Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Tarımsal ilaçlardan kaynaklandığı öne sürülen toplu arı ölümlerinin önüne geçmek için bilimsel çalışma yapan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, bu tür ilaçların kullanımının kontrol altına alınmasını istiyor.



Toplu Arı ölümleri Hastalıktan Değil Zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Türkiye’nin bazı illerinde meydana gelen toplu arı ölümleri üzerine çalışma yürüten Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği; çeşitli üniversitelerden oluşan bilimsel ekiple arazide analiz yaparak bir rapor hazırladı.

Birlik Başkanı Ziya Şahin, bu rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada; arı varlığı ve bal üretiminde Türkiye’nin dünya ülkeleri arasında önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek; zirai ilaçların yol açtığını saptadıkları toplu ölümlerle ilgili acil tedbir alınması gerektiğini söyledi.

Şahin, son yıllarda arı ölümlerinin yaşandığı bölgelere çeşitli üniversitelerde görev yapan bilim kurulundaki öğretim üyelerini göndererek; inceleme yaptıklarını ve bu çalışmaları raporlayarak Tarım ve Orman Bakanlığına gönderdiklerini ifade etti.

– “Arı ölümleri ile yakından ilgileniyoruz”

Türkiye’nin değişik bölgelerinde yaşanan arı ölümleri ile çok yakından ilgilendiklerini; ve bal üreticisinin mağdur olmaması için çaba harcadıklarını kaydeden Şahin; “2017 yılında ilk arı ölümleri Adana’da başladı. Mısır tarlalarına kaplama tohum ekilmesi ve bunların zehirle entegre edilmesi nedeniyle arı ölümleri başladı. Daha sonra Trakya’da ayçiçeğinde ölümler başladı. Buradaki ölümler araştırıldı ve analizleri yapıldı. Daha sonra Şanlıurfa ve Bursa’daki meyve bahçelerinde ölümler yaşandı.” dedi.

Advertisement



– AB ülkelerinde yasak

Arı ölümlerinin yaşandığı tüm bölgelerde bilimsel ekibin analiz yaptığına işaret eden Şahin, şöyle devam etti:

“Neonikotinoid grubu ilaçlar artık bizim canımızı yakıyor. Hiç ipe un sermeye gerek yok. Arı ölümlerinin nedeni bellidir. Ölümler arı hastalıklarından değil, kitlesel ölümler tamamen zirai ilaçlardan kaynaklanmaktadır.”

Avrupa Birliği ülkelerinde neonikotinoid grubu 3 ilacın kullanılmasının sera altı dışında yasaklandığını anlatan Şahin; bu ilaçların Türkiye’de kullanılmasının gözden geçirilmesi ve yasaklanması gerektiğini vurguladı.

– “Yılda 200 bin arı kovanı kaybediyoruz”

2019 yılında arı ölümleri ile karşılaşmak istemediklerini vurgulayan Şahin, şunları söyledi:

Advertisement

“Bizim artık canımız yanıyor. Yılda 200 bin arı kovanı kaybediyoruz. Kovanlarımızı tarlalarda bırakıyoruz. Bu konuda Türkiye Arıcılar Birliği olarak raporlarımızı bakanlığımıza sunduk. Umut ediyorum ki 2019 yılında pestisitlerden bir tek arımız ölmeyecek. 2011 yılında aslında iyi bir çalışma yapıldı. Bazı kaplama ilaçlar yasaklanmıştı. Son iki yıldır bu ilaçlar tekrar kullanılmaya başlandı. Bununla ilgili de elimizde raporlar var. Bu ilaçların kullanılmasıyla arı ölümleri başladı. Ama ben umut ediyorum 2019 yılında arı ölümleri olmayacak.”

