Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Tarımsal ilaçlardan kaynaklandığı öne sürülen toplu arı ölümlerinin önüne geçmek için bilimsel çalışma yapan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, bu tür ilaçların kullanımının kontrol altına alınmasını istiyor.



Toplu Arı ölümleri Hastalıktan Değil Zirai ilaçlardan

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Türkiye’nin bazı illerinde meydana gelen toplu arı ölümleri üzerine çalışma yürüten Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği; çeşitli üniversitelerden oluşan bilimsel ekiple arazide analiz yaparak bir rapor hazırladı.

Birlik Başkanı Ziya Şahin, bu rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada; arı varlığı ve bal üretiminde Türkiye’nin dünya ülkeleri arasında önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek; zirai ilaçların yol açtığını saptadıkları toplu ölümlerle ilgili acil tedbir alınması gerektiğini söyledi.

Şahin, son yıllarda arı ölümlerinin yaşandığı bölgelere çeşitli üniversitelerde görev yapan bilim kurulundaki öğretim üyelerini göndererek; inceleme yaptıklarını ve bu çalışmaları raporlayarak Tarım ve Orman Bakanlığına gönderdiklerini ifade etti.

– “Arı ölümleri ile yakından ilgileniyoruz”

Türkiye’nin değişik bölgelerinde yaşanan arı ölümleri ile çok yakından ilgilendiklerini; ve bal üreticisinin mağdur olmaması için çaba harcadıklarını kaydeden Şahin; “2017 yılında ilk arı ölümleri Adana’da başladı. Mısır tarlalarına kaplama tohum ekilmesi ve bunların zehirle entegre edilmesi nedeniyle arı ölümleri başladı. Daha sonra Trakya’da ayçiçeğinde ölümler başladı. Buradaki ölümler araştırıldı ve analizleri yapıldı. Daha sonra Şanlıurfa ve Bursa’daki meyve bahçelerinde ölümler yaşandı.” dedi.



– AB ülkelerinde yasak

Arı ölümlerinin yaşandığı tüm bölgelerde bilimsel ekibin analiz yaptığına işaret eden Şahin, şöyle devam etti:

“Neonikotinoid grubu ilaçlar artık bizim canımızı yakıyor. Hiç ipe un sermeye gerek yok. Arı ölümlerinin nedeni bellidir. Ölümler arı hastalıklarından değil, kitlesel ölümler tamamen zirai ilaçlardan kaynaklanmaktadır.”

Avrupa Birliği ülkelerinde neonikotinoid grubu 3 ilacın kullanılmasının sera altı dışında yasaklandığını anlatan Şahin; bu ilaçların Türkiye’de kullanılmasının gözden geçirilmesi ve yasaklanması gerektiğini vurguladı.

– “Yılda 200 bin arı kovanı kaybediyoruz”

2019 yılında arı ölümleri ile karşılaşmak istemediklerini vurgulayan Şahin, şunları söyledi:

“Bizim artık canımız yanıyor. Yılda 200 bin arı kovanı kaybediyoruz. Kovanlarımızı tarlalarda bırakıyoruz. Bu konuda Türkiye Arıcılar Birliği olarak raporlarımızı bakanlığımıza sunduk. Umut ediyorum ki 2019 yılında pestisitlerden bir tek arımız ölmeyecek. 2011 yılında aslında iyi bir çalışma yapıldı. Bazı kaplama ilaçlar yasaklanmıştı. Son iki yıldır bu ilaçlar tekrar kullanılmaya başlandı. Bununla ilgili de elimizde raporlar var. Bu ilaçların kullanılmasıyla arı ölümleri başladı. Ama ben umut ediyorum 2019 yılında arı ölümleri olmayacak.”

Ülke genelinde 2019 yılında arı ölümleri ile toplu mücadeleye başlayacaklarını aktaran Şahin; arıcıların besleme ürünlerini çok iyi irdelemesi gerektiğine de işaret etti. Şahin, piyasada arı beslemesi adı altında satılan ilaçları alıp kullanmamalarını; arıcıların birliklerden görüş almalarını istedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Duru ise son dönemlerde yaşanan arı ölümlerinin daha çok ayçiçek; pamuk; susam; mısır ve narenciye gibi kültür bitkilerinin nektar kaynağı olarak kullanıldığı sahalarda görüldüğünü kaydetti.

