Connect with us

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Tarım ve Gıda Arzı Asla İhmal Edilemeyecek Önemli Bir Alandır

Kocaeli Sürdürülebilir Tarım Eylem Planı çalışmaları kapsamında ilimizin ihtiyaçlarını belirlemek ve elde edilecek verilerin uygulamaya geçirilmesini sağlamak amacıyla yapılan Kocaeli Tarım Şurası, Vali Seddar Yavuz’un katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Kocaeli Kongre Merkezinde gerçekleşen Şura’ya; Vali Seddar Yavuz’un yanısıra, Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, Gölcük Kaymakamı Cengiz Karabulut, ilçe belediye başkanları, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Balamir Gündoğdu, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Keskinler, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu, AK Parti İl Başkanı Mehmet Ellibeş, BBP İl Başkanı  Remzi Kaya, DSP İl Başkanı Halim Dedeoğlu, Tarım ve Orman İl Müdür V. Yüksel Çil, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gazeteci Yazar Cem Seymen, Öğretim üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda çiftçimiz ile davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program Tarım Şura’sının tanıtım filmi sunuldu.

Kandıralı çiftçi Hatice Efe’nin çiftçiler adına yaptığı selamlama konuşması ve Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın Kocaeli’de tarımın önemi ve yapılacak Şura’nın sağlayacağı katkılarını belirten konuşmaları ile devam etti.

Tarım Şura’sının hayırlı sonuçlar doğurması temennisinde bulunarak sözlerine başlayan Vali Seddar Yavuz yaptığı konuşmalarında; “Öncelikle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Şuramızın hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum. İklim değişikliğine bağlı küresel ısınmanın dünyamızı giderek etkilediği, olumsuz sonuçların görünür hale geldiği, Dünyada yaklaşık 1,5 milyar insanın açlıkla mücadele ettiği ve diğer taraftan da inanılmaz bir israfın devam ettiği bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. İnsanoğlunun doğal yasaları, nizamı, düzeni, olumsuz etkileri, aç gözlülüğü, bitmez tükenmez hırsıyla beraber dünyaya olumsuz etkileri hepimizin malumu.  Aslında bugünkü sonuçların insan eliyle gerçekleşen bir durum olduğu da ortadadır. Hepimizin bildiği gibi globalleşme, küreselleşme çıktığında karşıtları da ortaya çıktı. Karşı olmanızın sistemi etkileyebilecek bir gücü var mıdır diye sorulduğunda, etki edemediğini hep birlikte müşahede ettik. Önemli olan bu değişim ve dönüşümlere hazırlıklımızsınız, değil misiniz, üzerinize düşen görevi yapabiliyor musunuz, refleksleriniz var mı, tedbiriniz var mı sorularıdır. İklim değişikliği, küresel ısınma da bunlardan bir tanesi ve yüzleştiğimiz önemli bir durumdur. Dolayısıyla bu yeni duruma nasıl bir tavır ortaya koyacağız, sadece Türkiye’nin ya da bireysel olarak bizim ortaya koyduğumuz tavır yeterli mi? Bunları en ince detayına kadar değerlendirmemiz gerekiyor.

Advertisement

Tarım ve Gıda, En Önemli Stratejik Alanlardandır

Türkiye’nin tarım ülkesi olmasının yanında aynı zamanda bilim, sanayi ve teknoloji ülkesi haline geldiğini belirten Vali Yavuz; Tarım alanlarının korunması, veriminin artırılması, özellikle su kaynaklarının korunması, kuraklığa dayalı yeni türlerin bulunması ve bunun üzerinde çalışılması gibi birçok bilimsel alanı da ilgilendiren hususları bugün Şura vesilesiyle tartışmış olacağız.    Genelde baktığımız zaman hepimiz tarım ülkesi olduğumuzu uzun yıllardır söyleyegeldik. Ama artık Türkiye aynı zamanda bilim, sanayi ve teknoloji ülkesi haline geldi. Diğer taraftan tarımı da asla ihmal edemeyeceğimiz stratejik bir alan olarak görüyoruz.  Pandemi döneminde gördük ki aslında öyle stratejik alanlar var ki maliyetinin ne olduğunun çok önemi yok. Gıda arzı da bunlardan bir tanesidir. Yarınlarımızı ve ne yapacağımızı bugünden başlayarak hepimizin düşünmesi gerekiyor. Dolayısıyla başkası buğday üretsin, zaten buğday çok verimli değil, para kazanmıyoruz, biz bunu yapmayalım da başkası yapsın diye beklerseniz bir gün başka sıkıntılar ile karşı karşıya kalabileceğimizi herkes tahmin ediyordur. Bu nedenle tarıma başka bir stratejik açıdan bakmak ve gıda arz güvenliğini de güvence altına almak hepimizin aslında ortak bir sorunudur. Bu anlamda baktığımızda özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki Hükümetimiz tarıma yönelik politikaları çok etkin şekilde desteklemiş, tarım ve hayvancılıkta ki üretim miktarı her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam ediyor.  Ülkemizde tarıma yapılmış destekler boşa yapılmış destekler değildir. Bu desteklerde artarak devam ediyor ve devam etmelidir” dedi.. 

