Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

İzmir Ve Şanlıurfa Ticaret Borsalarından Pamuk Alanında İşbirliği

Ticaret Borsalarında Pamuk Alanında işbirliği

Ticaret Borsalarında Pamuk Alanında işbirliği. İzmir Ticaret Borsası ve Şanlıurfa Ticaret Borsası arasında, İzmir Ticaret Borsası’nın yüzde yüz sermayesi ile kurulan ve 2014 yılında faaliyete geçerek pamuk alanında ilk ve tek yetkili sınıflandırıcı olan İZLADAŞ’ın Şanlıurfa’da da hizmet vermesi ve elektronik ürün senetlerinin İzmir Ticaret Borsası Elektronik İşlem Platformu’nda (İZBEP) işlem görmesi konularında işbirliği protokolü imzalandı.

İzmir Ve Şanlıurfa Ticaret Borsalarında Pamuk Alanında işbirliği

İzmir Ticaret Borsası ile Şanlıurfa Ticaret Borsalarında pamukalanında işbirliği çerçevesinde. İZLADAŞ Şanlıurfa’da açacağı üçüncü şubesi ile Şanlıurfa Pamuk Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş.’ye (PAMLİDAŞ) teslim edilecek pamukların kalite tasnifini yapacak. Ayrıca, PAMLİDAŞ tarafından çıkarılacak Elektronik Ürün Senetleri İZBEP’te işlem görecek.



İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya. 17 Eylül 2018 Pazartesi günü gerçekleştirilen törende protokole imza atarak kurumlar arası işbirliğini resmen başlattı.

Ticaret Borsalarında Pamuk Alanında işbirliği imza töreni sonrası değerlendirme yapan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli. “Pamuk ülkemiz için stratejik öneme sahip çok önemli bir ürün. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, ürünün en sağlıklı koşullarda saklanarak değerinde pazarlanabileceği bir sistemi. Şanlıurfa Ticaret Borsası ile birlikte hayata geçirecek olmaktan dolayı son derece mutluyuz. Protokolün sektör adına hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Ticaret Borsalarında Pamuk Alanında işbirliği son derece önemli olduğuna değinen Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya ise. “Borsamız son dönemde lisanslı depoculuk yatırımlarına hız verdi. Borsa’nın yüzde 95, TOBB’un yüzde 5 sahibi olduğu Şanlıurfa Pamuk Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. (PAMLİDAŞ) kuruldu. Şirket, Avrupa Birliği IPA bileşeninden sağlanan 9 milyon 300 bin Euro destekle, Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesinde. 117 bin metrekarelik alan üzerinde, 20 bin ton kapasite ile pamuk lisanslı depo yatırımını tamamladı. İzmir Ticaret Borsası ile yaptığımız işbirliği protokolüyle birlikte pamuk sektörüne ve üreticilerimize hizmet alanımızı daha da geliştirmiş olacağız” diye konuştu.

Advertisement

Lisanslı depoculuk ve laboratuvar faaliyetleri nasıl işliyor?

Depolamaya uygun nitelikteki hububat, baklagiller, yağlı tohumlar, pamuk, fındık, zeytin, zeytinyağı, kuru kayısı gibi tarım ürünlerinin kalite standartları belirlenerek. Emniyetli ve sağlıklı koşullarda lisanslı depo işletmelerinde depolanmasını ve bu ürünlerin ticaretinin yine bu işletmeler tarafından düzenlenen ürün senetleri vasıtasıyla yapılmasını amaçlayan 5.300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu 17 Şubat 2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.



Diğer yandan, depolamaya uygun nitelikteki ürünlerin gerek fiziki ve gerekse bu ürünleri temsil eden ürün senetleri vasıtasıyla ticaretinin yürütülmesini düzenleyen 5.174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 53’üncü maddesi ise 1 Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştu.

Ülkemizde söz konusu tarihten günümüze kadar geçen sürede, Ticaret Bakanlığı tarafından; hububat, pamuk ve zeytinyağı ürünlerine ait ürün senetleri alım satımı alanında dokuz Ticaret Borsası’na, ürün depolama konusunda 142 depo işletmesine, lisanslı depoya konulan ürünlerin kalite kriterlerini tespit etmek üzere de 13 yetkili sınıflandırıcıya faaliyet izni ve yetki belgesi verildi.