Ülke genelinde 2019 yılında arı ölümleri ile toplu mücadeleye başlayacaklarını aktaran Şahin; arıcıların besleme ürünlerini çok iyi irdelemesi gerektiğine de işaret etti. Şahin, piyasada arı beslemesi adı altında satılan ilaçları alıp kullanmamalarını; arıcıların birliklerden görüş almalarını istedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Duru ise son dönemlerde yaşanan arı ölümlerinin daha çok ayçiçek; pamuk; susam; mısır ve narenciye gibi kültür bitkilerinin nektar kaynağı olarak kullanıldığı sahalarda görüldüğünü kaydetti.

2007 yılında olduğu gibi bu yıl da haziran-ağustos arasında da toplu arı ölümlerinin endişe verici düzeyde yaşandığını anımsatan Duru; bu problemin, Trakya Bölgesi’nde ve Anadolu’da özellikle ayçiçek, kanola ve pamuk balı üretimi dönemlerinde yaşandığını söyledi.



– “Problem tarım ilaçlarında”

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Özellikle Çukurova ve Harran bölgesinde pamuk balı üretiminde de yaşanmış olmasının; bu problemin tarım ilaçlarından kaynaklandığı savını kuvvetlendirdiğini vurgulayan Duru, şöyle konuştu:

Advertisement

“Çam balı, kestane balı, geven balı, yayla balı, kekik balı üretimi gibi tarımsal faaliyetlerden uzak bölgelerde arıcılık tarımında toplu arı ölümlerinin görülmemesi; yaşadığımız bu problemin tarım ilaçlarından kaynaklandığı düşüncemizi destekleyen başka bir göstergedir. Ayçiçek tohumlarının tel kurtları ve boz kurtlara karşı kullanılan ve neonikotinoidlerden imidacloprid içeren ilaçlar; bitkinin yaprak çiçeklerine kadar ulaşmakta ve maalesef arı ve diğer kanatlıların ölümlerine yol açmaktadır. Zirai ilaçlarının tohumdan veya kökten verilmesi arı ölümlerini azaltmaz, esas olanın ilacın salınım süresi ve etki ettiği spektrumun boyutudur. Yapılan bilimsel araştırmalar bu düşüncemizi desteklemektedir.”

Problemin sadece ayçiçek tohumlarında kullanılan ilaçlardan da kaynaklanmadığını belirten Duru; halk arasında ot ilacı olarak bilinen herbisitlerin gereğinden fazla kullanılmasının; hem yer altı su kaynaklarını kirlettiğini hem de tarım alanlarında üretilen bitkilerin kirlenmesine; ve arılar başta olmak üzere birçok canlının yaşamını tehdit ettiğine vurgu yaptı.



Duru, Avrupa Birliği’nin neonicotinoid grubu ilaçları arılar için yüksek toksisiteye sahip olması, arılara, arı ürünlerine ve çevreye zarar vermesi nedeniyle 2013 yılında seralar ve kış tahılları dışında kullanımını yasakladığına değindi.

Laboratuvar ortamında yapılan kimyasal analizlerde toplu ölümlerde arıların vücutlarında aşırı miktarda ilaç kalıntısı olduğunun belirlendiğine işaret eden Duru; “Bu durum Avrupa Birliğince bu ilaçların yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilmektedir.

Bu tür ilaçların tarımsal faaliyetlerde yaygın kullanımı, ilaçların kolayca havaya, toprağa ve su kaynaklarına ulaşmasına imkan sağlamakta, arılar ve çevre için de tehdit oluşturmaktadır. ” diye konuştu.

Advertisement

– Tüm canlı yaşamı tehdit altında

Toplu arı ölümlerinin doğada tüm canlıların yaşamının tehdit altında olduğunu gösterdiğini de belirten Duru, bu durumun, biyolojik döngünün son noktasında olan insanların sağlığının tehdit altına aldığını, bir an önce tedbir alınması gerektiğini kaydetti. Duru, daha sağlıklı bir nesil yetiştirmek için doğayı ve besinleri kirleten kimyasalların kullanımlarının ivedilikle yasaklanması veya kullanımlarının kontrol altın alınmasına ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Tarım Yazarları Borsa Ve Tarım Konseyi’nin Konuğu Oldu

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Tarım Sohbetleri 2022” paneli çevrimiçi yapıldı. AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat konuk oldu. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, tarımı gündemde tuttukları için tarım yazarlarına teşekkür etti.