Kocaeli’ye Yönelik Olarak Uygulanan Tarım Politikaları İle Son Dönemde Özellikle Hayvan Varlığında Bir Artış Olduğunu Rahatlıkla Görebiliyoruz

Kocaeli’de son 2 yılda büyükbaş hayvan sayısında artışın söz konusu olduğunu belirten Vali Yavuz; Kocaeli özelinde baktığımız zaman burası bilim, sanayi ve teknoloji şehri.   Kocaeli aynı zamanda ekonomik anlamda ve en çok vergi veren iller arasında 4. büyük şehirdir. Aslında Türkiye’yi dünya ile yarıştıran şehirlerin en önemlilerinden bir tanesidir. Diğer taraftan Marmara havzasına baktığımız zaman yaklaşık 25 milyon nüfusun beslendiği bir alandan bahsediyoruz. Böylesi bir alanda tarım alanlarının korunması, özellikle gıda arz ve güvenliğinin sağlanması bakımından fevkalade önemli ve değerlidir. Diğer taraftan bu bölgenin toprakları oldukça verimli ve Balkanlara gittikçe de daha verimli olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle ilimize yönelik olarak uygulanan tarım politikaları sayesinde son dönemde canlı hayvan varlığında önemli bir artış olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Son 2 yılda büyükbaş hayvan sayısında 20 Bin artış söz konusu. Bunu son derece olumlu buluyorum. Şehirleşme, nüfus artışı gibi nedenlerin Kocaeli’deki tarım alanlarını tehdit edecek bir duruma gelmemesi için hukuki düzenlemelerinde yapılması gerektiğini değerlendiriyorum. Bu konunun da Şura’nın mevzuat bölümünde değerlendirilecek olmasını kıymetli buluyorum.

Dünya Fındık Üretiminin Yaklaşık %70’ini Biz Üretiyoruz

Advertisement

Çiftçilerimize çeşitli alanlarda önemli destekler verildiğini belirten Vali Yavuz; Bizim bir başka stratejik ürünümüzde fındıktır.  Türkiye’nin yaklaşık 700 bin ton fındık üretimi var. Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini biz üretiyoruz. Tek başına sadece Ordu ilinin %35   civarında fındık üretimi var. Son yıllarda Dünya genelinde özellikle Uzak Doğu ve Çin’de fındıkla ilgili yoğun bir talebin başladığını, bir dönem depolarda çürüyen fındıkların bugün 25-30 TL bandına doğru geldiğini hep beraber görüyoruz.  Dolayısıyla ilimizde de yaklaşık 15 bin ton civarında fındık üretimi var. Fındık ağacının bir başka özelliği de erozyonu önlüyor, toprak ve bitki örtüsünü koruyor.  Bu özelliği nedeniyle de desteklenmesi gereken önemli bir alan olarak görüyorum. Bu anlamda Büyükşehir Belediyemiz ile yürüttüğümüz özellikle Fındık da Verimin Arttırılması Projesinin diğer alanlara da yansıtılmasının gerektiğini değerlendiriyoruz. Burada hem çiftçilerimiz hem işin kamu kurum ve kuruluşları boyutu, hem de bilim insanlarımız olması vesilesiyle önümüzdeki süreçte ilimiz tarım ve hayvancılığına yönelik politikaların daha iyi bir şekilde görüşüleceğini umuyorum. Buradan çıkacak yol haritasının da bize ışık tutacağını düşünüyorum. Çocukluğundan itibaren kırsalda büyümüş, çiftçilik yapan bir ailenin çocuğu olarak da köylümüzün, çiftçimizin sorunlarını görüyor ve biliyorum. Burada önemli olan bu alana yapılan desteklerin mutlaka artırılması, özellikle tarımda modern tekniklerin uygulanması, tarımsal alanların korunması ve daha az miktar da su kullanarak daha yüksek verim elde edilmesi, birim alandan en yüksek gelir ve verim elde edebilecek tekniklerin bilim insanlarımızın yardımıyla, desteğiyle çiftçimizin sahada uygulayabiliyor olabilmesi hepimizin en büyük beklentisi. Tarım ve Orman Bakanlığımız ve İl Müdürlüğümüz çiftçilerimize çeşitli alanlarda destekler veriyor. Kocaeli’de göreve başladığımız günden buyana Büyükşehir Belediyemizin de özellikle tarım ve hayvancılık konusunda gübre desteği başta olmak üzere, tohum ve diğer alanlarda neredeyse 90 milyon TL’ye yakın destek verdiğini de hepimiz memnuniyetle görüyoruz.  Çiftçimiz adına bu bizi mutlu ediyor. Büyükşehir Belediyemizin çiftçimizin yanında olması bizim elimizi güçlendiriyor ve çiftçimizi de rahatlatıyor. Bu vesileyle bir kez daha Büyükşehir Belediye Başkanımız Doç. Dr. Tahir Büyükakın’a ve kıymetli ekibine teşekkür ediyorum” diyen Vali Yavuz, Şura’ya katılan herkese teşekkür etti. 