İzmir Ticaret Borsası da sözleşme imzaladığı pamukla ilgili faaliyet gösteren lisanslı depolar tarafından çıkarılan ürün senetlerinin ticareti konusunda yetkilendirildi. Bu yetki kapsamında, pamuk alanında ilk lisanslı depo olan Ege Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş’nin (ELİDAŞ) kuruluşuna öncülük eden ve en büyük ortaklarından olan İzmir Ticaret Borsası; İzmir Ticaret Borsası Elektronik İşlem Platformu’nu (İZBEP) da hayata geçirerek lisanslı depolar tarafından depolardaki malı temsil etmek üzere çıkarılan Elektronik Ürün Senetlerinin (ELÜS) alım-satımına imkân sağlayacak sistemi ticaret hayatına kazandırmış oldu.

İlk ve Tek Yetkili Sınıflandırıcı İZLADAŞ

İzmir Ticaret Borsası’nın yüzde 100 sermayesi ile kurulan ve 2014 yılı sonunda faaliyete geçerek pamuk alanında ilk ve tek yetkili sınıflandırıcı olan İZLADAŞ kısa sürede pamuk alanında güvenilir bir analiz laboratuvarı kimliğine kavuştu ve Türkiye çapında bir marka oldu.

Advertisement



Uluslararası alanda da birçok başarıya imza atan İZLADAŞ en son 2018 yılında katılmış olduğu 31 ülkeden 76 laboratuvar ve 125 cihazın yer aldığı pamuk lif analiz laboratuvarları arasında yapılan karşılaştırma testlerinde, İzmir Merkez Laboratuvarı en iyi ölçüm derecesiyle dünyada birinci, ELİDAŞ depolarında bulunan Belevi Şubesi ise dördüncü sırada yer aldı…

İZLADAŞ, İzmir Merkez Laboratuvarı ve Belevi-Selçuk Pamuk Lif Analiz Laboratuvarı aracılığıyla başta İzmir Ticaret Borsası üyeleri olmak üzere ELİDAŞ ve ülke genelinde faaliyet gösteren borsalar, üniversiteler, araştırma kurumları, tekstil ve çırçır fabrikaları, özel tohum firmaları gibi pek çok kurum ve kuruluşa hizmet veriyor. Çalışmalarını Ticaret Bakanlığı denetiminde yürüten her iki laboratuvarda da ELİDAŞ pamuk lisanslı deposuna ürün teslim etmek isteyen mudilerin tek balya analizleri gerçekleştiriliyor.

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Tarım Yazarları Borsa Ve Tarım Konseyi’nin Konuğu Oldu

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Tarım Sohbetleri 2022” paneli çevrimiçi yapıldı. AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat konuk oldu. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, tarımı gündemde tuttukları için tarım yazarlarına teşekkür etti.

TÜRKİYE’DE TARIM KİTAPLIĞI OLUŞMALI

Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımın son dönem konuşulan en önemli konu olduğunu belirtirken, “Tarımın konuşulması çok önemli ama tarımla ilgili çok fazla bilgi kirliliği var” dedi. Tarımın doğru veri ve bilgilerle daha çok yazılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Türkiye’de tarım kitaplığı oluşmalı. Tarımla ilgili dönemi, sorunları anlatan kitaplar yazılmalı, kitap daha kalıcı. Bu alanda ilerlemeliyiz” dedi. Tarıma itibarının kazandırılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Tarımın ülke politikaları içerisinde ne kadar önemsendiği önemli. ‘Sanayi ile hizmet sektörüyle kalkınacağız, tarım sırtımızda bir yük, tarımdan nasıl kurtuluruz’ bakış açısıyla tarım yıllardır kan kaybediyor. Yöneticilerin gündeminde tarım yoksa biz istediğimiz kadar konuşalım, sorunları çözemeyiz” dedi.

TARIMDA EN BÜYÜK SORUN KURAKLIK VE İŞ GÜCÜ

Pandeminin Türkiye için büyük fırsat olduğunu, pandeminin ilk aylarında Avrupa üretimi durdururken Türkiye’de üreticinin üretime devam ettiğini belirten Ali Ekber Yıldırım, “Pandemide kaç destek paketi açıklandı ama çoğunda tarıma bir şey çıkmadı. Türkiye üretimi desteklemek yerine ithalatı tercih etti” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelinin kendisini umutlandırdığını söylerken, “Bu potansiyeli değerlendirecek yönetim anlayışına ihtiyacımız var” dedi. Yıldırım, döviz konusunda yaşanan sıkıntıya da tarımın çare olacağını düşündüğünü söyledi. Tarımda günlük fiyatlar ve zamları konuşurken önümüzdeki en önemli sıkıntının kuraklık ve tarım nüfusunun yaşlanması olduğunu kaydeden Yıldırım, “Biz günlük fiyatları ve zamları konuşuyoruz ama bizi asıl bekleyen tehlike kuraklık ve tarımla ilgilenen kesimin yaşlanması. Bir çok çiftçi ‘benden sonra üretecek kimse yok’ diyor. Tarım nüfusunu gençleştirmeliyiz” dedi. Yıldırım Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uzman eller projesinin gençleri tarıma kazandırmak için iyi bir çalışma olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Acilen tarım paketi hazırlanması ve uygulamaya geçmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, çiftçilerin verilen desteğe geç ulaştığını ve desteklerin üretimi teşvik etmede yetersiz kaldığını vurguladı.

