÜVELERDE ÜREMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

A. Cinsel Olgunluk Yaşı

Damızlık düve yetiştirmede püf noktalar içerisinde en önemlilerinden biri de cinsel olgunluk yaşının bilinmesidir. Damızlık bir düvede, normal kızgınlık davranışları ile birlikte ovulasyonun (yumurtlamanın) meydana gelmesi, cinsel olgunluğa eriştiğinin göstergesidir.



Cinsel olgunluğa erişmede düvenin canlı ağırlığı, yaşına göre daha fazla öneme sahiptir. Bir düvenin cinsel olgunluğa erişebilmesi için, ergin bir ineğin canlı ağırlığının %30-40’ı kadar bir canlı ağırlığa sahip olması istenmektedir. Ancak, düvenin ilkine tohumlanabilmesi için, ergin bir ineğin canlı ağırlığının %70’ine ulaşması gerekir. Meydana gelebilecek hastalıklar, yetersiz ve dengesiz besleme arzu edilen canlı ağırlığa ulaşmayı önemli oranda geciktirmektedir.

Düvelerde ortaya çıkabilecek buzağılama güçlüklerini en aza indirgemek için, ilkine tohumlanacak. Siyah Alaca ırkı bir düvenin 15 aylık yaşta 340-363 kg. Canlı ağırlığa veya 163-168 cm göğüs çevresi uzunluğuna sahip olması gerekmektedir.

Düveler cinsel olgunluğa ulaştıktan sonra, ilk birkaç kızgınlık bazen dış belirti olmaksızın meydana gelmekte ( gizli kızgınlık). Bazen de dış belirtilerin normal olarak gözlenmesine karşın ovulasyon (yumurtlama) olmamaktadır. Fakat her iki kızgınlık şeklinin daha sonraki izleyen kızgınlıklarda normale döndüğü gözlenmektedir .

Bir düve veya ineğin kızgın olduğunun en güvenilir göstergesi, diğer sığırların kendi üzerine sıçrayarak aşma davranışı göstermesine izin vermesidir. Bu hareket, yumurtlama (ovulasyon) olayı ile çok yakın ilişkilidir. Çünkü, yumurtlama (ovulasyon) bu hareketin görülmesinden 26 ile 30 saat sonra meydana gelmektedir.

Düvelerin bir çoğu kızgınlık başlangıcından 48 ile 72 saat sonra kanama geçirmektedir. Kanama olayı, rahmin iç duvarları yüzeyinde bulunan kılcal kan damarlarının östrogen hormonunun uyarıcı etkisi ile çatlaması sonu ortaya çıkmaktadır. Ancak genel itibariyle, kanama olayı düvenin yaklaşık 18 gün sonra tekrar kızgınlık göstereceğine işaret etmektedir.

B. Besleme

Damızlık düve yetiştirmede püf noktalar içerisinde önemli noktalardan biri de beslemedir. Düvenin arzu edilen kızgınlık döngüsünü gösterebilmesi bakımından yeterli düzeyde vücut gelişimine sahip olmaları istenmektedir. Bu açıdan besleme önemli bir rol oynar.



Enerji düzeyi düşük rasyonlarla beslenen düvelerde yumurtalık görev yapmamaktadır. Diğer taraftan, proteince fakir olan rasyonlarla beslenen düvelerde ise, gizli ve düzensiz kızgınlıklara rastlanmaktadır.

Yapılan araştırmalar, fosfor ve selenyum mineralleri noksanlığının cinsel olgunluğa erişme yaşını ve yumurtlamayı geciktirdiği göstermiştir. Bununla birlikte, kızgınlık ve üreme fonksiyonlarında kesilmelere neden olduğunu göstermiştir. Bunlara ek olarak, A ve E vitamini eksikliklerinin üreme fonksiyonlarının şekillenmesinde olumsuz etki yarattığı bilinen bir gerçektir.

C. Kızgınlık Tespiti ve Tohumlama

Suni tohumlama programında başarıyı arttırmak için, kızgınlık tespitinin dikkatli bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle sürü içerisindeki düvelerin iki günde bir ve günde iki kez kızgınlık takibine alınması arzu edilen bir yöntemdir.