TV Programcısı ve Gazeteci Cem Seymen’in yaptığı konuşma sonrasında katkılarından dolayı teşekkür eden Vali Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın hediye verdiler. 

Konuşmaların ardından Vali Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın ilimizde tarım ve hayvancılığa katkı sunan 20 çiftçimize hediye vererek, onlarla günün anısına toplu fotoğraf çektirdiler.

 

Rumico

Advertisement

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Tarım Yazarları Borsa Ve Tarım Konseyi’nin Konuğu Oldu

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Tarım Sohbetleri 2022” paneli çevrimiçi yapıldı. AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat konuk oldu. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, tarımı gündemde tuttukları için tarım yazarlarına teşekkür etti.

TÜRKİYE’DE TARIM KİTAPLIĞI OLUŞMALI

Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımın son dönem konuşulan en önemli konu olduğunu belirtirken, “Tarımın konuşulması çok önemli ama tarımla ilgili çok fazla bilgi kirliliği var” dedi. Tarımın doğru veri ve bilgilerle daha çok yazılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Türkiye’de tarım kitaplığı oluşmalı. Tarımla ilgili dönemi, sorunları anlatan kitaplar yazılmalı, kitap daha kalıcı. Bu alanda ilerlemeliyiz” dedi. Tarıma itibarının kazandırılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Tarımın ülke politikaları içerisinde ne kadar önemsendiği önemli. ‘Sanayi ile hizmet sektörüyle kalkınacağız, tarım sırtımızda bir yük, tarımdan nasıl kurtuluruz’ bakış açısıyla tarım yıllardır kan kaybediyor. Yöneticilerin gündeminde tarım yoksa biz istediğimiz kadar konuşalım, sorunları çözemeyiz” dedi.

TARIMDA EN BÜYÜK SORUN KURAKLIK VE İŞ GÜCÜ

Pandeminin Türkiye için büyük fırsat olduğunu, pandeminin ilk aylarında Avrupa üretimi durdururken Türkiye’de üreticinin üretime devam ettiğini belirten Ali Ekber Yıldırım, “Pandemide kaç destek paketi açıklandı ama çoğunda tarıma bir şey çıkmadı. Türkiye üretimi desteklemek yerine ithalatı tercih etti” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelinin kendisini umutlandırdığını söylerken, “Bu potansiyeli değerlendirecek yönetim anlayışına ihtiyacımız var” dedi. Yıldırım, döviz konusunda yaşanan sıkıntıya da tarımın çare olacağını düşündüğünü söyledi. Tarımda günlük fiyatlar ve zamları konuşurken önümüzdeki en önemli sıkıntının kuraklık ve tarım nüfusunun yaşlanması olduğunu kaydeden Yıldırım, “Biz günlük fiyatları ve zamları konuşuyoruz ama bizi asıl bekleyen tehlike kuraklık ve tarımla ilgilenen kesimin yaşlanması. Bir çok çiftçi ‘benden sonra üretecek kimse yok’ diyor. Tarım nüfusunu gençleştirmeliyiz” dedi. Yıldırım Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uzman eller projesinin gençleri tarıma kazandırmak için iyi bir çalışma olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Acilen tarım paketi hazırlanması ve uygulamaya geçmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, çiftçilerin verilen desteğe geç ulaştığını ve desteklerin üretimi teşvik etmede yetersiz kaldığını vurguladı.

