Connect with us

Tarım ve Hayvancılık

Yem Fiyatları Yüzde 100 Arttı, Sütte ise Bu Oran Yüzde 9

Yem Fiyatları Yüzde 100 Arttı, Sütte ise Bu Oran Yüzde 9

Yem Fiyatları Yüzde 100 Arttı, Sütte ise Bu Oran Yüzde 9. Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız; Yılın başında 1,40 liradan 1,53 liraya çıkan süt fiyatı, 15 Ağustos’ta 1,70 liraya çıktı ama bu bile üreticiye yansımadı.

Yem Fiyatları Yüzde 100 Arttı, Sütte İse Bu Oran Yüzde 9

Türkiye’nin et ve süt üretiminde liderliği elinde bulunduran Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, üreticilerden kaynaklanmayan aşırı fiyat artışından şikayetçi.



Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, 13 bin üyesiyle ülkenin en büyük birliği unvanını taşıyor.

Et ve süt piyasasında yaşananlardan en çok etkilenen üreticiler, yem fiyatlarındaki artışa artışa rağmen ayakta kalmaya çalışıyor.

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklama şöyle; İlde yıllık 1 milyon ton süt üretimi yapıldığını söyledi.

Yıldız, üretici sayısı, süt ve et üretimiyle Konya’nın ülkede birinci sırada geldiğini anlattı. Yıldız, sektördeki olumlu veya olumsuz her gelişmenin kendilerini birinci derecede etkilediğini dile getirdi.

Yıldız, üreticinin merkezinde bulunduğu süt sektörünün paydaşları arasında yem sanayisi ve süt ürünlerini işleyen fabrikaların yer aldığına işaret etti. Yıldız, işletmelerin en büyük giderinin ise yem olduğunu vurguladı.

Yıl başından bugüne kadar yem fiyatlarındaki artışın yüzde 100’e ulaştığını ifade eden Yıldız, “Mücadelemiz yıl başında başlamıştı. O zaman sayın Bakana bunu arz etmiştik. Kilogramına 5 kuruşluk süt desteği, 12 kuruşa çıkarılmıştı. Örtülü bir yem desteği verilmişti. O günün şartlarında bu yetiyordu. Son geldiğimiz aşamada 6’ncı aya kadar yüzde 50 artış vardı. Son 2 aylık dönemde de yüzde 50’lik bir artış yaşandı.” diye konuştu.

“Ciddi şekilde inekler kesilmeye başladı”

Yıldız, üreticinin süt fiyatlarından canının yandığını belirterek, şunları kaydetti:

“Yılın başında 1,40 liradan 1,53 liraya çıkan süt fiyatı, 15 Ağustos’ta 1,70 liraya çıktı ama bu bile üreticiye yansımadı. Üreticinin cebine yüzde 9’luk süt zammı yansımadan süt ürünlerinin raflarda yüzde 80 arttığını görüyoruz. Yem fiyatları yüzde 100 artarken süt yüzde 9, süt ürünlerinde ise yüzde 80’e varan artış var. Bu rakamlar sistemin sıkıntısını üreticinin çektiğinin en büyük göstergesi.



Krizi yaşayan, hisseden daima üreticidir. Krizden çıkış yolu üretim deniliyor ama üreticinin bedelini ödediği, bunun altında ezildiği bir yöntem düşünülemez. Artık bunu yaşamaya başladık. Ciddi şekilde inekler kesilmeye başladı. Üretici zarar boyutu arttıkça hayvanlarını kestiriyor. Üretici, ‘3-5 liraya süt satayım’ derdinde değil. ‘Yaptığım işten zarar etmeyeyim’ derdinde.

Yem ve süt sanayisini kontrol edemediğinizde, süt ayak altına düşer ve inekler kesilir. Sektör bir bütündür ve özünde üretici vardır. Koruyamadığımız zaman üreticinin tek çıkış yolu hayvanlarını kesmektir. Başka yolu yok. Şu anda süt verimi düşük ve bazı sıkıntıları olan hayvanlar kesiliyor ama derinleştikçe işletmenin geleceği gebe hayvanlar da kesilecektir. Bunu geçmişte yaşadık. Gidişat da bu yönde.”

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Türkiye ilk Kez Ruble ile Buğday Alacak - Rumico Türkiye

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitkisel Üretim

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler

Silaj yapımı için faydalı bilgiler silajın daha iyi olgunlaşması ve ekonomik etkinlik için önemlidir.

Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama; bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.

Silaj Yapımı için Faydalı Bilgiler

Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı; otlatma mevsiminin sınırlı oluşu; ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir.

Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.



Silaj Nasıl Yapılır ?

