Connect with us

Sağlık

‘Türkiye’de az hemşireyle çok hizmet sunuluyor’

Açılış konuşmaları ile başlayan programda ilk olarak söz alan FBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Dr. Öğr Üyesi Nermin Eroğlu, nitelikli hemşirenin ve içinde yaşadığımız koşullarda hemşirelerin karşı karşıya kaldıkları problemlerin gündeme getirilmesinin önemine değindi.

Uzman Hemşire Gülay Kaçar açılış konuşmasında dünyada ve Türkiye’deki hemşire sayılarına değinerek özellikle Türkiye’de ne kadar az hemşire ile ne çok hizmet sunulmaya çalışıldığına dikkat çekti. Ardından açılış konuşmasını yapan FBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu Denizhan da aklıyla bakan hemşirelerin toplumun sağlık gereksinimlerinin karşılanmasında üstlendiği rolün önemini vurguladı.

Açılış programında son konuşma FBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şahamet Bülbül tarafından gerçekleştirildi. Prof. Dr. Bülbül hemşireliğin toplumun sağlığını geliştirmede üstlendiği rollerde bilimin ve bilimsel bakışın kritikliğinin üzerinde durarak programda görev alanlara teşekkürlerini sunduktan sonra etkinliğin ilk panel oturumuna geçildi.

Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu Denizhan ve Uzman Hemşire Gülay Kaçar tarafından moderatörlüğü yürütülen oturumun ilk konuşmacısı Avrupa Hemşire Dernekleri Federasyonu (European Federation of Nurses Associations-EFN) Genel Sekreteri Dr. Paul De Raeve oldu. Dr. Paul De Raeve, Avrupa Birliği ölçeğinde profesyonel hemşireliği inşa etmek üzere oluşturulan eğitsel ve profesyonel standartların altını çizdiği konuşmasında Türkiye’nin profesyonel hemşirelik eğitimini yapılandırırken kamu-özel üniversite ayırt etmeksizin bu standartlarla örtüşen bir içeriğe odaklanmasına dikkat çekti. Dr. De Raeve ayrıca Türkiye Hemşireliğinin Avrupa Birliğinde temsilini arzuladıklarını, hem Türk Hemşireler Derneği’nin EFN’e üyeliğinin hem de Türkiye Hemşireliğinin Avrupa Birliğinde ilgili komisyonlarda temsilinin kendileri için elzem olduğunu dile getirdi.

Bu oturumdaki ikinci konuşmacı olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı ve Yönetici Hemşireler Derneği Başkanı (YÖHED) Prof. Dr. Ülkü Baykal ise Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization-ILO) tarafından 1977 yılında imzaya açılan 149 sayılı hemşirelik sözleşmesi ile 157 sayılı hemşirelik çalışma standartları metinlerinden yola çıkarak Türkiye’deki durumu ele aldığı konuşmasında, yapılan çalışmalarla da Türkiye’de halihazırda hemşirelik istihdamının ILO tarafından belirlenen standartların çok gerisinde koşullarda sürdürüldüğünü bilimsel verilerle ortaya koydu.

Advertisement

NİTELİKLİ EMEK GÜCÜ YETİŞTİRME VE GELİŞTİRME SORUNLARI: TÜRKİYE DENEYİMİ

Soru cevaplarla yürütülen tartışmaların ardından FBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi İngilizce Hemşirelik Programı Başkanı Doç. Dr. Arzu Kader Harmancı Seren ve Uzman Hemşire İpek Canpolat’ın moderatörlüğünde ikinci oturuma geçildi. İkinci oturumun konferans konuşmacısı 1992-1997 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Hemşirelik Daire Başkanlığı görevini yürütmüş, 2005-2015 yılları aralığındaki dönemlerde Türk Hemşireler Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulunun Başkanlığını yapmış olan Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Ülker, “Hemşirelikte Nitelikli Emek Gücü Yetiştirme ve Geliştirme Sorunları: Türkiye Deneyimi” başlıklı içeriğini izleyicilerle paylaştı. Prof. Dr. Ülker konuşmasında hem Türkiye’de hem de Dünyada hemşireliğin içinde bulunduğu kaosu anlayabilmek için, içinde devinilen yapının anlaşılmasının önemine değindi. Soru cevaplarla yürütülen tartışmaların ardından oturum sonlandırılarak program tamamlandı.