Advertisement

KONUŞMAYALIM DOĞRU POLİTİKALARI HAYATA GEÇİRELİM

Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, basın sayesinde tarıma yönelik farkındalık oluştuğunu ancak karar vericilerin artık tarımı geleceğe taşıyacak doğru politikaları uygulamaya koyması gerektiğini kaydetti. Donat, “Tarımı konuşmanın ötesine geçmemiz lazım” dedi. Tarım ve gıdanın 84 milyonun cebini etkilediğini belirten Donat, pandemi ve kuraklık krizinden yeterli dersleri çıkaramadığımızı söyledi. Halkın gündeminin işsizlik, alım gücünün daralması ve yüksek fiyatlar olduğunu belirten Donat, “Şimdi fiyatlardan konuşuyoruz ama yarın gıdaya erişim risklerini konuşabiliriz” dedi.

TARIMIN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNLAR DEĞİL

Üreticinin gündeminin girdi maliyetlerinin yüksekliği olduğunu belirten Donat, girdi maliyetlerini azaltacak politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bazı ürünlerde fiyatlar aşırı artarken, bazı ürünlerde aşırı düşüşler olduğunu belirten Donat, “Fiyatın artması kadar anormal düşmesi de büyük sıkıntı” dedi. Donat, plansızlık nedeniyle fiyatı düşen ürünün bir sonraki yıl üretilmediğini, bunun enflasyon olarak yine tüketicinin cebine yansıdığına dikkat çekti. Nüfusunun büyük bölümü asgari ücretle çalışan bir ülkede aile bütçesinin büyük bölümünün gıdaya harcandığına dikkat çeten Donat, “O nedenle gıda meselesi göz ardı edilecek bir mesele değil” dedi. İklim değişikliğine karşı doğada kendi başına yetişen bitkilerin bile adaptasyon süreci yaşadığını belirten Donat, “Ama bizim hazırlığımız yok, direniyoruz. AB’nin yeşil mutabakatına bütün ülkeler uymak zorunda. Hazırlıklarımızı bu yönde yapmalıyız” dedi. Donat, tarımın sorunlarının çözülemeyecek, altından kalkılamayacak sorunlar olmadığını, her ülkenin kendi potansiyeline göre çözümlerini ortaya koyduğunu, ülkemizde liyakatlı, konusuna hakim karar vericilerle sorunların çözülebileceğini kaydetti.

RAPORLAR RAFLARDA DURUYOR

Advertisement

AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil, tarıma yönelik çok sayıda rapor hazırlandığını ancak hepsinin raflarda beklediğini kaydetti. 2011’de hazırlanan kuraklık eylem planının uygulanmamasının büyük eksiklik olduğunu belirtirken, “Çölleşme eylem planı var. 2. Tarım şurası sonuç raporu var. Yazılanların üçte biri uygulamaya konulsaydı tarımda sorunlarımızın çoğunu çözerdik” dedi.

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

2022’de pestisitle mücadelede düğmeye basılmalı

Ülkemizde AB’ye uyum çerçevesinde geçtiğimiz yıllarda zirai üretimde kullanılan toplam 213 aktif madde yasaklanırken 11 aktif maddenin de kullanımı kısıtlandı.

Tohumdan çatala kadar olan zincirde gıda güvenliğini listenin en başına alarak 2021 yılında “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz” projesini başlatan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı ile bir araya geldiği Yönetim Kurulu Toplantısı’nda pestisitle mücadelede sadece Ege’de değil, tüm Türkiye’de harekete geçilmesi için çağrı yaptı.

Yeni bir destek mekanizması

AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı, 2022 yılında başlıca hedefin gıda zincirinin iyileştirilmesi ve pestisitle mücadele olduğunu söyledi. Çankırı, ürünler nihai tüketiciye ulaşmadan üretim kısmında önlemler alınması gerektiğini ve yeni bir destek mekanizması geliştirilmesi için sürecin takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

Devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor

Advertisement

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Günümüzün sürekli gelişen ve gündemin saatlik olarak değiştiği, en belirgin olarak G20 ülkeleri gibi korumacılık önlemlerinin arttığı pazarlarda ve AB Yeşil Mutabakatı ile tedarik zincirinin baştan aşağı değiştiği bir dönemde, süreci etkin şekilde yönetmeliyiz. İhracatta adil koşulların sağlanması ve ticari faaliyetlerimiz sebebiyle azami önem vermemiz gereken, besin tedarik zincirinde besin kaybını ve israfını azaltmak için devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.” dedi.