2007 yılında olduğu gibi bu yıl da haziran-ağustos arasında da toplu arı ölümlerinin endişe verici düzeyde yaşandığını anımsatan Duru; bu problemin, Trakya Bölgesi’nde ve Anadolu’da özellikle ayçiçek, kanola ve pamuk balı üretimi dönemlerinde yaşandığını söyledi.



– “Problem tarım ilaçlarında”

Toplu arı ölümleri hastalıktan değil zirai ilaçlardan. Özellikle Çukurova ve Harran bölgesinde pamuk balı üretiminde de yaşanmış olmasının; bu problemin tarım ilaçlarından kaynaklandığı savını kuvvetlendirdiğini vurgulayan Duru, şöyle konuştu:

“Çam balı, kestane balı, geven balı, yayla balı, kekik balı üretimi gibi tarımsal faaliyetlerden uzak bölgelerde arıcılık tarımında toplu arı ölümlerinin görülmemesi; yaşadığımız bu problemin tarım ilaçlarından kaynaklandığı düşüncemizi destekleyen başka bir göstergedir. Ayçiçek tohumlarının tel kurtları ve boz kurtlara karşı kullanılan ve neonikotinoidlerden imidacloprid içeren ilaçlar; bitkinin yaprak çiçeklerine kadar ulaşmakta ve maalesef arı ve diğer kanatlıların ölümlerine yol açmaktadır. Zirai ilaçlarının tohumdan veya kökten verilmesi arı ölümlerini azaltmaz, esas olanın ilacın salınım süresi ve etki ettiği spektrumun boyutudur. Yapılan bilimsel araştırmalar bu düşüncemizi desteklemektedir.”

Problemin sadece ayçiçek tohumlarında kullanılan ilaçlardan da kaynaklanmadığını belirten Duru; halk arasında ot ilacı olarak bilinen herbisitlerin gereğinden fazla kullanılmasının; hem yer altı su kaynaklarını kirlettiğini hem de tarım alanlarında üretilen bitkilerin kirlenmesine; ve arılar başta olmak üzere birçok canlının yaşamını tehdit ettiğine vurgu yaptı.



Duru, Avrupa Birliği’nin neonicotinoid grubu ilaçları arılar için yüksek toksisiteye sahip olması, arılara, arı ürünlerine ve çevreye zarar vermesi nedeniyle 2013 yılında seralar ve kış tahılları dışında kullanımını yasakladığına değindi.

Laboratuvar ortamında yapılan kimyasal analizlerde toplu ölümlerde arıların vücutlarında aşırı miktarda ilaç kalıntısı olduğunun belirlendiğine işaret eden Duru; “Bu durum Avrupa Birliğince bu ilaçların yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilmektedir.

Bu tür ilaçların tarımsal faaliyetlerde yaygın kullanımı, ilaçların kolayca havaya, toprağa ve su kaynaklarına ulaşmasına imkan sağlamakta, arılar ve çevre için de tehdit oluşturmaktadır. ” diye konuştu.

– Tüm canlı yaşamı tehdit altında

Toplu arı ölümlerinin doğada tüm canlıların yaşamının tehdit altında olduğunu gösterdiğini de belirten Duru, bu durumun, biyolojik döngünün son noktasında olan insanların sağlığının tehdit altına aldığını, bir an önce tedbir alınması gerektiğini kaydetti. Duru, daha sağlıklı bir nesil yetiştirmek için doğayı ve besinleri kirleten kimyasalların kullanımlarının ivedilikle yasaklanması veya kullanımlarının kontrol altın alınmasına ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

Arıcılık

Balmumu Nedir? Balmumu Ne işe Yarar ve Nasıl Yapılır?

Balmumu Nedir, Balmumu Ne işe Yarar ve Nasıl Yapılır

Balmumu Nedir ?

Balmumu, 13-18 günlük genç işçi arıların son 4 çift karın halkaları üzerinde bulunan mum salgı bezlerinden salgılanan ve arı tarafından petek yapımında kullanılan bir maddedir.



Balmumu Nasıl Yapılır ?

Mum salgı bezlerinden sıvı olarak salgılanarak karın halkaları arasından dışarı çıkarken hava ile temas eder etmez katı hale geçerek beyaz bir pulcuk şekline dönüşür. Arı bacakları yardımı ile ağzına aldığı pulcuğu çiğneyerek petek örer.

Balmumu Ne işe Yarar ?