Rumico

Sağlık

Ayakkabı vurmasıyla oluşan yaraları iyileştirmek için ne yapmalı?

Günlük hayatta, yeni alınan ve kalıbı sert ayakkabılar ciddi ayak sağlığı problemlerine neden olabiliyor. Tüm bedenin ağırlığını taşıyan ayaklar için ayak dostu ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini söyleyenDermatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, “Hava akımı bulunan, plastik materyal içermeyen, dar ve sert olmayan ayakkabılar tercih edilmeli. Özellikle ayağa baskı yapan ve ayak yapısına uymayan ayakkabılardan uzak durulmalı. Ayak yapısına zarar verecek etmenlere ayrıca dikkat edilmeli, hijyenik olmayan şartlar, çalışılan ortam ve tercih edilen ayakkabılar ayak sağlığına uygun olmalı. Ayrıca, aynı ayakkabı üst üste giyilmemeli, giyilecekse de bu ayakkabılar havalandırılmalı, aşırı nem ve terleme varsa kurutulmalı” önerilerinde bulundu.

Ayakkabı vurmasıyla oluşan yaralar için ne yapmalı?

Ayakkabı vurmasıyla oluşan yaralara gerekli müdahalenin yapılmasının gerekliliğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mehmet Coşkun Acay, şu tavsiyelerde bulundu:

Alıntı Metni

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Sağlık

DSÖ: Dünya çapında teyit edilmiş 80 maymun çiçeği vakası var

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) açıklamasında maymun çiçeği salgının nedeni ve kapsamını araştırdıklarını belirterek, şimdilik 11 ülkede teyit edilmiş 80 vaka olduğunu belirtti. 50 vakanın ise incelendiğini ifade eden örgüt, denetlemenin artmasına bağlı olarak daha fazla vaka görülebileceği konusunda uyardı. DSÖ açıklamasında endişeleri gidererek, “Virüs, bazı ülkelerdeki bazı hayvan popülasyonlarında endemiktir (bölgeye özgü bulaşıcı hastalık), yerel halk ve gezginler arasında ara sıra salgınlara yol açar” ifadelerini kullandı.

‘YAKIN TEMAS YAYILMAYA NEDEN OLUYOR’

Maymun çiçeğinin Kovid-19’dan farklı bir şekilde yayıldığını belirten DSÖ, maymun çiçeğinin yakın temasın yayılmada önemli rolü olduğunu belirtti. Kişilerin cinsel tercihlerinin, bazı ülkelerin resmi sağlık kurumlarının vaka açıklamasına yansımasına dikkat çekenDünya Sağlık Örgütü, “Bir hastalık nedeniyle insan gruplarının damgalanması asla kabul edilemez. İnsanların tedavi aramasını engelleyebileceği ve tespit edilemeyen yayılmaya yol açabileceği için bir salgının sona ermesine engel olabilir” dedi.

Rumico

Advertisement
Devamını Oku

Sağlık

‘Kenelerle bulaşan lyme hastalığı ciddiye alınmalı’

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, lyme hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.Havaların ısınmasıyla insanların kırsal alanlarda daha fazla bulunmasıyla sinsi bir şekilde ısıran kenelerin yol açtığı lyme hastalığının görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Ali Kutlu, “Lyme hastalığı keneler başta olmak üzere çeşitli böceklerin ısırdığı bölgede birkaç gün içerisinde oluşturduğu kızarıklıkla kendini göstermektedir. Bu kızarıklık fark edilmez veya ötelenirse kişilerde halsizlik, kas, eklem, baş ağrıları, sinir felçleri, depresyon gibi çok sayıda farklı yakınmaya yol açabilir, ilk andan itibaren tedavi edilmez ve kronikleşirse hastalara yıllarca hayatı zehir edebilir” diye konuştu.

Tedavi olmayan vakalar kronikleşir

Prof. Dr. Ali Kutlu, mahiyeti ve topluma verdiği zararlar tam olarak anlaşılamayan, bilimsel camiada önemi hakkında yoğun tartışmaların olduğu lyme hastalığının hemen hemen her branşta hekimi ilgilendirdiğini söyledi.Kene ısırığının gitgide yayılan bir istila olduğunu, sinsi ve uzun süreçli gidişatıyla birçok farklı yakınmalara yol açtığını dile getiren Prof. Dr. Ali Kutlu, “Kene sokması sonrası kendine has bir deri lezyonu oluşan hastaların erken aşamada uygun tedaviyle tamamına yakını iyileşir. Tedavi almayan vakaların yaklaşık yüzde 20’si kronikleşir ve hastalık ilerledikçe kalıcı hasarlar bırakır” şeklinde konuştu.