Advertisement

KONUŞMAYALIM DOĞRU POLİTİKALARI HAYATA GEÇİRELİM

Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, basın sayesinde tarıma yönelik farkındalık oluştuğunu ancak karar vericilerin artık tarımı geleceğe taşıyacak doğru politikaları uygulamaya koyması gerektiğini kaydetti. Donat, “Tarımı konuşmanın ötesine geçmemiz lazım” dedi. Tarım ve gıdanın 84 milyonun cebini etkilediğini belirten Donat, pandemi ve kuraklık krizinden yeterli dersleri çıkaramadığımızı söyledi. Halkın gündeminin işsizlik, alım gücünün daralması ve yüksek fiyatlar olduğunu belirten Donat, “Şimdi fiyatlardan konuşuyoruz ama yarın gıdaya erişim risklerini konuşabiliriz” dedi.

TARIMIN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNLAR DEĞİL

Üreticinin gündeminin girdi maliyetlerinin yüksekliği olduğunu belirten Donat, girdi maliyetlerini azaltacak politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bazı ürünlerde fiyatlar aşırı artarken, bazı ürünlerde aşırı düşüşler olduğunu belirten Donat, “Fiyatın artması kadar anormal düşmesi de büyük sıkıntı” dedi. Donat, plansızlık nedeniyle fiyatı düşen ürünün bir sonraki yıl üretilmediğini, bunun enflasyon olarak yine tüketicinin cebine yansıdığına dikkat çekti. Nüfusunun büyük bölümü asgari ücretle çalışan bir ülkede aile bütçesinin büyük bölümünün gıdaya harcandığına dikkat çeten Donat, “O nedenle gıda meselesi göz ardı edilecek bir mesele değil” dedi. İklim değişikliğine karşı doğada kendi başına yetişen bitkilerin bile adaptasyon süreci yaşadığını belirten Donat, “Ama bizim hazırlığımız yok, direniyoruz. AB’nin yeşil mutabakatına bütün ülkeler uymak zorunda. Hazırlıklarımızı bu yönde yapmalıyız” dedi. Donat, tarımın sorunlarının çözülemeyecek, altından kalkılamayacak sorunlar olmadığını, her ülkenin kendi potansiyeline göre çözümlerini ortaya koyduğunu, ülkemizde liyakatlı, konusuna hakim karar vericilerle sorunların çözülebileceğini kaydetti.

RAPORLAR RAFLARDA DURUYOR

Advertisement

AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil, tarıma yönelik çok sayıda rapor hazırlandığını ancak hepsinin raflarda beklediğini kaydetti. 2011’de hazırlanan kuraklık eylem planının uygulanmamasının büyük eksiklik olduğunu belirtirken, “Çölleşme eylem planı var. 2. Tarım şurası sonuç raporu var. Yazılanların üçte biri uygulamaya konulsaydı tarımda sorunlarımızın çoğunu çözerdik” dedi.

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

2022’de pestisitle mücadelede düğmeye basılmalı

Ülkemizde AB’ye uyum çerçevesinde geçtiğimiz yıllarda zirai üretimde kullanılan toplam 213 aktif madde yasaklanırken 11 aktif maddenin de kullanımı kısıtlandı.

Tohumdan çatala kadar olan zincirde gıda güvenliğini listenin en başına alarak 2021 yılında “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz” projesini başlatan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı ile bir araya geldiği Yönetim Kurulu Toplantısı’nda pestisitle mücadelede sadece Ege’de değil, tüm Türkiye’de harekete geçilmesi için çağrı yaptı.