Düvenin diğer sığırların üzerine sıçrayarak aşmasına izin vermesi ile ortaya çıkan davranışını müteakip 12 saat sonra tohumlanması gerekmektedir.

Suni tohumlama boğalarının döl kontrolünden geçmiş olması nedeniyle döllerinin sahip olacağı genetik değerin daha yüksek olacağı bilinen gerçektir. Bu gerçekten hareketle, düvelerin suni tohumlama yöntemi ile tohumlanması, doğal yolla tohumlanmasına oranla daha avantajlıdır.

D. Buzağılama Dönemindeki Düvelerde Bakım

Buzağılama döneminde düvelerde meydana gelen güç doğum problemi, yetiştiricilerin endişe duydukları bir gelişmedir. Çünkü, bir düvenin güç doğum problemine maruz kalması, buzağı ve düvenin sağlığı açısından olumsuz etki yaratmaktadır. Bunun yanında, düvenin üreme yeteneğinin geleceği açısından arzu edilmeyen bir durumdur.




Düvenin vücut gelişimi ve canlı ağırlığı ile buzağının büyüklüğü, güç doğum probleminin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Düvenin buzağılama döneminde arzu edilen vücut gelişimi ve canlı ağırlığa ulaşması, güç doğum problemi riskini en aza indirmektedir.

Buzağı büyüklüğünü etkileyen faktörlerin başında boğa faktörü gelmektedir. Buzağılama kolaylığı uygun olan boğaların spermasının düvelerde kullanılması bu riski önemli ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, boğa seçerken, boğaların süt verimi yönünden damızlık değeri yanında bazı tip özelliklerinin de iyi incelenmesi gerekmektedir. Buzağılama kolaylığı oranı düşük olan boğaların spermalarını düvelerde kullanmaktan kaçınmak gerekmektedir.

Diğer taraftan, süt verimi bakımından verilen damızlık değeri dikkate alınmadan, sadece buzağılama kolaylığı olduğu için boğa seçmekte doğru değildir.

Bu nedenle yetiştirme kayıtlarını tam ve doğru tutmak suretiyle, düvelerin buzağılama tarihlerini önceden tahmin etmek gerekmektedir. Böylece düvenin tahmini doğum tarihinden bir hafta önce doğum bölmesine alınarak takip edilmesi mümkün olmaktadır. Buzağı bölmesi, zemini düzgün, kuru ve bol altlık samanı serilmiş olması yanında, düve kaba yeme kolayca ulaşabilmelidir.

Devamını Oku

Büyükbaş Hayvancılık

Kaliteli Süt Üretimi için Bilinmesi Gerekenler

somatik hücre sayısı

Son yıllarda, sütün içeriğindeki bakteri sayısı ve bununla bağlantılı olarak ortaya çıkan somatik hücre sayısı artmaktadır. Bu artış, sütün miktarında yarattığı düşüşle işletme ekonomisine büyük zarar vermektedir. Ayrıca, sütün kalitesinde meydana getirdiği gerileme ile de süt sanayicisinin peynir üretimine büyük darbeler vurmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, somatik hücre sayısı, sütün kalitesini belirlemede önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer taraftan çiğ süt içeriğinde saptanan somatik hücre sayısı, hayvanın meme sağlığının göstergesidir. Bu özelliği ile de yetiştiricinin, kaliteyi arttırmak açısından güvenilir bir kıstas ve sanayicinin de dostu konumundadır.



Sütteki Somatik Hücre Sayısı nedir ?

İnek, vücudunu enfeksiyonlara karşı koruyabilecek mükemmel bir bağışıklık sistemine sahiptir. Beyaz kan hücreleri

  • vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelecek bakteri oluşumunu engellemek
  • oluşan bakterilere karşı savunma mekanizması oluşturmak
  • zarar gören dokuyu tamir etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Buna ek olarak, sütün salgılandığı meme dokusunda, ortaya çıkan fizyolojik değişim ve gelişimin sonucunda çeşitli hücre döküntüleri gözlenmektedir. Bunlar, süt salgılayan ölü alveol hücreleri ve dokunun yenilemesinden dolayı dökülen epitel hücreleridir. Bu hücrelerde somatik hücre kapsamında yer almaktadırlar.