TÜRKİYE’DE TARIM KİTAPLIĞI OLUŞMALI

Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımın son dönem konuşulan en önemli konu olduğunu belirtirken, “Tarımın konuşulması çok önemli ama tarımla ilgili çok fazla bilgi kirliliği var” dedi. Tarımın doğru veri ve bilgilerle daha çok yazılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Türkiye’de tarım kitaplığı oluşmalı. Tarımla ilgili dönemi, sorunları anlatan kitaplar yazılmalı, kitap daha kalıcı. Bu alanda ilerlemeliyiz” dedi. Tarıma itibarının kazandırılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Tarımın ülke politikaları içerisinde ne kadar önemsendiği önemli. ‘Sanayi ile hizmet sektörüyle kalkınacağız, tarım sırtımızda bir yük, tarımdan nasıl kurtuluruz’ bakış açısıyla tarım yıllardır kan kaybediyor. Yöneticilerin gündeminde tarım yoksa biz istediğimiz kadar konuşalım, sorunları çözemeyiz” dedi.

TARIMDA EN BÜYÜK SORUN KURAKLIK VE İŞ GÜCÜ

Pandeminin Türkiye için büyük fırsat olduğunu, pandeminin ilk aylarında Avrupa üretimi durdururken Türkiye’de üreticinin üretime devam ettiğini belirten Ali Ekber Yıldırım, “Pandemide kaç destek paketi açıklandı ama çoğunda tarıma bir şey çıkmadı. Türkiye üretimi desteklemek yerine ithalatı tercih etti” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelinin kendisini umutlandırdığını söylerken, “Bu potansiyeli değerlendirecek yönetim anlayışına ihtiyacımız var” dedi. Yıldırım, döviz konusunda yaşanan sıkıntıya da tarımın çare olacağını düşündüğünü söyledi. Tarımda günlük fiyatlar ve zamları konuşurken önümüzdeki en önemli sıkıntının kuraklık ve tarım nüfusunun yaşlanması olduğunu kaydeden Yıldırım, “Biz günlük fiyatları ve zamları konuşuyoruz ama bizi asıl bekleyen tehlike kuraklık ve tarımla ilgilenen kesimin yaşlanması. Bir çok çiftçi ‘benden sonra üretecek kimse yok’ diyor. Tarım nüfusunu gençleştirmeliyiz” dedi. Yıldırım Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uzman eller projesinin gençleri tarıma kazandırmak için iyi bir çalışma olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Acilen tarım paketi hazırlanması ve uygulamaya geçmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, çiftçilerin verilen desteğe geç ulaştığını ve desteklerin üretimi teşvik etmede yetersiz kaldığını vurguladı.

Advertisement

KONUŞMAYALIM DOĞRU POLİTİKALARI HAYATA GEÇİRELİM

Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, basın sayesinde tarıma yönelik farkındalık oluştuğunu ancak karar vericilerin artık tarımı geleceğe taşıyacak doğru politikaları uygulamaya koyması gerektiğini kaydetti. Donat, “Tarımı konuşmanın ötesine geçmemiz lazım” dedi. Tarım ve gıdanın 84 milyonun cebini etkilediğini belirten Donat, pandemi ve kuraklık krizinden yeterli dersleri çıkaramadığımızı söyledi. Halkın gündeminin işsizlik, alım gücünün daralması ve yüksek fiyatlar olduğunu belirten Donat, “Şimdi fiyatlardan konuşuyoruz ama yarın gıdaya erişim risklerini konuşabiliriz” dedi.