1-Biçim zamanı;

Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 – 40 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.

Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 – 400 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.

2-Biçim Metodu;

Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar.

Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.

3-Depolama Metodu;

 Silajın sıkıştırılıp kapatılması mümkün olduğunca hızlı olmalıdır. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir.

Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.

4-Silaj katkı maddeleri;

Katkı maddeleri, silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu  hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph’ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.

Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma (abortion), toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık

15 Ekim: Dünya Kadın Çiftçiler Günü

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Dünya Kadın Çiftçiler Günü

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımın yükünü kadınlar çekiyor. 2,8 milyon kadın çiftçimiz, günde 16-17 saat çalışarak, insan üstü bir gayretle üretime omuz veriyor”

-“Ülkemizde çocuklarımız ve gençlerimizden sonra eğitime en çok ihtiyacı olan kesim kadın çiftçilerimizdir”

-“TZOB olarak, bu gerçekten hareketle sosyal güvenlik, kooperatifçilik, girişimcilik ve liderlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları; iklim değişikliği ana eğitim konuları başta olmak üzere eğitim seferberliğini sürdürüyoruz”

-“Verdiğimiz kadın çiftçi eğitimleri, o aile, o yöre, o bölgenin yanı sıra ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır”

-“Bilinmelidir ki; bir kadın çiftçiyi eğitmek demek, gelecek nesilleri eğitmek demektir”

-“Yönetiminde yer aldığımız Sosyal Güvenlik Kurumu’nda genelde çiftçilerin, özelde kadın çiftçilerimizin mağduriyetleri ve hak kayıplarının giderilmesi için büyük gayret gösteriyoruz. Kadın çiftçilerimiz için hemen her alanda pozitif ayrımcılık talep ediyoruz”

-“Üretimin her aşamasına aktif şekilde katılan kadın çiftçilerimizin, kalkınmanın imkânlarından yeterli pay almalarının sağlanması için desteklenmeleri şarttır”



Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Ankara – 14.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda çalışanların yarıya yakınını kadınların oluşturduğunu belirterek; “evinden çocuklarının bakımından, ev işlerine kadar birçok sorumluluğu yerine getiren kadınlar tarımın yükünü de çekiyor. 2,8 milyon kadın çiftçimiz, günde 16-17 saat çalışarak, insan üstü bir gayretle üretime omuz veriyor” dedi.

Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada; tarımın enerji ile birlikte en önemli iki stratejik sektörden biri olduğunu, öneminin de her geçen gün daha da arttığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 6 milyon istihdam sağlayan, 18 milyar dolar gıda ve tarım ihracatına imza atan; diğer sektörlere sermaye aktaran ve ham madde temin eden; 78 milyon ülke nüfusunu ve 40 milyon turisti besleyen tarımın Türkiye ekonomisi açısından vazgeçilmez bir sektör olduğuna dikkati çekti.

Kadınlar Tarımın Merkezinde

Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Kadınların tarımın merkezinde yer aldığına vurgu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son rakamlara göre, tarımda çalışan 5 milyon 998 bin kişinin yüzde 47’si olan 2 milyon 842 binini kadınlar oluşturuyor. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yüzde 70’i ücretsiz aile işçisiyken, sadece yüzde 17’si kendi nam ve hesabına çalışıyor. Tarımdaki kadınların yüzde 93’ten fazlası kendi adına sosyal güvenlik sistemine kayıt değil. Erkeklerden çok daha fazla, hemen her gün 16-17 saat, evdeki işlerinin yanı sıra tarlada, bahçede, ahırda, ağılda çalışıyor. Kırsalda bu kadar büyük bir fonksiyon üstlenen kadın çiftçilerimiz, çoğu zaman geçmişten öğrendikleri geleneksel yöntemlerle üretime katkı sağlıyor.

Çiftçilerimizi tarımsal alandaki yenilikler konusunda bilgilendirebilmemiz için; tarımsal üretimde önemli bir payı bulunan ve çocuklarının bakım ve gelişimini de üstlenen kadın çiftçilerimizin eğitimi çok önemlidir. Bilinmelidir ki; bir kadın çiftçiyi eğitmek demek, gelecek nesilleri eğitmek demektir. Tarımsal konularda kurumlararası dayanışmayla bütün imkânlarımızı kullanarak eğitim hizmeti vermek, bizim asli görevimizdir. Bunların bilinci içindeyiz.

Şayet kadın çiftçilerimiz, kaynaklara ulaşmada erkeklerle aynı fırsata sahip olursa, tarımsal üretim ve verimi artırabilirler. Kadınlar ekonomik ve sosyal alanda güçlendirildiğinde, ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve sürdürebilir kalkınma için liderlik ve değişimin temsilcisi olurlar.”

