Connect with us

Serbest Bölge

Araştırmacılar yabancı dil öğrenmeye başlamak için en iyi yaşı belirledi

Yabancı Dil Öğrenme Yaşı için en iyi Yaş Belirlendi

Yabancı dil öğrenme yaşı için en iyi yaş belirlendi. Çeşitli milliyet ve yaş gruplarından 670 bin kişiden topladıkları bilgileri bilgisayar modellemesiyle analiz eden bilim insanları, yabancı dil gramerinin çocukluk ve ergenlik döneminde en iyi şekilde kavrandığını belirledi.

Yabancı Dil Öğrenme Yaşı için en iyi Yaş Belirlendi

Bilim insanları en küçüğü 10, en yaşlısıysa 70 yaşında olmak üzere çeşitli milliyet ve yaş gruplarından toplam 670 bin kişi arasında anket yaparak, katılımcıların yaşlarını ve ne kadar süreyle İngilizce eğitim gördüklerini belirledi. Ankete katılanlar ayrıca gramer kurallarıyla ilgili teste de tabi tutuldu.



GRAMER ÖĞRENİMİNDE ÇOCUKLUK VE ERGENLİK DÖNEMİ ÖN PLANA ÇIKIYOR

Tüm bu bilgileri bilgisayar modellemesiyle analiz eden araştırmacılar, yabancı dil gramerinin çocukluk ve ergenlik döneminde en iyi şekilde kavrandığını belirledi.

Araştırma ayrıca 18 yaşından sonra insanların yabancı dili hızlı öğrenme kabiliyetlerinin korunduğunu, ancak bir dili ana diliymiş gibi kullanma seviyesine ulaşmanın çok daha zor olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları, ortaya çıkan sonucun kişiliğin gelişimini etkileyen hem biyolojik hem de sosyokültürel faktörlerle açıklanabileceğini kaydetti.

Advertisement

SOSYOKÜLTÜREL FAKTÖRLER BELİRLEYİCİ

Araştırma ekibinde yer alan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü‘nden (MIT) Prof. Josh Tenenbaum, “Kabaca söylemek gerekirse (yabancı dili iyi kavramanın yaşı) 17-18 yaşına kadar ulaşabilen çoğunluk ve ergenlik dönemini kapsıyor. Sonrasında insan baba evinden ayrılarak, belki de tam anlamıyla çalışmaya başlar, belki de öğrenci olur. Toplu olarak bu faktörler herhangi bir dilin öğrenme hızını etkileyebilir” açıklamasında bulundu.

Serbest Bölge

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır’daki 7 bin yıllık Hevsel Bahçeleri’nde yangın

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Diyarbakır'daki 7 bin yıllık Hevsel Bahçeleri'nde yangın

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır’daki 7 bin yıllık Hevsel Bahçeleri’nde yangın çıktı. Bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri yangına müdahale ediyor.

Hevsel bahçelerindeki arazide henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Dumanları görenler durumu itfaiye ekipleri bildirdi.

Yangın ekipleri müdahalesiyle ağaçlık bölüme sıçradaman kontrol altına alındı. Yangının çıkış sebebi araştırılıyor.

Rumico

Devamını Oku

Serbest Bölge

Konya Ovası’nde büyük tehlike: Yer altı suyu 15 metre aşağı indi

Konya Ovası'nde büyük tehlike: Yer altı suyu 15 metre aşağı indi

Türkiye’nin tahıl ambarı, ülke kara örtüsünün yüzde 7’sine denk gelen geniş alana sahip Konya Kapalı Havzası’nda kuraklık ve yer altı sularının kontrolsüz kullanımı nedeniyle zor günler yaşanıyor.