TARIMIN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNLAR DEĞİL

Üreticinin gündeminin girdi maliyetlerinin yüksekliği olduğunu belirten Donat, girdi maliyetlerini azaltacak politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bazı ürünlerde fiyatlar aşırı artarken, bazı ürünlerde aşırı düşüşler olduğunu belirten Donat, “Fiyatın artması kadar anormal düşmesi de büyük sıkıntı” dedi. Donat, plansızlık nedeniyle fiyatı düşen ürünün bir sonraki yıl üretilmediğini, bunun enflasyon olarak yine tüketicinin cebine yansıdığına dikkat çekti. Nüfusunun büyük bölümü asgari ücretle çalışan bir ülkede aile bütçesinin büyük bölümünün gıdaya harcandığına dikkat çeten Donat, “O nedenle gıda meselesi göz ardı edilecek bir mesele değil” dedi. İklim değişikliğine karşı doğada kendi başına yetişen bitkilerin bile adaptasyon süreci yaşadığını belirten Donat, “Ama bizim hazırlığımız yok, direniyoruz. AB’nin yeşil mutabakatına bütün ülkeler uymak zorunda. Hazırlıklarımızı bu yönde yapmalıyız” dedi. Donat, tarımın sorunlarının çözülemeyecek, altından kalkılamayacak sorunlar olmadığını, her ülkenin kendi potansiyeline göre çözümlerini ortaya koyduğunu, ülkemizde liyakatlı, konusuna hakim karar vericilerle sorunların çözülebileceğini kaydetti.

RAPORLAR RAFLARDA DURUYOR

Advertisement

AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil, tarıma yönelik çok sayıda rapor hazırlandığını ancak hepsinin raflarda beklediğini kaydetti. 2011’de hazırlanan kuraklık eylem planının uygulanmamasının büyük eksiklik olduğunu belirtirken, “Çölleşme eylem planı var. 2. Tarım şurası sonuç raporu var. Yazılanların üçte biri uygulamaya konulsaydı tarımda sorunlarımızın çoğunu çözerdik” dedi.

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

2022’de pestisitle mücadelede düğmeye basılmalı

Ülkemizde AB’ye uyum çerçevesinde geçtiğimiz yıllarda zirai üretimde kullanılan toplam 213 aktif madde yasaklanırken 11 aktif maddenin de kullanımı kısıtlandı.

Tohumdan çatala kadar olan zincirde gıda güvenliğini listenin en başına alarak 2021 yılında “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz” projesini başlatan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı ile bir araya geldiği Yönetim Kurulu Toplantısı’nda pestisitle mücadelede sadece Ege’de değil, tüm Türkiye’de harekete geçilmesi için çağrı yaptı.

Yeni bir destek mekanizması

AK Parti İzmir Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ceyda Bölünmez Çankırı, 2022 yılında başlıca hedefin gıda zincirinin iyileştirilmesi ve pestisitle mücadele olduğunu söyledi. Çankırı, ürünler nihai tüketiciye ulaşmadan üretim kısmında önlemler alınması gerektiğini ve yeni bir destek mekanizması geliştirilmesi için sürecin takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

Devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor

Advertisement

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Günümüzün sürekli gelişen ve gündemin saatlik olarak değiştiği, en belirgin olarak G20 ülkeleri gibi korumacılık önlemlerinin arttığı pazarlarda ve AB Yeşil Mutabakatı ile tedarik zincirinin baştan aşağı değiştiği bir dönemde, süreci etkin şekilde yönetmeliyiz. İhracatta adil koşulların sağlanması ve ticari faaliyetlerimiz sebebiyle azami önem vermemiz gereken, besin tedarik zincirinde besin kaybını ve israfını azaltmak için devlet nezdinde yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.” dedi.

EYMSİB’nin önceliği gıda güvenliği

Uçak, gıda ürünleri ihracatında başarıyı sürekli kılmanın yolunun tüketici güveninin sürdürülebilirliğinden geçtiğini, ihracatı ağırlıkla yapılan ürünler için bölgenin kalıntı haritasını ortaya çıkarmak için harekete geçtiklerine değindi.