Kadın çiftçilerin eğitiminin, tarımda modern tekniklerin uygulanmasını kolaylaştıracağını, verimliliği ve kaliteli üretimi artıracağını; ülke tarım ve ekonomisine en büyük katkıyı yapacağını bildiren Bayraktar; “Ülkemizde çocuklarımız ve gençlerimizden sonra eğitime en çok ihtiyacı olan kesim kadın çiftçilerimizdir” dedi.



Eğitim çalışmaları sürüyor

Bu bilinçle hareket eden Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 3 yıl önce; Gıda, Tarım ve Hayvancılık ve Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarıyla imzaladığı ortak protokol çerçevesinde; kadın çiftçilerin eğitimine başladıklarını hatırlatan Bayraktar; adeta bir seferberlik halinde sürdürülen eğitim çalışmalarının birçok alana örnek oluşturabilecek başarıda devam ettirildiğini bildirdi.

Sosyal güvenlik, kooperatifçilik, girişimcilik ve liderlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları; iklim değişikliği ana eğitim konuları başta olmak üzere eğitim seferberliğini yöre; ve bölge özelliklerine ve kadın çiftçilerimizin talepleri doğrultusunda tarımın değişik konularında sürdürdüklerini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kadın çiftçi eğitimine, 2013 yılında 5 pilot ille başlandı. Daha sonra tüm illere yaygınlaştırdığımız eğitim çalışmaları devam ediyor. Ayrıca yaş gruplarına göre de eğitim çalışmalarını sınıflandırdık. Gelecekte üstlenecekleri sorumlulukları dikkate alarak özellikle gençlerin eğitimine parantez açtık. Bu çerçevede, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve İŞKUR ile birlikte ‘Tarımsal Nüfus Gençleşiyor’ projesi kapsamında ‘Genç Çiftçi’ eğitimlerini başlattık. Yine bu çerçevede ortak bir projeyle ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim’ eğitimlerini de programlarımıza dahil ettik. Kadın çiftçilerimizin de büyük ilgi gösterdiği eğitim çalışmaları inanıyoruz ki; önümüzdeki yıllarda her konuda değişikliğin ve gelişmelerin en önemli unsuru olacaktır. Verdiğimiz kadın çiftçi eğitimleri, o aile, o yöre, o bölgenin yanı sıra ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır.”

Kadın çiftçilere pozitif ayrımcılık

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de yönetiminde yer aldığı Sosyal Güvenlik Kurumu’nda genelde çiftçilerin; özelde kadın çiftçilerimizin mağduriyetleri ve hak kayıplarının giderilmesi için büyük gayret gösterdiklerini anlatan Bayraktar; kadın çiftçiler için hemen her alanda pozitif ayrımcılık talep ettiklerini bildirdi.

Elde edilen kazanımlar

Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Bayraktar, bu doğrultuda yapılan çalışmaları ve elde edilen kazanımları da şöyle sıraladı:

“6111 sayılı Kanunla sattıkları ürün bedelleri üzerinden 1994 yılından bu yana BAĞ-KUR prim kesintisi yapılan; Ziraat Odası’na da kayıtlı çiftçilerimize geriye yönelik yapılandırma hakkı getirildi. Ancak kadın çiftçilerimiz, 2003 yılından önceki dönemler için aile reisi olmamaları nedeniyle borçlanamadılar. 2012 yılında bu mağduriyet giderildi. Kadın çiftçilerimiz, hak kazandıkları dönem için gecikme cezası ve gecikme zammı da ödemediler.

65 yaş ve üzeri çiftçilerimiz, talep etmeleri halinde, tarım BAĞ-KUR’u primi ödemelerinden muaf olacaklar.

Yine çabalarımız sonucu tarım BAĞ-KUR’undan emekli olup da çiftçilik yapmaya devam eden çiftçilerimizin; emekli maaşlarından sosyal güvenlik destek primi kesintisi kaldırıldı.

Çiftçilerimizin sattıkları ürün bedelleri üzerinden alınan yüzde 5 oranındaki tarım BAĞ-KUR’u prim kesintisi, girişimlerimizle 1 Ocak 2014 tarihinde; sadece borcu olan çiftçilerimize ve borcu oranında yapılmak üzere yüzde 2’ye indirildi.

Ayrıca çiftçi muafiyeti kapsamında, diğer bir statüde çalışıyor ise Kurumdan kesinti muafiyet belgesi almaları halinde; sattıkları ürün bedelleri üzerinden tarım BAĞ-KUR’u kesintisi yapılmayacak.