Yeni bir destek mekanizması

AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı, 2022 yılında başlıca hedefin gıda zincirinin iyileştirilmesi ve pestisitle mücadele olduğunu söyledi. Çankırı, ürünler nihai tüketiciye ulaşmadan üretim kısmında önlemler alınması gerektiğini ve yeni bir destek mekanizması geliştirilmesi için sürecin takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

Devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor

Advertisement

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Günümüzün sürekli gelişen ve gündemin saatlik olarak değiştiği, en belirgin olarak G20 ülkeleri gibi korumacılık önlemlerinin arttığı pazarlarda ve AB Yeşil Mutabakatı ile tedarik zincirinin baştan aşağı değiştiği bir dönemde, süreci etkin şekilde yönetmeliyiz. İhracatta adil koşulların sağlanması ve ticari faaliyetlerimiz sebebiyle azami önem vermemiz gereken, besin tedarik zincirinde besin kaybını ve israfını azaltmak için devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.” dedi.

EYMSİB’nin önceliği gıda güvenliği

Uçak, gıda ürünleri ihracatında başarıyı sürekli kılmanın yolunun tüketici güveninin sürdürülebilirliğinden geçtiğini, ihracatı ağırlıkla yapılan ürünler için bölgenin kalıntı haritasını ortaya çıkarmak için harekete geçtiklerine değindi.

“Gıda güvenliğiyle ilgili adımları hızla atarak yaklaşık bir sene önce ‘Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz’ projemizi hayata geçirdik. Ürünlerimizin akredite olmuş laboratuvarlarda analizlerini yapıyoruz. Şu ana kadar projemiz kapsamında çok mesafe kat ettik. Pestisit uygulamaları tohumdan başlayan bir süreç. Çiftçinin tohumları geleceğin de tohumlarıdır. Tohumlar bir halkın tarihi, bir halkın güvenliği, milli kaynakları ve Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Tohumuna sahip çıkan bir ülke açlıktan ölmez. Bu yüzden bizler yönetimde olduğumuz ilk günden itibaren üreticilerimizle sürekli olarak iletişim halindeyiz. Onları ziyaret ediyoruz, ihracata uygun kalitede ürünlerin elde edilmesi ve tarımsal üretimde yapılması gerekenler ile pestisitlerdeki kalıntı değerleri bakımından bilgilendirmelerde bulunuyoruz. 2022 yılında da gençleri tarım konusunda bilinçlendirmek için 3’er aylık eğitim programları oluşturacağız.”

Hal kontrolleri, sağlık raporu, üretici eğitimleri

Advertisement

Tarladan markete gelinceye kadar ürünlerin yüzde 40’ının ziyan olduğunu açıklayan Hayrettin Uçak, üretimden depolama, taşıma ve tüketime kadar zincirin bütün halkalarının tabandan iyileştirilmesi için kontrollü tarıma vurgu yaparak alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“Pestisitle mücadele, gıda atıklarını azaltma konusunda Türkiye artık sınırını çizmeli ve bunu döngüsel ekonomi eylem planında öncelikli alan olarak görülmeli. Ülkemizin mevcut durumu analiz edilmeli, sorunlar tüm taraflarca masaya yatırılmalı ve ülkemize özel kalıcı çözüm yolları geliştirilmelidir. Tedarik zincirinin izlenebilirlik, şeffaflık üzerine şekillendiği bir dönemdeyiz. Ülkelerin stratejileri, alım politikaları çok net. Hal kontrolleri sıklaştırılmalı. Kalıntısız taze meyve sebze üretimi için sağlık raporu sistemi geliştirilerek künye sistemine dahil edilmeli. Ayrıca üreticiler bilinçlendirilerek eğitimler artırılmalı. Sahada üreticiyle beraber ziraat mühendisleri yer almalı. Pestisit kullanımı İl/İlçe Tarım Müdürlükleri tarafından hassasiyetle takip edilmeli.”

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Suda Tasarruf Tarımdan Başlamalı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Antalya’da Kuraklık ve Tarımda Su Kullanımı” paneli çevrimiçi gerçekleşti. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş ile Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik katıldı.

Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Akdeniz havzasının küresel ısınmadan en fazla etkilenecek bölgelerin başında geldiğini belirtirken, “Havalar daha da ısınacak, yağışlar azalacak ve düzensizleşecek. Kuraklığın etkileri giderek artacak ve daha fazla kaynağa etki edecek” dedi.

TARIMDA SU TASARRUFU

Dünyada 1.4 milyar kilometreküp su bulunduğunu, bunun yüzde 97.5’ini tuzlu suyun, yüzde 2.5’ini temiz suyun oluşturduğunu belirten Büyüktaş, temiz su kaynaklarının ise tamamının kullanılamadığına dikkat çekti. Türkiye’de metrekareye düşen yıllık ortalama yağış miktarı 643 milimetre iken küresel ısınmaya bağlı yağış miktarının azaldığını son 20 yılda ortalama yağışın 574 milimetreye düştüğüne dikkat çeken Büyüktaş, bunun yılda ortalama 450 milyar metreküp su potansiyeline eşit olduğunu anlattı. Büyüktaş, kullanabileceğimiz 112 milyar metreküp suyun yüzde 74’ünü tarımsal sulamada, yüzde 13’ünün sanayide, yüzde 13’ünün içme ve kullanım suyu olarak kullandığımızı kaydederken, “Suyun 4’te 3’ü tarımda kullanılıyor. O nedenle tarımsal su yönetimi çok önemli. Tasarruf edeceksek bu büyük parçadan, tarımdan başlamalıyız” dedi.