EYMSİB’nin önceliği gıda güvenliği

Uçak, gıda ürünleri ihracatında başarıyı sürekli kılmanın yolunun tüketici güveninin sürdürülebilirliğinden geçtiğini, ihracatı ağırlıkla yapılan ürünler için bölgenin kalıntı haritasını ortaya çıkarmak için harekete geçtiklerine değindi.

“Gıda güvenliğiyle ilgili adımları hızla atarak yaklaşık bir sene önce ‘Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz’ projemizi hayata geçirdik. Ürünlerimizin akredite olmuş laboratuvarlarda analizlerini yapıyoruz. Şu ana kadar projemiz kapsamında çok mesafe kat ettik. Pestisit uygulamaları tohumdan başlayan bir süreç. Çiftçinin tohumları geleceğin de tohumlarıdır. Tohumlar bir halkın tarihi, bir halkın güvenliği, milli kaynakları ve Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Tohumuna sahip çıkan bir ülke açlıktan ölmez. Bu yüzden bizler yönetimde olduğumuz ilk günden itibaren üreticilerimizle sürekli olarak iletişim halindeyiz. Onları ziyaret ediyoruz, ihracata uygun kalitede ürünlerin elde edilmesi ve tarımsal üretimde yapılması gerekenler ile pestisitlerdeki kalıntı değerleri bakımından bilgilendirmelerde bulunuyoruz. 2022 yılında da gençleri tarım konusunda bilinçlendirmek için 3’er aylık eğitim programları oluşturacağız.”

Hal kontrolleri, sağlık raporu, üretici eğitimleri

Advertisement

Tarladan markete gelinceye kadar ürünlerin yüzde 40’ının ziyan olduğunu açıklayan Hayrettin Uçak, üretimden depolama, taşıma ve tüketime kadar zincirin bütün halkalarının tabandan iyileştirilmesi için kontrollü tarıma vurgu yaparak alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“Pestisitle mücadele, gıda atıklarını azaltma konusunda Türkiye artık sınırını çizmeli ve bunu döngüsel ekonomi eylem planında öncelikli alan olarak görülmeli. Ülkemizin mevcut durumu analiz edilmeli, sorunlar tüm taraflarca masaya yatırılmalı ve ülkemize özel kalıcı çözüm yolları geliştirilmelidir. Tedarik zincirinin izlenebilirlik, şeffaflık üzerine şekillendiği bir dönemdeyiz. Ülkelerin stratejileri, alım politikaları çok net. Hal kontrolleri sıklaştırılmalı. Kalıntısız taze meyve sebze üretimi için sağlık raporu sistemi geliştirilerek künye sistemine dahil edilmeli. Ayrıca üreticiler bilinçlendirilerek eğitimler artırılmalı. Sahada üreticiyle beraber ziraat mühendisleri yer almalı. Pestisit kullanımı İl/İlçe Tarım Müdürlükleri tarafından hassasiyetle takip edilmeli.”

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Suda Tasarruf Tarımdan Başlamalı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Antalya’da Kuraklık ve Tarımda Su Kullanımı” paneli çevrimiçi gerçekleşti. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş ile Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik katıldı.

Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Akdeniz havzasının küresel ısınmadan en fazla etkilenecek bölgelerin başında geldiğini belirtirken, “Havalar daha da ısınacak, yağışlar azalacak ve düzensizleşecek. Kuraklığın etkileri giderek artacak ve daha fazla kaynağa etki edecek” dedi.

TARIMDA SU TASARRUFU

Dünyada 1.4 milyar kilometreküp su bulunduğunu, bunun yüzde 97.5’ini tuzlu suyun, yüzde 2.5’ini temiz suyun oluşturduğunu belirten Büyüktaş, temiz su kaynaklarının ise tamamının kullanılamadığına dikkat çekti. Türkiye’de metrekareye düşen yıllık ortalama yağış miktarı 643 milimetre iken küresel ısınmaya bağlı yağış miktarının azaldığını son 20 yılda ortalama yağışın 574 milimetreye düştüğüne dikkat çeken Büyüktaş, bunun yılda ortalama 450 milyar metreküp su potansiyeline eşit olduğunu anlattı. Büyüktaş, kullanabileceğimiz 112 milyar metreküp suyun yüzde 74’ünü tarımsal sulamada, yüzde 13’ünün sanayide, yüzde 13’ünün içme ve kullanım suyu olarak kullandığımızı kaydederken, “Suyun 4’te 3’ü tarımda kullanılıyor. O nedenle tarımsal su yönetimi çok önemli. Tasarruf edeceksek bu büyük parçadan, tarımdan başlamalıyız” dedi.