Özellikle memede meydana gelecek klinik veya subklinik mastitis vakıalarında, bahsedilen hücrelerin çiğ süt içeriğindeki sayılarının arttığı gözlenmektedir. Bu açıdan bakıldığında somatik hücre sayısı ile mastitis arasında yüksek bir ilişki mevcuttur.

Mastitis ile Mücadelede Somatik Hücre Sayısı

Gerek bireysel olarak ineklerden, gerekse işletmenin süt toplama tankından ayda bir numune alınması gerekmektedir. Alınan numunelerde somatik hücre sayımı yapmak, işletmede yetiştirilen ineklerin meme sağlığı ve gizli mastitis mücadelesi konusunda önemli bir gösterge olmaktadır. Çiğ sütün mililitresindeki somatik hücre sayısı nın 200 bin adet ve altında olması halinde süt veriminde bir kayıp olmamaktadır. Somatik hücre sayısı nın 200 bin adet altında olan bu tür çiğ sütler kaliteli süt olarak tanımlanmaktadır. Çiğ sütün mililitresinde somatik hücre sayısı nın 400 bin civarında olması, inek başına günlük süt üretiminde 1,2 litre kayıp olmaktadır. Bu sayının 500 bin adet civarına yükselmesi halinde, günlük süt kaybı 3,3 litre olmaktadır. Bu sayının 1 milyon 500 bin civarına çıkması halinde ise, inek başına günlük süt üretimi 14,6 litre azalmaktadır.



Yetiştirici, her türlü işletme koşulu uygun olmasına rağmen,süt miktarı ve içeriğinde zaman zaman meydana gelen ani düşüşler karşısında paniklemektedir. Yetiştirici, genellikle bu olumsuz gelişmeyi daha çok kesif yemin kalite ve miktarına maletmektedir. Aslında problemin çiğ süt içeriğindeki somatik hücre sayısının artışından kaynaklanabileceğini tahmin edememektedir.

Avrupa Birliği ülkelerinde, üretilen çiğ sütün içeriğindeki somatik hücre sayısı azami 400 bin adet / mililitre olması şart koşulmaktadır. Çiğ sütteki somatik hücre sayısı nın düşük tutulabilmesi açısından bilinmesi gereken konuları şu şekilde özetlemek mümkündür.

1)Genetik Boyut

Çiğ sütteki somatik hücre sayısı kalıtım derecesi %10 olarak tahmin edilmiştir. Bunun anlamı, çiğ sütteki somatik hücre sayısı bakımından inekler arasında gözlenen farklılık, %90 oranında çevre koşulları tarafından belirlenmektedir. Diğer taraftan, sütteki somatik hücre sayısı ile mastitis enfeksiyonu arasında genetik korrelasyon 0.70 olarak tahmin edilmiştir. Süt verimi ile olan genetik korrelasyonu ise, 0.30 olarak tahmin edilmiştir. Bunun anlamı, sütün miktar ve içeriğinde meydana gelen önemli değişmelerin kısacası, mastitisin en güvenilir göstergesi sütteki somatik hücre sayısı dır. Yine yapılan diğer bir araştırmada, ilk beş laktasyon ait veriler üzerinde çalışılmıştır. Bu çalışmada sütteki somatik hücre sayısının sonraki laktasyonlarda tekrarlanma derecesi 0.35 olarak tahmin edilmiştir.



Hayvan ıslahı, kalıtım derecesi düşük olan verim özellikleri açısından olumlu bir ilerleme sağlamak için yapılır. Dolayısıyla, en etkili yöntem, pedigriye yani ebeveynlerine ait sonuçlara göre seleksiyon yapmaktır.

Sonuç olarak, mastitise karşı direnç olarak adlandırılan özellik açısından, ebeveyn değerlerini de dikkate almak gerekir. Yani seleksiyon programının düşük somatik hücre sayısı na sahip çiğ süt üreten inekler lehine yapılması gerekmektedir. Bu tür seleksiyon sürüde zamanla iyileşmenin gerçekleşmesini, dolayısıyla de üretilen sütün kalitesinin yükselmesini sağlayacaktır.