Bal arılarının ürettiği mum, ağırlıklı olarak temel petek yapımı yanında, kozmetik ve ilaç sanayiinde, parlatma, cilalama, su geçirmezliğin sağlanması, kalıpçılık ve dişçilik gibi çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Arının 1 gr balmumu üretebilmesi için yaklaşık 10 gr bal yemesi zorunludur. Bu nedenle koloninin gelişebilmesi, bir diğer ifadeyle, arıların petek örebilmesi ya da temel petekleri kabartabilmesi için; kolonide bol miktarda uygun yaşlı genç işçi arıların mevcudiyeti, kolonide yeterince bal bulunması veya nektar akımının varlığı ya da kolonilerin şeker şurubuyla beslenmesi gereklidir.

Hastalıklı ve zayıf koloniler balmumu üretemediğinden ve gelişemediğinden bu tür kolonideki petekler zamanla siyahlaşır. Tam tersine, sağlıklı ve güçlü kolonilerde mum salgılama ve petek örme süreklilik kazanır.

Kolonideki yeni örülmüş beyaz petekler ve çerçeveler arasındaki beyaz bağlantılar sağlıklı ve gelişen bir koloninin tipik belirtileridir.

Balmumu, 13-18 günlük genç işçi arıların son 4 çift karın halkaları üzerinde bulunan mum salgı bezlerinden salgılanan ve arı tarafından petek yapımında kullanılan bir maddedir.



Nasıl Yapılır ?

Mum salgı bezlerinden sıvı olarak salgılanan balmumu karın halkaları arasından dışarı çıkarken hava ile temas eder etmez katı hale geçerek beyaz bir pulcuk şekline dönüşür. Arı bacakları yardımı ile ağzına aldığı pulcuğu çiğneyerek petek örer.

Ne işe Yarar ?

Balmumu, ağırlıklı olarak temel petek yapımı yanında, kozmetik ve ilaç sanayiinde, parlatma, cilalama, su geçirmezliğin sağlanması, kalıpçılık ve dişçilik gibi çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Arının 1 gr balmumu üretebilmesi için yaklaşık 10 gr bal yemesi zorunludur. Bu nedenle koloninin gelişebilmesi, bir diğer ifadeyle, arıların petek örebilmesi ya da temel petekleri kabartabilmesi için; kolonide bol miktarda uygun yaşlı genç işçi arıların mevcudiyeti, kolonide yeterince bal bulunması veya nektar akımının varlığı ya da kolonilerin şeker şurubuyla beslenmesi gereklidir.

Hastalıklı ve zayıf koloniler balmumu üretemediğinden ve gelişemediğinden bu tür kolonideki petekler zamanla siyahlaşır. Tam tersine, sağlıklı ve güçlü kolonilerde mum salgılama ve petek örme süreklilik kazanır.

Kolonideki yeni örülmüş beyaz petekler ve çerçeveler arasındaki beyaz bağlantılar sağlıklı ve gelişen bir koloninin tipik belirtileridir.

Kaynak: Beeswax

Devamını Oku

Bitki Besleme - Sulama

Yağmurlama Sulama Yöntemi Nedir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yağmurlama Sulama Sistemi

Yağmurlama Sulama Yöntemi

Bu yazımızda “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere anlatmaya çalışacağız.



Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randımanlı olmamaktadır.

Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama sulamadır.

Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ NEDİR?

Suyu toprak yüzeyine belirli bir basınç altında ince damlacıklar biçiminde, yağmur şeklinde püskürten meme veya başlıkların yer aldığı borulardan oluşan sisteme “Yağmurlama Sulama Yöntemi” adı verilir.

Yağmurlama sulamada su, basınç altında yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay bir yağmur halinde arazi yüzeyine uygulanır.

Suyu toprağa yağmur şeklinde püskürten meme ve başlıklardan oluşan sisteme yağmurlama denir.

Yöntemin uygulanabilmesi için ana boru ve lateral hatlardan oluşan bir su iletim sistemine ve basıncı sağlayan bir sisteme gerek vardır. Basınç genellikle pompaj birimi ile sağlanmaktadır.

Sistemi yağmurlama başlıkları tamamlar. Sulanacak bitkiye, toprağa ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişik tiplerde yağmurlama başlığı kullanılır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN UYGULAMA KOŞULLARI NELERDİR

Yağmurlama sulama sistemleri uygun biçimde işletilirse sulama suyu ihtiyaçları yüzey sulamalara göre önemli ölçüde az olmaktadır. özellikle yüzeyi düzgün olmayan, eğimli, sızdırma hızı yüksek olanlarda, sığ köklü bitkilerin sulanmasında başarılı sonuçlar vermektedir.