Başka hastalıklarla karışabilir

Lyme hastalığının kolayca gözden kaçabildiğini, hastalığa kuzey yarım kürenin sessiz pandemisi denildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ali Kutlu, ABD’de yıllık 400 bin akut vaka tespit edilirken ülkemizde tespit edilen rakamın sadece 80-90 civarı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ali Kutlu, bu tehlikeli hastalıkla ilgili şu bilgileri paylaştı:

Advertisement

“Lyme hastalığı keneler başta olmak üzere bazı sokan böceklerin de ısırdığı bölgede birkaç gün içerisinde oluşturduğu kızarıklıkla kendini gösteriyor. Bu hastalık büyük taklitçi olarak isimlendirilen, yüzlerce hastalıkla karışabilen, halsizlik, kas, eklem, baş ağrıları, sinir felçleri, depresyon gibi çok sayıda farklı yakınmaya yol açan, hastalara yıllarca hayatı zehir eden, çok güvendiğimiz kanda antikor varlığını tespit eden klasik laboratuvar testlerinin tanıda yetersiz kaldığı, kolayca gözden kaçırılabilen bir hastalıktır. Ülkemizde tanı konan yeni vaka sayısı genelde bir elin parmağını geçmezken ABD’deki rakamlardan yola çıkılarak yapılacak bir tahminle bazı hekimlere göre yaklaşık 7 milyon kişide bu hastalığın görülmesi beklenmektedir. Hastaların şikâyetleri farklı hastalıklarla oluşan şikâyetlere çok benzediği ve klasik tanı yöntemleri veya antikorlara yönelik laboratuvar testleri ile tanı koymak genelde mümkün olmadığı için hekimler bu hastaların büyük bir bölümünü teşhis edememektedir. Tanı konulan hasta sayısı için buz dağının sadece ucunu görebilmekteyiz demek yanlış olmaz.”

Artan sıcaklarla kenelerin yaşam alanları genişleyebilir

Prof. Dr. Ali Kutlu; küresel ısınmayla birlikte kenelerin yaşam alanlarının genişlediğini, insanların sportif veya sosyal amaçlarla kırsalda daha çok vakit geçirmesinin ve evlerde evcil hayvan bakmanın yaygınlaşmasının lyme hastalığının artmasına neden olabildiğinin altını çizdi.

Tanı için tetkik çok önemli

Tanı koymada tecrübeli bir hekim tarafından yapılacak karanlık saha mikroskopisi ve ileri immünolojik testlerin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ali Kutlu, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Çalıştığım Karadeniz Bölgesi adeta kenelerin ana vatanı. Kenelerle ilişkili hastalık deyince akla ilk önce Kırım Kongo Kanamalı hastalığı geliyor ama keneler çok sayıda farklı sağlık problemlerine yol açabiliyor. Örneğin alerji uzmanı olarak kenelerle ilişkilendirilen garip bir kırmızı et alerjisi olan alfa-gal sendromuna bölgemizde çok sık rastlanıyor. Ancak ülkemiz alfa-gal sendromu açısından dünyada bu sendromun en sık görüldüğü yerlerden biri olarak bilinmiyor. Yeni veriler kenelerle oluşan bu hastalığında Karadeniz de çok yoğun olduğu göstermektedir. Benzer şekilde lyme hastalığının yaygınlığıyla ilişkili de bölgemizde her hangi çalışma olmamasına rağmen çok sayıda gizli vakanın varlığı beklenmektedir. Özetle; kene veya böcek ısırması sonrası oluşan şikâyetleri önemsemeli, kendiliğinden düzelir düşüncesinde olmamalıyız. Bu şikâyetler zamanında doğru tanı ile tedavi edilmezse hızlı ilerleyen ve kronikleşen hastalıklara kolayca dönüşmekte ve sonrasında tedavi süreci çok daha zorlaşmaktadır. Bu sebeple kenelerin yol açtığı hastalıkların ciddiyeti ve yaygınlığı konusunda dikkatli hareket edilmesi gerekmektedir.”

Advertisement

Rumico

Devamını Oku

Trendler