2) Bilinçli Sürü Yönetimi

Bir inek günlük yaşamının 2 ile 4 saatini sağımda, geriye kalan süreyi ise barınak içinde veya gezinti alanında geçirmektedir. Düşük somatik hücreli çiğ süt üretmek bakımından, sürüye sağım hane ve gezinti alanlarında sağlanan çevre koşullarının eşit kalitede olması sağlanmalıdır. Bu açıdan gerekli hijyen tedbirlerinin yanı sıra, ineklerin işletme sınırları içerisinde de fiziksel yaralanmalara karşı koruyucu tedbirler alınması gerekmektedir. Asıl amaç ineklere konforlu bir çevrenin temin edilmesidir. Özellikle meme ile direk temas eden ahır durakları ve gezinti alanlarının kuru olması gerekmektedir. Ayrıca, havadar ve iyi bir drenaj sistemine sahip olması gerekmektedir. Bunun yanında,  bu alanlar sert ve sivri ekipman veya oluşumlar içermemelidir.

Türkiye’de yetiştiricilerin çoğu, sağım öncesinde memelerin temizliği konusunu kabul etmektedir. Ancak sütteki somatik hücre sayısı nın artmasında etkili olan noktalara dikkat etmemektedirler. Yani, meme başlarının ıslak veya sulanmış kir ile sağılmaması konusunda gereken hassasiyeti göstermemektedirler. Bu tip meme başları ile sağım yapılması halinde, bakteri bulunan su damlalarının meme başlarından aşağı doğru sızmaktadır. Bununla bağlantılı olarak bakterilerin meme başlarının ucunda yoğunlaşması ve meme çeyreklerine geçişi daha kolay olmaktadır. Sprey yöntemi ile yıkamanın da aynı sonuçları doğurabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenlerden dolayı, meme başlarının sağım öncesi yeterli miktarda su ile yıkanması gerekmektedir. Ayrıcai bir kez kullanımlık kağıt havlu ile kurulanmasına itina gösterilmelidir.

Fizyolojik Değişim

İnekler, sağım esnasında şiddetli bir fizyolojik değişime maruz kalmaktadırlar. Sağım işlemi, ineklerin psikolojileri üzerine etki bakımından en önemli işletme zamanıdır. Bir saat içerisinde sağılan inek sayısı, işletmenin başarısı açısından önemli bir faktördür. Ancak bu durum ineğin sağlığı açısından oldukça dikkat edilmesini gerektirir.

Düşük somatik hücreli süt elde etmek açısından bakıldığında, sütün memeden salgılanması ile birlikte, tekniğine uygun bir şekilde tamamen sağılması gerekmektedir. Bu açıdan, memenin sağım öncesinde temizlenip kurulandıktan sonra 30 saniye kadar elle masaj yapılmalıdır. Bu durum süt salgısının uyarılmasını sağlar. Bunu takip eden 1 dakika içerisinde sağım başlıklarının tekniğine uygun bir şekilde meme başlarına takılmalıdır. Diğer taraftan memeleri çok kirli olan ineklerin temizlik işlemi için daha fazla itina gösterilmesi esastır.

Sağım sonrası, en az sağım öncesi kadar büyük önem taşımaktadır. İneklerin çoğu sağım esnasında yaşadıkları fizyolojik ve psikolojik etkileşim nedeniyle, sağımdan hemen sonra yere yatma eğilimi göstermektedirler. Bu durum, bakterilerin meme bölmelerine geçişi için uygun bir ortam yaratmaktadır. Bu nedenle sağımı biten ve memeleri dezenfekte edilen ineklerin yaklaşık 10 dakika kadar ayakta durmaları sağlanmalıdır. Bu uygulama, ineğin meme başlarında yer alan ve bakteri girişini engelleyen kasların kapanması için yeterli süreyi temin edecektir.



Sağım sonrası daldırma yöntemi ile dezenfeksiyon yapan işletmelerin özellikle soğuk havalarda dikkatli olması gerekmektedir. Soğuk hava ile aniden karşılaşan hayvanlarda meme sıkıntıları olabilir. Soğuk havalarda, daldırma yöntemi ile ıslanmış ve sıcak olan meme dokusunda kan akış hızının artmasına bağlı problemler ortaya çıkabilmektedir.