Yağmurlama sulama yönteminde, belirli bir ilk yatırım ve enerji giderleri gereklidir. Bu giderler yöntem uygulanarak, tarımsal ürün artışıyla karşılanabilirse yağmurlama sulama sistemleri gelişebilir.

Yağmurlama sulama yöntemleri daha az işçilik gerektirdikleri için, işçiliğin pahalı olduğu yerlerde geniş uygulama alanı bulmuşlardır.

Enerji maliyetlerinin yüksekliği ve bakım-onarım yönünden bazı sorunlar bulunması sistemin en önemli dezavantajlarıdır.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMLERİNİN İŞLETME SİSTEMLERİ NELERDİR

1. Taşınabilir Sistemler

Bu sistemde motopomp ünitesi ana boru ve lateraller taşınabilmektedir. Yurdumuzda en yaygın uygulanan bu sistemdir.

2. Yarı Taşınabilir Sistemler

Motopomp ünitesi ve anaboru hattı sabit, lateraller hareketlidir. Genelde anaboru hattı toprak altına gömülüdür. Bu sistem meyve ve sebzeliklerin sulanmasında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

3. Taşınmayan (Sabit) Sistemler

Bu sistemde motopomp, anaboru ve lateraller sabittir.

Son yıllarda yağmurlama sulama unsurlarından boru hatları ve yağmurlama başlıklarında önemli değişiklikler olmuştur. Kullanılan sistem daha ucuza mal edilmeğe başlanmış, kullanım kolaylığı sağlanmış böylece de daha yaygın uygulamaya başlanmıştır.

Yağmurlama sulama yönteminin uygulanmasında yağmurlama başlıkları da çok önemlidir. Geniş ıslatma çaplarına sahip olan büyük (gün) yağmurlama başlıkları uygulamada tercih edilirler. Ancak bunlar yüksek işletme basınçlarında iyi sonuç vermektedirler. İşletme basıncı yüksek olmayan olanlarda uygulanırsa toprak ve bitkide zararlı etkenler ortaya çıkabilmektedir.



Enerji maliyetlerinin çok yükselmesi sonucu, düşük basınçla çalışabilecek biçimde Sprink denilen küçük yağmurlama başlıkları geliştirilerek kullanılmağa başlanmıştır. Meyve bahçeleri, bağ, sera bitkilerinin sulanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Suyun yalnız küçük başlıklar çevresine uygulanması ile su tasarrufu sağlarlar.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ UYGULAMASINDA NELER BİLİNMELİDİR

Yağmurlama sulama yöntemlerinin özellikle projelendirilmesiyle gerekli olan bilgiler şunlardır:

1. Toprakların kullanılabilir su tutma kapasitesi

Bitkiler, toprakta tarla kapasitesi ile devamlı solma noktası arasında bulunan sudan yararlanabilirler. Bu nem miktarına, toprakların “kullanılabilir su tutma kapasitesi” veya “elverişli kapasite”denir. Buda toprağın bünyesine göre değişmektedir.

2. Bitkilerin Etkili Kök Derinlikleri

Bitkilerin normal gelişmeleri için ihtiyaç duydukları suyun % 80 inin alındığı kök derinliğine “Etkili Kök Derinliği” denir. Bu değer sulamada ıslatılacak toprak derinliğini oluşturur ve bitki çeşidine göre genellikle 30- 180 santimetre arasında değişir.

3. Ürünler için sulama suyu ihtiyaçları

Ürünler Bir defada verilecek

Su miktarı Sulama

(Ha/mm) ( Ha/m3 ) Sulama sayısı aralıkları(gün)

Tahıllar 100-150 1000-1500 2-3 20-30

Sebzeler 20-70 200-700 12-20 5-10

Meyvelikler 70-100 700-1000 4-5 20-25

Fidanlıklar 50-80 500-800 8-10 10-15

Yonca 100-125 1000-1250 4-8 20-30

4. Toprakların Su Alma (İnfiltrasyon) Hızları

Toprakların su alma hızının bilinmesi sulamada önemlidir. Toprağın su alma hızına; toprağın yapı ve bünyesi, topraktaki organik madde miktarı, nem miktarı, bitki örtüsü, arazinin eğimi, uygulanan sulama yöntemi, toprağın sıkışması ve çatlaması, toprakta ve suda bulunan tuzların cinsi ve miktarı gibi sebepler etki eder.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİNİN YARARLARI VE SAKINCALARI NELERDİR

Yağmurlama sulama metodunun, yüzeysel sulama metotlarına göre üstünleri şunlardır.