“Gıda güvenliğiyle ilgili adımları hızla atarak yaklaşık bir sene önce ‘Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz’ projemizi hayata geçirdik. Ürünlerimizin akredite olmuş laboratuvarlarda analizlerini yapıyoruz. Şu ana kadar projemiz kapsamında çok mesafe kat ettik. Pestisit uygulamaları tohumdan başlayan bir süreç. Çiftçinin tohumları geleceğin de tohumlarıdır. Tohumlar bir halkın tarihi, bir halkın güvenliği, milli kaynakları ve Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Tohumuna sahip çıkan bir ülke açlıktan ölmez. Bu yüzden bizler yönetimde olduğumuz ilk günden itibaren üreticilerimizle sürekli olarak iletişim halindeyiz. Onları ziyaret ediyoruz, ihracata uygun kalitede ürünlerin elde edilmesi ve tarımsal üretimde yapılması gerekenler ile pestisitlerdeki kalıntı değerleri bakımından bilgilendirmelerde bulunuyoruz. 2022 yılında da gençleri tarım konusunda bilinçlendirmek için 3’er aylık eğitim programları oluşturacağız.”

Hal kontrolleri, sağlık raporu, üretici eğitimleri

Advertisement

Tarladan markete gelinceye kadar ürünlerin yüzde 40’ının ziyan olduğunu açıklayan Hayrettin Uçak, üretimden depolama, taşıma ve tüketime kadar zincirin bütün halkalarının tabandan iyileştirilmesi için kontrollü tarıma vurgu yaparak alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“Pestisitle mücadele, gıda atıklarını azaltma konusunda Türkiye artık sınırını çizmeli ve bunu döngüsel ekonomi eylem planında öncelikli alan olarak görülmeli. Ülkemizin mevcut durumu analiz edilmeli, sorunlar tüm taraflarca masaya yatırılmalı ve ülkemize özel kalıcı çözüm yolları geliştirilmelidir. Tedarik zincirinin izlenebilirlik, şeffaflık üzerine şekillendiği bir dönemdeyiz. Ülkelerin stratejileri, alım politikaları çok net. Hal kontrolleri sıklaştırılmalı. Kalıntısız taze meyve sebze üretimi için sağlık raporu sistemi geliştirilerek künye sistemine dahil edilmeli. Ayrıca üreticiler bilinçlendirilerek eğitimler artırılmalı. Sahada üreticiyle beraber ziraat mühendisleri yer almalı. Pestisit kullanımı İl/İlçe Tarım Müdürlükleri tarafından hassasiyetle takip edilmeli.”

Rumico

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık Haberleri

Suda Tasarruf Tarımdan Başlamalı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Antalya’da Kuraklık ve Tarımda Su Kullanımı” paneli çevrimiçi gerçekleşti. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş ile Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik katıldı.

Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Akdeniz havzasının küresel ısınmadan en fazla etkilenecek bölgelerin başında geldiğini belirtirken, “Havalar daha da ısınacak, yağışlar azalacak ve düzensizleşecek. Kuraklığın etkileri giderek artacak ve daha fazla kaynağa etki edecek” dedi.

TARIMDA SU TASARRUFU

Dünyada 1.4 milyar kilometreküp su bulunduğunu, bunun yüzde 97.5’ini tuzlu suyun, yüzde 2.5’ini temiz suyun oluşturduğunu belirten Büyüktaş, temiz su kaynaklarının ise tamamının kullanılamadığına dikkat çekti. Türkiye’de metrekareye düşen yıllık ortalama yağış miktarı 643 milimetre iken küresel ısınmaya bağlı yağış miktarının azaldığını son 20 yılda ortalama yağışın 574 milimetreye düştüğüne dikkat çeken Büyüktaş, bunun yılda ortalama 450 milyar metreküp su potansiyeline eşit olduğunu anlattı. Büyüktaş, kullanabileceğimiz 112 milyar metreküp suyun yüzde 74’ünü tarımsal sulamada, yüzde 13’ünün sanayide, yüzde 13’ünün içme ve kullanım suyu olarak kullandığımızı kaydederken, “Suyun 4’te 3’ü tarımda kullanılıyor. O nedenle tarımsal su yönetimi çok önemli. Tasarruf edeceksek bu büyük parçadan, tarımdan başlamalıyız” dedi.