Aylık Kontroller

İşletmelerde yapılacak kontrollerde somatik hücresi sayısı 400 bin adet/ml ve üzerinde olan inekler sürüden ayrı bir yere alınması gerekmektedir. Ayrıca, bu hayvanlardan alınan sütlerinin başka bir yerde toplanmasını sağlamak gerekmektedir. Bu durumdaki ineklerden somatik hücre sayısı altı ay boyunca 400 bin adetin üzerinde olan ineklere şu işlem uygulanmalıdır. Bu inekler ya tedavi amaçlı olarak kuruya çıkarılmalı veya sürüden ayıklanmalıdırlar.

Sağım makinesi, ineğin süt veren meme dokusu ile en fazla temas eden ekipman olması nedeniyle işletmelerde büyük önem arz etmektedir. Bu açıdan sağım sistemlerinin yılda iki kez veya 1000 saatlik çalışma sonunda kontrol ve bakımlarının yapılması zorunludur. Arızalı makine ile sağım yapmak, meme dokusunun zarar görmesine dolayısı ile sütte somatik hücre sayısı nın artmasına yol açacaktır.

3) Diğer Faktörler

Sütteki somatik hücre sayısı, laktasyon sayısı ve laktasyon safhasına bağlı olarak değişmektedir. Birinci laktasyondaki sağlıklı bir ineğin sütündeki somatik hücre sayısı 200 bin adet/ml civarında olur. Bu değer beşinci ve sonraki laktasyonlardaki ineklerde 800 bin adet / ml civarına çıkmaktadır.



Geç gebelik ve laktasyonu izleyen ilk iki hafta boyunca sütteki somatik hücre sayısı oldukça yüksek düzeydedir. Bu durum, ineğin bağışıklık sisteminin kritik bir dönem olan buzağılama devresinde görülür. Bu durum, buzağısına süt sağlayacak olan meme dokusunu hastalıklara karşı korumak amacıyla dokuyu lökosit (beyaz kan hücresi) bakımından zenginleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu seyir, doğumu izleyen ikinci hafta sonundan itibaren normale dönmektedir.
Sıcaklık stresi de sütteki somatik hücre sayısı nın artmasına neden olan faktörlerdendir. Yüksek sıcaklık ve yüksek nem karşısında sıcaklık stresine maruz kalan ineğin bağışıklık sistemi zayıflamakta, hastalık etkenlerine karşı hassasiyeti artmaktadır. Bu açıdan bakıldığında sıcak yaz aylarında çiğ sütte gözlenen somatik hücre sayısı kış aylarına oranla daha fazladır. Ülkemizde Akdeniz ve Güney Doğu bölgelerindeki yetiştiricilerin yaz aylarında oluşabilecek sıcaklık stresine karşı gerekli tedbirleri zamanında alması büyük önem taşımaktadır.

İneğin kızgın olması da somatik hücre sayısı nda bir miktar artışa neden olmaktadır. Ancak bu artış hastalık etkeni olmaması halinde geçici olup, bir süre sonra normale dönmektedir.
Bahsedilen nedenlerden dolayı, ayda bir işletmelerin süt toplama tanklarından ve bireysel olarak ineklerden alınacak süt numunelerinde hücresel sayımı yapılmalıdır. Somatik hücre sayımı kaliteli süt üretimi ve ineğin verim performansı açısından esas olduğu unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Büyükbaş Hayvancılık

Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları

Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları

Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları

Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları karlılıktan geçmektedir. Entansif üretimi amaçlayan bir süt sığırcılığı işletmesinin başarısı , yeterli ve ucuz yem, yüksek verimli inekler, yetenekli ve bilgili bir işletmeci ile düzenli bir çiğ süt pazarının varlığına bağlıdır ve bu bileşenler üzerinde kısaca durmak yararlı olacaktır.