Uzmanlar, kuraklık ve yer altı sularının kontrolsüz kullanımı nedeniyle zor bir süreçten geçilen Konya Kapalı Havzası içerisindeki Konya Ovası’nda tarımsal sürdürülebilirlik ve verim için bölgenin yapısına uygun arpa buğday gibi daha az su tüketen bitkilere yönelime dikkat çekiyor. Konya, Isparta, Niğde, Ankara, Aksaray, Nevşehir ve Karaman’ı içine alan Türkiye’nin tahıl ambarı Konya Kapalı Havzası’nda yer altı suları seviyesinde bu yıl normalin üzerinde bir düşüş yaşanıyor.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zengin, ovadaki kıraç alanlarda kuru tarım yapan çiftçilerin bir yıl buğday ya da arpa, ikinci yıl nadas sistemi ile ekim yaptığını, sulu alanlarda ise münavebe ile tarım yapıldığını söyledi.Bölgede nasıl ekim yapıldığı kadar neyin ekildiğinin de önemli olduğuna dikkati çeken Zengin, “Sulu tarım yapan çiftçilerimiz yer altı sularını kullanıyor. Her yıl genellikle yer altı sularında 2 metre düşüş olurken, bu yıl Konya Ovası’ndaki su düşüşü bazı bölgelerde 15 metreye varıyor.” ifadesini kullandı.
Koşullara rağmen ovanın üçte birinde sulu tarım yapıldığını dile getiren Zengin, şunları kaydetti:”Bölge, 2017 yılından bu yana kış aylarında çok fazla kar yağışı da almıyor. 2017 yılı Ocak ayında 70 santimetre kalınlığında 2,5 ay süreyle doğamızı bir beyaz yorgan gibi örten karın bereketiyle 4-5 yıldır gittik. Dua edelim ki önümüzdeki kış bolca kar yağsın, hem yer altı hem yer üstü suları beslensin. Dolayısıyla sulu tarımla geçinen çiftçilerimizin yüzü gülsün. Sofrada bu nimetler olmazsa yaşama şansımız yok. Peki bu nimetler nasıl oluyor; işgücüyle, tohumla, toprakla, suyla oluyor.”
Zengin, toprağın ve suyun daha çok korunması gereken bir dönemin yaşandığını belirterek, tarımsal sulamada ise basınçlı sulama sistemlerine geçilmesinin de bu anlamda faydalı olabileceğini vurguladı.Çiftçinin de uzun vadede kazanması için daha az su tüketen bitkilere yönelmesi gerektiğine değinen Zengin, şöyle devam etti:
“Örneğin arpa ve buğday daha az su tüketen bitkilerdir. Daha çok su tüketen şeker pancarı, mısır, patates, yonca gibi ürünleri yarı yarıya azaltır, onun yerine de kış yağışlarından daha çok yararlanan ve diğerlerine göre daha az su tüketen arpa-buğdayın ekilişini artırırsak, devlet de burada arpa ve buğdaya doyurucu bir taban fiyat verirse çiftçi ona yönelecek, suyumuz aynı kalacak, çiftçi yine kazanacak. Çiftçiyi koruyacaksak eğer, her havzada yağış ve su rejimine göre ekim planlaması yapmak lazım.”
SÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu ise Türkiye’nin tarım arazilerinin yüzde 75’inde yağışa bağlı bir üretimin söz konusu olduğunu ancak yüzde 25’lik bir kısmının sulu tarımda değerlendirilebildiğini vurguladı.Yıllık yağışların miktarı ve dağılımının ülkenin tarımsal üretim ve potansiyelini doğrudan ilgilendirdiğini belirten Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özellikle 2021 yılı gibi aşırı kurak yıllarda bu da çok olumsuz etkiliyor. Bu yıl yaşadığımız gibi Beyşehir ilçemizde olduğu gibi hem göl hem tarım arazileri kuraklıktan çok olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla inşallah bu küresel iklim değişikliğinden daha az etkilenerek ülkemizin, ülke tarımının en kısa sürede normal seyrine girmesini sağlarız.”

Rumico

Devamını Oku

Serbest Bölge

Düğün sonrası mahalle birbirine girdi: Silah var, içeri girin

Düğün sonrası mahalle birbirine girdi: Silah var, içeri girin

İstanbul Pendik’te düğün çıkışında iddiaya göre, çay satan büfeden bir kişinin viski istemesiyle başlayan kavga büyüdü ve mahalle birbirine girdi. Cep telefonuyla kaydedilen görüntülerde mahalle sakinlerinden birinin etrafındakileri ‘‘Silah var, içeri girin’’ diyerek uyarmaya çalıştığı görülüyor. Polis ve bekçilerin güçlükle ayırdığı kavgada yaralanan 6 kişi hastaneye kaldırıldı.

Rumico

Devamını Oku

Trendler