1. Su kullanma randımanı yüksektir. Sulama suyunun az olduğu yerlerde bu sudan azami yararlanılabilir.

2. Meyilli, arazi şekilleri (topoğrafya) bozuk yerlerde erozyona neden olmadan sulama yapılabilir.

3. Tohum çimlenme zamanında toprağın kaymak bağlaması nedeniyle bitkinin toprak üstüne çıkmama durumunu ortadan kaldırır.

4. İşletme masrafından ve işçilikten tasarruf sağlanır.

5. Toprak derinliği az ve sığ, geçirgen topraklarda en uygun sulama sistemidir.

6. özellikle denize yakın yerlerde rüzgarla taşınan tuzlu suların bitkilere bıraktığı tuz zerreleri, tozlar ve zararlı haşereler, yağmurlama ile yıkanabilir.

7. Yağmurlama sulama ile kontrollü su verme imkanı olduğundan; taban suyu yüksek, drenaj sorunu olan yerlerde en uygun sulama metodu olmaktadır.

8. Tarla hendeklerine gerek kalmadığından, ekim alanı artmakta ve tarımsal işletmeler kolay yürütülmektedir.

9. Eriyebilir suni gübreler; sulama suyu ile birlikte işçiliğe gerek kalmadan bitkilere verilebilir.

10. Sebze, narenciye bağ ve diğer meyvelikler dondan ve sıcaktan korunabilmektedir.

Bütün bu yararlarının yanında yağmurlama sulama yönteminin:

1. İlk tesis masrafı özellikle sabit sistemlerde çok yüksektir.

2. Su dağılımına rüzgarın olumsuz etkisi vardır.

3. Pompaj için güç gereklidir. Bu da yakıt sarfiyatı ve masraf gerektirir.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ İLE TOPRAK NASIL GÜBRELENİR

Yağmurlama yoluyla yapılan sulamada ticari gübreler sulama suyu ile birlikte bitkilere verilebilir.



Bu şekilde gübrelerin sulama suyuyla toprağa aktarılması uygulamada çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

– İşçiliği azaltır

– Gübrenin toprağa homojen olarak dağılımını sağlar

– Alet ve ekipmanların daha ekonomik olarak kullanılmasını sağlar

– Uygun zamanda ve miktarda gübreleme imkanı sağlar

– Ürünün kalite ve miktarının artmasını sağlar

Bu düzenle gübre atıldıktan sonra sulamaya devam edilerek boru ve başlıklardaki gübreler temizlenir. Aynı zamanda yapraklar üzerinde biriken gübre çözeltileri de yıkanmış olur.

YAĞMURLAMA SULAMA YöNTEMİ YERLEŞTİRMEDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

– Ana boru hattı hâkim eğim doğrultusunda yerleştirilmelidir

– Yağmurlama lateralleri hakim meyile dik ve imkan nispetinde tesviye eğrilerine paralel doğrultuda olmalıdır.

– Rüzgar hızının fazla olduğu yerlerde lateraller hakim rüzgar yönüne dik gelecek biçimde yerleştirilmelidir.

– Çok uzun yağmurlama laterallerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Laterallerin kısa olması işçiliği azaltır ve eşit su dağılımı sağlar.

– Laterallerin ana hat üzerinde ki hareketi en az iş gücüne ihtiyaç gösterecek biçimde düzenlenmelidir.

– Lateral hareketlerinin kolay ve birlikte çalışan başlık sayılarında ki değişimin az olması için sistem imkan oranında kare veya dikdörtgen şeklinde düzenlenmelidir.

– Sistemin boru büyüklükleri ve tertibi, yıllık masrafları en aza indirecek biçimde olmalıdır.

– İmkanların izin vermesi durumunda, uygun ve ekonomik boru çapları

seçimine imkan vereceğinden, pompaj ünitesi alanın ortasına yerleştirilmelidir.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI VE BAKIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde, basınç denemesi yapılıp daha sonra boruların üstü kapatılmalıdır.

– Sabit ve yarı sabit sistemlerde borular kışı hafif geçen yörelerde en az 40, ağır geçen yörelerde en az 70 cm. derinliğe gömülmektedir.



– Motor elektrikle çalışıyorsa mutlaka toprak hattı yapılmalıdır.

– Borular taşınırken elektrik tellerine dokunmamasına dikkat edilmelidir.