Taleplerimiz üzerine tarım BAĞ-KUR’lu kadın çiftçilerimize doğum borçlanması imkanı getirildi. Düzenlemeyle 3 çocuğu olan kadın çiftçilerimiz 6 yıla kadar borçlanabilecek.

Ayrıca, genel sağlık sigortası ve sigorta prim borçlarına yapılandırma hakkı getirildi.”



Beklentiler

Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Sağlanan imkanların yanı sıra hala sosyal güvenlikle ilgili talep ve beklentileri olduğunu da kaydeden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Yatırım yapanlara verilen prim desteklerinde olduğu gibi; tarım sektöründe çalışan kadınlarımızın da sosyal güvenlik primlerinin yüzde 60’ının devlet tarafından karşılanmasını arzu ediyoruz. Böyle bir uygulama, tarımda istihdam edilen kadınlarımızın sosyal güvenlik kapsamına alınmasını kolaylaştıracaktır. Bu desteğin verilmesi durumunda, kadın çiftçilerimizin sağlık harcamaları eşleri yerine; kendi sigortalarınca karşılanacağından, desteğin büyük kısmı devlete geri dönecek, kayıt dışılık da önlenecektir.

Ayrıca, yaptıkları çalışmaların zorluğu dikkate alınarak, kadınlar dahil bütün çiftçilerimize yıpranma payı; çalıştıkları her yıl için ilave 120 gün, 3 yılda 1 yıl olmalıdır. Çiftçilerimiz erken emekliliği yıpranmaya payı getirilerek sağlanmalıdır.

Çiftçilerimizde prim ödeme gün sayısı, diğer sigortalılarla eşit hale getirilmelidir.

Yine genel sağlık sigortası prim oranının işveren hissesine ait kısmından yapılması öngörülen 5 puanlık prim indiriminden; tarım Bağ-Kur’luların da faydalanması sağlanmalıdır.

Üretimin her aşamasına aktif şekilde katılan kadın çiftçilerimizin, kalkınmanın imkânlarından yeterli pay almalarının sağlanması için desteklenmeleri şarttır.

Ülkemizde demokrasinin güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini önleyebilmemiz için; ilk önce kırsal kesimdeki çiftçi kadınları harekete geçirmemiz ve onları güçlendirmemiz gerekmektedir. Bunun ilk ve en önemli yolu da, yıllardır ihmal edilmişliklerinin bir gereği olarak; yapılan desteklemelerde, projelerde ve kredilerde kadın çiftçilerimize pozitif ayrımcılık uygulanmasıdır.

Gelişmiş ülkelerin en önemli özelliği, kadın ve erkeklerin tüm hak ve özgürlükten eşit yararlanmalarına fırsat sağlayacak politikalar üretmeleri ve uygulamalarıdır.

Kadın çiftçilerimizin de gelir güvencesinin sağlanması zorunludur.”

Bütün kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Gününü kutlayan Bayraktar; kadın çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak; bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de azami gayreti göstereceklerini belirtti.

Devamını Oku

Tarım ve Hayvancılık

Bakan Pakdemirli Açıkladı! Besicilere Yem Desteği

Bakan Pakdemirli Açıkladı! Besicilere Yem Desteği

Bakan Pakdemirli Açıkladı! Besicilere Yem Desteği. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Besicilere yem desteği kapsamında şeker fabrikalarından çıkan küspemizi 90 liradan 60 liraya indirmiş bulunmaktayız.” dedi.



Bakan Pakdemirli Açıkladı! Besicilere Yem Desteği

Elazığ Şeker Fabrikasını ziyaret eden Bakan Dr. Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, şeker fabrikasının 220 bin ton kapasitesi olmasına rağmen bunun sadece 150 bin tonunun karşılanabildiğini belirtti.

Bunun da kentte sulu tarımla ilgili eksiklerden kaynaklandığını; mevcut pancar üretiminin daha da artırılması için sulu tarımın geliştirilmesi; ve su projelerinin bir an önce bitirilmesi gerektiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, sulama projelerine hız vereceklerini kaydetti.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada 27 bin ton şeker kotamız bulunmasına rağmen ancak 7,5 kilogramda bir şeker üretildiğini düşünürsek; 20 bin ton şeker üretimi söz konusu. Besicilere iyi haberimiz var. Besicilere yem desteği kapsamında şeker fabrikalarından çıkan küspemizi 90 liradan 60 liraya indirmiş bulunmaktayız.

Bu sebeple besicilerimize yem alımında rahat bir nefes alabilmeleri ve enflasyon ile mücadelede böyle bir destek vermeyi uygun bulduk.”

Devamını Oku

Trendler

error: İzinsiz Olarak Kopyalama yapamazsınız. !!