SU FAKİRLİĞİNDE SINIRDAYIZ

Advertisement

Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 1400 metreküp olduğunu belirten Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, “Kişi başı düşen su miktarı 1000 metreküpün altındaysa o ülke ‘su fakiri’ olarak adlandırılıyor. Bu su fakirliği konusunda sınırdayız” dedi. Türkiye nüfusunun 2030’da 100 milyona ulaşacağı, kişi başı su miktarının da 1100 metreküp olacağının tahmin edildiğini belirten Dursun Büyüktaş, “Biz su fakiri ülke olmaya adayız” diye konuştu. Büyüktaş, Suriye’de 1200 metreküp olan kişi başı su miktarının Batı Avrupa’da 5 bin metreküp olduğunu, dünya ortalamasının ise 7 bin 600 metreküp olduğuna dikkat çekti. Dursun Büyüktaş, Antalya’nın toplam su potansiyelinin 15 milyar metreküpü yer üstü, 788 milyon metreküpü yeraltı olmak üzere yaklaşık 16 milyar metreküp olduğunu kaydetti.

78 milyon hektar yüzölçüme sahip Türkiye’nin 26 milyon hektarının sulanabilir tarım arazisi olduğunu kaydeden Büyüktaş, ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarının ise 8.5 milyon hektar olduğuna dikkat çekti. Tarımsal sulamanın yüzde 68’inin yüzey sulama ile yüzde 32’sinin ise basınçlı sulama ile yapıldığını belirten Büyüktaş, vahşi sulama sistemleri ile suyun aşırı kullanıldığı, toprağın tuzluluk oranının da arttığına dikkat çekti. Büyüktaş, üreticinin sulama konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederken, “Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı. Sulama konusunda ucuz kredilerle üretici desteklemeli. Sulama oranlarının arttırılması için etkin üretim planlamasına gidilmeli. Üretici su kullanımı konusunda eğitilmeli” dedi.

TOPRAKSIZ MÜMKÜN AMA SUSUZ MÜMKÜN DEĞİL

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik, suyun canlının varlığı için önemine dikkat çekerken, “Topraksız tarım mümkün ama susuz tarım mümkün değil” dedi.

Türkiye’deki su potansiyelinin yüzde 7.6’sının Antalya’da olduğunu belirten Çeltik, “Nüfusu en kalabalık 5’inci kentiz. Bitkisel üretimde önde gelen bir şehiriz ve turizm kentiyiz. Bir turistin günlük ortalama tükettiği su 600 litre. 10 dönüm muz serası günlük 70-80 ton su tüketiyor. 2 kişilik ailenin bir yılda tükettiği suyu muz serası bir günde tüketiyor. Neyi neye mal ettiğimizi iyi hesap etmemiz lazım. Geçmişte su zengini olabiliriz ama tarım, hayvancılık, turizm ve nüfusa bağlı olarak suyumuzun her geçen gün azalıyor” dedi.

Advertisement

TARIMIN İMAR PLANINI YAPMALIYIZ

Yeraltı sularının stratejik ve hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Bayram Ali Çeltik, yeraltı sularının tatlı suyun yüzde 22’sini karşıladığını belirtti. Çeltik, Antalya’nın içme suyunun yüzde 98’ini yeraltı suyundan sağladığına dikkat çekerken, son dönemde artan kaçak sondaj ve bilinçsiz su kullanımının yeraltı sularını tehdit eder hale geldiğini söyledi. Yeraltı su miktarına göre üretim planlaması yapılması gerektiğini kaydeden Çeltik, “Tarımın imar planını yapmalıyız” dedi.

Ortalama sıcaklığın 150 bin yılda 1 derece artarken, 150 yılda 1 derece artar hale geldiğine dikkat çeken Çeltik, “Sıcaklık bin kat artmış. Önümüzdeki 20-30 yılda sıcaklığın 1 derece artacağı söyleniyor. 1 derece sıcaklık üründe yüzde 80 kayıp demek. Önlemlerimizi buna göre almalıyız” dedi.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Trendler