SU FAKİRLİĞİNDE SINIRDAYIZ

Advertisement

Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 1400 metreküp olduğunu belirten Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, “Kişi başı düşen su miktarı 1000 metreküpün altındaysa o ülke ‘su fakiri’ olarak adlandırılıyor. Bu su fakirliği konusunda sınırdayız” dedi. Türkiye nüfusunun 2030’da 100 milyona ulaşacağı, kişi başı su miktarının da 1100 metreküp olacağının tahmin edildiğini belirten Dursun Büyüktaş, “Biz su fakiri ülke olmaya adayız” diye konuştu. Büyüktaş, Suriye’de 1200 metreküp olan kişi başı su miktarının Batı Avrupa’da 5 bin metreküp olduğunu, dünya ortalamasının ise 7 bin 600 metreküp olduğuna dikkat çekti. Dursun Büyüktaş, Antalya’nın toplam su potansiyelinin 15 milyar metreküpü yer üstü, 788 milyon metreküpü yeraltı olmak üzere yaklaşık 16 milyar metreküp olduğunu kaydetti.

78 milyon hektar yüzölçüme sahip Türkiye’nin 26 milyon hektarının sulanabilir tarım arazisi olduğunu kaydeden Büyüktaş, ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarının ise 8.5 milyon hektar olduğuna dikkat çekti. Tarımsal sulamanın yüzde 68’inin yüzey sulama ile yüzde 32’sinin ise basınçlı sulama ile yapıldığını belirten Büyüktaş, vahşi sulama sistemleri ile suyun aşırı kullanıldığı, toprağın tuzluluk oranının da arttığına dikkat çekti. Büyüktaş, üreticinin sulama konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederken, “Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı. Sulama konusunda ucuz kredilerle üretici desteklemeli. Sulama oranlarının arttırılması için etkin üretim planlamasına gidilmeli. Üretici su kullanımı konusunda eğitilmeli” dedi.

TOPRAKSIZ MÜMKÜN AMA SUSUZ MÜMKÜN DEĞİL

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik, suyun canlının varlığı için önemine dikkat çekerken, “Topraksız tarım mümkün ama susuz tarım mümkün değil” dedi.

Türkiye’deki su potansiyelinin yüzde 7.6’sının Antalya’da olduğunu belirten Çeltik, “Nüfusu en kalabalık 5’inci kentiz. Bitkisel üretimde önde gelen bir şehiriz ve turizm kentiyiz. Bir turistin günlük ortalama tükettiği su 600 litre. 10 dönüm muz serası günlük 70-80 ton su tüketiyor. 2 kişilik ailenin bir yılda tükettiği suyu muz serası bir günde tüketiyor. Neyi neye mal ettiğimizi iyi hesap etmemiz lazım. Geçmişte su zengini olabiliriz ama tarım, hayvancılık, turizm ve nüfusa bağlı olarak suyumuzun her geçen gün azalıyor” dedi.

Advertisement

TARIMIN İMAR PLANINI YAPMALIYIZ

Yeraltı sularının stratejik ve hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Bayram Ali Çeltik, yeraltı sularının tatlı suyun yüzde 22’sini karşıladığını belirtti. Çeltik, Antalya’nın içme suyunun yüzde 98’ini yeraltı suyundan sağladığına dikkat çekerken, son dönemde artan kaçak sondaj ve bilinçsiz su kullanımının yeraltı sularını tehdit eder hale geldiğini söyledi. Yeraltı su miktarına göre üretim planlaması yapılması gerektiğini kaydeden Çeltik, “Tarımın imar planını yapmalıyız” dedi.

Ortalama sıcaklığın 150 bin yılda 1 derece artarken, 150 yılda 1 derece artar hale geldiğine dikkat çeken Çeltik, “Sıcaklık bin kat artmış. Önümüzdeki 20-30 yılda sıcaklığın 1 derece artacağı söyleniyor. 1 derece sıcaklık üründe yüzde 80 kayıp demek. Önlemlerimizi buna göre almalıyız” dedi.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Trendler