SU FAKİRLİĞİNDE SINIRDAYIZ

Advertisement

Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 1400 metreküp olduğunu belirten Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, “Kişi başı düşen su miktarı 1000 metreküpün altındaysa o ülke ‘su fakiri’ olarak adlandırılıyor. Bu su fakirliği konusunda sınırdayız” dedi. Türkiye nüfusunun 2030’da 100 milyona ulaşacağı, kişi başı su miktarının da 1100 metreküp olacağının tahmin edildiğini belirten Dursun Büyüktaş, “Biz su fakiri ülke olmaya adayız” diye konuştu. Büyüktaş, Suriye’de 1200 metreküp olan kişi başı su miktarının Batı Avrupa’da 5 bin metreküp olduğunu, dünya ortalamasının ise 7 bin 600 metreküp olduğuna dikkat çekti. Dursun Büyüktaş, Antalya’nın toplam su potansiyelinin 15 milyar metreküpü yer üstü, 788 milyon metreküpü yeraltı olmak üzere yaklaşık 16 milyar metreküp olduğunu kaydetti.

78 milyon hektar yüzölçüme sahip Türkiye’nin 26 milyon hektarının sulanabilir tarım arazisi olduğunu kaydeden Büyüktaş, ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarının ise 8.5 milyon hektar olduğuna dikkat çekti. Tarımsal sulamanın yüzde 68’inin yüzey sulama ile yüzde 32’sinin ise basınçlı sulama ile yapıldığını belirten Büyüktaş, vahşi sulama sistemleri ile suyun aşırı kullanıldığı, toprağın tuzluluk oranının da arttığına dikkat çekti. Büyüktaş, üreticinin sulama konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederken, “Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı. Sulama konusunda ucuz kredilerle üretici desteklemeli. Sulama oranlarının arttırılması için etkin üretim planlamasına gidilmeli. Üretici su kullanımı konusunda eğitilmeli” dedi.

TOPRAKSIZ MÜMKÜN AMA SUSUZ MÜMKÜN DEĞİL

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik, suyun canlının varlığı için önemine dikkat çekerken, “Topraksız tarım mümkün ama susuz tarım mümkün değil” dedi.

Türkiye’deki su potansiyelinin yüzde 7.6’sının Antalya’da olduğunu belirten Çeltik, “Nüfusu en kalabalık 5’inci kentiz. Bitkisel üretimde önde gelen bir şehiriz ve turizm kentiyiz. Bir turistin günlük ortalama tükettiği su 600 litre. 10 dönüm muz serası günlük 70-80 ton su tüketiyor. 2 kişilik ailenin bir yılda tükettiği suyu muz serası bir günde tüketiyor. Neyi neye mal ettiğimizi iyi hesap etmemiz lazım. Geçmişte su zengini olabiliriz ama tarım, hayvancılık, turizm ve nüfusa bağlı olarak suyumuzun her geçen gün azalıyor” dedi.

Advertisement

TARIMIN İMAR PLANINI YAPMALIYIZ

Yeraltı sularının stratejik ve hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Bayram Ali Çeltik, yeraltı sularının tatlı suyun yüzde 22’sini karşıladığını belirtti. Çeltik, Antalya’nın içme suyunun yüzde 98’ini yeraltı suyundan sağladığına dikkat çekerken, son dönemde artan kaçak sondaj ve bilinçsiz su kullanımının yeraltı sularını tehdit eder hale geldiğini söyledi. Yeraltı su miktarına göre üretim planlaması yapılması gerektiğini kaydeden Çeltik, “Tarımın imar planını yapmalıyız” dedi.

Ortalama sıcaklığın 150 bin yılda 1 derece artarken, 150 yılda 1 derece artar hale geldiğine dikkat çeken Çeltik, “Sıcaklık bin kat artmış. Önümüzdeki 20-30 yılda sıcaklığın 1 derece artacağı söyleniyor. 1 derece sıcaklık üründe yüzde 80 kayıp demek. Önlemlerimizi buna göre almalıyız” dedi.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Trendler