Yem

Siyah alaca gibi iri cüsseli sütçü ırkların sindirim sistemi 150-215 litre sıvıyı alacak kadar büyüktür. Fiziksel tokluk hissi sağlamak için bu hacmin doldurulması gerekir. Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları için de bu hacim içerisinde ihtiyaç duyulan besin maddelerinin verilmesi zorunludur. Bu amaçları gerçekleştirmek için yararlanılan yem kaynakları iki genel grupta toplanır. Bunlardan ilki, sığırların sindirim sistemlerinin düzenli çalışması ve tokluk hislerinin oluşması için gerekli olan kaba yemlerdir. Kaba yemler ya kurutulmuş ya da Yeşil formda yedirilir. Kuru yonca ve kuru çayır otu kurutulmuş kaba yemlerin iyi örnekleridir. Yeşil formda yedirilen yemlerin süt verimi bakımından da büyük önemi vardır. Bu nedenle hayvanların yıl boyunca sulu kaba yem tüketmeleri arzulanır. Fakat vejetasyon buna uygun olmadığından , bazı yem bitkileri yeşilken biçilip , havasız ortamda saklanırlar . Silaj adı verilen bu yem yılın her mevsiminde yedirilebilir. Böylece süt ineklerinin bütün yıl ihtiyaç duydukları sulu kaba yem karşılanmış olur.

Süt Sığırcılığında Başarılı Olmanın Yolları içerisinde en önemlilerinden biri de kuru madde tüketimidir. Bir süt sığırı en azından canlı ağırlığının % 1-1,5 kadarı kuru maddeyi kaba yemlerden sağlamalıdır. Örneğin 600 kg ağırlığındaki bir inek bu tip yemlerden en az 6-9 kg. kuru madde sağlayacak miktarda tüketmelidir. Bir süt sığırcılığı işletmesinin inek başına beş dekar sulanabilir araziyi yem üretimine ayırması beklenir. Yeterli araziye sahip olmayan işletmeler , kaba yemin tamamı veya bir bölümünü satın almak yoluna giderler. Bu durumda süt üretim maliyeti oldukça artar. Bu artış ya kaba yemin yüksek fiyatından ya da kaba yem satın almayan işletmelerde üretimin düşmesinden ileri gelir.

Kesif yemler süt, üretiminde bulunan sığırcılık işletmeleri için gerekli olan ikinci yem grubunu oluştururlar. İşletmeler genellikle kesif yemi veya yem ham maddelerini satın alma yoluna giderler.

Yüksek verimli inek

Süt sığırcılığında üretim birimi inektir . Bir ineğin süt versin veya vermesin, yaşamını sürdürebilmesi için belirli miktar yem tüketmesi gerekir. Ayrıca, süt verimine bağlı olmaksızın belirli bir miktar işgücüne ihtiyaç vardır. Bunun yanında sabit yatırım giderleri süt üretiminin düşük veya yüksek olmasına bağlı olarak fazla değişmez. Bunlar dikkate alındığında, yüksek ve düşük verimli ineklerden sağlanan bir kg süt için harcanan yem aynı olabilir. Aynı bile olsa , sabit kabul edilebilecek giderler nedeniyle düşük verimli ineklerle çalışmak karlı olmayabilir. Bir başka ifade ile satılan süt arttıkça bunda sabit giderlerin payı azalır ve karlılık artar.



Yetenekli ve bilgili işletmeci

Süt sığırcılığı yetiştiriciliği , birkaç farklı işin bir arada ve dikkatli bir şekilde yapılmasını gerektirir . İyi bir işletmeci,

  • hayvanlardan yavru alma,
  • sağım,
  • sürünün bakımı ve beslenmesi
  • kaba yem üretimi ve depolama konularında yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.

Pazarlama

Süt, Kolay bozulabilen ve saklanması bir takım ek masraflar gerektirmektedir. Süt, yıl boyunca her gün üretimi söz konusu olan bir üründür. Sütün çiğ olarak satılması arzulanır . Buda ancak iyi bir pazarlama ağı ile mümkündür . Gelişmiş ülkelerde çiğ sütün en önemli alıcısı süt fabrikalarıdır. Türkiye’de çiğ sütün doğrudan fabrikalara gitmesi için bir takım uğraşlar vardır. Ne var ki bu konuda henüz önemli bir başarı sağlanabilmiş değildir. Halen en kolay süt satabilen işletmeler büyük tüketim merkezleri civarında kurulmuş olanlardır.

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!