– Sistemi önce küçük debide çalıştırıp Lateral ve ara borular su ile doldurulmalı, körtapayı çok kısa bir süre açarak boru hattının temizlenmesi sağlanmalıdır.

– Yabancı maddelerin girmemesi ve yağmurlayıcı memelerin tıkanmaması için pompa emme borusuna süzgeç takılmalıdır.

– Laterallerin yer değiştirme zamanı mutlaka belirlenmelidir.

– Yağmurlama dağılımının uygun olması için rüzgar durumuna göre laterallerin konum durumları iyi ayarlanmalıdır.

– Boruların ve yağmurlama başlıklarının yağlanmasında gres veya benzeri yağlar kullanılmalıdır.

– Sulama işi bittiğinde contalar kurulanarak bir kutuda saklanmalıdır.

– Sabit sistemlerde sezon sonunda boruların suyu boşaltılmalıdır.

– Boruların kolay sökülüp takılması için borular birbirine takılırken ek yerleri ve contaları sabunlu bezle silinmelidir.

Devamını Oku

Arıcılık

Gezginci Arıcılık ve Flora Takibi

Gezginci Arıcılık ve Flora Takibi

Gezginci Arıcılık ve Flora Takibi

Gezginci Arıcılık ve Flora Takibi Profesyonel ve teknik arıcılıkta önemli bir kuraldır. Gezginci arıcılık yapılmadan sabit bir arıcılıktan gelir sağlamak mümkün değildir. Türkiye, bulunduğu iklim kuşağı yönünden olsun, nektar ve polen üreten doğal ve kültür bitkileri zenginliği yönünden olsun arıcılık yapmaya çok elverişlidir.



Flora takibi ve gezginci arıcılık iyi planlandığı ve bilgili hareket edildiği taktirde arıcıya çok büyük gelir sağlar. Bu iş için her şeyden önce, kolay taşınabilir, çok iyi havalandırmaya sahip modern kovanların kullanılması şarttır.

Günümüz şartlarında kolonilerin taşınması gezginci arıcılığın en büyük maliyet unsurunu oluşturmaktadır. Bu yüzden gezginci arıcılık için belirli bir sayının üzerindeki koloni varlığı ekonomik olabilir veya az sayıda koloniye sahip arıcılar nakiller için ortaklık yaparak nakil masraflarını düşürebilirler.

Nektar ve polen kaynaklarının seçiminde; bol miktarda ve uzun süre nektar ve polen üreten bitkilerin bulunduğu yöreleri araştırmak işin esasıdır. Yonca, korunga, fiğ, üçgül, kekik, adaçayı, geven, karagan (karabaş), kuş dili, ballıbaba, pamukluk, püren, hardal, oğul otu, pamuk, ayçiçeği, kestane ıhlamur, akasya, okalüptus, turunçgiller, elma, badem ve genellikle Ege Bölgesi kıyı şeridinde bulunan basralı çamlar arıcılık yönünden önemli bitki türlerinden bazılarıdır.

Arıların konulacağı yerler olarak; rüzgar almayan, trafiği yoğun ana yollardan ve zirai mücadele ilaç uygulanan alanlardan uzak yerler seçilmelidir. Gezginci arıcılığın ve flora takibinin esasını oluşturan arı nakilleri sırasında; yeterli havalandırma sağlanmalı, özellikle sıcak günlerde taze örülmüş peteklerin eski peteklere göre daha kolay kırıldığı unutulmamalıdır.



Nakil sırasında ballı tek bir peteğin dahi kırılması koloninin ölümü olacağından özellikle yaz aylarında taze örülmüş ballı peteklerle nakil yapılmaması, nakil zorunlu ise taze ve ballı peteklerin koloniden alınarak nakillerin mutlak surette geceleri yapılması gereklidir.

Gezginci arıcılık iyi planlandığı ve bilgili hareket edildiği taktirde arıcıya çok büyük gelir sağlar.

Bu iş için her şeyden önce, kolay taşınabilir, çok iyi havalandırmaya sahip modern kovanların kullanılması şarttır.

Günümüz şartlarında kolonilerin taşınması gezginci arıcılığın en büyük maliyet unsurunu oluşturmaktadır.

Bu yüzden gezginci arıcılık için belirli bir sayının üzerindeki koloni varlığı ekonomik olabilir veya az sayıda koloniye sahip arıcılar nakiller için ortaklık yaparak nakil masraflarını düşürebilirler.

Devamını Oku

Trendler